Kur'an-ı Okumak, Anlamak Ve Yaşamak

Başlatan esma 41, Ağustos 01, 2012, 06:57:08 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

esma 41

Kur’an-ı Kerimi okumak, Kur’an- ı Kerim’in mesajını dinlemek, boğulma tehlikesini yaşayan tüm insanlar için temiz, tertemiz nefes almak gibidir. Okumak, rastgele veya bilinçsizce bir okuma değil, okuduğunu anlama, anladığını yaşama şuuruyla okumadır. Kur’an-ı Kerimi okuyan herkesin “Kur’an nedir? Niçin indirilmiştir?”sorusunu kendi kendine sorması gerekir. Bu soruların en doğru cevabını bizlere Kur’an-ı Kerim vermektedir. Kur’an-ı Kerim’in ne olduğunu yeterince bilmeyen bir kimsenin, bu yüce kitaptan faydalanabilmesi mümkün değildir..


Gercekten sürekli okudugumuz ayetlerin anlamlarini ne kadar biliyoruz?

Veya ne kadar ögrenmek icin cabaladik?

Bize sorulsa cevap verebilecek miyiz?



Ben bu sorulara birlikte cevap verelim istiyorum.

Herkesin anlayacagi bir dilde yazarsak ,
ögrenecegimiz cok sey olur.

Herkes fikrini,düsüncesini,bilgisini,kaygilarini anlamadiklarini
veya anlamaya calistiklarini acikca yazsin ..

Amacimiz fetva vermek degil dogrulari ögrenmeye calismaktir ..

Birbirimizin Gözlerini tuttugumuz Fenerler ile ,
birbirimizi karsimiza almak yerine,
Birbirimizin Önüne ISik tutmayi Tercih etmemiz dilegi ile..

Yeni Konumuzun Hayirlara vesile olmasini dilerim...




esma 41

Çeşitli Kuran ayetlerinde Kuranın Arapça indirilmesinin nedeninin indirilen toplumun ve peygamberin dili olması nedeniyle olduğu, insanlara,toplumlara gönderilen diğer her Allah elçisinin o milletlerin dilini konuştuğu,kitaplarında ilahi mesajların iyi anlaşılması için muhatap olunan milletlerin dilinde olduğu çeşitli ayetlerde belirtilmiştir.
(BKZ  Yusuf: 2.   İbrahim, 4.    Ayrıca bkZ: şura: 48; Nûr: 54; Ankebut: 28.)


OKUYORMUYUZ? OKUDUĞUMUZU ANLIYORMUYUZ?

Kuran ölülere okunsun,anlamadan hatim edilsin,ezberlenip sevap! Kazanılsın diye insanlara gönderilen bir kitap değil !
Arapça orijinalliğine sadık kalmak için Kuranı illaki Arapça okumak zorunluluğu yoktur!!
Bu şekilde anlamadan okunan Kuranın  bilgi açısından kimseye bir faydası olmaz.
Amaç insanlara verilen İlahi mesajları doğru anlamak olmalıdır.
Meallerin eksikleri olduğunu biliyoruz,orijinalinin yerine tutamayacağı malumdur ancak yinede meal okunmalı,gerekli görülen yerler de tefsir yorumlarına ve Arapçasına müracaat edilebilmeli.
Kuran bir milletin İlahi mesajlar ile nasıl aydınlığa,doğru yola,güçlü bir toplum olmaya taşınmasının canlı bir anlatımı olmuştur.
O toplumun hangi olaylar karşısında nasıl yönlendirildiği,neler tavsiye edildiği üzerine çok güzel bir örnektir.
Kuran evrenselliği de bu açıdan değerlendirmelidir.
Önemli olan yerel meselelerin detayı değildir.
Önemli olan o meselelere nasıl çözümler üretildiğidir.
Bu çözümlerin evrensellik özelliğidir.
Yerel meseleler,gelenekler değişiklik arz edebilir.
Ama o  meselelere  yaklaşımlar,çözümler ve önerilerdeki evrenselliği anlamak gerekir.
şayet bu detay anlaşılamaz ise zamane İslam toplumları arada sıkışık kalır.
Taklit etse bir dert,etmese ayrı bir dert arasında sıkışır.
Birileri de çıkar,hakkı ve yetkisi olmanda dinde reform yapmaya kalkar,her şeyi allak bullak edecek olur.
Çağa uyum ve çağı okumak,çağı öngörmek,geleceği öngörmek, çağa öncülük etmek,yenilik yapmak Kuran’a aykırı olmadığı gibi bizzat Kuran yoludur.
Gelenekçi anlayış terk edilmelidir.
Kuranı Arapça okuyup sevap kazanma dönemi rafa kaldırılmalıdır.
Kuranı anladığımız dilde okuyup yaşantımız ile karşılaştırmalıyız.
Kurandaki ilahi çizgi ile kendi çizgimiz karşılaştırmalıyız.
Kurandaki mücadele neyi anlatır?
Kurandaki kavgalar ne içindir?
Kuranda hedef nedir?
Kuranda amaç nedir?
Kuranda kazanç-zarar ilişkisi nasıl yorumlanır?
İnsan ömrü nasıl değerlendirilmelidir?
Kuran’a göre insanlık nereye gidiyor?
İnsanlığın ve evrenin sonu nasıl olacak?
Evren nasıl oluştu?
Bu günlere nasıl geldik?
Bilimin ulaşamadığı bazı bilgiler vardır.
Bunlar hayatın hakikatleri ve felsefesinin temellerini oluşturur.
Akıl ve bilim yanında vahiy bilgilerini de edinmek için Kuranı anladığımız dilde okumamız gerekir.
Akıl ve bilim Kuran ile,Kuran da  akıl ve bilimle çelişmez.
Çelişen bir şey varsa bizim bilgi kapasitemiz nedeniyle ortaya çıkan kafa karışıklığıdır.
Bazı batılı oryantalistlerin İslam ve Kuran karşıtlığı adına misyonerler ve İslam karşıtlarının elini güçlendirmek için yaptıkları çalışmalar içinde din-bilim,Kuran-bilim çelişkisi varmış gibi gösterilmeye çalışılır.
Bizler kendi değerlerimizi anlayıp,kafa yormadıkça onlar bu çalışmalarında başarılı olacaklardır.
Çünkü okuyup,anlamayan,düşünmeyen,bilmeyen kişi yorum yapıp,fikir üretme konusunda sıkıntı çekecektir.
Bir milleti güçlü yapan etkenler arasında ortak değerler vardır.
Dil,din,gelenek milli beraberliğin ortak paydalarıdır.
Değerlerine sahip çıkıp,geliştiremeyen toplumlar başka toplumların etkisi ve baskısı  altında sürüklenebilir.
Kuran milletimizin ortak değerlerinden birisidir.
Sahip çıkmak zorundayız.

