Boyacı Çocuk...

Başlatan ...mystery..., Şubat 18, 2009, 08:38:04 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...mystery...

Bu gece yılbaşıydı. Lapa lapa yağan kar, iyice kararan havada caddeleri bembeyaz yapmıştı. İstanbul un en işlek caddelerinin birinde insanlar neşe içinde alışveriş yapıyor, anneler babalar çocuklarıyla tatlı bir telaş içinde evlerine doğru koşuşturuyorlardı. Bütün bu olanları mahzun gözlerle izleyen birisi vardı. Caddenin bir köşesinde ellerine üşümemek için giydiği yırtık çoraplarla müşteri bekleyen küçük Mustafa.
Herkes yılbaşının coşkusunu yaşarken Mustafa nın içinde büyük bir korku vardı. Sabahtan beri kar yağıyordu ve kimse ayakkabısını boyatmak istemiyordu.
Para kazanmadan eve gitmek istemiyordu, çünkü üvey babası para getirmedi diye hem onu, hem de kendisini korumak isteyen annesini gene dövecekti.
Mustafa dokuz yaşındaydı. Babası üç sene önce ölünce annesi yeniden evlenmişti.
İlk zamanlar her şey çok kötü gitmese de, bir zaman sonra üvey babası eve sürekli sarhoş gelmeye başlamış ve hem annesini hem de Mustafa yı sürekli tartaklar olmuştu.
Mustafa çaresizlik içinde boya sandığını omzuna alıp eve doğru yürümeye başladı.
Sabahtan beri doğru dürüst bir şeyde yememişti. Yoldan geçerken bir lokantanın önünde durdu. İmrenerek içeri baktı. Yutkundu. İçeride yemek yiyen insanları içi giderek izlerken bir an yüzü kızardı! Sınıftan bir arkadaşıyla babası içeride yemek yiyorlardı. Olduğu yerde büzüştü, küçük omuzları düştü. Hemen kendini gizledi. Artık okula da gitmiyordu, bu yüzden arkadaşlarıyla yüz yüze gelmekten de çok utanıyordu. Üvey babası sırf okula gitmek istediği içi onu kaç kere hırpalamış, bütün kitaplarını, kalemlerini de sobada yakmıştı. Başını öne eğip yerdeki karlara vura vura yürümeye başladı. Eve hiç gitmek istemiyordu. Çünkü gene dayak yiyecekti. Ama nereye gidebilirdi ki? Yürürken bir parkın yanına geldi. Parka baktı. O an minik yüreği hızla çarpmaya başladı. Aklına ölen babası geldi. Babası O’nu hep parka getirirdi. Birden elindeki boya sandığını fırlatarak, “ Babam, babam “ diye parka delice koşmaya başladı. Sanki babası orada onu bekliyormuş gibiydi. Acılara bürünmüş minik yüreği, şu an babasını yanındaymış gibi hissetti. Babasını öyle özlemişti ki, O’nun öldüğü gerçeğini şu an kabul etmek bile istemedi. Kendini bir anda girdiği bu mutluluk düşüne kaptırdı. şiddetle yağan kara aldırmadan kaydıraktan kayıyor, salıncakta sallanıyordu. En önemlisi, şu an canı babası onunlaydı. Konuşmuyordu, ama sürekli kendisine gülümseyerek bakıyordu. Küçük Mustafa öylesine oyuna dalmıştı ki, ancak uzun bir süre sonra çok yorulduğunu hissetti. Minik elleri üşümeye başlamıştı. Eldiven diye taktığı yırtık çorapla oradaki bir bankın karlarını temizleyip oturdu. Çok üşüyordu artık. Babasına baktı. Babası ona gülerek gökyüzüne doğru yükseliyordu. Babasına gülücüklerle el salladı. Yıllar sonra ilk kez bu kadar mutlu olmuştu. Oturduğu yerden gökyüzüne doğru bakmaya başladı. Bir an yüzüne düşen karları babasının gönderdiğini düşündü ve onları tek tek yakalamaya çalıştı. Ama, uzun süredir aç kalan küçük bedeni artık iyice halsizleşmişti. Bu arada çokta uykusu gelmişti. Banka uzandı. Babasının gönderdiği karlar onu beyaz bir yorgan gibi şefkatle örtmeye başladı. Huzurluydu artık. Üşümüyordu da. Ve sabaha doğru, küçük mutlu bir kalp, babasının kendisine gönderdiği karlarla oynaya oynaya gökyüzüne doğru yükselmeye başladı.


(alıntıdır)

zeytin

çok güzel paylaşım emeğine sağlık canım  okey:)

...mystery...

"alıntı"ydı ama yinede sağol... :angel: :-*

zeytin

olsun yinede bulup bizimle paylaştın dimi buda bir emektik ;) :angel:

...mystery...

hı hı.. ya:) beğendiğine sevindim... :)


...mystery...



...mystery...