Sayın Almanya şansölyesi Dr. Angela Merkel’e Açık Mektup

Başlatan 3,14, Eylül 29, 2012, 01:41:53 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

3,14

--> Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB)'in ana sayfasında yayınladığı açık mektup


2012-09-26
Sayın Almanya şansölyesi Dr. Angela Merkel'e Açık Mektup


Gerek Federal İçişleri Bakanlığı ile yazışmalarımız, gerekse medyada yer alan açıklama ve haberlerden de anlaşılacağı üzere, İçişleri Bakanlığı ve Müslüman dini cemaatler arasında aylardır "Güvenlik İçin İşbirliği İnisiyatifi" bağlamında, işbirliğinin işleyişi ve içeriğine dair bilinen tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tartışmaların ve özelde Federal İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı "kayıp" afiş ve kartpostal-kampanyası hakkındaki görüş ayrılıklarının neticesinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), İslam Kültür Merkezleri Birliği (VİKZ), Almanya Müslümanları Konseyi (ZMD) ve Almanya Boşnak Müslümanları Birliği (IGBD) bu işbirliği platformundan ayrılmışlardır.

Federal İçişleri Bakanlığı baştan beri Müslüman dini cemaatlerinin "kayıp"-kampanyası ile ilgili çekincelerini nazar-ı itibara almayıp, geçtiğimiz Perşembe günü (20.09.2012) afişlerin asılmasını erteleyeceğini duyurmuş, ancak kampanyanın diğer kısımlarının planlandığı şekilde sürdürüleceğini açıklamıştı.

Bakanlık şimdi "kayıp"-kampanyası bağlamında düşünülen kartpostal kampanyasına start vermek için Köln'ün Mülheim semtinde bulunan ve 2004 yılında aşırı sağcı terör hücresi NSU'nun burada infilak ettirdiği çivili bomba ile 22 kişinin yaralandığı Keupstraße caddesini seçiyor. Bir başka deyişle, Federal İçişleri Bakanlığı, kendi ifadesiyle "gençlerin ve genç yetişkinlerin radikalleşmelerinin" önüne geçmeyi hedeflediği bir kampanyayı, bizzat kendileri bir terör saldırısına kurban olan bir yerde başlatabiliyor.

İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla Keupstraße caddesi esnafına, yabancı bir firma aracılığı ile üzerinde "kayıp"-kampanyasının bilindik motifleriyle bezenmiş kartpostallardan oluşan paketler dağıtılmıştır. Bu paketlerin dağıtıldığı esnafların arasında Keupstraße caddesinde NSU tarafından gerçekleştirilen çivili bomba saldırısının mağdurlarının da bulunması, Bakanlığın düşüncesizliği ve hassasiyetten yoksun olmasını bariz bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Sayın şansölye, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği olarak Sizlerden, İçişleri Bakanlığı'nın her türlü duyarlılık ve yapılabilirlik ölçüsünü kaybetmiş göründüğü, "Kayıp" kampanyasında yaşanan bu olumsuz gelişmeler ile şahsen ilgilenmenizi istirham ediyoruz. Mevcut durumu, özellikle şubat ayında NSU terörü mağdurlarını anma töreninde, samimi şahsi üzüntülerini ve hassasiyetlerini dile getiren herkese karşı bir hakaret olarak değerlendiriyoruz.

Sözüm ona kampanyanın başlatılması için tam da Keupstraße caddesinin seçilmiş olması, ülke Müslümanlarına gizli ama, gizli olduğu kadar da net bir mesajın verilmek istenildiği izlenimini uyandırmaktadır. Bakanlığın "Kampanyalarımızı nasıl sürdüreceğimizi kimse bize öğretemez, karışamaz." tavrı,"Güvenlik İçin İşbirliği İnisiyatifi" çerçevesinde de sergilediği tavrın devamı niteliğindedir. Dört Müslüman kuruluşunun bu güvenlik işbirliği platformundan çekilmiş olması da işte bu inatçı tavrın neticesinde gerçekleşmiştir.

