ALMANCAX => Cafe almancax

Konu: Arabesk Kösesi, Dertsiz Olmayan Giremez...

Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

...mystery... 14.01.2009 16:18:19

MÜSLÜM GÜRSES'İN HAYATI
[/b]

1953'ün 7 Mayıs günü şanlıurfa'nın Halfeti ilçesi'nin Fıstıközü köyünde Dünyaya Merhaba Der Müslüm Akbaş. Evet Evet Yanlış Duymadınız Müslüm Gürses Müslüm Akbaş olarak dünyaya gelir ve daha sonra Gürses Soy ismini alır. Babası Mehmet Akbaş Annesi Emine Akbaş Kardeşleri Ahmet ve Zeyno ile Zor koşullarda hayat mücadelesi vermektedir o zamanlar. zaman zorluklarla karşılaşmaktan yılmamıştır. Bugün, Ve gün gelir gurbet yolları onlarada görünür. Adana yollarına düşerler.

Bir umut rahat yaşama uğruna Adanaya yerleşirler.

Ve burada Annesi Emine Akbaş Hasta düşer. Gerçektende ciddi bir rahatsızlıktır bu. Günler Birbiri ardına geçerken Müslüm Gürses önce annesi Emine Hanımı ve daha sonra Kardeşi Ahmet'i Kara toprağa koyar. Artık yaşam Müslüm Gürses için Dahada zordur. Asıl Mesleği Terzilik olan Müslüm Gürses zaten içine kapanık bir kişiyken yaşadığı bu acılarla dahada içine kapanık bir yaşama bürünmüştür.

Talih Kuşu Bir Günde şaşırır Bize Konar

Hayatının her döneminde olduğu gibi yine tek dostu tek sırdaşı müzik olmuştur. 1968 yılında Yaşadığı Adana'da çay bahçesinde ses yarışması düzenlenir. Bu yarışmaya katılmayı çok isteyen Müslüm Gürses Baba engeli ile karışlaşır. ama bu yarışmaya katılmak gereklidir. Bit pazarına koşar Müslüm Gürses kendine bir kıyafet alır. Ve yarışma gününü beklemeye başlar. Ve yarışmanın yapılacağı bir gece evveli Baba Mehmet Akbaş oğlu Müslüm'ün yarışmaya gitmemesi için uyurken saçlarını kesmesi bile engel olamamıştır Müslüm Gürses'e. Yarışmaya katılmıştır. Ve o Ses yarışmasından birinci olmuştur. Gürses olan Soy isminide o zamanlar almıştır.

Bir müddet o çay bahçesinde çalışmış daha sonra yine asıl mesleği olan terziliğe geri dönmüştür. Küçük terzihanede ekmek parasını kazanırken o meşhur şarkısında söylediği gibi "Talih Kuşu Bir Günde şaşırır Bize Konar" Sözü gerçek olmuştur. Talih kuşu şaşırmış Müslüm Gürses'i o terzihaneden alıp bizlere getirmiştir. Mehmet isminde arkadaşı alır birgün Müslüm Gürses'i bir gazinoya götürür. Çünkü o gün o gazinonun assolisti Sadık Altınmeşe hastalanmış ve sahneye çıkamayacaktır. Mikrofon Müslüm Gürses'i beklemektedir. Müslüm Gürses o mikrofonu eline alır bir dahada asla bırakamaz.

Morg'dan plakçılar çarsısına;

Tarsus - Adana yolunda bir araba kaza yapar. şoför ölür, yanındaki taşralı delikanlı ise öldü zannedilip morga kaldırılır. O Delikanlı Müslüm Gürses'tir.

Konserlerimden fikren mağlup birileri çıkıp kendini paralıyor, çiziyor, kesiyor... Oysa müzik gökten inen bir melektir. Neden yapıyorlar anlamıyorum. Beni buna neden alet ettiklerini de hiç anlamıyorum...

MÜSLÜM GÜRSES

70'lerin ortalarıydı.... şöhretin kıyısına adım attığı yıllar... İlk plağını henüz doldurmuş, acılı hayatlarla yeni yeni tanışmıştı; acılı hayatlar'da onunla...

