Aşk bu olsa gerek!!!

Başlatan zegroz, Haziran 16, 2006, 04:05:09 ÖS

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

yazyagmuru001

Bayan "Harbi Kız"

şunları söyler : "Ahh boks maçına bilet mi aldın! Harikasın beee!!!" Halk Dilinde İsimleri : Delikanlı Kız, Bacı.
Avantajları : Kafadengi, eğlenceli. Dezavantajları : Bu tipler genellikle erkek gibi yapılı güçlü kuvvetli olurlar. Kafasını bozarsanız, hakkınızda pek hayırlı olmaz...

Bayan "Cıyak Cıyak"

şunları Söyler : "Seni serseeeeeeem!!!! Gel burayaaa!!! Çabuk söyle bu saate kadar nerdeydiiiiiinnnnnnnn?"
Halk Dilinde İsimleri : Cadaloz, Başbelası.
Avantajları : Kendince size ilgi gösteriyor işte daha ne...
Dezavantajları : Sürekli kafanıza bişeyler fırlatır, uçan tekme savurur...

Bayan "Mızmız"

şunları Söyler : "Aaah başım.. ayağım.. ayyy mideme ağrı saplandı."
Halk Dilinde İsimleri : Mıymıntı, Uyuntu, Karın ağrısı.
Avantajları : Sayesinde anatomi ve tıp bilginiz gelişir.
Dezavantajları : Bulaşıcıdır!

Bayan 'Patron'

şunları Söyler : "Çabuk kalk!! O kravat olmamış çıkar başka bir tane tak!! Saçlarını biraz kestir!! Git para kazan!"
Halk Dilinde İsimleri : Çokbilmiş, Müdire Hanım, Diktatör, Terminatör!
Avantajları : Çoğunlukla doğruları söyler.
Dezavantajları : Yahu doğruları söylese ne oluuuuur, söylemese ne oluuur...

Bayan "Kararsız"

şunları Söyler : "Ay ben ne yapsam.. İşten ayrılsam mı.. Evi değiştirsem.. Saç rengimi değiştirsem.. Yoksa böyle iyi mi.. Ayyy ya daha kötü olursa..."
Halk Dilinde İsimleri : Bayan Panik, Bayan Kriz.
Avantajları : Kolay ikna edilir, kolay sakinleştirilir.
Dezavantajları: 2 dakika sonra herşey yeniden başlar.

Bayan "Vahşi"

şunları Söyler : Valla bu türün pek bilinen kalıplaşmış sözü yok, yani ne yapacakları hiç belli olmaz.
Halk Dilinde İsimleri : Çılgın.
Avantajları : Her an herşeye hazırdır.
Dezavantajları : Güvenilmezdir...

Bayan "Donuk"

şunları Söyler : "Ne anlıyorsun bu çizgi filmlerden, bu abuk fıkralardan, karikatürlerden? Ne çocukça şeyler bunlar.."
Halk Dilinde İsimleri : Ruhsuz, Soğuk, Buz Kalıbı.
Avantajları : Hayatınızda olduğu sürece, arkadaşlarınızın sizin için endişelenmesini sağlar.
Dezavantajları : ...tabii "arkadaş" diye bişeyiniz kalmışsa

Bayan "Rüya Kız"

şunları Söyler : "Seni herşeyinle çok seviyorum benim yakışıklı, akıllı, tatlı sevgilim!"
Halk Dilinde İsimleri : Kanatsız Melek
Avantajları : Eğlenceli, akıllı ve eşsiz...
Dezavantajları : Ya hiç karşınıza çıkmaz ya da karşınıza çıktığında çok geçtir

yazyagmuru001

Einstein'dan bir başka zeka sorusu daha. Ona göre bu soruyu insanların %98'i çözemezmiş. Bakalım siz kalan %2'lik gruba girebiliyor musunuz?

Beş farklı renkte beş tane yanyana dizilmiş ev düşünün. Farklı milletlerden beş farklı insan bu evlerde kalıyor. Herbiri farklı hayvan besliyor, farklı içecekten hoşlanıyor ve farklı marka sigara kullanıyor.