"Güvenlik İçin İşbirliği İnisiyatifi"nde geriye ancak iki Müslüman kuruluşun kalmış olmasına rağmen Federal İçişleri Bakanlığı'nın sürdürdüğü tavrını değiştirmek bir tarafa, kampanyayı durdurma niyetinin bile olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca "Kayıp" kampanyasına aynı hızla devam ediliyor olması, Bakanlığın geçmişte bu konularda Müslüman kuruluşlara eşdeğer paydaş olarak değil de göstermelik çevre olarak ihtiyaç duyduğu çıkarsaması yapmamıza izin verr niteliktedir.

Kampanyanın böylesi talihsiz başlangıcı zihinlerde bir dizi soru çağrıştırmaktadır. Federal İçişleri Bakanlığı'nın başlangıç için Keupstraße caddesini seçmiş olması bir tesadüf müdür? Tesadüf değilse, organizatörler tüm ülkeyi sarsan NSU-terörü ile ilgili haberlerden, bu caddenin NSU'nun terör saldırılarına maruz kalan yerlerden birisi olduğunu bilmiyorlar mıydı? Biliyorlardıysa, bu yeri seçmekle hangi akla hizmet etmeye çalıştılar? Bu yeri seçmekle ülkenin Müslümanlarına ve genelde göçmenlerine gizli bir mesaj mı vermek istenmiştir?

İçişleri Bakanlığı'nın kartpostalları dağıtmakla ulaşmak istediği hedef kitlenin var olduğunu varsaydığı şehirleri seçmiş olduğu düşünülecek olursa, yer/şehir ve bölge seçimlerinin bilinçli bir şekilde yapıldığından hareket edilebilir. Kampanya, Müslüman kuruluşlarının çoğunun merkezlerinin bulunduğu şehir olan Köln'de başlatılmıştır; diğer şehirler de onu takip edeceklermiş.

Müslüman kuruluşlar "Güvenlik İçin İşbirliği İnisiyatifi"ne katılımları sırasında, her fırsatta ve her seferinde NSU'nun terör saldırılarını ve artan Müslüman düşmanlığının ele alınmasını dile getirmişler ancak, Bakanlık tarafından bu gerektiği ölçüde dikkate alınmamıştı. Buna mukabil, Bakanlığın kampanyanın başlatılmasında sembolik diyebileceğimiz bu yeri seçmek suretiyle NSU konusunu tartışmalara dahil etmiş olması, sadece kaderin acı bir cilvesi olmasa gerektir.

Bu mektubumuzla Siz Sayın şansölye'den, Federal İçişleri Bakanlığı ile Müslüman kuruluşlar arasındaki işbirliğinde derin anlaşmazlıkların yaşanmasına yol açan ve - sergilenen saygı ve güven eksikliğinden ötürü - başka çerçevelerde yürütmeye devam ettiğimiz işbirliklerine olumsuz tesir etmesinden endişe duyduğumuz "Kayıp"-kampanyasının durdurulması için şahsen devreye girmenizi istirham ediyoruz.

Selam ve saygılarımla;


Prof. Dr. Ali DERE
DİTİB Genel Başkanı


DITIB ruft Bundeskanzlerin zum Eingreifen bei "Vermisst"-Kampagne auf

Sehr geehrte Bundeskanzlerin Frau Dr. Angela Merkel,

wie auch aus unserer Korrespondenz mit dem Bundesinnenministerium und den Medienberichten zu entnehmen, gibt es nun schon seit Monaten eine mittlerweile offene Auseinandersetzung zwischen dem Bundesinnenministerium und den muslimischen Religionsgemeinschaften im Rahmen der ,,Initiative Sicherheitspartnerschaft" über Form und Inhalt der Zusammenarbeit, die mittlerweile zum Austritt der DITIB, VIKZ, ZMD und IGBD aus dieser Kooperation geführt hat. Anlass waren unüberbrückbare Differenzen bezüglich der vom Bundesinnenministerium vorbereiteten Plakat- und Postkartenaktion ,,Vermisst".
Von Anfang an hatte sich das Bundesinnenministerium wenig zugänglich für die Bedenken der muslimischen Religionsgemeinschaften gegenüber der ,,Vermisst"-Aktion gezeigt. Vergangenen Donnerstag (20.9.2012) hat es dann die Plakataktion, die Teil der Kampagne ist, zwar verschoben, aber angekündigt, die restliche Kampagne, so auch die Verteilung von Postkarten, planmäßig fortzuführen.

