Bildigimiz güzel fikralari burada paylasalim...

Başlatan gütig, Şubat 10, 2008, 09:39:46 ÖÖ

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zmerve

Jim ile Mary akıl hastanesinde iki hastadır. Bir gün hastanenin yüzme havuzunun etrafında dolaşırken Jim aniden suya atlayıp en dibe batar. Bunu gören Mary hemen ardından atlar ve dibe kadar yüzüp Jim'i kurtarır. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranışı hastanede olay olur. Bunu duyan başhekim de Mary'nin artık iyileştiğini düşünüp, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. İşlemler yapılır, belgeler çıkartılır, Başhekim ayni gün Mary'nin yanına gider:
-Mary, sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haberim, yaptığın kahramanca davranıştan ötürü anladık ki akli dengen tamamen yerinde ve böylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kötü habere gelince, kurtardığın hasta, Jim, intihar etmiş. Az önce odasının banyosunda kendisini asmış bulundu.    :D:D:D
- Mary gayet sakin yanıt verir:"O intihar falan etmedi ki.onu ben astım kurusun diye."

jentzsch

Allahimmmm  ;D ;D Sen aklimiza mukayet ol.. (Cok güzelmis) ;D

emosh

:D fıkralar gerçekten çok güzel olmuşş baya bi güldüm teşekkür ederim gerçekten komik :D



nujin

Alıntı yapılan: zmerve - Şubat 10, 2008, 02:31:02 ÖS
Jim ile Mary akıl hastanesinde iki hastadır. Bir gün hastanenin yüzme havuzunun etrafında dolaşırken Jim aniden suya atlayıp en dibe batar. Bunu gören Mary hemen ardından atlar ve dibe kadar yüzüp Jim'i kurtarır. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranışı hastanede olay olur. Bunu duyan başhekim de Mary'nin artık iyileştiğini düşünüp, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. İşlemler yapılır, belgeler çıkartılır, Başhekim ayni gün Mary'nin yanına gider:
-Mary, sana bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haberim, yaptığın kahramanca davranıştan ötürü anladık ki akli dengen tamamen yerinde ve böylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kötü habere gelince, kurtardığın hasta, Jim, intihar etmiş. Az önce odasının banyosunda kendisini asmış bulundu.    :D:D:D
- Mary gayet sakin yanıt verir:"O intihar falan etmedi ki.onu ben astım kurusun diye."
çok güzel bir fıkraymış ....

ahmetsenol

 OSMANLI NERDESİN

19.yüzyilda Almanya'nin Mulhaym sehrindeki Ren nehrinin bir yakasinda
Almanlar, öbür yakasindada Fransizlar
oturuyordu.
Fransizlar, her sene nehrin Almanlardaki kismina geçip
mahsulün tümünü toplayip götürüyorlardi.
O siralar, birligini temin edemeyen güçsüz Almanlar
ise buna fazla ses çikartamiyorlardi tabi. Her sene
böyle olunca çareyi Osmanli Sultanina durumu yazip,
imdat istemekte bulurlar.
Mektupta sunlar anlatilmaktadir:

"Fransizlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü
elimizden aliyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dagitan
bir imparatorlugun sultani, Islamiyetin de
halifesisiniz, bizi bu zulümden kurtarin. Asker
gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkâni
saglayin."

Çöküs faslina girildigi bir zamana denk gelen yardim
istegini inceleyen Padisah asker göndermeyi mümkün ve
gerekli görmez; yalnizca asker elbisesi göndermeyi
kafi bulur ve cevabi bir mektupla beraber içi askeri
elbise dolu üç çuval yollanir. Saskina dönen Almanlar,
çuvali alip mektubu okurlar:
Fransizlar korkak ademlerdir. Onlara yeniçeri
göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kiyafetini
görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanli askerinin
elbiselerini adamlariniza giydirin. Mahsul zamani,
nehrin görülecek yerlerinde dolastirin. Karsidan gören
Fransizlar için bu kâfidir."
Bag bahçe sahipleri hemen Osmanli askerinin kiyafetini
kapisirlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri
kiyafetinde, nehir kiyisinda dolasmaya baslarlar.

Ertesi gün, karsidan gelen haber, Almanlarin sevinç
çigliklari atmalarina sebep olur:

"Osmanlilardan imdat geldigini düsünen Fransizlar,
korkudan köylerini de terkederek iç kisimlara dogru
kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz.
Zulüm sona ermistir."
Bu olay, Mülhaymlilarin gönüllerinde that kurmustur.
Giydikleri yeniçeri kiyafetlerini, daha sonra
Mülhaym'a bagli Karlsruhe müzesine koyup ziyarete
açarlar. Sehrin en yüksek binasina da Osmanli bayragi
asarlar. Ayrica, halen olayin yildönümünde de sehirde
bir karnaval düzenleyip hadiseyi temsilen kutlarlar.

