İşte Hayat Burada..

Başlatan ...mystery..., Şubat 24, 2009, 09:19:00 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...mystery...

Hayat Treni..

Yaşam bir tren yolculuğuna benzer: inilir binilir, kazalar olur..

Bazı duraklarda sürprizlerle ve bazı duraklarda ise üzüntü ile karşılaşılırız..

Doğupta bu trene bindiğimizde,bazı kişilerle karşılaşırız ve bütün yolculuk boyunca onların bizimle beraber olacaklarını sanırız.

Bunlar anne ve babalarımızdır.

Maalesef gerçek tamamen değişiktir.

Onlar bir istasyonda inerler ve bizleri sevgi ve muhabbetlerinden, dostluk ve yol arkadaşlıklarından mahrum bırakırlar.

Bununla birlikte bu trene yeni binenler de olur ve bizim için önemli olurlar.

Bunlar kız ve erkek kardeşlerimiz,dostlarımız ve sevdiğimiz tüm iyi insanlardır.

Bazıları bu yolculuğu küçük bir gezinti gibi düşünürler.

Bazıları da bu yolculuk sırasında üzülürler.

Bazıları ise yanınızdadır ve ihtiyacı olanlara yardım için hazır bulunurlar.

Bazıları yolda inerler ve geride sürekli bir özlem bırakırlar….

Bazıları ise binerler ve inerler.Biz onları sadece kısa bir an için görebiliriz…

Sevdiğimiz bazı yol arkadaşlarımızın başka bir vagonda oturduklarını ve yolculuk boyunca bizi yalnız bıraktıklarında şaşkınlığa uğrarız..

Elbette ki tren içinde onları aramamıza hiç kimse engel olamaz.

Bazen de onların yanına başkaları oturmuş olduğundan,bize yanlarına oturmak için yer kalmaz.

Önemli değil… yolculuk böyledir: meydan okumalar, hayaller, ümitler, vedalar…. hem de dönüşü olmayan.

Bu yolculuğu en güzel şekilde yapmaya gayret edelim.

Yol arkadaşlarımızı anlamaya çalışalım ve her birinin iyi taraflarını bulmaya çalışalım.

Unutmayalım ki yolculuğun her safhasında yol arkadaşlarımızdan birisi müşkül bir duruma düşebilir ve bizim yardımımıza ihtiyaç duyabilir.

Bizimde bocaladığımız zamanlar olacak ve bize de destekleyecek olacak birileri olacaktır.

Bu yolculuğun en esrarlı tarafı, hiç birimizin bu trenden ne zaman ineceğimizi bilmememizdir.

Elbette yol arkadaşlarımızın da ne zaman ineceklerini bilemeyiz.

Hemen yanımızda oturmuş olsalar bile.

Eminim ki trenden indiğimde ….çok üzüleceğim!

Trende karşılaştığım tüm dostlardan ayrılmak, yakınlarımı yalnız bırakmak çok acı olacak. Ancak bir gün büyük istasyona vardığımda onları, trene bindiklerinde yanlarında olmayan bagajları ile birlikte görebileceğimi biliyorum

Aksine onların bagajlarını büyütmek ve zenginleştirmek için yardımcı olmakla mutlu olacağım.


Benim canım dostlarım, mümkün olduğu kadar güzel bir yolculuk yapalım ve trenden indiğimizde iyi bir hatıra bırakmaya gayret edelim.

Aynı trende bulunduğum yol arkadaşlarıma…

(alıntı)


...mystery...

bence güzel bir benzetme yapılmış herşeyiyle... alkis:) alkis:)

...mystery...

Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği kör kuyulardan birinin içine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın. Eşek bu, düşmüş işte.

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, anırmış, sesini duyurmaya çalışmış. Derken eşeğin sahibi gelmiş kuyunun başına.

Bakmış zavallı eşek kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik de yaralı. Bir hal çaresi düşünürken bir koşu gidip köylüleri yardıma çağırmak gelmiş aklına.

Ne yapsak, ne etsek de şu eşeği kuyudan çıkarsak derken, bakmışlar ki hayvan zaten yaralı, belki de kırık çıkığı da var, çok acı çektiği de belli, artık kurtarılsa da işe yaramaz düşüncesiyle çıkarmaktan vazgeçmişler ve üzerini toprakla doldurmaya karar vermişler. Herkes eline geçirebildiği ne varsa başlamışlar kuyuyu toprakla doldurmaya.

Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları her seferinde silkinerek üzerinden atmış. Onlar yukarıdan atmış, eşek silkelenerek her defasında toprağı altına almış.

Derken, ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her defasında biraz daha yükselmiş ve giderek yukarıya çıkmaya başlamış eşek. Köylüler de şaşırmışlar hayvanın giderek yükselmesine. Onlar atmış eşek yükselmiş derken neticede hayvan yukarıya çıkmayı başarmış.

Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmaktır. Aydınlığa bir adım daha yaklaşmaktır. Kör kuyuda olsak bile!"


(alıntı)

...mystery...

Sevgi'cim Bu Senin İçin Umarım Görürsün... utanan:)

Bir zamanlar küçük tahta bir araba hatta çirkin bez bir bebekle kesilirdi ayaklarımız yerden; dünyalar bizim olurdu; bakıp bakıp gülümserdik oyuncağımıza nedensiz sevinçlerimiz numaradan göz yaşlarımız vardı.
Anında tepki verirdik ertelemezdik. Yalanını yakaladığımızda büyüklerin öfkelenirdik!
Zinde beyinlerimiz öğrenmeye saf yüreklerimiz sevmeye hazırdı her şeyi Binlerce dolar sönük kalırdı büyük kırmızı bir uçurtmanın yanında; pamuk helva elma şekeri dondurma ziyafetti.
Yürekte değil tendeydi yaralarımız çabucak kapanırdı.
En fazla mızıkçıydık ihanetin karası sürülmemişti alınlarımıza Küstüğümüz olurdu da; bir öpücük bir kucaklama tatlı bir gülücükle unuturduk!
Nedenlere ihtiyacımız yoktu sarılmak için Aynı gün içinde hem kavga edip hem ekmeğimizi bölüşebilirdik arkadaşımızla nefreti bilmezdik.
Sevmek de inanmak da çok kolaydı riyayı tanımazdık! Masumluğumuzla emniyette korunmasızlığımızla dokunulmazdık! Kötülük gelmezdi aklımıza iyiydik!
Ne çok şey hayrete düşürürdü bizi; yıldızlar çiçekler böcekler her şey ne kadar da gizemliydi!
Her yanıt başka bir sorunun kapısını çalardı; her birimiz kaşif her birimiz mucittik asla yeterli gelmezdi öğrendiklerimiz… Hayat bir oyundu belki saklambaç biz ebeydik.
Ölüm uzun bir yolculuğa çıkmasıydı sevdiklerimizin; dönecekleri günü iple çekerdik.
Aynı renkten aynı ırktan olmamız aynı dili konuşmamız gerekmezdi yüreğimizle anlaşabilirdik.
İster köy yerinde çıplak ellerle ister şehirde eldivenlerle yapalım kar toplarını gülümserdik.
“Ne kadar güzel” diyene ellerimiz titremeden uzatabilirdik oyuncağımızı…
Belki sadece anne ve babamızı paylaşmak istemezdik kimseyle sürekli ilgi beklemek hakkımızdı bilirdik!
Kimimiz babamız gibi araba kullanmayı aile kurmayı; kimimiz annemiz gibi yemek yapmayı süslenmeyi isterdik.
Marifet sanırdık bir an önce büyümeyi…
Nedense ben hiç istemezdim; belki bu yüzden biraz çocuk kalmışımdır.
Belki ta o zamanlar hissetmişimdir benim kadar mutlu olmadıklarını büyüklerin…
Belki özümüze dönmek içindir; çocukluk arkadaşlarımla hala yakar top burjuva oynamamız…
Yeniden tertemiz olmak nedensiz mutlu olmak içindir.


Kimsenin aklına gelmez bir çocuğa neden mutlu olduğunu sormak oysa yanıt isteriz büyüklerden
 
Çünkü delilik belirtisidir nedensiz mutlu olmak!


gece

Alıntı yapılan: ...mystery... - Mart 01, 2009, 12:28:24 ÖÖ


Bazen bir kelebeğin ömrü kadardır hayat.

Ne kırmaya gelir ne de kırılmaya




(alıntı)

Ben bunu cok begendim  alkis:) okey:)

ATAAN



...mystery...

beğendiğinize çok sevindim... alkis:) bende onu çok beğendim :haha: dance:)

...mystery...