Nun wählte das Bundesinnenministerium die Keupstraße in Köln-Mülheim, an der die Terrorzelle NSU 2004 eine Nagelbombe gezündet und 22 Menschen verletzt hatte, für den Start ihrer Kampagne ,,Vermisst" aus. Das BMI beginnt also seine Aktionen, mit der es nach eigenen Angaben behauptet, der ,,Radikalisierung von Jugendlichen und jungen Menschen" entgegen treten zu wollen, an einem Ort und bei Betroffenen, die selbst Ziel eines terroristischen Anschlags waren.

Als Türkisch-Islamische Union DITIB bitten wir Sie, Frau Bundeskanzlerin, darum, sich persönlich mit den Auswüchsen der ,,Vermisst"-Aktion des Bundesinnenministeriums zu befassen, bei dem das BMI jeden Maßstab der Machbarkeit und jegliche Sensibilität verloren zu haben scheint. Insbesondere halten wir es auch für einen Affront all denjenigen gegenüber, die bei der Gedenkfeier für die Opfer des NSU-Terrors im Februar glaubhaft ihre persönliche Betroffenheit und Anteilnahme zum Ausdruck gebracht hatten.

In der Kölner Keupstraße waren im Auftrag des BMI an ortsansässige Geschäftsleute durch eine Fremdfirma Pakete mit Postkarten, auf denen die bekannten Motive aus der ,,Vermisst"-Aktion abgebildet sind, abgeliefert worden. Dass sich unter den Belieferten auch Geschädigte aus der in der Keupstraße von der NSU gezündeten Nagelbombe befanden, führt die Instinktlosigkeit und fehlende Sensibilität des Ministerium nur zu deutlich vor Augen.

Dass aber ausgerechnet die Kölner Keupstraße als Startort ausgewählt wurde, erweckt den Eindruck, hiermit eine versteckte, aber klare Botschaft an die Muslime im Land senden zu wollen. ,,Wir lassen uns von niemandem vorschreiben, wie wir unsere Aktionen durchführen", erscheint hier als Haltung, die auch zu dem Restbild passt, das das Bundesinnenministerium im Rahmen der ,,Initiative Sicherheitspartnerschaft" abgegeben hatte. Diese hartnäckige Haltung hatte dann auch dazu geführt, dass vier muslimische Verbände die Sicherheitspartnerschaft verließen.

Obwohl mittlerweile nur noch zwei Organisationen in der Sicherheitspartnerschaft verblieben sind, sieht das BMI darin keinen Grund, seine Haltungen zu überdenken, geschweige denn seine Kampagne zu stoppen. Das unverminderte Fortführen der ,,Vermisst"-Kampagne lässt auch den Schluss zu, dass die muslimischen Verbände für die Sicherheitspartnerschaft als reine Kulisse und nicht als Partner benötigt wurden.

Dieser misslungene Start der Kampagne wirft Fragen auf. War es reiner Zufall, dass das BMI die Kölner Keupstraße auswählte? Wenn es kein Zufall war, wussten die Organisatoren aus den Meldungen zum NSU-Terror, der das ganze Land erschüttert hat, nicht, dass es sich um einen der Anschlagsorte handelte? Wenn die Organisatoren sich der Bedeutung des Ortes bewusst waren, was genau bezweckten sie mit dieser Auswahl des Ortes? Ist in der Auswahl des Ortes eine versteckte Botschaft an die Muslime oder allgemein die Migranten im Land verbunden?

