"Demokrasi getiriciler korosu"nun tüm iddialarının aksine, ABD, Irak'ta seçimlerin yapılmasını engellemek için her yolu denemişti. Irak seçimleri, Ayetullah Ali Sistani'nin başını çektiği kitlesel sessiz direniş hareketi sonrasında yapılmak zorunda kalındı.
28.01.2006 01:57
ABD Başkanı George Bush, geçen ay yapılan Irak seçimlerini, "Irak'ın demokrasi yürüyüşünde büyük bir köşetaşı" olarak nitelendirdi. Irak seçimleri, gerçekten de köşetaşı; ama hiç de Washington'ı memnun edecek türden bir köşetaşı değil. Bush ve Blair'in Irak'ın işgaline ilişkin bildik açıklamalarını bir kenara bırakarak olayın tarihini kısaca bir gözden geçirelim.
Bush ve Blair, Irak'ı işgal ettiklerinde, gerekçe olarak "tek bir sorun"u tekrarlayıp durdular: Irak'ın kitle imha silahlarını yok etmek!
ABD, IRAK'TA SEÇİM YAPILMASINI İSTEMİYORDU
Ama aradan birkaç ay geçmeden, aslında sorunun Irak'ın kitle imha silahları meselesi olmadığını söylemeye başladılar. Irak'ın işgalinin gerçek gerekçesinin, Başkan Bush'un Irak'a ve Ortadoğu'ya demokrasi getirmek diye telaffuz ettiği "Mesihçi misyon" olduğu ortaya çıktı. Irak seçimleri meselesine gelince, zamanlaması bir yana, "demokrasi getiriciler korosu"nun tüm iddialarının aksine, ABD, Irak'ta seçimlerin yapılmasını engellemek için her yolu denemişti.
Irak seçimleri, Ayetullah Ali Sistani'nin başını çektiği kitlesel sessiz direniş hareketi sonrasında yapılmak zorunda kalındı. Bölgeyi çok iyi bilen bütün gözlemciler, The Financial Times'ın editörlerinin yazdıkları şu tespite katılmakta tereddüt etmeyeceklerdir: "ABD'nin kontrolündeki işgalci Irak yönetiminin seçimlerin yapılmaması konusunda geliştirdikleri üç ayrı öneriyi reddeden Ayetullah Ali Sistani'nin ısrarlı çabaları nedeniyle Irak'ta seçimler yapılabilmiştir."
IRAK HALKI, AMERİKA'NIN DERHAL ÇEKİLMESİNİ İSTİYOR
Eğer seçimleri ciddiye alıyorsanız, o halde bilin ki, seçimler, halkın iradesini dikkate almanız gerektiği anlamına gelir. Bu durumda, işgalci gücün, kendisine sorması gereken hayatî soru şudur: "Irak halkı, bizim burada olmamızı istiyor mu?" Bu soruya verilen cevap konusunda yeterli bilgiye ve veriye sahibiz. Bu konuda önemli bir kaynak, İngiliz Savunma Bakanlığı'nın geçtiğimiz Ağustos ayında Irak'taki üniversite hocalarına yaptırdığı, sonra da İngiliz basınına sızdırdığı bir kamuoyu araştırmasıdır. Buna göre, koa-lisyon askerlerinin Irak'ta bulunmasına Irak halkının % 82'si "şiddetle karşı" çıkarken; yalnızca % 1'i, Irak'ta güvenliğin koalisyon askerleri tarafından sağlandığına inanıyor.
[Amerikan yönetimine yakınlığıyla bilinen-YK] Washington'daki The Brookings Institute'ün araştırmacılarının Kasım ayında hazırladıkları bir araştırma raporunda ise, Irak halkının % 80'inin "Amerikan askerlerinin en kısa zamanda Irak'tan çe-kilmesini istedikleri" belirtiliyor. Diğer kaynaklar da, üç aşağı beş yukarı benzer sonuçlar veriyor.
Hâl böyle olunca, koalisyon askeri, kontrol edebilecekleri askerî bir güce sahip kukla bir rejim kurmak için çırpınıp durmak yerine, Irak halkının talebini yerine getirerek Irak'tan çekilmek zorundadır. Ancak Bush ve Blair, çekilme takvimi belirlemek yerine, hedeflerini gerçekleştirmek için zaman kazanmanın yollarını araştırmakla meşgul.
ABD, ORTADOĞU'DA ASLÂ DEMOKRASİ İSTEMEZ!
ABD'nin, egemen ve az çok demokratik bir Irak'a tahammül edemeyeceğinin önemli bir nedeni var: Israrla ve inatla savunulan doktrinle çeliştiği için, bu mesele aslâ gündeme getirilmek istenmiyor. Eğer Irak, Hint Okyanusu'nda olsaydı ve ana ihracat maddesi de petrol değil de, mesela salatalık olsaydı, ABD'nin Irak'ı işgal etmeyeceğine inanmamız isteniyor bizden.Oysa, apaşikâr gerçek şu: Irak'ı işgal etmek, dünyanın kontrol edilmesinde hayatî bir basamak işlevi gören küresel enerji kaynaklarının Amerika tarafından kontrol edilmesini çok kolaylaştıracaktır.
Hâl böyle olunca, Irak'ın egemen ve demokratik bir ülke olduğunu düşünün. Ve kendi çıkarlarına uygun politikalar geliştirdiğini ve hayata geçirdiğini tahayyül edin. Tabiî bu olacak bir şey değil ABD için.