İsrail'i PROTESTO ve KINAMA

Başlatan Sonsuzluk Yolcusu, Aralık 29, 2008, 06:12:54 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


mub@rek

Aslinda cok iyi bir firsat simdi tüm sinirimi İsrail' den cikarabilirim. O kadar cok sey var ki bahane edebilecegim. Kansiz' larin yaptigi zulmü görüp izledikce icimiz burkuluyor.  :embarassed:
Ama bu dava bu savas bu sekilde bitmiyecek, ben buna inaniyorum... tickoff:)

_VeRa_


Rahman bu çocuğun gözyaşlarının hesabını elbet soracak ..

filistinden mektup


Zamanın buharlaştığı, saniyelerin asır olduğu, insanlığın öldürüldüğü, mananın kaybolduğu, gözyaşlarının sel olup aktığı, güllerin kan koktuğu, yıldızların sündüğü, küfür dolu bir dünyanın kör bir gecesindeyim yine...

Yatağıma uzanıyorum, uyumak istiyorum, hiçbir şeyi hatırlamak istemiyorum. Her şey acı veriyor çünkü... Dört duvar üstüme geliyor, yastığım beni boğuyor, yorganım kemiklerimi kırıyor, uyumak istiyorum… Kendimi, hayatımı, insanlığı unutmak istiyorum. Uyumak istiyorum, bir daha uyanmamacasına... Hiçliğin içinde kaybolmak istiyorum, gözlerimi yumuyorum, karanlık beni boğuyor, gözlerimi açıyorum dünya bana kurşun sıkıyor…

Sıcak bir yuva arıyorum, beni koruyup kollayacak… Babam aklıma geliyor, koşuyorum o sıcak kucağa, kollarımı uzatıyorum, sar beni babacığım diyorum ama babam kucaklamıyor beni, sarmıyor, öpmüyor beni... Baba, halen demir parmaklılar arkasındasın değil mi?

Ve annemi arıyor gözlerim, anne diye haykırıyorum... Bir daha anne diyorum, sözcükler boğazıma, acılar kalbime saplanıyor... Anne sarsana beni, gözyaşlarımı silsene, bir ninni söylesene, ciğer pareni bassana bağrına, bir tanem deyim yanağımdan öpsene, ama bağrına basıp öpmeyecek, koklamayacaksın değil mi?

Kanlar içindeki bedeninle hala yerde yatıyor musun? Neredesin canım annem, kim kıydı sana, haydi bir şeyler söylesene ciğerparene… Sen olmayınca kim siler gözyaşımı, kim okşar başımı, kim ninniler söyler bana, kim öper yanağımdan, kim ısıtır bedenimi... Sende bilmiyorsun değil mi?

Dönüşü olmayan bir yolculuktasın, ne kadar isterdim şimdi yanımda olmanı, elimden tutup bana gülümsemeni, beni teselli etmeni ne kadar isterdim bir bilebilsen… Ama her sabah güneş gibi başımı okşayan elin artık olmayacak değim mi?

Herkes bizi unuttu anne, tüm dünya düşman bize… Her doğan günde bombalar yağıyor üstümüze… Her yeri ceset kokusu sarmış, kefensiz gömülüyor artık insanlar… Mezarlara üçer beşer konuluyor ölüler… Bir tek kuş bile semada yok…

Yer ağlıyor, gök ağlıyor, dağlar, taşlar ağlıyor, Peygamber ağlıyor, Ashab ağlıyor, Kâbe, Mescid-i Aksa ağlıyor… Ama insanlık gülüyor…

Herkes unuttu bizi ümmeti Muhammet nerde, niçin terk etti bizi… Ey Müslümanlar, ey hayata dört elle sarılanlar… Hani biz bir vücudun organları gibiydik, Hani biz bir binanın tuğlaları gibiydik, Hani organlardan biri hasta olunca diğer organlar da sancılanırdı. Hani birimizin ayağına bir diken batsa diğeri acıyı yüreğinde hissederdi…