Bu olay Osmanli'nin sadece bir yeniçeri kiyafetiyle
Almanlari Fransizlarin elinden ve talanindan nasil
kurtardigini gösteren maziden elmas bir tablo olarak
kalmaktadir.
Su anda ise bu Almanya Türk'lere karsi önyargili davranip
vize vermemek icin elinden geleni yapmaktadır.
Çok aci değil mi arkadaşlar?

jentzsch

Su fikrayi degistirip,yerine baska bir fikra koysan daha iyi olur bence..Mesajlara gir kendi yazdigin mesaji degistirebiliyorsun.(muzikisyen arkadas)

khoLpa$aLı

Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak:

- Ne var sizin karnınızda teyze,

Kadın:

- Çocugum var evladım, diye cevap verir.

- Sizin çocugunuz mu?

- Evet

- Onu seviyor musunuz?

- Evet

- Çok mu seviyorsunuz?

- Evet evladım.

- Öyleyse neden yediniz?

gütig

 ;D ;D ;D Kholpa$ali kardes, fikrani cok begendim...Eline, emegine saglik...
(Bana hic bir cocuk böyle bir soru sormaz insAllah  ;D ;D)

gütig

Alıntı yapılan: jentzsch - Şubat 11, 2008, 01:21:33 ÖÖ
Su fikrayi degistirip,yerine baska bir fikra koysan daha iyi olur bence..Mesajlara gir kendi yazdigin mesaji degistirebiliyorsun.(muzikisyen arkadas)

Bence de degistirmeli...Böyle terbiyesiz fikralar hic yakismiyor buraya  >:( >:(

nujin

Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaslarinda, çok eski üç arkadastir.
1 Birgün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine :
"Ay kusura bakmayin unuttum, birer kahve yapayim da içelim" der.
Huriye ve Nuriye birsey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine :

"Size bir kahve bile yapmadim hemen yapayimda içelim" der ve yapar getirir.
Bizimkilerde yine itiraz yok. Aksama dogru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler.
Yolda bastonlari ile yavas yavas yürürken aralarinda su konusma geçer;
Huriye :
"Kiz Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmus. Bize bir kahve
bile ikram etmedi"
Nuriye :
"Kiizzz Düriye'yi ne zaman gördün??"

sevval

Fikralar icin sagolun morali bozuk biri icin iyi geliyo suan bende oldugu gibi biraz guldum hic degilse, ama fikralar guzel olmadiginda degil moralim bozuk oldugundan biraz güldüm ;D

gütig

Alıntı yapılan: nujin - Şubat 11, 2008, 04:30:32 ÖS
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaslarinda, çok eski üç arkadastir.
1 Birgün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine :
"Ay kusura bakmayin unuttum, birer kahve yapayim da içelim" der.
Huriye ve Nuriye birsey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine :

"Size bir kahve bile yapmadim hemen yapayimda içelim" der ve yapar getirir.
Bizimkilerde yine itiraz yok. Aksama dogru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler.
Yolda bastonlari ile yavas yavas yürürken aralarinda su konusma geçer;
Huriye :
"Kiz Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmus. Bize bir kahve
bile ikram etmedi"
Nuriye :
"Kiizzz Düriye'yi ne zaman gördün??"


;D ;D Güzelmis..Bizde yaslaninca böyle mi olacagiz acaba ???  ::)  :)

zmerve

beğenmenize sevindim arkadaşlar...ben de gülmüştüm açıkçası :)

esma 41

Alıntı yapılan: nujin - Şubat 11, 2008, 04:30:32 ÖS
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaslarinda, çok eski üç arkadastir.
1 Birgün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine :
"Ay kusura bakmayin unuttum, birer kahve yapayim da içelim" der.
Huriye ve Nuriye birsey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine :

"Size bir kahve bile yapmadim hemen yapayimda içelim" der ve yapar getirir.
Bizimkilerde yine itiraz yok. Aksama dogru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler.
Yolda bastonlari ile yavas yavas yürürken aralarinda su konusma geçer;
Huriye :
"Kiz Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmus. Bize bir kahve
bile ikram etmedi"
Nuriye :
"Kiizzz Düriye'yi ne zaman gördün??"



;D  paylasin icin tesekkürler.

ordulu

Bir gezginin yolu günün birinde bir bahçeye varmış. O bahçede yalnız gül yetişirmiş. Birbirinden narin ve zarif güller. O güller kadar zarif ve latif bir hatun kapı önünde duruyormuş. GEZGİN hatuna hayranlık ve saygı ile yaklaşıp kendisini takdim etmiş. Ve hatundan adını bağışlamasını istemiş.

HATUN: bana SEVGİ derler.

GEZGİN: Sevgi hatun burada yalnız mı oturuyorsunuz?

SEVGİ: hayır eşimle beraber oturuyoruz. Ona İLİM derler. şu anda bahçede çalışıyor. Bıkmaz yorulmaz bir kişidir.

GEZGİN: Bahçeyi dolaşmama izin var mı?