GİYSİLER

Bir gün GÜZELLİK ve ÇİRKİNLİK bir deniz kıyısında karşılaştılar. Ve dediler, '' Hadi, denize girelim'' Ve giysilerini çıkartıp sularda yüzdüler. Ve bir süre sonra, ÇİRKNLİK kıyıya dönüp GÜZELLİĞİN giysilerine büründü ve yoluna gitti. Ve GÜZELLİK de denizden çıktı; kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu; çaresiz ÇİRKİNLİĞİN giysilerine büründü. Ve yoluna devam etti GÜZELLİK. O gün bugündür erkekler ve kadınlar onları birbirine karıstırır. Ancak içlerinden GÜZELLİĞİN yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. Ve yine ÇİRKİNLİĞİN yüzünü bilen kimileri vardir ki, giysi onu gözlerinden gizleyemez.


(alıntı)

...mystery...

HAYAT DİYE BİRşEY VAR...

Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yaşadığınızı, günler, kızgın küller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız olmuyor mu hiç, bir müzik sesiyle şöyle bir koltuğunuzda doğrulduğunuz, aniden bir yaz yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz, bir ağaç gölgesinde bir an durmak, bir akşam üstü denize baktığınızda bu sonsuz suların kıpırtısına şaşmak yok mu artık, el ele tutuşmak, bir avucun bir başka avuca dokunmasının yarattığı ürperti de hayal hanesinde kendine bir yer bulmuyor mu, bitti mi bu macera, çekildiniz mi bu hayattan, hayatın sizin bulunmadığınız yerlerde yaşandığına mı inanıyorsunuz, daha bitmeden bitirdiniz mi her şeyi, yorgun ruhunuz yeni coşkular için hazır hissetmiyor mu kendini. Delirdiniz mi siz?

şu köşe başında karşınıza ne çıkacağını ne biliyorsunuz, biliyorum genellikle köşe başlarında açlık, acı ve ölüm çıkıyor karşınıza ama kim bilir,belki eski bir dosta, belki güzel bir kadına, belki okunmuş kitaplar satan bir sahafa da rastlayabilirsiniz, bir piyano sesi duyabilirsiniz ya da bir Rumeli türküsü açık bir pencereden, bir söğüt ağacı görebilirsiniz çocukken kabuğundan düdük yaptığınız, dans adımlarıyla yürüyen bir çift bacak geçiverir önünüzden. bir oğlan bir ıslık çalabilir, hatta siz bile çalabilirsiziniz.

Ne sevinci, ne hayatı, ne eğlencesi para yok ki diyorsanız eğer ve eğlenmek için paranın gerekliliğine bu kadar inanıyorsanız, emin olun paranız olduğunda da eğlenemezsiniz, para eğlenmeyi çeşitlendirir sadece ama eğlenceyi yaratmaz, öpüşmek parayla değil, şarkı mırıldanmak parayla değil, acaba o şimdi ne yapıyor diye düşünmek parayla değil, tv'de iyi bir film seyretmek parayla değil, sizin için demlenmiş bir bardak çayı, bu benim için yapıldı diye neredeyse gururla alıp, bardağı ince belinden sıkıca kavrayıp içmek parayla değil. Bir bardak semizotunu sevinçle paylaşabilirsiniz ve hiçbir pahalı lokantada bir tat alırsınız, eğer bir tabak yemeği paylaştığınız, paylaşmak istediğiniz insansa.