Hani aynı İlaha, aynı Peygambere inanıyorduk… Hani kıblemiz aynı, babamız birdi… Hani müminler Muhacir ve Ensardı… Hani bir mümin bir müminin sıkıntısını giderirdi… Hani müminler kardeşti… Kardeşliğiniz nerede… Biliyorum, siz de unuttunuz bizi…

O mükemmel sofralarınız, pembe dizileriniz, arabalarınız, kadınlarınız, çocuklarınız, malınız, mülkünüz, makamınız, keyfiniz her şeyden daha önemli değil mi? Nasıl olsa hiç ölmeyeceksiniz, Ebedi yaşayacaksınız değil mi? Dünya’ya çaktığınız çiviler yerlerinden nasıl olsa hiç çıkmayacak, değil mi? Yine de canınız sağ olsun…

Filistin’de yaşamak, cehennemde yaşamaktır… Filistin’de ağaçlar çiçek açmaz, çiçekler kokmaz… Güneş ısıtmaz… Filistin’de çocuklar, oynamanın, gülmenin, sevinmenin ne olduğunu hiç bilmez… Onlar, İsrail tanklarıyla oynarlar, mermilerden saklanırlar… Filistin bir cehennem sahnesidir… Sahte cennetlerinizden seyredin… Her gün körebeye yakalanan Filistinli çocukların, kanlar içinden yere yığılışını…

En çok neleri isterdim bilir misiniz? Masmavi bir gökyüzünde, uçurtma uçurmayı… Mahalle çocuklarıyla, birdirbir oynamayı… Doyasıya gülmeyi, anneme, babama sımsıkı sarılmayı… Sıcak bir odada, yumuşak bir yatakta, sabaha kadar, kâbuslar görmeden, deliksiz uyumayı… Sabah yüzümü yıkayınca, Annemin saçlarımı taramasını… Bir bardak sıcak çayı, aile soframızın sıcaklığında yudumlamayı… Ne kadar çok isterdim. Yoksa çok mu şey istiyorum, söyleyin…

Bir de en çok neleri istemezdim, bilir misiniz? Ağlayan çocuk seslerini duymayı, Annelerin yavrularının cesetleri başındaki feryatlarını, bomba seslerini, kurşun, kelepçe seslerini duymayı… Kara bulutlarla kaplı gökyüzünü… Kolları, taşlarla kırılan insanları… Vücudu, mermilerle parçalanmış bebekleri… Hiç ama hiç, istemezdim…

Bizi unutmayın, bizi terk etmeyin, Bize yardım elinizi uzatmayacak mısınız? Sizden para, mal, mülk istemiyoruz… Evlerinizi, arabalarınızı hiç istemiyoruz… Sizden dua bekliyoruz… Bizleri bari dualarınızda unutmayın… Bir selam gönderin sadece… Sadece gözyaşlarımızı silecek beyaz bir mendil gönderin, kenarı işlemeli olmasa da olur…

Bizim için dua edecek, diller istiyoruz… Öldüğümüzde üzerimize bir avuç toprak atacak eller… Hiç değilse sıcak yuvalarınızda, televizyon başında, izlerken Filistinli çocukların yok oluşunu… Lokmalar boğazlarınıza tıkansın… Ve dualarınızı, bir damla gözyaşıyla arıtarak gönderin… Sadece ağlayın, Ey Müslümanlar… Kendi kurtuluşunuz için ağlayın… Ağlayamazsanız eğer, anlayamazsınız bizi…

Nelere gülüyor, Nelere ağlıyorsunuz, düşündünüz mü? Yüreği kurşunlarla paramparça edilmiş, bir Filistinli çocuk, dağlamıyorsa yüreğinizi… Ne taşıyorsunuz göğsünüzde, söyler misiniz? Nasıl rahat eder bir vicdan, bunca vahşet karşısında… Yine de canınız sağ olsun… Bizi unutsanız da, acılarımız vicdanınızı, sızlatmasa da… Bir damla gözyaşınızı, esirgeseniz de… Canınız sağ olsun… Ve şimdiden, bayramınız mübarek olsun…