O günlerde, ne yüzbinlik gülhane konserlerinin yıldızıydı ne de jiletli fanatiklerin kahramanı... "Arabesk Yıldız Avcısı" Yeşilcam yapımcılarının da dikkatini çekmemişti henüz. Unkapanı'ndaki arabesk müzik piyasasının "şöhrete Giden Yolu Arayan" genç yeteneklerinden biriydi sadece. Sık sık Anadolu turnelerine çıkıyor, kalabalık kadrolu konserlerde, özel yorumu ve sahne sıcaklığıyla sivrilmeye çalışıyordu kendince. Bir Gece... Evet, yorgun ve uykusuz geçen turneler sonrasında bir gece vakti, Tarsus - Adana yolunda içinde bulunduğu otomobil paramparça olur. Direksiyon başında uyuya kalan şoför, kaza anında ölmüş, kendisi ise gözlerini morgda açmıştı!... Evet, evet... Çünkü başı ve vücudu o kadar darbe almıştı ki bu yüzden öldü diye morga kaldırılmıştı.

Ancak son anda farkedilip ameliyata alınmış, un ufak olan alın kemiği adeta yeniden yapılmıştı. İşte... Bu kazadan sonradır ki hayatında çok şey değişti.

Bir anlamda ölümün soğukluğunu hissedip yeniden yaşama dönen bu genç adam için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı artık...

KOKULARI HİSSETMİYOR

Kulağı az işitecek, yavaş konuşacak, koku alamayacak hatta en güzel kokuyu bile ispirtodan ayırt edemeyecekti. bu arada günlük yaşamında çok dikkatli hareket etmek zorunda kalacaktı. Yani, kafasına alacağı en ufak darbede kör kalma hatta ölüm korkusuyla yaşayacak; Üstüne üstlük, hiç dinmeyen baş ağrıları hayatı boyunca onu terketmeyecekti... İşte belki de o kaza günlerinden kalmadır ki hep kader diyecek, hep keder diyecek, hep ölüm diyecek, hep acılardan bahsedecek, sahnede de hep ağır takılacaktı!...

Ve belki'de tüm bu "kederli ve kaderli" şarkılar sonucunda varoşlardaki kaybedenlerin sesi olacaktı. "Hasta Düştüm Allahım","Ulu Tanrım Bu Ne Çile" diyecek, "Bu Kadar İşkence Günah" diye haykıracak "Yeter Tanrım Yeter" diye yakaracaktı. Tüm bu şarkılar, ağır hasarlı bir trafik kazası kurbanının ifade biçimiydi aslında. Hep damardan dile getirdiği ifade biçimi...Öyle ya yıllar sonra

"Aklımdan çıkmıyor veda edişin,
Bütün Duygularım Ağır Yaralı,
Beni Kalbimden Vurdu Veda Edişin,
Bütün Duygularım Ağır Yaralı"

diye yorumladığı bir şarkıda acıları kayda geçirecekti zaten; Müslüm Akbaş olarak hayata başlayan, Müslüm Gürses diye devam edip giden Müslüm Baba!... Evet...Seven de sevmeyen de farkında, o kaybedenlerin şarkılarını söylüyor, kaybedenlerin ve daima kaybedecek olanların...

Onun Sihrini ne sosyologlar, ne sosyal psikologlar, nede müzik araştırmacıları çözebiliyor. Hoş, o da bilmiyor ya, kaşla göz arasında parıldayarak uçan jiletin damarla buluşmasındaki sırrı. Ölüm ve kederi harmanladığı şarkılar da söylüyor; neşeyi, umudu aktaran şarkılar da!

Ama sonunda hep o eziklerin sesini kente fısıldıyor. Yıllar var ki baba lakabını etiketine eksiksiz işliyor, seyircisinden hem korkuyor, hem alkışı bekliyor, şarkılarını damardan okuyor, kimi zaman yaşam biçimi müziğini dinleyenlerle örtüşüyor, ama bazen de fire verip dinleyicisini kaybettiği oluyor. Desğiştiği hatta medyatikleştiği öne sürülse de yeni kentlinin müziğini yapmaya devam ediyor.!