Hayat diye bir şey var. Sadece sizin olan, sadece size ait, içinde sadece sizin gördüğünüz çiçekler açan, yalnızca sizin müziklerinizin çaldığı bir bahçe var, sokmayın oraya öyle herkesi, çiçeklerinizi başkalarının çapalamasını beklemeyin, şarkılarınızı başkalarına söyletmeyin, anladık ahmaklıklar oluyor, aptalca kararlar veriliyor, hepinizin hayatından bir şeyler çalınıyor, hayalleriniz teker teker buduyorlar, ümitlerinizi öldürüyorlar, çaresiz bırakıyorlar sizi, yenildiniz belki de, yenilginin ağır yaralarını taşıyorsunuz ruhunuzda ama gene de bir hayatınız var sizin, sadece size ait bir bahçeniz, durup soluklanacağınız, yaralarınızı yıkayacağınız, çiçeklerini seyredebileceğiniz bir bahçe, soğukta bir bira içebilirsiniz, bir ağacın gölgesinde durabilirsiniz bir an, sabaha karşı uyanıp her ay yeniden doğan hilale bir bakabilirsiniz, çok sevdiğiniz bir kitabı bir daha karıştırabilirsiniz, aşık olabilir ya da aşık olmayı düşünebilirsiniz. Sevdikleriniz özleyebilir ve bir gün yeniden kavuşabileceğinizi hayal edebilirsiniz, geceleri ağaçların daha değişik koktuğunu fark edebilirsiniz, yeni bir salata icat edebilirsiniz, sevgilinizi çırılçıplak soyup evde öyle dolaştırabilirsiniz, saçlarınızı her zamankinden daha değiş kestirebilir, evinize bir gün de başka bir yoldan gidebilirsiniz, alışkanlıklarınızı değiştirmek için kendinize karşı müthiş bir savaş açabilirsiniz.

Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat.Biliyorum dertler çok, ahmaklıklar yapılıyor, sıkıntılar bitmiyor, günler birbiri ardına buruşup eskiyor, yorgunsunuz, belki yeniksiniz. Teslim mi olacaksınız peki? Hayal kurmayacak mısınız, çılgınca sevişmeyecek misiniz, ağaçlara bakmayacak mısınız, denizler şaşmayacak mısınız, ani ve sebepsiz sevinçlere inanmayacak mısınız, bir tabak semizotunun tahmin edemeyeceğiniz kadar lezzetli olabileceğini hiç düşünmeyecek misiniz, sizin için demlenmiş bir bardak çayı, bardağı belinden kavrayıp içmeyecek misiniz her şeyi. Delirdiniz mi siz? Hayat diye bir şey var, evet orada, elinin hemen yanında duruyor.


(alıntı)

...mystery...

ZAMAN GEÇMEDEN

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakısıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmis.Bu arada aynı kasabada yasayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemis. Ama kız onu da reddetmis.

    Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmıs. Kendine baska bir hayat kurmuş ve evlenmiş,çoluk çocuğa karısmış.Bir gün yolu bir zamanlar yaşadıgı güzel,küçük kasabaya düşmüş.Orada tanıdık birine rastladıgında aklına bir zamanlar orada yasayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş. Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kizin evlendiğini söylemiş.

    Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş. Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman ,kel ve çirkin mi çirkin bir adammış.Üstelik zengin bile değilmiş.Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmis. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormus.Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemis. Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamıs. Birden çok güzel sarı bir gül görmüş. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne çarpmış. Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gülü koparip kıza götürmüş. Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yapraklari solmuş cılız bir gül. Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş; " Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir."


(alıntı)

...mystery...

BİR YEMEK TARİFİ

BİR BARDAK GÜLÜMSEME İLE BAşLAYIN
 BİR KAP DOLUSU DOSTLUK İLAVE EDİN
 BİR TUTAM YUMUşAKLIK VE BİRAZDA NEZAKET TOZU İLE  KABARTIN
 BİR KAşIK ÜMİT
 BİR BÜYÜK PORSİYON YARDIMLAşMA
 ÇOK MİKTARDA ILIM
 BİR TUTAM ALÇAK GÖNÜLLÜLÜKLE ÇIRPIN
 KUVVETLENDİRMEK İÇİN BİR ÇORBA KAşIĞI GÜVENE  İHTİYACIMIZ OLACAK
 BİR SADAKAT KASESİ İÇİNDE BİR ÖLÇÜ İNANÇ
 İKİ ÖLÇÜ AKLI SELİM VE BİRKAÇ DAMLA HOşGÖRÜYÜ
 AZAR AZAR İLAVE EDEREK SEVGİYLE KARIşTIRIN
 İKİ KAşIK GÜLÜCÜK 1 KAşIK SABIR VE BİR TUTAM ÖVGÜ  İLAVE EDİN
 şEVK İLE HİÇ DURMADAN KARIşTIRIN
 VE şÜKRANLA TATLANDIRIN
 YEMEĞİN ADINI MERAK ETTİNİZ Mİ  ?

 
 "İNSANLIK"

...mystery...


...mystery...