Istanbul´un Saheser Yapitlari

Başlatan khoLpa$aLı, Nisan 12, 2008, 03:57:43 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

khoLpa$aLı

  Çemberlitaş

Çemberlitaş sütunu, M.S. 330 yıllarında İmparator Konstantin onuruna, İstanbul'un yedi tepesinden biri olan ve şu anki adıyla Çemberlitaş olarak adlandırılan semteki tepeye dikilmiş olan sütundur.

Sütun her biri 3 ton ağırlığında ve 3 metre çapında olan bileziklerle birbirine bağlanmış toplam 8 adet sütun ve bir kaidenin üst üste konulmasıyla oluşturulmuştur.

Tarihi 

Bizans imparatoru Kostantin Roma'daki Apollon tapınağından söktürterek uzunluğu 57m olan bu sütunu getirterek eskiden Forum Kostantin adı verilen bir meydan oalan günümüzdeki yerine diktirmiştir.

İlk yapıldığında sütunun üzerinde doğan güneşi selamlayan bir Apollon heykeli var iken 330 yılında İstanbul'a dikildiğinde İmparator Konstantin bunun yerine kendi heykelini sütunun üstüne koydurtmuştur. Daha sonra da yine Bizans imparatoru olan Jülyanos ve Teodoz'un heykelleri koyulmuştur.

Sütun, 1081 yılında yıldırım isabet etmesi nedeniyle yanmış ve hasarlanmış ve üzerindeki heykel devrilmiştir. bundan sonra 1. Aleksios Komnenos sütunu onartmış ve üzerine kaidesi olan bir başlık ile büyük bir haç koydurtmuştur.

Daha sonra Osmanlı döneminde Apollon sütunu büyük bir yangın geçirmiş, sütunun mermerleri zedelendiğinden Sultan II. Mustafa (1695-1704) Sütunun altına duvarla takviye ettirmiş, demir çemberlerle sardırarak sağlamlaştırmıştır. Bu nedenle o günden sonra adı çemberlitaş olarak anılmıştır.

İstanbul’un 1453 yılındaki fethinden sonra üzerindeki haç indirilmiş ve Çemberlitaş ilk kez 1470'li yıllardan sonra Yavuz Sultan Selim döneminde yenilenmiştir. Daha sonra 2. Mustafa (1695-1704) döneminde Sütun geçeirdiği bir yangından sonra mermerleri çok hasar gördüğü için altından duvar yapılarak desteklenmiş ve demir çemberler ile çevrilerek sağlamlaştırılmıştır.

Kesinliği ispat edilmemekle birlikte, sütun'un alt kısmında İsa peygamber'in Kudüs'te olduğu varsayılan mezarından alınarak buraya getirtilip gömülen bazı eşyaların olduğu söylenmektedir.




                                 

       Gurlitt tarafından 1912 yılında yapılmış sütun gravürü

                                 


                                 
                            Çemberlitaş'ın 1912'deki hali

khoLpa$aLı

İstanbul'un tepeleri

Bugün suriçinde kalan eski İstanbul, yedi tepe üzerine kurulmuştur:

Topkapı Sarayı tepesi
Çemberlitaş tepesi
Beyazıt tepesi
Fatih tepesi
Yavuzselim tepesi
Edirnekapı tepesi
Kocamustafapaşa tepesi


Eski İstanbul tepeleri Fatih çevresi hariç bugün hızlı tramvay yolu üzerindedir. İstanbul'un, büyükşehir tepeleri ve bu tepelerde kurulmuş semtleri şöyledir:

Alemdağı
Aydos
Büyükçamlıca
Çeliktepe
Çıplaktepe
Esentepe
Fetihtepe
Fikirtepe
Gayrettepe
Göztepe
Gültepe
Hürriyettepe
İcadiyetepe
Karlıtepe
Kayışdağı
Kuştepe
Küçükçamlıca
Madentepe
Nakkaştepe
Nurtepe
Seyrantepe
Sultantepe
şehitliktepe
şirintepe
Tepebaşı
Yuşatepe

khoLpa$aLı

Pierre Loti Tepesi

İstanbul'un Eyüp ilçesinde Haliç'e nazır bir tepedir. Tepe adını, 1876 yılında İstanbul'a gelerek buraya yerleşen ve sık sık bu tepedeki bir kıraathaneye gelmesiyle tanınan Fransız roman yazarı ve doğubilimci Julien Viaud'dan almıştır. Tepenin adını Eyüpsultan Tepesi olarak değiştirmek amacıyla belediye meclisine sunulan öneri pek çok çevreden büyük itirazlar görmüş ve belediye meclisince reddedilmiştir. Tepe ve burada bulunan aynı adlı çay bahçesi İstanbul'a gelen turistlerin de sık sık ziyaret ettiği bir yerdir.




                             

               Pierre Loti kahvesinden Haliç'in görünüşü

khoLpa$aLı

Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunan cami. Cami olmasının ötesinde kutsal bir ziyaret yeridir.

Cami 

Eyüp Sultan Camii dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır, etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında asırlık bir çınar bulunmaktadır.

1458'den sonra çeşitli defalar tamir gören caminin minarelerinin boyu önceleri kısaydı, 1733'de yeni uzun minareler yapıldı. 1823'de deniz tarafındaki minare, yıldırımla hasar gördügü için yeniden inşa edildi.

Cümle kapısı önündeki Sinan Paşa kasrı 1798'de yıktırılmıştır. Yerinde ulu bir çınar ağacı gölgesinde etrafı parmaklıklı bir set ve çimen sofa vardır. Parmaklığın dört köşesinde dört çeşmecik bulunur. Bunlara hacat çeşmeleri, kısmet çeşmeleri denir. Tamir edildikten sonra camiyi açıp namaz kılan Sultan III. Selim Mevlevi olduğu için parmaklıkların üzerinde mevlevi sikkeleri vardır.

Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı vardır. İç avlu 12 sütuna müstenit 13 kubbelidir.Avlunun ortası şadırvandır. Türbe tek kubbeli, 8 köşelidir. Türbe methalinde nakşı kademi saadet, sağında sebil bulunur.

Mihrab eyvandır, minber mermerdir. Mihrab tarafı hariç üç tarafı galerilidir. Son cemaat yeri önünde 6 sütunlu ve 7 kubbeli bir revak vardır. Mermer cümle kapısı üzerinde 9 sıralık kitabenin ilk sırası:

Zehi münkadı emri gerdgar zılli Rabbani

Serefrazı cihandaranı asrın şahı devranı

Menarı nurfeşan sultan selim hanı bülend ikbal

Bilin gülbank dahi iyledi pür cümle azani.

Bu kadar çok kabir, türbe, lahit başka bir camide iç içe geçmemiştir. Serviler ve mezarlıklar cami çevresini uhrevi bir mekan yapar. Necip Fazıl, Fevzi Çakmak, Ferhat Paşa, Mehmet Paşa, Siyavuş Paşa, Beşir Fuad, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba, Sokullu Mehmet Paşa burada yatmaktadır.

Fatih'ten sonra asırlarca padişahlar Eyüp Sultan Camii'nde kılıç kuşanmışlardır. Bunu Fatih başlatmış, ilk kılıcı Fatih'e Akşemseddin kuşatmıştır. Padişahlar Sinan Paşa Köşkü'nden kayıkla Bostan iskelesine gelir, camide iki rekat namaz kılar, şeyhülislam kılıcı kuşatırdı.

Camiin dış avlusunda sebil bulunmaktadır. Üç pencerelidir. Bayramlarda ve özel günlerde şerbet dağıtıldığı için şerbethane denilmiştir.

Eyüp Sultan Türbesi 

Türbe, camiin kuzeyinde, iç avlunun önündedir. Fatih Sultan mehmed tarafından 1454-55 tarihinde yaptırılmıştır. Rivayete göre iç avludaki çınarın bulunduğu yer Ebu Eyüp'ün gasledildiği yerdir. Türbe 8 köşeli, tek kubbelidir, kesme taştan yapılmıştır. cephe yüzlerine oturtulmuş olup, kasnağı yoktur. Pencere söveleri mermerdir. Kapı cephesi hariç diğerleri altta ve üstte iki pencerelidir.Kemerli kapı mermerdir, üzerinde Allah, Muhammed, kelime-i tevhid hakedilmiştir.

Türbe içi çinilerle kaplıdır. Üzerinde celi yazılar baştan başa dolaşır. Kubbe kalem işlemeleriyle süslüdür. Kubbe ortasında Ali imran suresi 193. ayeti yazılıdır.

Türbenin ortasında etrafı gümüş şebekeli bir parmaklık içinde Halid b. Zeyd ebu Eyyüb el-Ensari'nin sandukası vardır. Üzerinde siyah atlas üzerine sarı simli kisvei şerif örtülüdür. Yazıları Mustafa Rakım Efendi yazmıştır. Kisveyi bağlayan sırma kuşak üzerindeki celi hatları Sultan II. Mahmud yazmıştır.

Türbenin içinde, sandukanın ayakucunda bir kuyu bulunmaktadır. I.Ahmed ihya etmiştir. Rivayetlerde bu kuyunun ayazma olarak şifa kuyusu olduğu yazılıdır. Sandukanın üzerindeki dairevi kandillikte 36 adet buhurdan ve zemzemiye vardır. Türbenin duvarlarındaki yazılar I.Ahmed, III. Mustafa, III. Selim, II. mahmud, Abdulaziz, Hattat Osman, Ahmed Razi, Yesarizade Mustafa İzzet, Mahmud Celaleddin Efendi'ye aittir. Türbedeki sancakı şerif ve dört büyük şamdan Topkapı Müzesi'nde korumaya alınmıştır.

Türbe kapılarını tahtadan tunca çeviren I.Abdülhamit'tir. Türbenin önünde medhal vardır. Türbenin sağ tarafında kadınlar mescidi bulunur ki burada Adile Sultan itikafa girmiştir. İç avludan türbe medhaline bir hacet penceresi açılır. Hacet penceresinin iç kısmında şu hadisi şerif yazılıdır: "Devemi kendi haline bırakınız. Zira o kendine düşen görevi yapmaya memur edilmiştir. O da gitti, Ebu Eyyub'un kapısı önüne çöktü."

İmaret

Eyüp Camii civarında Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı imarette günde iki kere yemek pişirilirdi. Normal günlerde pirinçli, buğdaylı yemek çıkarken Ramazan ayında etli yemek dağıtılırdı. Özel günlerde, cuma ve kandillerde, zerde ve zerbaç, pilav çıkarılıp yoksullara verilirdi.

Eyüp el-Ensari  

Emeviler zamanında İstanbul kuşatmasına (671) katılan ve burada şehit olan Eyüb el-Ensari Hazretlerinin kabrini Akşemseddin rüyasında gördü ve Fatih Sultan Mehmed'e bildirdi. 1458'de Fatih burada bir türbe ve cami yaptırdı. 1800'de cami yeniden inşa edildi. Kubbe yazıları Hamit Aytaç'ındır. Medresesi yok olmuş, ziyaret aşırılığı sebebiyle külliyedeki tahribat tamir edilmemiştir.

Eyüp Sultan, Mekke'ye giderek Akabe'de ilk Müslüman olan sahabilerdendir. Alemdarı Nebi, Mihmandarı Resulullah diye anılır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katılmış, İstanbul kuşatmasında şehit düşmüştür.

Evliya Çelebi'ye göre: "İlahi arif, Hazreti Eba Eyüb ensari, peygamberin sahabesinden hadis rivayet edenlerdendir. Kendisi ensardandır. Hazreti Peygamber Mekke'den medine'ye hicret ettikleri zaman Cibrili Emin peygamberin devesinin yularından tutup çeke çeke cömert Eba eyübün evinin önünde çöktürmüştür.