Evet, şimdi hikayemizi ön yargılarımızı beyninizin gizli kapaklı bir köşesine atarak ve ne savcı ne de avukat olmadan dinleyin!

KİM BU ADANALI ÇOCUK?

Ülkenin kentleşme rotasının çizildiği 60'lı yılların sonu. O dönem büyük kentlere göç desteklenmiş, hatta seferberlik haline dönüşmüştür. Onlar, yani göçedenler; bu durumdan memnundur ilk başlarda. Öyle ya; kentli olmak; modern hayatın ışıltıları ve çoçuklarına daha iyi bir gelecek demekti. Ama bu kahrolası kentin içinde kaybolup gitmek de vardı. Çünkü, çoğu zaman ne iş vardı ne aş, nede insanca yaşam olanakları... Bu yüzdendir ki durmaksızın kederlenen hayatlar çıkacaktı ortaya! İşte bu dışlanmışlık, bu bir türlü suyun üzerinde duramama hali, kendi tesellisini yaratacaktı. Hem de bir müzik akımı ve yaşam biçimiyle...İşte, büyük kentlerin monoton yaşamının değiştiği, dış mahallelerden içe doğru canlılığın başladığı bu tarihlerde, 19696'da... Müzikçiler çarşısında bir ses yükselir... Ses, yaralı gönülleri çelmektedir; "Sevda Yüklü Kervanlar, Senin Kapından Geçer..." Herkes birbirine sorar, kim bu? Sesin Sahibi Adanalı Delikanlı Müslüm'dür. Plağın satışı, bir anda Üç yüz Bine ulaşır, bu satış, müzikçiler çarşısıs için beklenmedik, dudak uçuklatan bir rakamdır...

BÜYÜK AşKI MUHTEREM NUR

Hem nasihatleriyle hem de sanki onlardan biri olma haliyle. Evet nasihat eder; Mesela, "Aldanma Çoçuksu Mahzun Yüzüne, Mutlaka Terkedip Gidecek Bir Gün" diye. Müslüm Gürses şarkıları artık bütün Anadolu'yu sarmıştır... Yalnızlar, kayıplar, kasabalılar, karşılıksız kenar mahalle sevdalıları, dertliler, kederliler, Müslüm'ün sesi ve sözleriyle kendilerinden geçer. Peki Gürses'mi dinleyiciyi yaratmıştır, dinleyicimi Gürses'i? Bu sorunun yanıtı şarkı sözlerinde gizlidir.

Kentin içinde yolunu bulamayanların kederini, öfkesini taşır bu sözler. ama şarkılarda ve sahnedeki duruşunda kabullenme ve boyun eğme de vardır. Öatışmalar, çelişkiler, aşk üzerinden dillendirilir... Kız zengindir oğlan fakir, bu yüzden kavuşamamıştır. Ya da tam tersidir. Kırık, dökük bir sevdadır anlatılan, ama ihanet hep öteki taraftan gelir, yani zenginden, yani kentin anahtarını elinde tutandan. Müslüm Gürses Repetuarı, isyanı, kahrı, acıyı, aşkla tamamlamaya çalışan ama bunu yaparken biraz daha acı çoğaltan şarkılardır.

Büyük Aşk'ı Muhterem Nur

Ve sonunda kendisi de aşık olacaktır. Hem de onca şöhrete, kalabalıklara rağmen. Üstelik'de daha çoçukluğunda, hiçbir filmini kaçırmadığı bir sineme yıldızı olan Muhterem Nur'a... Müslüm Gürses'le Muhterem Nur bir Malatya turnesinde tanışırlar. Muhterem Nur Radyolardan Müslüm Gürses'in Ben Senin Kulunmuyum şarkısını Severek Dinlemektedir. Ve bir gün yolları Malatya turnesinde kesisir.

