Almanca örnek fiiller ve örnek cümleler

Başlatan Editör, Ocak 12, 2006, 04:08:20 ÖS

0 Üyeler ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

MuhaяяeM

Ramazan Ünsal'ın göndermiş olduğu fiil kullanımları ve cümleleri aşağıda bulabilirsiniz.Kendilerine teşekkür ederiz.

Verben mit Akkusativ (akkusativ ile kullanılan fiiller)
essen,legen,beschreiben,freuen fiilleri hep akkusativ alır.
Der Junge isst den Apfel.(Çocuk elmayı yiyor.)
a)Herhangi bir işin yapıldığını gösteren fiiller:
machen,herstellen,backen,trinken,lesen,schreiben u.s.w.
Ich lese das Buch und den Roman.(Kitap ve roman okuyorum.)
b)Eylem gösteren fiiller-stellen,legen,setzen,hängen,senken...
Mein Freund hängt das Bild an die Wand.(arkadaşım resmi duvara ası)
c)Be-,er-,ver-,zer-,durch-,hinter-,über-,unter-,um-heceleriyle başlayan ayrılmayan birleşik fiiller.
beschreiben,vergessen,übersetzen,unterschreiben,erreichen u.s.w.
d)şahsi olmayan fiiller.Es ärgert meinen Vater.(babam kızıyor.)
Es freut mich.(memnun oldum.)...
Das ist alles.(Weil ich viel Arbeit,keine Zeit habe)


Fiil örnekleri ve cümleler...

etw.abgeben an jn.:Bir kimseye bir şey bırakmak.
Er gibt einen grossen Teil seines Gehaltes an seine Eltern ab.
(Maaşının büyük bir kısmını anne ve babasına verir.)

abgehen von etw.:Vazgeçmek
Er geht nicht von seinen Grundsätzen ab(Prensiplerinden vazgeçmez)

abhängig sein von jm/etw.:Birine veya birşeye bağlı olmak.
Minderjährige sind von ihren Eltern abhängig.
(reşit olmayanlar ana-babalarına bağlıdırlar.)

Auf Übersetzung (Mit Präpozition)

jm. ähnlich sein in etw.:Bir yönü ile birine benzemek.
Das Kind ist in seinen Bewegungen seinem Vater ganz ähnlich.
(Çocuk hareketleri ile babasına çok benziyordu.)

Seinen Anfang nehmen mit etw.:Bir şey ile başlamak
Mit unerträglichen Kopfschmerzen nahm die Krankheit ihren Anfang.
(Hastalık dayanılmaz baş ağrısıyla başladı.)

angehen gegen die Faulheit angehen:Bir şeye karşılık harekete geçmek)
Wie können wir gegen die Faulheit angehen?
(Tembelliğe karşı nasıl harekete geçebiliriz?)

Angst haben für etw.:Bir şeyden ötürü korkmak,endişelenmek.
Der Sklave hatte Angst für seinen Kopf und schwieg deshalb.
(esir başı için endişeliydi ve susuyordu.)

anklingen bei jm.:Birisinin kapısını çalmak.
(birisinin kapısını çalmak)
Gestern abend habe ich bei dir angeklingelt,aber du warst nicht zu Hause. (Dün akşam kapını çaldım,fakat evde yoktun.)



slnn

ah ya ben de böyle bir döküman aarıyordum teşekkürler Ramazan ve yeni siteye b dökümanı ekleyen site yöneticilerine de teşekkürler.

yazyagmuru

gercekten guzel emege saygi duyuyoruz ramazan arkadasimizada tesekkur ediyorum