khoLpa$aLı
13.01.2008 02:45:00
Değirmendere, Kocaeli ilinin ilçesi olan Gölcük'e bağlı bir beldedir.
Tarihi
Değirmendere, Romalılar döneminden beri bir yerleşim yeridir. Adını,çevresinde pek çok un değirmeni bulunan bir dere olduğu için adı "Değirmenderesi" olmuştur. Fakat zaman içinde "Değirmenderesi", "Değirmendere"'ye dönmüştür.
Değirmendere'nin gelişip, büyümesinde Gölcük Tersanesi'nin kurulması ve İzmit ile İstanbul arasındaki sanayi faaliyetlerinin etkileri gözlemlenmektedir.
17 Ağustos 1999 depreminde, Değirmendere çok hasar görmüş, çok sayıda can ve mal kaybı yaşanmış, bu da Değirmendere nüfusunu etkilemiştir.
Coğrafi Konumu
Değirmendere, Marmara Bölgesi'nde Kocaeli sınırlarında Gölcük'e bağlı bir beldedir. Doğusunda Gölcük ilçesi, batısında Halıdere, kuzeyinde İzmit Körfezi ve Örcün Köyü'nün ile çevrilidir. Belde kuzeyden Marmara Denizi, güneyde ise Kuyumcu Dağı ile çevrilidir.
Nüfusu
2000 yılı genel nüfus sayımına göre beldenin nüfusu 22.086'dır.
İklimi
Değirmendere ve çevresinde Akdeniz İklimi'nin değişmiş tipi hüküm sürmektedir. Kışlar asıl Akdeniz iklimine nazaran daha karlı ve soğuk, yazları ise daha ılıktır.
Kültür
Gölcük ilçesine göre daha turistik özellikler taşımaktadır. Bölgenin en meşhur yiyeceği olan Değirmendere fındığından adını alan Fındık Festivali her yaz düzenlenir ve festival kapsamında yapılan Uluslararası Ahşap Sempozyumuna yurt dışı ve içinden birçok sanatçı katılır.
Armağanım bütün kıyılara
Kent; aşık olduğunuz sevgili gibidir. Delice ve ölesiye seveceksiniz ki, ayrılması güç kavuşması imkânsız olacak. Gökkuşağı çığlıklarına, kalbimin özgeçmişini yazdığım hayat; bir yanda kendini var eden zaman ve yorgun saat, diğer yanda akşamın üstüne yakamozlar giyinen sahil ve kent.
Denizi olmayan kent, duygusuz insan sayılır.
Güz çapkını yıldızlar, uzak dumanlı kıyıları, hayâlleri süslediği gibi süslüyor. Küçük dereye nazik ellerini uzatan çınar ağacı, mavi sırra akan ürpertilerini geleceğe sunuyor. Kumsala, günden ve güneşten iz bırakmış çocuklar, çocuklar ki; oyun çizgilerine bastığım şu an, sizi betimsiz bir gecede ve yalnızlıkta hissediyorum.
Ahşap heykeller önümden avâre geçip gidiyor, tanıyor da tanımamış gibi davranıyorum. İskeleye yaslanmış dinleniyor yaşlı vapur, birimiz uyurken sızlanan çocuk bahçeleri, bir dalga çırpıntısıyla kendime geliyorum, dileğimdir ki düşlerim öte yana ama karanlıkta bir gemiye yüklediğim gezgin aklımı en çok bu saatlerde, şu sahilde seviyorum.
Bir kenti sevmek, gerçekte kendimizi sevmektir.
Hekimoğlu’nun çardaklı teknesi kentin batı ucunda ayışığıyla buluşuyor. Kıskandığım çılgın sessizlik; ayaklarına basan sandalla dilleşirken, az ilerde gördüğüm zeytin dallarından sarkan firarî gölgeler, yosunlarla sevişiyor.
Yatağında kıvrılmış mavi gözlü bir kızdır şimdi kutup yıldızı. İzlemekten yorgun bakışlarıyla uyuyacak şafakta; ve güller uyanacak, martılar ve sular, susarken her şey, birdenbire “Değirmendere ”güneşe duracak.
Bir kenti sevip sevmediğinizi güneş doğduğunda anlayacaksınız.
Balıkçılar yarım uykulu gözlerle inecek sahile, vardiyalı bir güne başlayacak tersane işçileri, duvar yazılarına gülümseyen haylaz öğrenciler hayata “neşe” katarak geçecek parkın köşesinden. Çınarlık Meydanına böcekler ve kuzgunlar doluşacak. özgürlük gökyüzünde salınacak, işte duyduğunuz kanat sesi ve barış elçisi uzaklaşan güvercinler.
Vapur yarım saat sonra kalkacak umutlu yolcularıyla, hangi dalga kendinden önce karşıya varabilir ki! İskeleden ayrıldığında yolcular ve yolculuk başkadır. Vapur seferi, pervanelerin sudaki sonsuz aşkıdır.
Sevmediğiniz kent sizin değildir.
Kuşluk vakti bütün hayâllerimi martılara serpebilirim. Beni, Dereağzı’nda bekliyor geceden kalma düşler. Karabatak aryaları, kefallerin dansı, sevinçlerimi doldurduğum dondurma külahları, hüzünlerimi sakladığım kaldırımlar, karaçehre simitçiler, kahvehane erken bekçileri, gelip geçen sandallar, oynak deniz dubaları. Her şey bir tarafa yaşayan bir kent, gecenin gündüzlere armağanıdır.
Kurgulu ve kurgusuz öyküler gezdiriyorum kumsalda. Sokak arası imgeleri ben seçiyorum. Benliğimden geçiyor bütün sevdiklerim, sarhoş anılarım ve bir kadına yazdığım buselik şiir. On koca şehir eskittim, mavi sular uğruna, tükettiğim yalnızlıklar. Diyeceğim“Değirmendere” bir şairin duygularıyla öpüştüğü yerdir.
Seni sevdiğim gibi sevsin bütün kıyılar beni…
Beni sevdiğin gibi sevsin bütün kıyılar seni…
H.İhsan Sönmez
01 Ocak 2008-Değirmendere/Kocaeli