Gerisini Gelin Muhterem Nur'dan Dinleyelim ;

Onu tanımıyordum. ancak radyolarda dinler "Ben Senin Kulunmuyum" şarkısını Bilirdim. Turnede benden sonra sahne almasına bozuluyordum. Hatta kızdırmak için halkın arasından kırıta kırıta yürüyordum dikkati kendime çekeyim ona bakmasınlar diye. Ama pek öyle olmuyordu. Müslüm Gürses Sahneye çıkınca herkes kendini yere atıyordu. Ve birşeyler yapmak zorundaydım bizi birbirimize bağlayacağını bilmediğim o olayı yaptım. Müslüm Gürses'in Repertuvarından bir şarkı okudum. Ve Sahneden indiğimde bir tartışma bir kavga içinde buldum kendimi ve sonunda yüzüme yediğim bir tokat. ve şimdi burdayız.

Muhterem Nur'a Göre Müslüm Gürses :

Bana hayatım boyunca hep ver dediler. etrafımda hep menfaatçi insanlar oldu. Hiç bir zaman almadan vermesini bilen insan görmedim. Karşıma çıkmadı. Ancak Müslüm Gürses Farklıydı. Bana "Bundan sonra çalışmayacaksın evinin kadını olacaksın. Ben getireceğim beraber yiyeceğiz" Diyen Tek İnsandır.

Ya Peki Müslüm Gürses'e Göre Muhterem Nur :

Bana şu anda hayranlarım BABA lakabını uygun görüyorlarsa bilinsinki bu Muhterem hanımın sayesindedir. 1983'ten beri mutlu bir evlilik sürdürüyorum. Muhterem hanım Benim canımdan çok sevdiğim değerli bir insan. Onunla beraberliğim ömrüm boyunca devam edecek. Müzik çalışmalarımın yanı sıra bana her konuda destek olan vefakar insan için yaşıyorum. Onunla birlikte müzikte kalite ve sevgi kazanıyorum. Benim giyim ve kuşamımla ilgilenmenin yanı sıra menajerim, halka ilişkiler, danışmanım, sekreterim kısaca herşeyim. Ona çok şey borçluyum. Kendisine olan sevgim ve saygım sonsuz bir aşktır. Benim defterimde hiçbir zaman kıskançlık yoktur Güven vardır.




14.01.2009 16:20:15

Cok Güzel Mystery, Renk Kattin Konuya, Devamini Bekliyoruz Ona Göre,  ;D

...mystery... 14.01.2009 16:20:44

tamam vaktim oldukça söz.... ;D

14.01.2009 16:23:55

Bizde Sayin Gece Ile Elimizden Geldigince Arabeskin Kral ve Kralicelerinin Videolarini Buraya Asacagiz  ;D

...mystery... 14.01.2009 16:25:04

tamam süper olur.... :haha: ben şimdi Küççük Emrah'a bakıyorum ama bulamadım sırf dalga geçmişler.... :haha:




14.01.2009 16:25:56




Diger sanatcilarinda kisaca hayatlarindan örnekler olsun gizemcim  devamini bekleriz  alkis:)

...mystery... 14.01.2009 16:26:21

tamam alkis:) alkis:)

14.01.2009 16:27:36

Alıntı yapılan: ...mystery... - Ocak 14, 2009, 04:25:04 ÖS
tamam süper olur.... :haha: ben şimdi Küççük Emrah'a bakıyorum ama bulamadım sırf dalga geçmişler.... :haha:

Normal canim Adam kendi gecmisinden utanirken baskalari niye ciddiye alsin sen espirili olandan as bitane ;D

...mystery... 14.01.2009 16:30:31

Alıntı yapılan: gece - Ocak 14, 2009, 04:27:36 ÖS
Normal canim Adam kendi gecmisinden utanirken baskalari niye ciddiye alsin sen espirili olandan as bitane ;D
tamam.... ;D ;D ama biraz bekleticem sanırım :haha: :haha:


...mystery... 14.01.2009 16:31:30




:haha: :haha:

14.01.2009 16:33:09

 :haha: :haha:

