ALMANCA KELİME ARŞİVİ
Haar(e) saç
Haare / Nägel wachsen saç / tırnak uzamak
Haare schneiden saçlarını kesmek
Haarschnitt saç kesimi
Haarschnitt (-form) saç biçimi
haben Sie / hast du den Personalausweis dabei? kimlik yanınızda / yanında mı?
Haben Sie einen Stift übrig? Fazla kaleminiz var mı?
Haben Sie Schafskäse? Sizde beyaz peynir bulunur mu?
haben Sie Zeit? boş zamanınız var mı?
Haben wir nicht (mehr)! (in Lokalen) Kalmadı!
haben wir nicht mehr, ist aus kalmadı
Habicht çakırdoğan, toğrul
Hacke; Anker çapa
hacken kıymak (-e)
Hafen liman
Hafer yulaf
Hagel dolu
Hahn horoz
Hai köpek balığı
Haken, Kleiderbügel askı, elbise askısı
Haken, Paragrafenzeichen; Achtelnote çengel
hakenförmig kemerli
Hakennase (Rabennase) karga burun
halb yarım
halb (nach vollen Stunden), Hälfte buçuk
halb eins yarım = on iki buçuk
halb offen yarı açık
halb so wild, macht nichts Estağfurullah, bir şey olmaz
halb und halb yarı yarıya
halb und halb yarı yarıya
halb voll yarı yarıya dolu
Halbinsel yarımada
Halbpension yarım pansion
Hälfte yarı
Hallenbad kapalı yüzme havuzu
Hallo Merhaba
Hallo, Ober!" "(Bir dakika) bakar mısınız, lütfen!"
Hals boyun, boynu
Hals (von innen), Gurgel, Kehle; Meeresenge boğaz
Halsbinde, Krawatte, Schlips boyunbağı
Halte dich hier fest! Şuraya sıkıca tutun!
halten, anhalten, stehenbleiben, stocken durmak (-ur) (-de)
halten; behalten; fassen; mieten (angeln); betragen, ausmachen tutmak (balık tutmak)
Haltestelle durak (-ğı)
Haltung duruş; tutum
Hammel, Schaf koyun
Hammer çekic
hämmern çekic yapmak
Hämorrhoiden basur
Hand el
Hand in Hand el ele
Hand-)tasche çanta
Handarbeit el işi
Handel ticaret
Handel; Geschäft; Einkauf alışveriş
Handfesseln kelepçe
Handfläche avuç
Handgelenk bilek
Händler, Kaufmann tüccar
Handlung, Tat; Diarrhö, Durchfall amel
Handschellen anlegen kelepçelemek
Handschrift el yazısı
Handschuh eldiven
Handtuch yüz havlusu
Handtuch, Frottiertuch havlu
Handwerk zanaat
Hängebrücke asma köprü
Hängematte hamak (-ğı)
Hängematte branda
hängen asılmak
hängen (intr.) asılı durmak
hängen, aufhängen (etw. an), erhängen, henken asmak (-i) (-e)
hängen, sich bücken abanmak
hängend, aufgehängt asılı
Häppchen, ein kleiner Bissenç lokma
Harfe; Krieg harp
harken çapalamak
Harmonie, Übereinstimmung uyum
Harmonielehre, Harmonika armonika
harmonieren (mit), sich gut verstehen bağdaşmak
Harnisch, Rüstung; Wappenschild arma
hart gekochtes Ei, weich gekochtes Ei katı (pişmiş) yumurta, rafadan yumurta
hart werden, steif werden sertleşmek
Haselnuss fındık (-ğı)
Hasenfuß tavşan yürekli
Hass, Feindschaft kin
hassen, Hass haben auf -e kin beslemek/bağlamak/tutmak
hässlich <=> schön (Frauen) / gutaussehend (Männer) çirkin <=> güzel / yakışıklı
Hast du einen Igel in der Tasche? Bist du geizig? Cebinde akrep mi var?
Hast du Möhren? Sinde havuç var mı?
Hast du nicht mehr alle Tassen im Schrank? keçileri mi kaçırdın?
hastig telaşlı
hastig, dringend, geschwind, hurtig, rasch, schnell, eilig; Geschwindigkeit; Eile acele
hastig, hektisch (Mensch) acaleci
hat ein rundes Gesicht yuvarlak yüzlü
hat gesagt: (danach wörtliche Rede i.S.v. „du sollst") dedi ki
Haubentaucher dalgıç kuşu
Haufen küme
Haufen, Menge, Masse yığın
häufig, oft; dicht sık
Hauptbahnhof ana istasyon, gar
Hauptfach anadal
Hauptmann, Kapitän kaptan
Hauptproblem asıl sorun
Hauptrolle başrol
Hauptsache dir geht's gut (wenn jmd. sich über ein anderes Unheil beklagt) canın sağ olsun
Hauptsache ist önemli olan
Hauptsache, Grundproblem başlıca sorun
hauptsächlich bellibaşlı
hauptsächlich, vorzüglich; Haupt- ana, başlıca
hauptsächlich, wesentlich başlıca
Hauptsatz <=> Nebensatz anacümle <=> yancümle
Hauptstadt başkent, başşehir
Hauptstraße anayol, anacadde
Haus ev, mesken
Haus / Zimmer aufräumen evi/odayı toplamak
Haus zu vermieten; Mietshaus kiralık ev
Hausarbeit evişi
Hausaufgabe ev ödevi
Hauseigentümer ev sahibi
Hausfrau, Frau des Hauses ev kadını
Haushalts-)Gas havagazı
Haushaltsgegenstände, Hausrat ev eşyası
Haustier evcil hayvan
Haustier evcil
Hebamme ebe
heben, hochheben, aufrichten, höher machen, aufwecken; wegräumen kaldırmak
Heft defter
heftig, unruhig afacan
heftiger werden, sich verstärken, sich verschlimmern şiddetlenmek
Heftzwecke raptiye
Heide kâfir
heilig kutsal
Heiligabend kutsal akşam
Heim yurt
Heimat vatan
Heimat(land), Geburtsort, Heimatprovinz memleket
Heimatland; Heim yurt
heimlich, versteckt, geheimnisvoll gizli
Heimsuchung, Plage bela
Heimweh haben hasreti çekmek
heiraten (jmdn.), sich verheiraten mit evlenmek (ile)
heiser boğuk
heiser sein sesi kısık olmak
heiß çok sıcak
heiß <=> kalt, kühl, (auch: frigide); Kälte sıcak <=> soğuk
heiß, kochend, siedend kaynar
heißer Wasserdampf, warmer Dunst buğu
heizen ısıtmak
Hektik, Hast, Aufregung telaş
Held kahraman
Heldin kadın kahraman
helfen yardım etmek (-e)
hell ışıklı
hell werden aydınlanmak
hell, licht, beleuchtet; Intellektueller, Gebildeter aydın
hell, schrill, hoch tiz
hellblau açık mavi
hellblau açık mavi
|