Sevdiğim şarkılar

Başlatan esma 41, Kasım 12, 2012, 01:59:31 ÖÖ

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

3,14


EL-TURCO

https://youtu.be/fW4o82fxToE

esma 41


    Âşık Veysel


https://www.youtube.com/watch?v=cWG653HxgM4#ws


Veysel şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894, şarkışla, Sivas - ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı. Avşar boyunun şatırlı obasına mensuptur.

Yaşamı

1894 yılında Sivas'ın şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi.[1] Annesi Gülizar, babası "Karaca" lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi.[1] Veysel'in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi.[1] Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı bir gözünü kaybetti.[1] Kendi anlatımına göre:[2]

« Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeğe gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe .yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan. »
 

Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı.1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer'in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.

Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri'nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970'li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. şarkışla'da her yıl adına şenlikler yapılır.

Eserlerinde Türkçe'si yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.

1973 yılında akciğer kanseri sonucunda vefat etti.

Kaynak: Vikipedia

esma 41

 
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın

Ne gelsemdi ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın

Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın



https://www.youtube.com/watch?v=nSKp5ISJtS0#

esma 41

Hastane Önünde İncir Ağacı

Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez., İstanbul'da kalır.


HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Baş tabib geliyo zehirden acı

  Garip kaldım yüreğime dert oldu
   Ellerin vatanı bana yurt oldu
   Mezarımı kazın bayıra düze

Benden selam söyleyin sevdiğim gıza
Başına koysun, karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın


https://www.youtube.com/watch?v=fhiFI8liAZs#


esma 41


Cok güzel ve anlamli oldugu icin .... yeniden

Arada kaynamasin  :D

https://www.youtube.com/watch?v=cWG653HxgM4#ws

esma 41


En sevdiklerimden ...

https://youtu.be/I1WwFNahKRg

Hikayesi'de böylemiş ...  :)

akşamla, karanlıkla hüzün arasında muhakkak ki kuvvetli bir bağ vardır. ve hüzün de insana yakışan, asil bir histir. bakın bu sebeplerden ne kadar da bayağı kaçmaktadır bir bu akşam hüzünleri evde bıraktım dizesi şu aşağıdaki sözlerin yanında:

akşam oldu hüzünlendim ben yine,
hasret kaldım gözlerinin rengine.
gel mehtabım, gel sevdiğim, gel yine;
hasret kaldım gözlerinin rengine.

akşam olmuştur, sevilen uzaktadır, hüzünlenmek bir alışkanlığa dönüşmüştür artık zaten. üstelik sevilenin gözlerinin rengine duyulan yoğun bir özlem sözkonusudur. özlenen gözlerin renginden ziyade o gözlerdeki bakışlar, ya da gözlerin ait olduğu bütün olmalıdır; yoksa göz rengi bir parmak izi gibi biricik bir şey değildir ki, bulunabilir eninde sonunda başka gözlerde, canlı cansız başka dokularda. "gel mehtabım, gel sevdiğim, gel yine" dizelerinden gidenin daha önceleri de gitmiş, sonra yine gelmiş olduğu çıkarımını yaparız. nasıl bir gidiştir bu? terk mi etmiştir kendisi için şarkı yapılan şahıs, yoksa zorunlu bir ayrılık, gönülsüz bir gidiş mi mevz-u bahistir? bu mesele muallakta bırakılmış, dinleyicinin hayal gücünü uyarmak arzu edilmiştir.
"mehtabım" da güzel, şarkının bağlamında özellikle manalı duran bir hitaptır nazarımda. zira lise edebiyat derslerinden alışık olduğumuz tarz bir çözümlemeyle, mehtap akşamı aydınlatacak, ve akşamla kendini iyiden hissetirmeye başlamış hüznün, hasretin, hicranın nihayeti olacaktır.
akşam oldu hüzünlendim ben yine; hasret kaldım gözlerinin rengine; gel mehtabım, gel sevdiğim, gel yine; hasret kaldım gözlerinin rengine. bilmiyorum, çok seviyorum, hep söylemek, hep dinlemek istiyorum....