14.01.2009 16:34:30

Kendi Agzindan Kücük Emrah

Hikâyenizin başlangıcında ne var?
- 1971'de Diyarbakır'ın Maden İlçesi'ne bağlı Guleman Köyü'nde doğmuşum. Babamın adı Elyasa, Elyasa Erdoğan. Onu 1.5 yaşımdayken kaybetmişim. Annemle babamın ikinci evlilikleri ama ben ikisinin tek çocuğuyum. Hikayem annemle baş başa kalmamla başladı. Annem Ergani'de bakır işletmelerinde temizlikçi olarak çalıştı. Annemle o zamanları hatırladığımızda, 'Böyle kocaman bir şehirde bu şekilde yaşayacağımızı hiç ummazdım,' diye anlatırız.

- Baba yol gösteren, çocuğu hayata hazırlayandır. Babasız olma durumu için neler söyleyebilirsiniz?
- Annem benim her şeyim oldu. Babamın yalnızca bir resmi var, onu da duvarıma astım çünkü benim hayatımda o resmin, o resimdeki bakışın önemli payı var. Enteresandır, babasızlığı bugünlerde hissediyorum. Guleman'da sesimin güzel olduğu biliniyor, küçüğüm ya, adım öyle Küçük Emrah olarak kaldı. Bir de anneme sesimin güzel olduğunu, amatör bir kaset yapılabileceğini söylemişler. Bir demo kaydedildi. Ardından Diyarbakır'a geldim, orada video çekimi bile yaptık. Yıl 1983, video dönemi. Basit bir çekim; beni duvara dayadılar, üzerimde benden büyük kıyafetler.

- Derken...
- Derken amatör kaset, video çekiminden sonra insanlar dinlemeye başladı. Ne söylediğimi dahi hatırlamıyorum. Dört tane amatör albümden sonra meşhur oldum. Ortaokula gidiyorum, bu kasetlerden bir tanesi Mustafa Güneş adlı bir yapımcının eline geçiyor. O da 'Kim o?' deyip, atlayıp Diyarbakır'a geliyor. Film gibi...

- Gazinoda hasbelkader mikrofonu kapan bekçinin ünlü olması gibi...
- Benimki Mustafa Bey'in Diyarbakır'a gelmesiyle olmuş. Benim kafamda o dönem İstanbul'da olmak çok önemli bir şey. Sonra İstanbul'a geldik, Mustafa Bey benimle çok ilgilendi. Ağam Ağam albümünü yaptık. Bir kerede kayıt yaptığımızı hatırlıyorum, tabii bir de Boğaziçi Köprüsü'nü. Ben hiçbir şeyin farkında değilim ki ama aslında serüven o zaman başlamış.

- Orhan Gencebay daha sonra Ferdi Tayfur ve 80'li yıllarda İbrahim Tatlıses, 'küçük' sanatçılar. Arabeskin üç kırılma dönemi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- 1984'te İstanbul'a geldim. Küçük Emrah'a baktığınız zaman çektiği filmler de yaptığı albümler de kendi kararı değil. Ailesi tarafından yönetilen kabiliyetli çocuğun hikayesi yani. Küçük bir çocuk olarak piyasaya çıkmış ve aslında arabeske yeni bir pencere açan birisi olarak değerlendirilmeli. Bana göre arabeski çok enstrümanlı müzik tarzı ya da serbest çalışma olarak da adlandırabilirsiniz. Bir de şu var; ilk dönem albümlerde çocuk sesim hakim. Yaralı albümüyle birlikte müzikal altyapılar değiştiği gibi sesim de değişmeye başladı.

- Boynu Bükükler, Zavallılar gibi ilk dönem filmleriniz hayat hikayeniz gibi. Siz de yetimsiniz, annenizle büyüdünüz, erken yaşta sorumluluk aldınız...
- Bir kere iyi yönetmenlerle çalışmanın, iyi senaryoların payı var. Ben kabiliyetli bir çocuğum yalnızca. Bence Canevimden Vurdun'dan sonra bu hikâye değişti. O film de dönüm noktasıdır.

