“Keşke”lerinle yüzleş bugün...

Başlatan ATAAN, Aralık 10, 2008, 02:19:58 ÖÖ

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

f_tuba26

evet cok haklisiniz arkadaslar belkide ama ya aslinda biz kaderemi isyan ediyoruz yoksa dedim icimden yaziyi okudum da simdi tabiyki güzel yanlarini görmeye calisiyoruz,ama bu almanya'ya  alisma süresi beni bir hayliyli zorluyo 6 ay oldu sanki ömür gibi gecti bu 6 ay bana inanin ALMANCAX VE SIZLER olmasaydiniz neyapardim bilmem,hayat yasamak icin,bu yolda zorluklar ise asilmak icin ve bütün gücümle buna cabaliyorum,ve yalnizligi gideren tek almancax var..IYIKI VARSIN ALMANCAX..

f_tuba26

Alıntı yapılan: ATAAN - Aralık 20, 2008, 02:56:35 ÖS
IYI KI Burda Birbirimizle Hayatin Guzelliklerini Paylasabiliyoruz Inatla... :)
Ve tabiyki sikinti ve zorluklarini...

ATAAN


f_tuba26

evet iyiki...buna cani gönülden katiliyorum yuppi:) alkis:) ya:)

3,14


gece


SEVGI-40

keske sevsiklerimin yaninda olabilseydim simdi  :cryla: :cryla:

ATAAN

IYI KI Sevdiklerine Tekrar Kavusabilme Umudun Var  okey:)

...mystery...

Alıntı yapılan: ATAAN - Aralık 21, 2008, 03:30:09 ÖS
IYI KI Sevdiklerine Tekrar Kavusabilme Umudun Var  okey:)
çok haklısınız ATAAN bey.... okey:)

gece

Keske bir Cadi olsaydim bir parmak siklatmasiyla bütün islerimi hallederdim.  ;D ;D

ATAAN

IYI KI bir Cadi Degilsiniz  ;D
Sag Kliki Deneyin  :haha:
Mucize Beklemeyin Mucizenin Kendisi Olun :)

esma 41

Alıntı yapılan: ATAAN - Aralık 20, 2008, 01:47:38 ÖS
Metrodaki kemancı...

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa bir anlam ifade etmiyor.

Bu sonuca tamamiyle katılmakla birlikte bir ekleme yapmak istiyorum.

Yaşadığımız onca şey içinde yeterince odaklanmayarak ya da ilgi göstermeyerek yaşamda bize gelen pek çok fırsatı ve güzelliği (farkında olmadan) kaçırıyoruz galiba….! Ne dersiniz ?


Size katiliyorum ATAAN Bey.
Sunuda eklemek istiyorum , biz insalar ne kadarda görünüme deger veriyormusuz meger.
Ne kadar üstün körüyüz .
Güzel ve basarili olan herseye yeterince odaklanabiliyoruz , farkina varabiliyoruz.
Ama sokakataki "zavalli " bir insana gerektigi ilgiyi , dikkati veremiyoruz.

Paylasim icin tesekkürler.

gece

Alıntı yapılan: ATAAN - Aralık 21, 2008, 05:54:48 ÖS
IYI KI bir Cadi Degilsiniz  ;D
Sag Kliki Deneyin  :haha:
Mucize Beklemeyin Mucizenin Kendisi Olun :)

Mucize Beklemeyin Mucizenin Kendisi Olun


Güzel söz Tesekkürler  okey:)

Ama ben sag Klik fonksionunu deniycem  ;D ;D


...mystery...

KEşKE...

Teypte eski bir Cohen şarkısı: "Yolumu gözleyen bir kadını terk ettim / karşılaştık bir süre sonra /‘Gözlerinin feri sönmüş’ dedi bana: / ‘Aşkım, ne oldu sana?’/ Böyle gerçeği söyleyince / ben de doğru söylemeye çalıştım ona / ‘Senin güzelliğine ne olduysa’ dedim, / ‘benim gözlerime de o oldu’.

***

8 - 10 dizeye sıkışmış hazin bir aşk hikayesi...

Buruk; kırılmış oyuncaklar kadar...

Ve yenik; "keşke"li cümleler gibi...

Bu sözcüğü kaç konuşmanızın başına eklemişseniz onca ıskalamışsınızdır hayatı...

Dört mevsimlik bir sene olsa ömür, "keşke", onun güzüne denk gelir.

Hepten vazgeçmek için erkendir, telafi etmek için geç...

Mağlubiyetin takısıdır "keşke"...

Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, harcanmış hayatların, boşa yaşanmış ya da hakkıyla yaşanamamış yılların, gecikmiş itirafların ağıtıdır.

Çarpılıp çıkılmış bir kapıda, yazılıp yollanmamış bir mektupta, göz yumulmuş bir haksızlıkta, vakit varken öpülmemiş bir elde, dilin ucuna gelip ertelenmiş bir sözdedir.

Feri sönmüş bir çift gözde ya da yitip gitmiş bir güzelliğin ardından iç çekişte...

"Yolunu gözlemeseydim", "öyle demeseydim", "terk edip gitmeseydim", "en güzel yıllarımı vermeseydim" diye diye sızlanır gider.

***

"Keşke"nin panzehiri "iyi ki"dir.

İlki ne kadar pısırıksa, ikinci o denli yiğittir.

"Keşke", çoğunlukla bir "ahhöla kopup gelir ciğerden... esefler, hayıflanmalar, yerinmeler sürükler peşinden...

"İyi ki" ise, muzaffer bir "ohhöla büyür; cüretiyle övünür.

"Keşke"li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, "iyi ki"lilerde de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar.

Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır.

Konuşmanız gerektiğinde susmuş, koşacağınız zaman durmuş, sarılacağınız yerde kopmuşsunuzdur.

Bir insana, bir işe, bir davaya ömrünüzü adamışsınızdır.

O insanın, o işin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır "keşke"...

"şimdiki aklım olsaydı" dövünmesindedir.

Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, "Ne derler"e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar.

"Keşke"cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır.

"İyi ki" öyle mi ya!...

Onda, yara bere içinde de olsa, yana yana, ama doyasıya yaşamış olmanın iç huzuru ve haklı gururu haykırır.

***

"İyi ki"lerinizi toplayın bugün ve "keşke"lerinizden çıkartın.

Fazlaysa kardasınız demektir.

Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara... Rüzgarlarla koştunuz ya...

"Keşke"leriniz, "iyi ki"lerden çoksa...

Telafi için elinizi çabuk tutun.

Tutun ki, yolunuzu gözlerken terk ettiğinizle bir gün yeniden karşılaştığınızda siz susarken, feri sönen gözleriniz "keşke" diye nemlenmesin...

Can DÜNDAR

gece

Can Dündar´in bu yazisini daha önce okumustum güzel paylasim sagolasin gizemcim... okey:)

ATAAN

Can Dündar  Grrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr