Sizlerle kendi yazmış oldugum bir hikayeyi paylaşmak istiyorum..
BEN SÖZÜMÜ TUTTUM,YA SEN?
Bilinmeyen bir ülkede, bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir tarihte bir adam varmış.Hayatta herşeye sahipmiş ve etrafında iyi birisi olarak biliniyormuş. Herkes onu sever, akıl danışır onu sayarlarmış. Bu kişi her her ne kadar kötülük görürsede o kişilere karşı iyiliğine bıkmadan usanmadan devam edermiş. Herkesi kendisi gibi sanırmış. Başına birçok dert gelirmiş ama bunların hepsi iyi niyetli oldugu içinmiş. Kötülüklere maruz kalıyormuş ama onu en çok yıpratan iyilik yaptıgı insanların ona kötülük yapmalarıymış.Gerçi bunlara alışmıştı,ve etrafında kötü diye nitelendirdiği kişilerin kahkahalarını her an duyarken ,kendi mutsuzluğunda çürüyüp gidiyormuş.Tek istediği mutlu olmakmış.
Günlerden birgün bir kız çıkmış karşısına.Geçicide olsa çok mutlu olmuştu. Artık gülüyormuş..Fakat bu fazla sürmemiş ,tanıştığı kişiye en çok güvendiği anda terkedilmişti.Artık insanlardan nefret ediyormuş.Ve kararını vermişti; Evini satılığa çıkarmış, eşyalarını dağıtmış, arkadaşlarıyla helalleşmiş ben gidiyorum demişti.Evi satılır satılmaz,ilk işi ufak bir tekne almak olmuştu.İçine yıllarca yetecek kadar kuru gıda , bol bol kitap, ve binlerce iğnesi olan bir çok olta takımı ,ıvır zıvır aletler, v.s almıştı. Artık büyük gün gelmişti.Açılıyordu engin denizlere...Ve kendi kendine söz vermişti, artık hiçbir insan görmek istemiyorum diye..
Artık rüzgar onu nereye götürürse götürsün umrunda değildi.1 ay boyunca hiç durmadı.Teknede 2 kişiydiler..Birisi kendisi diğeri yalnızlığı. Aslında bu durum o kadarda kötü değildi.Artık yalnızlıkla çok iyi arkadaş olmuştu... Hiç canı sıkılmıyorudu .. Teknenin başında akşama kadar oturur balık tutar hafızasındaki tüm geçmişini çocukluğundan itibaren geri sarıp tek tek düşünüyordu.Keşke şöyle yapsaydım diye... Bir yandan da olta ile balık tutmaya devam ediyormuş.Dünyanın neresinde oldugu hakkında hiçbir bilgisi yokmuş.Zaten umrundada değilmiş.Aylarca insan yüzü görmemiş.Bir gün o kadar ufak bir ada çıkmış ki karşısına bir ucundan diğer ucuna koşarak 2 dakikada gidiliyormuş.Ve hiçbir kimse yokmuş.Sonunda bulmuştu aradığı yeri.. Tekneden önce kendisi indi..Sonra o... Evet artık bir adası vardı...Koşuyor dolaşıyor teknesininin bakımını yapıyor kumlara şiirler yazıyor kısacası çok mutluydu. Orada bir kaç ay kaldı. Sonra tekrar açıldı fakat oradan uzaklaşmadan.Birgün yine balık avlarken denizde daha önce alışık olmadıgı bir görüntü ile karşılaştı... Çok güzel bir kız sudan kafasını çıkarmış bakmış Sonra tekrar dalmıştı.Hayal görüyorum heralde diye düşündü...Adasına geri döndü.Ve piskolojim bozuldu heralde dedi erkenden yattı.Ve o güzel yüz onu rüyasındada ziyaret etmişti.. Aylardır ilk defa bir insan görmüştü...Uyandı.. Hep düşündü düşündü.. Ne olabilirdi diye..Morali bozuldu ve tekrar balık tutmaya gitti. Ve başladı şarkı söylemeye.Ve birşey takımıştı oltasına... Çekiyordu ama çok iriydi ve tekneyi sürüklüyordu neredeyse.Ve oltayı sarmaya başlamıştı.Çekti çekti Çekti.. Veee simsyiah saçlı bir deniz kızıının eline iğne saplanmıştı.Önce duraksadı..şaşırdı. Rüya mı bu dedi kendi kendine..Kan damlıyordu ellerinden .Kızcağız lütfen beni bırak dedi...Ağlıyordu ...Ve anlamıştı kurtulamayacağını çırpınmıyordu artık.Dayanamadı ve iğnenin battığı o ele dokunarak iğneyi çıkardı...Deniz kızı hızla uzaklaştı oradan... Fakat az bir zaman geçmeden elinde meyva ve diğer yiyeceklerle geri geldi.Teşekkür ederim hayatımı bağışladıgın için dedi.Ve birbirlerinin gözlerinin içinde eridiler. Deniz kızının belden aşağısıda insan gibiydi fakat sadece ayak yapısı perdeliydi ,ve su altındada nefes alabiliyordu.Yıllarca insan görmeyen birisi için çokta değişik bir anatomi değildi.Adam ona şehir hayatını anlattı.Hayat