EN SEVDİĞİNİZ şİİR

Başlatan endoplazmikretikulum, Şubat 10, 2010, 09:08:53 ÖÖ

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

endoplazmikretikulum

ÇOGU ZAMAN MERAK ETMİşİMDİR
HER şİİR HERKESTE AYNI DUYGULARIMI UYANDIRIR
BAşKALARI NE OKUR NE YAZAR NE ANLAR DİYE
O KADAR BASİT VE Bİ OKADAR DA ETKİLİ SÖZLERDİR şİİİRLER
BAZEN KALIPLARA SIGMAZ BAZENDE AGZINDAN CIKAN HER KELİMENİN 100 KATI ANLAM TAşIR şİİRLER ..
HELEKİ şAİRLER HEP İMRENMİşİMDİR
ÇÜNKÜ COK ÖZEL OLDUKLARINA İNANIRIM
KİMSENİN GÖREMEDİĞİNİ GÖRMEK
KİMSENİN DUYAMADIĞINI DUYMAK
VE KİMSENİN CİLTLER DOLUSU KİTAPLARDA ANLATAMADIGINI
BİRKAÇ DİZEDE ANLATMAK GEREKİR...

şiir bir cennet bahçesi
Girmeyene anlatılmaz.
Cennet nedir, bahçe nasıl?
Görmeyene anlatılmaz.


şair gülü, şükür gülü
Yaprak yaprak dokur gülü
Her mısradan fikir gülü
Dermeyene anlatılmaz.


İne gönül, kalka gönül
Hep doğruya baka gönül
Hak vergisi.. Hakka gönül
Vermeyene anlatılmaz.


şiir toprak kokusudur
şiir damla damla sudur
Ermişlerin duygusudur
Ermeyene anlatılmaz.


şairler sultanı Yunus
Her sözü yüz defa yumuş
Aşk bağına dergâh kurmuş
Varmayana anlatılmaz. (A.KARAKOÇ)

PEKİ SİZİN EN SEVDİĞİNİZ şİİR VE şAİR KİMDİR..

endoplazmikretikulum

MONA ROZA


Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller



Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar


Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...


Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi


Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar


Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların


Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona


Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları


Ki ben Mona Rozabulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni


Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza


Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı


Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak


Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

Altın bilezikler o kokulu ten


Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller



Sezai Karakoç    (kıtaLarın baş harfLeri >>>Muazzez Akkayam)

Mona Roza şiirinin Hikayesi
Mona Roza Tek Gül anlamına gelir.  bir rivayete göre ;;;

Sezai Karakoç üniversitedeyken bir okul arkadaşına sevdalanır.. Fakat kendisini yakışıklı bulmadığı için ona bir türlü açılamaz..
Bir gün cesaretini toplayıp aşkını Muazzez Hanım´ a arzeder..Fakat reddedilince çok üzülür..
okullar tatil olur..Muazzez hanım Geyve´ de yazlıkta kalmaya başlar..
Sezai Karakoç ta tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan olarak çalışmaya başlar..
Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini seyreder..ona şiirler yazar.
Mona Roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek Muazzez Akkayam ismi ortaya çıkar.

Gel zaman git zaman..okul biter ve mezuniyet töreni yapılır..Mezuniyet törenindeyse Sezai Karakoç Mona Roza şiirini okur.

Muazzez Akkaya ise tam karşısındadır.şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar.
Herkes bir daha okuması için ısrar eder.
Ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri ard arda okur.
Sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına gelir,ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar.
Sezai Karakoç  senin aşkın artık benimkine yetişemez der ve hayır cevabını verir Muazzez Hanım bayılır.Ertesi gün ise Muazzez Hanım´ ın intihar ettiği duyulur. Sezai Karakoç  hala evlenmemiştir.....


şiirin  SırLarı
BİRİNCİ SIR: Mona şiiri Mona Roza siyah güller, ak güller / Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak" diye başlar. Geyve'nin sırrı ortaya çıktı: Sezai Karakoç'un büyük aşkı Muazzez Akkaya Geyveliymiş.
İKİNCİ SIR: Mona Roza şiiri büyük efsanelere ve tevatürlere de konu oldu. Onlardan biri de Muazzez Akkaya'nın intihar ettiği şeklindeydi. Bu rivayet doğru değil. Çünkü Muazzez Hanım'ın şu anda New York'ta büyük kızı Dr. Ayşegül Giray ile birlikte yaşadığını biliyoruz.

ÜÇÜNCÜ SIR: Sezai Karakoç'un Mona Roza şiirini tamamen platonik duygular içinde yazdığı, Muazzez Akkaya ile hiç tanışmadığı sanılıyordu. Karakoç'un Muazzez Hanım'a açılıp açılmadığını hálá bilmiyoruz ama iki ismin birbiriyle tanıştıkları kesinleşti.

DÖRDÜNCÜ SIR: Muazzez Akkaya'nın durgun ve melankolik bir kadın olduğu sanılırdı. Hayalleri yıkma pahasına kızının tanıklığıyla söyleyelim: Karşımızda neşeli, esprili, hayat dolu bir kadın var.

BEşİNCİ SIR: Muazzez Akkaya'nın Mülkiye yıllarında uluslararası yarışmalara katılan bir ping pong şampiyonu olduğu bilgisi, Sezai Karakoç'un ünlü "Ping Pong Masası" şiirini anlamlandırmamıza yardımcı oldu.