İPUÇLARI:

1. Brit kırmızı evde yaşıyor
2. Swede köpek besliyor
3. Dane çay içiyor
4. Yeşil ev beyaz evin solunda
5. Yeşil evin sahibi kahve seviyor
6. Pall Mall sigarası kullanan kuş besliyor
7. Sarı evin sahibi Dunhill sigarası kullanıyor
8. Ortadaki evde oturan süt içmeyi seviyor
9. Norveçli ilk evde oturuyor
10. Blends içen adam kedi besleyenin yanında oturuyor
11. At besleyen adam Dunhill içenin yanında oturuyor
12. Blue Master içen adam bira seviyor
13. Alman Prince içiyor
14. Norveçli mavi evin yanında oturuyor
15. Blends içen adamın komşusu sadece su içmeyi seviyor


Evet kimin evinde kedi var veya diğer bir deyişle en zeki %2'lik gruba giriyor musunuz?

yazyagmuru001

Bilgisayar açılış mesajları:
- Ad Soyad girin
- şifrenizi girin
- İkametgah girin
- Nüfus sureti girin
- Annenizin genç kızlık soyadını girin

İnternette gideceğiniz adresi yazdıktan sonra ekrana gelen mesajlar:
- Emin misiniz?
- Ciddi misiniz?
- Bak son defa soruyorum!
- Günah benden gitti, bağlıyorum.

e-mail almak için yapılması gerekli işlemler:
1. Nüfus Cüzdanı asli ve noter tasdikli fotokopisi
2.İkametgah senedi
3.Savcılıktan iyi hal kağıdı
4. 6 fotoğraf
5.Son 3 ay içinde alınmış isme tescilli elektrik,su,doğalgaz faturası
(ödenmiş olacak)
6. Erkek kullanıcıların Askerlikle ilişkileri olmadığına dair tecil belgesi veya teskere belgesinin Noter tasdikli sureti.
7. 18 yasini doldurmamış kullanıcılarda velilerinin yazılı izin belgesi...
Not: Internet e-mail kullanım depozitosu 400$ olup aylık 50 milyon kullanım ücreti alınacaktır faturasını ödemeyen abonenin e.maili kesilir.
(not: Internet isleri genel Müdürlüğü, hiçbir tebligat yapmadan abonenin e-mail adresini önceden haber vermeden kapatma veya değiştirme hakkına sahiptir)

Bağlanamama mesajları:
- Bu siteye giriş Internet Yüksek Konseyi tarafından yasaklanmıştır.
- RTÜK bu siteyi,çocukların zihinsel gelişimini engellediğinden
dolayı bir(1) gün sure ile kapatmıştır. - Aradığınız adres Anayasa'ya aykırı bulunmuştur.
- Site borcundan dolayı kapatılmıştır

Bağlanma mesajları :
- Sitemizi seçtiğiniz için teşekkür ederiz, sitemize girmekle artık sadece bizim sitemize geleceğinize ve başka hiç bir adrese gitmeyeceğinize dair bir anlaşmayı kabul etmiş oluyorsunuz. Bu durumu kabul ediyorsanız "Evet", etmiyorsanız "Evet" tuşuna basın. İhtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri geçerli olacaktır.

Hata mesajları:
- Ulaşmaya çalıştığınız bilgisayarın mahallesinde elektrikler kesik olduğundan bağlantı kurulamıyor.
- Eksik tuşa bastınız, lütfen tekrar deneyin.
- "Q" harfine bastınız, bu durumun bir yanlışlık sonucu olduğuna inanıyoruz, Bir kez daha "Q" harfine basmanız halinde bilgisayarınız takibe alınacaktır.
- Hatasız bilgisayar olmaz.
- Kime şikayet ederseniz edin.

yazyagmuru001

EVLİ ERKEĞİN EVRİMİ
6. hafta: Seni seviyorum
6. ay: Tabii ki, seni seviyorum
6. yıl: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim

6. hafta: Aşkım, ben geldim
6. ay: Selam!
6. yıl: Annen ne yemek yapmış?