alinti ...

Soziologe-D

Bu konular hakkında konuşmak için 'ehil sahibi olmak' anlamına gelmemektir.

asıl konu/sorun/amaç;
Kuran-ı Kerimi hayatımıza adapte edebiliyor muyuzdan çok 'Okuyor muyuz'? sorusuyla başlayabiliriz

önemli bir konu!
tartışmak, dile getirmek artık inananlara veya inanmayanlara -üyelere- kalmış br durum.

esma 41

Alıntı yapılan: benusen - Ağustos 02, 2012, 10:07:45 ÖÖ
Bu konular hakkında konuşmak için 'ehil sahibi olmak' anlamına gelmemektir.

asıl konu/sorun/amaç;
Kuran-ı Kerimi hayatımıza adapte edebiliyor muyuzdan çok 'Okuyor muyuz'? sorusuyla başlayabiliriz

önemli bir konu!
tartışmak, dile getirmek artık inananlara veya inanmayanlara -üyelere- kalmış br durum.


Güzel soru .

Cevap: okuyoruz ama anlamiyoruz !

Peki anlamak icin ne yapmaliyiz veya ne yapiyoruz ?

Soziologe-D

Peki anlamak icin ne yapmaliyiz veya ne yapiyoruz ? bu sorunu izninle biraz geçiştirmek zorundayım
çünkü 'anlamaktan' ziyade 'okumak için ne yapmalıyız' konusunu biraz sıcak tutmak daha öncelikli geliyor şimdilik bana göre.


Düzenli bir şekilde okuduğum söylenemez, ki günümüz çağında heran heryerde dinleyecebileceğimiz/okuyabileceğimiz görsel ve dinlesel
yayınlar hat safhada.

bunlardan istifade etmek ise irademiz dahilinde olmakla beraber toplumsal teşvikle hayatımızın her anına
adapte edebiliyoruz.

'İrademiz' kelimesinde aslında olumlu bir tavır söz konusu iken 'eksiklik,zaaflık' olarak olumsuz bir yanın
olmasıda şüphe götürmez. Bu sebeple cüzi irademizin bu zaaflılığı göstermemesi amacıyla DÜRTÜLMEMİZ -halkdiliyle- gerekir her daim.

şu soruyu da sorabiliriz kendimize;

Sürekli programlanma gereği duyulan bir makine/robot gibi başkaları tarafından harekete mi geçirilmeliyiz?


Kanaatimce ben buna evet diyorum.
İş temposunun sıklığından ziyade sosyal hayatın gereksiz yoğunluğu/kalabalıklığı, bizi bu durumlardan ister istemez alıkoymaktadır.
'kuran, din, dünya ve ahiret' olgularını hatırlamak ancak misalen kuran okunan bir evde, tv ekranında sohbet tarzı programlarında veya herhangi bir sohbet anında bir an aklımızın ucuna gelmektedir ve 'o' an maneviyatın doruklarına ulaşırız hemen akabinde ise yukarıda bahsettiğim sosyal hayatın yoğunluğu bizi tekrardan bu maneviyattan uzaklaştırmaktadır. Pahalı ama ucuz günlük gündelik nefsi arzularımıza tekrar döndürmek ise ayrı bir konu...

Ezcümle; Bu olguları aklımızda tutmak için ilk önce birileri tarafında sürekli harekete geçirilmemiz gerekir 'Hz Ömer'in bir köleye para verip bana ölümü her gün hatırlat demesi' gibi.