- Seninle İlk Defa'yı söyleyecektim. Şehnaz Dilan sevgilinizi oynuyordu. Küçük çocuğun artık sevgilisi olmuş.
- Normali de bu değil mi? Büyüyen çocuğa aynı senaryoyu devam ettiremezsiniz ki. Bu arada hiçbir oyunculuk eğitimi almadım, oynarken oyunculuk yeteneğimi geliştirdim. 1990'lı yıllarda albümlerim de oynadığım roller de değişti. Bir kere özel televizyonların kurulduğu dönem, hayat değişiyor, siz onun dışında kalamazsınız ki!


...mystery... 14.01.2009 16:38:12


Emrah
[/b]

Emrah ERDOĞAN (İpek) (d. 01 ocak 1971, Diyarbakır/Ergani), Türk Arabesk-Pop_Müzik şarkıcısı, Aktör, Besteci.

Emrah ERDOĞAN(Ipek) şarkıcı, besteci ve aktör'dür.01 ocak 1971 tarihinde Diyarbakır'nın Ergani ilçesinde doğdu.Annesinin işi nedeniyle Elazığ'ın Gülaman ilçesinde ilkokula başladı.

Emrah ortaokula Diyarbakır'da devam ederken, 1984 yılında ilk profesyonel albümü "Ağam Ağam"'ı çıkardı ve "Küçük Emrah" olarak müzik dünyasına adım attı. 1985 yılında "Gülom" alübümü piyasaya çıktı ve "Zavallılar" filminde başrol aldı. 1985'de "Yaralı" albümü büyük ilgi duydu. Ardından "Boynu Bükükler" ve "Ayrılamam" albümleri ile satış rekorları kırdı. Hiç kimsenin o zamana kadar ulaşamadığı rakamlara ulaştı. Ayrılamam albümü 2.500.000'den fazla satmıştır.

1990'lı yıllardan itibaren albümlerinde kendi bestelerine yer veren Emrah, kariyerine aynı hızla devam etti. "Neşeliyim", "Hoşgeldin Gülüm" ve "Sen Gülünce" albümleriyle çok başarılı oldu. 1993'ten sonra adındaki "küçük" ekini kaldırarak, pop dünyasına adım attı. Ayrıca "Haydi şimdi Gel" ile şu ana kadar en başarılı albümümüne sahip oldu. 3.500.000 adet sattı

1994 yılında Emrah bir rekor daha kırdı: Inönü Stadyumun'da verdiği konserle ilk defa bir Türk sanatçı 50.000(!) kişilik bir kapasite doldurdu. Müzikte gösterdiği başarıyı ilk kez 1997'de bir dizide gördü Emrah. "Unutabilsem" ile Türkiye'nin en başarılı dizisinden birinde başrolü oynadı.

"Unutabilsem" şarkısı 1997 senesinin Ocak ayında çıkan "Narin Yarim" albümünde bulunur.1998 senesinin Ağustos ayında "Dura Dura" isimli albümü ile müzik dünyasında yine başarılı oldu ve bu albümü de 2.200.000 adet sattı.

Ardından 2000 senesinin Haziran ayında "Ya Hey" ve 2002 senesinin Mart ayında "Ar+ı" albümlerini çıkaran sanatçı, 2002 yılı Eylül ayında yeni bir dizi ile televizyon ekranlarına geri döndü. Kınalı Kar isimli dizi'de başrolünü oynadı. 2004 senesinin Nisan ayında "Kusursuzsun" albümünü çıkardı ve "Büyük Yalan" dizisinde rol aldı. 2005 yılının Eylül ayında "Dön" albümünü çıkardı. 2006 yılının Ağustos ayında "Adın Ne Senın?" ile ilk defa bir Maxi Single çıkardı ve aynı yılda "Adak" dizi'sinde başrolünü oynadı.