Bu işaret üzerine Muhammed peygamber Eba Eyüb'ün evinden başka bir yere misafir olmamıştır. Hala, peygamberin mübarek mezarı bu Eba Eyüb Ensari hazretlerinin evinin yerindedir ki, peygamberin candan sevdiği dostudur ki o peygamaberden birçok hadisler nakl ve rivayet eder."

Evliya Çelebi'nin anlattığına göre Eba Eyüb iki kere Konstantiniye seferi yaptı. İkincisinde Galata'yı fethetti, istanbul'u da fethetmek üzere iken barış yaptı, Ayasofya'da namaz kılıp Eğrikapı'dan çıkarken kafirler bunları şehit etti. Bir rivayete göre ise ishalden vefat etti.

1453'de Fatih Sultan Mehmed istanbul'u fethederken Akşemseddin hazretleri bir yer bulup orayı kazdırınca bir dört köşe yeşil somaki mermer göründü. Üzerinde haza kabri Eba Eyyubi Ensari, bu Eba Eyyüb'ün mezarıdır, yazılıydı. Taşı kaldırdılar. İçinde Eba Eyyüb'ün vücudu safran ile boyanmış kefen içinde terü taze ve sağ ellerinde tunç mühür vardı. Burada nurlu türbesini yaptılar. Bu çevrede 33 sahabi yatmaktadır.

Evliya Çelebi ve Eyüp 

Evliya Çelebi'nin Eyüp anlatımı: "Eyüp şehri, İstanbul'un batı tarafındadır. İstanbul'a denizden dokuz mil ve karadan iki saattir. Ama yine istanbul'a bitişik olup arasında asla boş arazi yoktur. Baştanbaşa mamurdur. Fakat başka hükümettir. Fatih kanununa göre beşyüz akça mevleviyettir.

..karşı tarafı deniz karşısında Sütlüce kasabasıdır. Arası bir ok atımı yerdir.

Eyüb Sultan Camii: Bu, Fatih Sultan Mehmed Han'ın yapısıdır ki sevabını Eba Eyüb'e hediye eylemiştir. Deniz kıyısına yakın ensari yerinde düz bir yerde yapılmıştır. Bir kubbelidir. Mihrab tarafında yarım kubbesi daha vardır. Lakin o kadar yüksek değildir. Camiin içinde sütun yoktur. Orta kubbe etrafında sağlam kemerler vardır. Mihrabı ve minberi sanatlı değildir. Hünkar mahfili sağ taraftadır. İki kapılıdır. Biri sağ tarafta yan kapısı, diğeri kıble kapısıdır. Kıble kapısı üzerinde bir mermer üzerinde celi yazı ile şu tarih yazılmıştır: hamden lillah beyti mamur oldu bu. Sağ ve solda iki minaresi vardır. Avlusunun üç tarafı odalarla süslüdür. Ortasında cemaat maksuresi vardır. Bu maksure ile Eba Eyüp mezarı arasında göklere baş uzatmış iki çınar vardır ki, cemaat, gölgesinde ibadet ederler. Bu avlunun da iki kapısı vardır. Batı kapısının dışında büyük bir avlu daha vardır. İçinde dut ve diğer ağaçlarla yedi tane büyük çınar vardır. Bu avvlunun iki tarafında abdest muslukları vardır. Bu camiden başka şehir içinde seksen kadar mescid vardır ki dördü Mimar Sinan yapısıdır."



             

     Eyüp Sultan Camii         Avludaki abdest çeşmesi      Camii kubbesi


                               

                Eyüp Sultan Türbesi           Eyup Sultan Camii, Tan Vakti


khoLpa$aLı

Beylerbeyi Sarayı


Beylerbeyi Sarayı 1861-1865 yıllarında, İstanbul'un Beylerbeyi semtinde eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır.

Cephe ve iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır. Üç katlı yapı haremlik ve selamlık bölümlerini ihtiva eden 26 oda ve 6 salondan ibarettir. Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diğer eşya olduğu gibi korunmuştur. Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneği at ahırları yer almıştır. 1970'li yıllara kadar kullanılan eski ana yol bir tünel ile saray bahçesinin altından geçmekteydi. Yazlık bir saray olarak yapıldığından ısıtma donatımı bulunmamaktadır.

Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı. Bu konuklardan bazıları III. Napolyon'un karısı Eugénie, Avusturya imparatoru Franz Joseph, İran şahı Nasreddin ve Kral VIII. Edward'dır. Tahttan indirilince Selanik'e gönderilen II. Abdülhamit Balkan Savaşı patlak verince Beylerbeyi Sarayı'na getirilmiş ve 1918'de burada ölmüştür. Müze-saray yıl boyu ziyarete açıktır.



                             

       Beylerbeyi Sarayı'nın İstanbul Boğazı'ndan görünümü.

khoLpa$aLı

Taksim Meydanı

Taksim Meydanı, İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde yer alır ve İstanbul kentinin en ünlü meydanıdır. Meydan adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği", Taksim Maksemi'nden almıştır.

Meydanın özellikleri

Meydan olmadan önce, eski evlerin sıralandığı dar bir bölge olan semt, meydan haline getirilip genişletildikten sonra zamanla bugünkü görünümünü almıştır. Meydanın ortasındaki Cumhuriyet Anıtı ve çevresi bugün tören yeri olarak kullanılıyor ve buluşma yeri işlevini üstleniyor.Meydanın başlangıcından Tünel'e kadar nostaljik tramvay çalışır.

Taksim aynı zamanda kültür,eğlence ve büyük bir alışveriş merkezidir.Çok sayıda mağaza, sinema ve tiyatro salonu, sanat atölyeleri, sergi salonları, bar, disko, kafe barındırır. Özellikle haftasonları Taksim'de 24 saat hareket vardır. Meydanın girişinde bulunan dönercilerin (bazıları haftaiçi de dahil olmak üzere)çoğu haftasonu gün boyu açıktır. Saat 05.00'e kadar gece klüpleri kapanmaz. Meydanın yakınlarında bulunan taksiler ile günün her saati ulaşım sağlanır.

Cumhuriyet Anıtı  

Taksim Meydanı’nın simgesi haline gelen anıt İtalyan heykeltraş Pietro Canonica'ya yaptırılmış, 1928 yılında yerine yerleştirilmiştir. Anıtın yapımı 2,5 yıl sürmüş, anıt taş ve bronz kullanılarak yapılmıştır. Maliyeti için halktan para toplanmıştır. Cumhuriyet dönemi anıtlarından ilk defa figüratif bir anlatımla Atatürk'ü ve yeni düzeni anlatan bir heykeldir. Anıt dikilmeden önce Taksim'de alan özelliği yoktu.

Taksim Çeşmesi; İstiklal Caddesi, Gümüşsuyu ve Sıraselviler arasında kalan bir açıklıktı, bu anıt için kışlanın bir kısmı alana katılmıştır.Dairesel bir meydanın ortasına dikilen anıtta, iki yüzünde bronz figürlerin yer aldığı geleneksel mimari kullanılmıştır, 11 metre yüksekliğindedir. Kaidesinde pembe Trentino ve yeşil Suza mermerleri kullanılmıştır. Anıtın bir yüzü Cumhuriyet Türkiyesi’ni, diğer yüzü ise Kurtuluş Savaşı’nı simgelemektedir. Figürler arasında Kurtuluş Savaşı'ndaki yardımlarına atfen iki Sovyet subayı Voroşilov ve Frunze'nin figürleri de bulunmaktadır.

Anıtın kuzey yönünde Mustafa Kemal, yanında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve halk betimlenmiştir. Anıtın yan yüzlerinde birer asker üstlerindeki madalyonlarda ise iki kadın figürü görülmektedir. Anıtın dar yüzleri altında mermerden yalaklar bulunur. Bunlar çeşme olarak düşünülmüş daha sonra eklenmemiştir.



                                 

                                    Cumhuriyet Anıtı



                 

                                     Taksim Meydanı

khoLpa$aLı

      




               

 



khoLpa$aLı