6. hafta: Zahmet etme, ben açarım
6. ay: Ben açayım mı kapıyı?
6. yıl: Yahu şu kapıya baksanıza! 


6. hafta: Sevgilim, Ayşe telefonda
6. ay: Seni arıyorlar
6. yıl: Telefoooon!


6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmişsin
6. ay: Senin anan da cins ha
6. yıl: Ulan tam da anana çekmişsin 


6. hafta: Bu yaz seni Venedik'e götüreceğim
6. ay: Tatilde Ankara'ya gitsek ne olur?
6. yıl: Niye, evin suyu mu çıktı?


6. hafta: Bu yüzüğü inşAllah seversin
6. ay: Resim çerçevesi aldım, her zaman lazım
6. yıl: şu parayla kendine bir şey al


6. hafta: Hangi filmi görmek istersin?
6. ay: Evita'ya gidelim mi?
6. yıl: Evita'yı gör, ben çok beğendim


6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz
6. ay: Dikkat etsene yahu!
6. yıl: Amma da sakarsın be kadın! 


6. hafta: Ben pek bu fikirde değilim
6. ay: Bu konuda yanlış düşünüyorsun
6. yıl: Saçma sapan konusma, Alla'sen 


6. hafta: Yaptığın yemeklere de bayılıyorum
6. ay: Bu akşam ne yiyoruz?
6. yıl: Gene mi makarna! 


6. hafta: Bir şey içer misin?
6. ay: Bir Martini içerim
6. yıl: Gene buz koymayı unutmuşsun


6. hafta: Bu elbise sana çok yakışmış
6. ay: Bir elbise daha mı aldın?
6. yıl: Kaç para verdin buna?


6. hafta: Özür dileyecek bir şey yapmadın ki
6. ay: Biraz dikkat etsene be kızım
6. yıl: Hay senin eline... 

Nazire

Sedef Çiçeği

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış
gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını...Ve
Hakimin tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına
verdi, hakim...

"Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"

Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp,
kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...

"Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür
haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu,
kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından...

Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti..Herkes onu
dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu...Ve devam etti...

"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim...
O bilmez...50 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından
kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadı,
onları yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman
adak adadım... Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla suluycam onu
diye... İyi gelirmiş dedilerdi... 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp
bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... Taki geçen geceye kadar...
O gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım... Ben böyle bir adamla
50 yıl geçirdim... Hayatımı, umudumu herşeyimi verdim... Ondan hiçbir şey
göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini
yapmasını bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."

Hakim, yaşlı adama dönerek ;

"Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.

Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın
utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

"Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin
görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadimemi de orada
tanıdım... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden büketler verdim...
O çiçeklerle doludur bahçesi... Kokusuna taptığım perişan eder
yüreğimi...

İlk Evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime
götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç
sertleşir, kötüleşir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin
dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun...lafım geçmedi... O günlerde
tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak
dilettim... Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim... O sevdiğim
kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim... Her gece o çiçek
ben oldum... Sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam o yaştaki
bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...

"Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım... Sedef
gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de... Yaşlılık.. Ben de
uyanamadım.. Uyandıramadım... Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın boynu
yine azabilirdi... Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım..."

O an Mahkeme salonunda herşey sustu...

Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldı" diye yine yalnızca neticeyi
haber yaptılar...

Yunus.hacettepe

zegroz

Gercekten güzel... Basligin altina(ask bu olsa gerek!!!) iyi gitmis..

Nazire

Kime neden aşık oluruz?

Kadınlar ve erkekler eş seçerken neye göre hareket ederler. İnsanlar mitolojideki gibi diğer yarılarını mı arıyorlar yoksa çocukluklarındana sevgiyi mi...