SEVGİ: Hay hay... lütfen ayakkabılarınızı çıkarında SAYGI dediğimiz şu mestleri giyiniz. Onlar öylece konuşurken İLİM çıkagelmiş. Bahçeyi birlikte dolaşmaya başlamışlar. SEVGİ önde İLİM ve GEZGİN arkada yürüyorlarmış. Her gülün bir adı varmış. MUTLULUK, HOşGÖRÜ, SABIR, KANAAT, ADALET, İRADE, şEFKAT, MERHAMET, AKIL, HİKMET, KUDRET, SAMİMİYET, TEVAZU, FAZİLET VE... bu kadar çeşitte ve bu kadar yoğunlukta güzellik bu kadar bakım ve özen, böylesine bir düzen karşısında heyecanlanan ve hayrete düşen gezgin bahçıvan ilim efendiye sormuş:

GEZGİN: Siz hangi gülün hangi isimde olduğunu bazen karıştırıyormuşsunuz?

İLİM: Bazen şaşırdığım oluyorsa da SEVGİ hemen yardımıma koşuyor bana doğru ismi hatırlatıyor.

GEZGİN: Güllerin erip eriştiği bu toprağın bir özelliği var mı?

İLİM: Özelliği olup olmadığını bilmiyorum. Bu toprağı bize VEFA adında bir dostumuz getirir. VEFA dostumuzun dediğine göre, örneğin; MERHAMETLİ bir insan görünce, ondan oluşan toprağı bize getirir, bizde onu MERHAMET gülünün altına serpiveririz veya şEFKATLİ bir insan görünce ondan oluşan toprağı bize getirir, bizde o toprağı şEFKAT gülünün altına sereriz ve bu böyle devam edip gider.

GEZGİN: Güller arasında aşı yapılıyor mu?

İLİM: Elbette HAYAL gülüne GERÇEK'i aşıladık; ÜMİT gülü oluştu. İMAN gülüne HİZMET'i aşıladık; TESLİMİYET gülü oluştu. HİKMET gülüne AKIL'ı aşıladık; İRADE gülü oluştu. Bu aşıları sürekli yapmak zorundayız. Örneğin; o muhteşem ADALET gülüne KUDRET gülünü aşılamazsak, ADALET hemen sararıp soluyor. Aciz kalıyor. KUDRET gülüne ADALET'i aşılamazsak KUDRET gülünün toprağında ZULÜM böcekleri üreyiveriyor.

GEZGİN: Bu aşıları siz mi yapıyorsunuz?

İLİM: Çelikleri ben hazırlıyorum ama aşıyı koyup kovuşturan eşim SEVGİ'dir. O ilham kalemini eline alır, aşılanacak varlığın AKIL perdesini yumuşak yumuşak aralar, böylece o varlığın gönlüne ulaşır, oraya aşı çeliğini bir güzel yerleştirir. Sonra da oluşan bütün kader sicimi ile tatlı tatlı sarar. Bütün bu işleri bu aşamaları her seferinde aynı dolgun zevk ve heyecan içinde seyrederim. Sanki o anda Rabbim (c.c) yanımızdaymış gibi...

GEZGİN: Tercih ettiğiniz güller var mı?

İLİM: Aslında yok. Fakat eşim SEVGİ; HOşGÖRÜ için 'o benim beş duyumdur.' der. SAMİMİYET için, 'o benim AHLAKIM'dır' der. TEVAZU için, 'o benim EDEBİM'dir' der, ama ÜMİT'e fazlaca düşkün galiba... Zira ÜMİT için 'o benim kanımdır' der durur...

Bir kaç gün sonra gezginimiz bir kasabaya varmış. Bir kahvehaneye girmiş. Burası oldukça tenha imiş. Kuytu bir köşede bir kişi oturuyor ve çay içiyormuş. Gezginimiz bu zata yaklaşmış, yanına oturmuş, kendisini takdim etmiş, adını bağışlamasını dilemiş.... o zat demiş ki:

ADEM: Bana ADEM derler.

Gezginimiz başından geçenleri; gül bahçesini, iki soylu bahçıvanı, konuşmaları anlatmış. ADEM dinlemiş. Sonunda demiş ki:O bahçeye İNSANLIĞIN KEMAL BAHÇESİ derler.

RABBÜL ALEMİN İÇİMİZDEKİ GÜLLERİ SOLDURMASIN..(B.K.)
Fıkra tadında olmasa da sizlerle paylaşmak istedim,umarım beğenirsiniz..

muzikisyen

jentzsch ve gütig.kusura bakmayın arkadaşlar,art  nıyetle  yazılmış bı fıkra  deıldı.bana göre  gercekten  komık,ince  bı  mızahı olan ve  mustehcen olmayan  bı fıkra.ama  ınsanların  anlayışları  farklıdır.herkese  paylaşımı  ıcın teşekkurler.

197

Fikralarim Nr. 1 by 197

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve
hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme
yakın, birden bir hayal görüyor. Azraili görüyor ve soruyor: "Benim
saatim geldimi?" Azrail cevap veriyor:
"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var".
Narkozdan uyandıığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor vede
göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi"
Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için
şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor.
Son ameliyattan sonra,hastaneden
tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor
ki, ambülans çarpıyor.Ölüyor. Cenette Azrail'e soruyor:
"40 seneden daha fazla yaşıyacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp,beni öldürttün?"
Azrail cevap veriyor:
"Kız, ben seni hiç tanıyamadım!!!"