mikail
24.02.2007 21:18:48
Konsekutive Nebensätze:
(Sonucu belirten yan cümleler)
a. Temel cümlede sıfat (zarf) önünde:
so/dermaßen / derartig ....., dass
Ich war so dermaßen / derartig müde, dass ich sofort ins Bett ging.
(O kadar yorgundum ki, hemen yatmaya gittim.)
Die Prüfung war so dermaßen / derartig schwer, dass ich keine
Frage beantworten konnte.
(Sınav o kadar zordu ki, hiç bir soruyu yanıtlayamadım.)
b. İsmin önünde ise:
solch- / derartig- ....., dass
Ich hatte einen solchen / derartigen Durst, dass ich das
schmutzige Wasser trank.
(O kadar susamıştım ki, kirli suyu içtim.)
Ich habe solchen Hunger, dass ich 5 Hamburger essen kann.
(O kadar açım ki, 5 hamburgeri yiyebilirim.)
In der Klasse ist derartiger Lärm, dass man nichts versteht.
(Sınıfta öyle gürültü var ki, hiç bir şey anlaşılmıyor.)
solch ein Lärm, ein solcher Lärm
solch eine Krise, eine solche Krise
solch ein Wunder, ein solches Wunder
c. İkisi ayrı ayrı cümlelerde durur:
..... so, dass
Schreib so deutlich, dass ich lesen kann.
(Öyle anlaşılır yaz ki, okuyabileyim.)
Kommen Sie bitte so pünktlich, dass ich nicht viel warte!
(Lütfen öyle vaktinde geliniz ki, beklemeyeyim!)
Fahr so, dass du genau um 19 ankommst.
(Öyle git ki, tam 19’da varasın.)
d. Yan cümlenin başında durur. O zaman „so dass“ tüm cümleyle ilgilidir.
....., so dass
Er hat ganze Arbeit getan, so dass ich nichts zu tun habe.
(O, tüm işleri yaptı, öyle ki bana yapacak hiç bir şey kalmadı.)
Der Bus hatte eine Panne, so dass ich erst morgen in Ankara ankam.
(Otobüs öyle bir arıza yaptı ki, ancak sabahleyin Ankara’ya vardım.)
Es regnete plötzlich, so dass wir alle nass wurden.
(Aniden öyle yağmur yağdı ki, hepimiz ıslandık.)
Mikail
Deutschlehrer
Mikail hocam; ben konulari nasil ariyordum, bilemezsiniz. Sayenizde, ögrenmek isteyipte bulamadigim bir konuyu daha ögrenmis oldum. Inaniyorum ki, bu sitede merak ettigim daha nice yararli konulari bulabilecegim. Artik Almanca konusunda kendimi yalniz hisetmiyorum. O kadar sahane bir yüreginiz var ki; bildiklerinizi hic bir karsilik beklemeden bizlerle paylasiyorsunuz. Emegi gecen herkese ve en basta size hocam, tekrar tekrar tesekkürler...
so dermaßen / derartig......., dass
Ich bin so dermaßen / derartig müde, dass ich nicht mehr arbeiten kann.
(O kadar yorgunum ki, artik calisamiyorum.)
Das Kind war so dermaßen / derartig ungezogen, dass ich mich bei ihm nicht durchsetzen konnte.
(Cocuk o kadar yaramazdi ki, ona sözümü geciremedim.)
solch- / derartig-......, dass
Ich hatte ein solches derartigen Einsamkeitsgefühl, dass ich alle Freunde zu meinem Haus einlud.
(Öyle bir yalnizlik hissim vardi ki, bütün arkadaslari evime davet ettim.)
In der Straße hatte ein solches Gedränge, dass die Menschen einander überanstrengten.
(Sokak o kadar kalabalikti ki, insanlar birbirlerini eziyorlardi.)
........ so, dass
Sei so fleißig, dass du Deutschlernen kannst.
(Öyle caliskan ol ki, Almanca ögrenebilesin.)
Mach Deine Arbeit so liebend, dass das Ergebnis ausgezeichnet sei.)
(Isini öyle severek yap ki, sonuc mükemmel olsun.)
......., so dass
Das Auto war ganz kaputt worden, so dass es zur Arbeit nicht mehr taugte.
(Araba tamamen bozulmustu, öyle ki o artik ise yaramiyordu.)
Mikail Hocam, yanlislarimi düzeltirseniz cok sevinirim.
Ben bu konuyu esime sordum; bu cümlenin sonu "sei" mi olmali yoksa "ist" mi, diye. O da "sei olabilir," dedi. Simdi benim kafam karisti. Bu cümleye "sei" nasil bir anlam katiyor, "ist" nasil bir anlam katiyor??? "Sei" ne tür cümlelerde kullanilir

Emir kiplerinde kullanildigini biliyorum.
Yukarida kurdugum cümlede "sei = olsun", "ist = olur" anlamini mi verir

Dogru anlamis miyim???