Ünlü filozof Platon aşkın bölünmüşlük ile varlığımızdaki yalnızlık duygusundan kurtulmaya yönelik bir bütünleşme arzusu olduğunu söylemişti. Platon'un bu düşüncesi şu mitolojik öyküye dayanır: Eskiden iki değil, üç cinsiyet vardı; erkek, kadın ve ikisinin birleşimi. Bu üç cinsiyetin de iki yüzü, dört kolu, dört bacağı ve iki cinsel organı vardı. Yani cinsiyetlerin birinde iki kadın, diğerinde iki erkek ve öbüründe de bir kadın-bir erkek bir aradaydı. İnsanın bu üç cinsiyetten oluşan ataları o kadar güçlü ve baskındılar ki, tanrılar için tehlike oluşturmaya başladılar. Zeus duruma müdahale etti. Onları ortadan ayırdı. Böylece ortaya heteroseksüeller, lezbiyenler ve eşcinseller çıktı. İşte bu nedenle Eflatun (Platon) şölen adlı yapıtında, "Vücutları bu şekilde ikiye ayrıldıktan sonra, her iki yarı birbirini hep özledi. Her birimiz, bir insanın diğer yarısıyız ve herkes kendine uygun öteki yarıyı arıyor. Kendi yarısına rastlayan aşık, arkadaşlık, güven ve aşkın yarattığı o harika duygularla doluyor."diyor.

Freud, sevgili seçerken çocuklukta yaşanan deneyimlere göre hareket ettiğimizi ileri sürer. Bebekken bizimle yakından ilgilenen kişinin bize verdiği mutluluğu ileriki yaşlarda da sürekli arıyoruz ve aşık olduğumuzda aynen bize davranıldığı gibi davranıyoruz : “sen benimsin” “sen benim herşeyimsin”, “sensiz bir hiçim”, “sen benim için hava ve su gibisin”

Profesör Bergmann'a göre, insanlar aşık olurken ve hayat arkadaşını seçerken zıt güçlerin birbiriyle etkileşimi tarafından yönlendiriliyor. Aşk, insanı bir an önce yetişkin olmaya, sorumluluk üstlenmeye ve aile kurmaya zorluyor. Öte yandan da, çocuklukta yaşadığı, ancak daha sonra kaybettiği mutluluğa yeniden kavuşma ve kendisi ile öteki yarısı arasındaki sınırları kaldırma isteği doğuruyor.

Tüm araştırmalara rağmen neden aşık olduğumuz tam olarak açıklanamasa da, bu bilmecenin bizlere büyük heyecanlar, büyük acılar ve inanılmaz mutluluklar yaşattığı bir gerçek...


hediyedenizi.com




vagabundsverliebt

Ben aglarken...

Ben ağlarken başladı herşey
Önce belirgin bir ışık hüzmesi
Ardından beyaz gibi bulutlar
Sonunda gelen iç huzur

Ben ağlarken sustu herşey
Önce kuşlar küstüler bana
Sonra yapraklar düştü mevsimsiz
Sonunda gelen sessizlik

Ve ben ağlarken bitti herşey
İlkin bulutlar ağladı üstüme
Ardında yediveren renkler bıraktı güneş

vagabundsverliebt

Güneş doğarken hafif bir gülümseme gibi idi gelişin. Yokluğun ile varlığın arasındaki farkı farkedemezken ben, beklentiye kapıldım aniden. Oysa kendi gurbetimde bir köşede ne de gariptim. Uzaklarda ararken kalbime bakmak aklıma gelmemişti. Ben zaten susmayi sevmeye tercih etmiştim. Ne de garipti hayatım. Ayrılmam diyen ruhuma inat giderek yalnızlaşan…

Akor yapar gibi bir hal vardı özünde titrek ve narin yaşamıma gözyaşı olup akarken yokluğun. Ben sevmeyi özledim böyle zamanlar

da. Ve özlemeyi sevdim. Yanarken güldüm ve "merhaba" dedim acılara korkmadan. Güneş batıyor olsa da…


Geçilmemiş duraklara idi benim gurbet yolculuğum. Bir an kendime dönmek istedim. Nafile. Çok uzaktım benden.
Uzandı ellerim boşluğa varlığa erişme ümidiyle. Hani severim diye. Olmadı ama ağıtlar ses verdi gece zifiri yalnızlığıma.

Bir an gözlerimi açtım.
Gerçeklerden sıyrıldım.
Yanımda idin.
Yalanlar kadar yakınımda…




Nazire

hmm,  ??? ??? :'( ??? üzücü, düsündürücü