Giyinin markalı elbiselerinizi, takın kravatlarınızı, altınlarla bezeyin ey kadınlar ve şatafat içinde kutlayın bayramınızı… Bayramsa, bayramınız mübarek olsun…

Ya Rab, tek umudumuz, tek sığınağımız ancak sensin sen... Bize yardım et… Müslümanlar bizi terk etti… Sen terk etme bizi ya rab… Bizi koru… Bizi gözet ve bizi de sevinçle kutlayacağımız, bayramlara ulaştır… Resulün gözyaşları için, hatırı için, yardım et bize… Bizi affet, yaptığımız hatalardan dolayı, helak etme bizleri… Bağışla merhamet et…

Bizi terk eden, bizden dualarını bile esirgeyen, bizsiz ve bize rağmen bayram yapan, kardeşlerimizi de affet… Onlara şuur, onlara vicdan, onlara iz’an bahşet… Bizi sensiz ve çaresiz bırakma Ya Rab... Bize kaymayan ayaklar, kopmayan yürekler ver…

Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır… Ayaklarımızı hak üzere, sabit kıl… Kâfir kavme karşı bize, yardım et… Ve kahret zalimleri… Zalim İsrail’i, Rusya’yı, Amerika’yı ve tüm işbirlikçi uşaklarını…
alıntı


Hasan42


lengur

İstanbul/Eminönündeki balıkçı esnafının mütevazi ama çok duyarlı bir yardımlaşma örneği




...mystery...

tebrik ediyorum ve ayakta alkışlıyorum.... clap:) clap:) clap:)

Hasan42


mub@rek

Kahrolsun israil. Yasasin FİLİSTİN...

_VeRa_


_VeRa_


İstanbul Uluslararası Kardeşlik ve Yardımlaşma Derneği (IBS), 28 Aralıktan bu yana Gazze'ye yapılan hava ve kara operasyonlarında büyük zarar gören sivillerin yardımına koştu...

Gazze'de yaşanılanların ekranlara yansıyanlardan çok daha kötü olduğunu belirten IBS Koordinatörü Ahmet Türk, atılan bombalar nedeniyle çocukların delirme noktasına geldiğini dile getirdi.

Hayırseverlerden aldığı bağışları geçtiğimiz pazar günü Gazze'ye götüren IBS yardım konvoyu İsrail uçaklarının Refah sınır kapısı yakınlarını bombalamasıyla büyük bir tehlike atlattı. Ancak olayda herhangi bir zayiat meydana gelmedi ve yardımlar Filistinli yetkililere teslim edildi. Bölgede en acil ihtiyaç duyulan tıbbi malzemelerden oluşan yardımda, ağrı kesici, sargı bezi, antibiyotik ilaçlar, ameliyat gereçleri vb. ihtiyaçlar yer alıyor.

Dernek yetkilileri daha sonra Mısır'daki hastanelerde tedavi gören Gazzeli yaralıları ziyaret etti. IBS Gazze Koordinatörü Ahmet Türk yaralıların durumunun bölgedeki yaşanan trajediyi ortaya koyduğunu belirtti. Yapılan bombardımanlar sonrasında pek çok hamile kadının çocuğunu düşürdüğünü veya erken doğum yaptığını anlatan Türk, "Ancak küvez sayısı yetersiz olduğu için bebek ölümleri engellenemiyor. Ayrıca bölgede kullanılan farklı bombaların etkisiyle yaralılarda derin yanıklar ve fiziki görünüşte değişiklikler oluşuyor."dedi.

Çocukların durumunun ise daha kritik oludğuna işaret eden Ahmet Türk, küçük yaştaki çocukların bazılarının yaşadıkları karşısında hafızalarını kaybettiklerini belirtti. Türk, durumun televizyon ekranlarındaki görüntülerden çok daha ciddi olduğunu ve yaraların sarılması için daha çok yardım gerektiğini ifade etti. 

alıntı



...mystery...