05.04.2008 15:42:39
05.04.2008 15:44:20
yücel 05.04.2008 15:45:15
05.04.2008 15:49:02
yücel 05.04.2008 15:52:17
05.04.2008 15:55:36
yücel 05.04.2008 15:58:53
Alıntı yapılan: ozlemin - Nisan 05, 2008, 03:55:36 ÖS
O zaman adı dostluk olurmu ?
05.04.2008 16:08:11
05.06.2008 00:20:40

.. Daha sonra ya ben yada o başı öne eğik bir şekilde gelir.. 

05.06.2008 00:29:06

15.06.2008 17:37:16
15.06.2008 17:59:31

esma 41 15.06.2008 20:59:45
Alıntı yapılan: Sparta - Haziran 15, 2008, 05:37:16 ÖS
DOSTLUK VE ELBİSELER
Bugün bir yerden şu sözü okudum. Erkeklerin sinir olduğu şeyler başlığı altında bir madde dikkatimi çekti.
--Yıllarca giymedikleri veya hiç giymeyeceğinden emin oldugumuz elbiseleri eskiciye verdiğimizde
yada attığımızda çok kızarlar.
Aslında gayet normal bir madde ama bunun dostluk ile ne alakası var diyeceksiniz.Aslında eski elbiselerimizle
hayatımızdaki doslarımız arasında o kadar çok benzerlikler var ki.Bende eskiden giydiğim elbiselerimi nedense hiç giymeyeceğim halde atılmasına üzülürüm...Onu hep bir kişiye veririm diye yıllarca bekletir dururum dolapta. Asla giymeyeceğimide bilirim.Nedenini bilmem ama asla atılmasına gönlüm razı olmaz.Onu atmaktansa hep ihtiyacı olan birinin sırtında görmek isterim.
Belki atamamamızın nedeni , o üzerimizde iken yaşadıklarımız olabilir. Belki ilk defa kızarkadaşımızla buluştugumda o vardı, belki ilk askere giderken , belki bir kaza geçirdiğimizde...
Boş zamanlarda eski resimlerime bakmayı severim. Fotograflara bakınca o eski elbiselerede bakarız. Aklımıza gelir.
Hatta uğurlu yada bana en çok bu yakışıyor dediğimiz, aylarca giydiğimiz ,yıkandığında kurumadan giydiğimiz elbiselerimiz yok mu ki? Önemli bir güne başlamadan önce hemen gözümüz onu arar... Sanki bir zırh giymiş gibi hissederiz kendimizi.Hiç eskimeyecek gibi bakarız .Arkadaşlarımızın aklına geldiğimizde hep üstümüzde o elbise vardır.elbise derken bir tişört yada kot pantolon yada gömlek v.s tabiki... Bu durum böyle devam eder, taaa ki bir mağazanın önünden geçerken yada bayramlık alırken bir görüşte bu çok güzel diyene kadar... hemen alır eve getiririz açar,eski dostumuzu hızla çıkarır,bir kenara atar hemen özenle yeni aldığımız elbiseyi giyeriz. Giyerkende dikkat ederiz ,yavaşça dokunur aman kirlenmesin yada aman kırışmasın diye.. Artık yeni dostumuz o olmuştur..
Koşarız aynanın karşısına olmuş mu diye uzun uzun bakarız.. Yüzümüz güler... Eski dostumuz ise bize atıldıgı bir kenardan belki biraz tebessümle ,belki biraz kıskançlıkla , belkide gözyaşlarıyla bakar... O mağazanın önünde geçilmeseydi belki hala en iyi dostumuz o olacaktı, Ama yeni gelen elbise... Renkleri canlı ,
bugünün modasına uygun , rahat , yırtığı söküğü yok, ayrıca giymekten hiç sıkılınmamış , daha değişik hissettirir insanı.
Eski dostumuzdaki her lekenin, her söküğün bir hikayesi vardır elbet. Hepsi bir günde , hatta 1 dakikada
unutulur gider... Artık özel günlerde onun yerini alacak , şık görünmemiz gerektiğinde hemen aklımıza gelecek bir dostumuz vardır. Eski dostumuzun gideceği yer ise dolaptır.. Onu attığımız yerde kırışıp kırışmayacağına
yada kirlenip kirlenmeyeceğine dikkat etmeden atarız bir dolaba.Onun artık fazla bir şansı yoktur... Hemen gözümüzün
önünden kaldırmak isteriz... Sileriz onu hayatımızdan. Hatta aylar yıllar sonra elbise dolabını açtığımızda
yaaa ben bunu nasıl beğeniyormuşum hiç zevk yokmuş bende dediğimiz bile olur.Atıldıgı yerde unutulur gider.. ancak işimiz düştüğünde duvar boyarken, kömür taşırken .vs. yeni elbiselerimiz kirlenmesin diye eski dostumuzu feda ederiz.
Önceleri giymeye kıyamadığımız elbisemizle duvar boyarken damlayan boyalar, kirlenen yerleri artık hiçbirşey ifade etmez.Çünkü artık yenisi var. Yenisine 1 damla boya damlasa kıyameti koparırız.. ama eski dostumuzun artık papucu çoktan dama atılmıştır...Bir kenarda öylece bizi izler ,dolabın kapağı her açıldığında uğruna kendini bir kenara fırlatılmasına sebep olan o güzelim elbiseye imrenerek ,kıskanarak bakaaar durur....
Sanırım biz erkekler biraz merhametliyiz.Eskide olsa giymeyecekte olsak yinede atmaya kıyamayız...Belki unutmuşuzdur varlığını artık bişey ifade etmiyor olsada... Eşimiz yada Annemiz "Hani şu giymediğin mavi bir gömleğin vardı ya onu çöpe attım" diyince ,nedense bir hüzün çöker.Yaaa niye attın diye hesap sorarız belki sinirleniriz... Ama iş işten geçmiştir...Belki bir pişmanlık .. Giymiyorda olsak , bir kenara atıp unutmuşta olsak birşeyler paylaştığımız bir şeyin hayatımızda artık yok oldugunu bilmekten midir nedir bir hüzün çöker.
Hayatımızdaki gerçek dostlarımızda böyle değillermidir? her sıkıntımızda, her kötü anımızda yanımızda olan ,bizi bir
zırh gibi koruyan ,onla iken kendimize güvendiğimiz, kendimize yakıştırdığımız dostlarımız? Yeni bir dost edinince bir
kenara atıp unuttuğumuz , üzerinde dostluğumuzun her anını yansıtan yırtık ve sökükler olan , Onu görünce yüz çevirdiğimiz, artık beğenmediğimiz , unuttuğumuz dostlarımız yok mudur ?
Hatırlayamıyorsunuz öyle değil mi?
Spartanın Defterinden...
16.06.2008 03:13:08
Alıntı yapılan: gece - Haziran 15, 2008, 05:59:31 ÖS
Haklisin bir bakima Sparta dogrusu ben 32 yasima giricem ve yaklasik 12 yildan beri tanidigim Dostlarim var bir elimin bes barmagini gecnmez neler oldu neler paylastik hic birindende gecemedim hepsiylede hala görüsürüm
Yazin cok etkileyici yüregine saglik ....
Kasus 17.06.2008 00:51:31
(simdi vermezdim o kadar para). Yani neden o kadar ugrastigimi bilmiyorum. Simdi Sparta senin hikayeni okuyunca iyiki ugrasiyorum dedim. Yani dostlarimi bende atmam. 
Manyaklikda vardi tabi ama dogrusu gercek dosttuk. Hala öyleyizde eskisi kadar cok görüsemiyoruz. Tanidigim baska iyi insanlarda var.