Albümleri

(1984) Ağam Ağam
(1985) Gülom
(1985) Yaralı
(1986) Boynu Bükükler
(1987) Ayrılamam
(1988) Selam Sevdiklerime
(1989) Sevdim
(1990) Neşeliyim
(1991) Hoşgeldin Gülüm
(1992) Sen Gülünce
(1992) Bahar Konseri
(1993) Haydi şimdi Gel - Emrah '93
(1994) Sevdimmi Tam Severim
(1996) Narin Yarim
(1998) Dura Dura
(2000) Ya Hey
(2001) Türküler Ve Emrah
(2002) Ar+ı
(2004) Kusursuzsun
(2005) Dön
(2006) Adın Ne Senin
(2007) Best Of...
(2008) Yelpaze

Filmleri

1984 Zavallılar
1984 Yaralı
1985 Acıların Çocuğu
1986 Ökzüzler
1986 Acı Lokma
1986 Merhamet
1986 Ayrılamam
1987 Sefiller
1987 Vurmayın
1988 Es Deli Rüzgâr
1988 Acı
1988 Seninle Ilk Defa
1989 Sevdim
1990 Can Evimden Vurdular
1991 Hoşgeldin Gülüm
1991 Ibret
1991 Ölesiye Sevmek
1993 Yasak Sokaklar
1995 Yalnız Güneş şahitti
1996 Sensiz Olmaz

Dizileri

1994 Gündüzün Karanlığı
1997 Unutabilsem
1999 Belalım Benim
2002 Kınalı Kar
2004 Büyük Yalan
2006 Adak
2007 Oğlum için

Ödülleri

1986 Tercüman Gazetesi Yılın Erkek Sanatçısı Ödülü
1987 Müzik Magazin Dergisi Yılın Arabesk Yılın Erkek Sanatçısı Ödülü
1988 Hürriyet Altın Kelebek Ödülü
1988 Müzik Magazin Dergisi Arabesk Yılın şarkısı Ödülü
1988 MGD Altın Objektif Ödülleri
1989 Hürriyet Altın Kelebek Ödülü
1989 En Başarılı Arabesk Erkek Sanatçı Ödülü
1989 Tan Gazetesi Arabesk Müzik Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü
1990 Tan Gazetesi Yılın Arabesk Müzik Erkek Sanatçısı Ödülü
1991 Oya Dergisi Yılın Arabesk Müzik Erkek Sanatçısı Ödülü
1992 Alo Bilgi 1. Altın Telefon Ödülü
1992 MGD Altın Objektif Ödülü
1993 MGD Altın Objektif Ödülü
1993 Haydi şimdi Albümü Altın Kaset Ödülü
1994 Radyo Jest 1. Altın Frekans Yılın En Iyileri Ödülü
1996 Altın Objektif Arabesk - Fantazi Yılın Sanatçısı Ödülü
1997 Televizyon Yıldızları En Iyileri Ödülü
1997 Arabesk'in Prensi Ödülü
1997 Hürriyet Televizyon Yıldızları En Iyi Fantezi Müzik Ödülü
1998 Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü
1998 Yakın Doğu Üniversitesi Arabesk/Fantazi Erkek Sanatçısı Ödülü
1998 Istanbul F.M. Geleneksel 5. IFA Yılın Sanatçısı Ödülü
1998 - 2000 Istabnul F.M. Geleneksel 6. IFA Altın Ödülü
1998 Müzik Magazin Yılın Müzik Yıldızlı Oskarları Ödülü
1998 Altın Kelebek En Iyi Fantazi Müzik Erkek Solist Ödülü
2002 Zemin Yıldızları (Usbekistan) Yılın Sanatçısı Ödülü
2002 Yakın Doğu Üniversitesi Arabesk/Fantazi Erkek Sanatçısı Ödülü
2002 Doğan Koleji Yılın Sanatçısı Ödülü [Künstler des Jahres]
2003 Türkiye Müzik Endustirisi (MÜYAP) Albüm satış Başarısı Ödülü
2004 Istanbul F.M. Yılın Sanatçısı Ödülü
2004 MGD Yılın En Iyi Fantazi Müzik Ödülü
2004 Tan Okulları Yılın Iyi Erkek Oyuncusu Ödülü


Sayfa: 1 2 3 [ 4 ] 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23