Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘İlişkilerimiz bozulur’ sözlerinin ardından Fransız patronlar, 4.7 milyar Euro’luk Türkiye pazarının kaybolabileceğini belirterek, Fransa hükümetine ve parlamanterlere sözde “Ermeni soykırımının inkarını” suç sayan ve hapis cezası verilmesini öngören kanun teklifinin geri çekilmesi için baskı yapmaya başladı. Tasarının bir an önce çekilmesini isteyen iş adamları Cumhurbaşkanı Chirac’a mektup göndererek, “Türkiye ihracatta 4. büyük pazarımız. Tasarı Meclis’ten geçtiği andan itibaren Türkiye pazarı bizim için bitecek. Türkiye, Fransız mallarına ambargo uygulamakta son derece kararlı” dediler.
Bağdad’a giden ABD Dışişleri Bakanı Rice ile Savunma Bakanı Rumsfeld kendisine Türkiye’ye Irak topraklarında operasyon için izin vermeyiz demişmiş. Talabani bunu dünyaya açıkladı ama Washington yalanladı. Bu uydurmanın, Kürtlere cesaret aşılamak için irtikâb edildiği bellidir.
Ankara’ya gelen İran Millî Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Lâricânî ise ABD, Musul ve Kerkük’te PKK ile niçin görüşüyor? sorusunu Başbakanımız Tayyip Erdoğan’a tevcih etti. Stratejik müttefikimizle aramıza nifak sokmak isteyen bu soruya nasıl cevap aldığını bilmiyorum. Ama Amerika’nın PKK ile görüştüğü muhakkaktır. Ne görüştüğü ise açıktır: PKK’ya talimat veriyor. Washington bu talimatını, Türkiye’nin İran politikasına göre değiştirerek vermeyi sürdürecektir. Aylardan beri bunu böyle yazıp çizmiyor muyuz?
Büyük patlamaların arefesinde dış politika, işte böylesine karmaşık, riyakâr, ikiyüzlü hâle dönüşür. Irak savaşından önceki aylarda cereyan edenleri safha safha tekrar yaşıyoruz...