hikayesini,Ve defalarca tekrar ettiği bir şey vardı... Ne olursa olsun insan görünce kaçacaksın diyordu.. Çünkü insanoğlu nankör ,bencil,acımasız, bir ırktır. Hep yok eder.Ve günlerce haftalarca aylarca konuştular.Deniz kızıda su altındaki hayatı anlattı..Onlarında şehirleri varmış.yüzbinlerceymiş sayıları yüzlerce metre derinlikte medeniyet kurmuşlar.Ve birgün ona o medeniyeti göstermek istemiş deniz kızı.ama aşağı hiç inememiş adamcağız...Günleri hep adada geçmiş. bir gün bile ayrı kalamamışlar. Ve içlerine bir korku düşmüş.Aceba bıkarmıyız birbirimizden diye... Ve söz vermişler asla birbirimizden bıkmayacağız diye..Artık imkansızı yaşamaya başlamışlar.günler geceler onların olmuş.Ve bir gün Kız yüzü asık bir şekilde tekneye çıkmış.Bİz asla birlikte olamayız.. Ben buraya sende bizim oralara ait değilsin..Başaramayız ,görüşmeyelim demiş.Adam ise önemli olan mutluluk,şu anda mutlu isek gerisini boşver demiş.onu ikna etmeye çalışmış.Kız tamam demiş .gitmiş.Artık eskisi kadar gelmiyormuş.Geliyorsada adamcağızı üzmemek için geliyormuş. Ve bir hafta sonra kız usulca yüzeye çıkmış adamcağız bir şeyle uğraşıyormuş.Bir kolye yapıyormuş... "Ben Sözümü Tuttum ya Sen" yazıyormuş üzerinde.Deniz kızı dedi ki" Neden öyle yazdın ne sözü diye... Bilmem içimden geldi demiş adam.... DEniz kızı şimdi gitmeliyim demiş ve gitmiş.. Artık gelmiyormuş...3 ay geçmişti... Ve gel git nedeniyle ada sular altında kalmıştı... Teknedeki erzak tükenmiş.. Balık ise denizde sanki bitmişti... 10 gün kadar açlığa dayandı... Artık umudu bitmiş.güneşin altında, deniz kızıyla olan anılarını düşünüyordu...Öyle bir durumdaydı ki.. İnsanlardan sonra insan olmayanlarda ona sırtını dönmüştü...Ve ada kayboldugu için oradanda ayrılmıyordu,yerini kaybetmemek için.. Bekliyordu deniz kızını.Çünkü söz vermişti.Açlıkta ona dokunmuyordu zaten yemeden içmeden çoktan kesilmişti.. Ve güneşinde etkisiyle yüzünü yıkamak için eğildiğinde kolyesi suya düştü ve ardından o... kolye hızla dibe düşerken...Köpekbalıkları çoktan ziyafete başlamıştı...Aşağılarda ise bir kalabalık vardı.. Bir düğün. Güzel deniz kızı ve bir başkası evleniyormuş..Nİkahları kıyılırken birden bir kolye tam masanın üzerine düşmüş...Ve Yazı tam onlara doğru " Ben sözümü Tuttum Ya Sen " diye parıldıyormuş.... Yukarısı kırmızılıktan görünmüyor.Davetliler alkışlıyor bunu bir oyun sanıyorlar..Kolyeyi damadın ayarladıgını kırmızılığın ise bir Düğün Efekti oldugunu sanıyorlarmış....
Düğünün sonunu kimse bilmiyor. Bilinen Tek bir gerçek var... Kolyenin şu anda deniz kızının boynunda oldugu.. Ve hiç çıkarmadığı........
Sparta
Alıntı yapılan: dielosch - Eylül 27, 2008, 07:36:05 ÖS
içim ürperdi ( dediğim gibi böyle hikayelerde içim ib garip olur belki de bunun karşılığı ürpermek değildir ama ne olduğunu da bilmiyorum ) her neyse çok hoşmuş.Benim de buna benzer bir hikayem vardı 1. sınıfta yazmıştım ama biraz daha çocuksu ve biraz daha neşeliydi.Ama sonuç aynı denizkızı ve oğlan birlikte olamıyorlardı.Acaba neden ? Nerede böyle denizkızlı bir hikaye okusam aynı son :S Anlayamıyorum.N-E-D-E-N 
+1 de unutmayayım 
Tabiki mutlu bitmiyor Dilosch..
Bu hikeye gerçek bile olsa , hikayeyi bitirirken deniz kızı ve adam uzun yıllar mutlu mutlu yaşadılar diye yazmak çok zor olurdu. anatomik olarak aynı kandan aynı candan olan insanlar birbirleriyle anlaşamaz iken bu kadar farklı 2 insanın mutlu olması çok zor görünüyor.Mutlu olsalar bile, bu mutluluk diğer insanlar tarafından deniz kızının görünümündeki fark ile alay ettikleri için çok kısa zamanda bozulurdu sanırım.
Aslında Sonu mutlu biten hikayeler yazmak daha zor geliyor insana . Sanırım biraz kolaya kaçıyorum diyebiliriz

Olsun napalım hep gülecek değiliz ya. Önemli olan böyle şeylerden ibret alabilmektir.
Bu arada Beitrege için Teşekkür ederim...