Bedenkt man aber, dass nur solche Städte, in denen das BMI eine Zielgruppe für ihre Kampagne vermutet, für die Verteilung der Postkarten sorgfältig ausgewählt wurden, so ist von einem bewussten Umgang mit den Orten auszugehen. Begonnen wurde die Aktion in Köln, dem Standort der meisten muslimischen Religionsgemeinschaften, und erst einige Tage später sollten die anderen Städte folgen.

Während der Teilnahme an der ,,Initiative Sicherheitspartnerschaft" hatten sich die muslimischen Religionsgemeinschaften immer wieder dafür ausgesprochen, den NSU-Terror und die wachsende Anfeindung gegenüber Muslimen zu thematisieren, was vom Bundesinnenministerium nicht besonders berücksichtigt wurde. Dass das BMI zum Schluss das Thema NSU dadurch mit in die Diskussion aufnehmen würde, dass es einen symbolisch zu nennenden Ort für ihren Kampagnenstart auswählt, ist sicher nicht reine Ironie des Schicksals.

Mit diesem Brief, Frau Bundeskanzlerin, möchten wir Sie darum bitten, sich persönlich für den Stopp der Kampagne-,,Vermisst" einzusetzen, die nun seit Monaten zu einer gravierenden Missstimmung in der Zusammenarbeit zwischen dem Bundesinnenministerium und den muslimischen Religionsgemeinschaften führt und die sich - wegen des fehlenden Respekts und Vertrauens - hoffentlich nicht negativ auf die Zusammenarbeit in anderen Rahmen auswirken wird.


Mit freundlichen Grüßen


Prof. Dr. Ali Dere
DITIB Vorstandsvorsitzender




...........................................................


DİTİB olarak 25 Eylül 2012 tarihinde ekte Türkçesi ve Almancası yer alan bir açık mektubu kendi internet sayfamızda yayınlayarak Federal Alman Başbakanı sayın Angela Merkel'e çağrıda bulunmuştuk. Ekteki mektuplarda da yer aldığı gibi çağrımızın içeriği, Federal Başbakan'ın, Federal İçişleri Bakanı'nın tavrına ve oluşan olumsuz tabloya yönelik olarak tavır alması ve birlikte yaşamaya zarar veren afiş aksiyonu ile de gün yüzüne çıkan üsluptan vazgeçilmesi idi. Endişelerimizi de paylaştığımız bu mektuptan sonra 24 saat geçmeden sayın Başbakan'dan kamuoyuna oldukça önemli bir mesaj geldi. Bu mesajın detayı aşağıdaki haberde yer almaktadır. Ancak şu kadarını özetlemekte fayda olduğu kanaatindeyim:

,,İslam Almanya'nın bir parçasıdır."


Ayten Kılıçarslan


Koordinierung der Landesverbände-Eyalet Birlikleri Koordinasyonu
Projektenwicklung-Proje Geliştirme

Subbelrather Str. 17, 50823 Köln
0221-5798259



https://www.zeit.de/politik/deutschland/2012-09/merkel-islam




Religion Für Merkel gehört der Islam zu Deutschland
Kanzlerin Merkel hat angesichts der Proteste gegen Mohammed-Schmähungen für eine differenzierte Betrachtung des Islam geworben. Denn: "Das ist ein Teil von uns."

©REUTERS/Tobias Schwarz


Bundeskanzlerin Angela Merkel

Bundeskanzlerin Angela Merkel hat sich dazu bekannt, dass der Islam ein Teil Deutschlands ist. Die CDU-Chefin warnte am Mittwochabend zudem davor, den Islamismus mit dem Islam in Deutschland zu verwechseln.

Bei einer Telefonaktion mit rund 7.000 Partei-Funktionären warb Merkel für mehr Toleranz mit den mehr als drei Millionen Muslimen in der Bundesrepublik. "Wir sollten da ganz offen sein und sagen: Ja, das ist ein Teil von uns."


Merkel fügte hinzu: "Vielleicht sollten wir als Christen uns auch wieder mehr Gedanken über unsere Religion machen und mehr über das Christentum sprechen, als Angst zu haben vor dem Islam."



(Alıntı yapıldı.)