ALTINCI SIR: Mona Roza şiirinde "Artık inan bana muhacir kızı / Dinle ve kabul et itirafımı" şeklinde iki dize var. Muazzez Akkaya'nın, Geyve'ye sonradan yerleşmiş bir muhacir ailesinin kızı olduğunu bilmem belirtmeye gerek var mı?

ADI: Muazzez Akkaya...

Kandilli Kız Lisesi'ni "Pekiyi" derecesiyle bitirdi.

1950'de Mülkiye'ye girdi.
  aşk"ın içine sürükledi.
döndürücü güzellikle ve Grace Kelly tipinde bir kız. Aynı okulda öğrenim gören sınıf arkadaşı şair Sezai Karakoç'u "fırtınalı bir aşk
Okulun en popüler kızlarındandı.

Baş döndürücü güzellikle ve Grace Kelly tipinde bir kız. Aynı okulda öğrenim gören sınıf arkadaşı şair Sezai Karakoç'u "fırtınalı bir"ın içine sürükledi.

Böylece "Uğruna Türk edebiyatının en gizemli ve en dokunaklı aşk Mona Roza yazıldığı kadın" olarak kayıtlara geçti.

Esin kaynağı olduğu Mona Roza şiirinden hiç haberdar olmadı.

Ancak okul günlerinde paltosunun cebinde şairi meçhul şiirler buldu ve bu şiirlerin şairinin sınıf arkadaşı Sezai Karakoç olduğunu bilmedi.

Okulu bitirdikten birkaç yıl sonra Maliye Bakanlığı'nda üst düzey görevler yapan ve geçen yıl hayatını kaybeden Orhan Giray ile evlendi.

Üç çocuğu oldu.

şu anda büyük kızı Ayşegül Giray ile yaşıyor...




RIBERY

SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?

AHMET SELÇUK İLKAN

hosibaba

Hörst Du, wie mein Herz Dich ruft?

Hörst Du, wie mein Herz Dich ruft?
Merkst Du nicht, wie es Dich sucht?
Es ruft immer wieder: "Ich liebe Dich",
aber Du hörst es nicht.

Warum machst du es mir so schwer,
hasst Du mich denn so sehr?
Ich weiß, es gibt eine Andere in Deinem Leben
und vielleicht kann ER Dir mehr geben.

Mein Herz ruft nach Dir,
aber Deine Liebe gehört ihm.
Und so ist es wahrscheinlich auch gut,
wenn es auch noch so weh tut.

Ich muss lernen, Dich zu vergessen.
Das aber ist schwer für mich, ...
... denn ich liebe Dich.

provitamin_b5

HERşEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

sıbel _t

şiirler çok hoş ama benim aklıma hiç şiir gelmiyo  :D

3,14

--> Aşk öyle bir şey ki
Bir anda geliveriyor haber bile vermeden
Geldikten sonra, senin kalbin aşkla dolduktan sonra anlıyorsun sen
O zaman geri dönüşü olmayan yola çıkıyorsun sevdiğinle
Sevdiğin de seni seviyorsa eğer
Çıktığın yola koşuyor peşinden
Son trene hadi ya sen bindiysen?
Sonraki treni beklemek zorunsaysa aşkın?
Sevmek aşk trenine binip gitmek olmamalı
O trene binmek için istasyonda saatlerce günlerce sevdiğin gelene kadar beklemeli
Ve sevdiğin gelmeden binmemelisin...
... eğer mutlu bir yolculuk istiyorsan tabiki.

Bu yolculuk öyle bir yol ki ey aşk kokan gecelerin en parlak karanlığı
Yalnız bir yolculuk, sürgün değildir de nedir insana
İstemeyerek gidilen yoldur yalnız gidilen yollar
Eğer sevdiklerin arkanda kalıyorsa...
Herkesin sevdiklerine kavuşması mümkün mü acaba
Sanmıyorum diyor kalbim,
Eğer bir tane bile kavuşamayan varsa
Ve o bensem...

Ama biliyorum,
Hissediyorum
İçim içime sığmıyor,
Söylemese bile seviyor çok seviyor beni,
Yanına gitmek için can atıyorum
O da beni görmek, benimle yarını paylaşmak istiyor.


Ne dersin kalbim, sence ne olacak halim?

3,14

--> Liebe ist...
Monika Staesche, Jürgen Neye



Liebe ist...
..vergänglich und doch ewig...
..eines der größten Geheimnisse unserer Welt
..wohl das Thema, das die meisten Musikstücke, Gedichte, Geschichten und Bilder inspiriert hat...
..sich unter einen verzauberten Sternenhimmel zu setzen und sich von Liebe erzählen zu lassen...
..die beste Ausrede, sich zurückzulehnen und zu träumen...

3,14

Liebe
Liebe heißt, Wärme auszustrahlen,
ohne einander zu ersticken. Liebe heißt,
Feuer zu sein, ohne einander zu verbrennen.
Liebe heißt, einander nahe zu sein,
ohne einander zu besitzen.
Liebe heißt, viel voneinander zu halten,
ohne einander festzuhalten.
Liebe ist das große Abendteuer
Des menschlichen Herzens. Spüren
Menschen das Herz eines Menschen,
dann kommen sie zum Leben.
Liebe ist der einzige Weg,
auf dem Menschen
menschlicher werden.
Allein die Liebe ist das Haus,
in dem wir wohnen können.

Phil Bosmans

3,14