Aynen kopyalanmışlardır. 
"Emekli Temel’le Dursun parkta güvercinlere yem atıyorlarmış.Temel,“şu güvercinlere ne zaman yem atsam siyaset adamlarumuzi hatırlayirum” demiş.
Dursun, “Neden?” diye sorunca…
Temel,
“Yerde dolaşurken elümuzden yeyiler. Havalanınca da kafamuza mıçayiler” demiş."
"Temel, boşanma davası için hakimin karşısına çıkmış ve şikayetlerini
anlatmaya başlamıştır:
“Karım Fadime üç yıldan beri ne bulursa bağa fırlatuyi hakim bey!”
Hakim Temel’in bu şikayetinden sonra hemen sözünü kesip merakla sorar:
“Be adam, o zaman bu davayı açmak için niye üç yıl bekledin?”
Temel büyük bir saflık içinde cevap verir:
“Hakim bey, çünki artuk isabet etturmeğe başladi.”
"Trabzon’un bir köyünde yol çalışması yapılıyormuş.Köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyorlarmış. O sırada oradan geçmekte olan mühendis görmüş bunları.
Merak etmiş; gitmiş yanlarına.
“Merhaba dayı ne yapıyosunuz böyle?” diye sorar.
Köylü Temel,
“Eşeği salıveruyiruk,gittiği yeri yol yapayiruk”der.
Mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.
Alaycı bir tonla:
“Eee demiş, eşek bulamayınca napıyonuz?”
Köylü Temel,
“O zaman Ankara’dan mühendis isteyiruk.”
" Yaşlı Temel köydeki mısır tarlasını kazamayacak durumda olduğundan oğluna mektup yazar,
“Oğlum gel şu mısır tarlasini kazda, tekrar gidersun.Çok yaşlandum yapamayirum uşağum”
Temel’e oğlundan cevap gelir,
“Baba, sakın o tarlayı kazmaya uğraşma, ben vurduğum adamlarun hepsini o tarlaya gömdüm”der. Ertesi gün durum jandarma ve emniyete intikal eder. Tarlayı didik didik ederek kazarlar ama hiç bir ceset bulamazlar.
Temel oğlundan aldığı son mektupta oğlu şöyle yazmaktadır,
“Babacuğum benden bu kadar, ellerunden öperum”