Bizim çocukluğumuz bile bir başkaydı sanki..

Başlatan burcukafadar, Mayıs 04, 2008, 09:03:28 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

burcukafadar

Arkadaşlar, hiç '' ahh ah... nerde kaldı o eski günler''deyip, iç geçirdiğiniz oluyor mu?
valla ne yalan söyliyim benim oluyor.
hani aslında hepimiz genciz, yaş ortalaması birbirine yakın insanlarız, yani çok uzun bir geçmişimiz yok ama yinede ben içimi çekip, eskiden şöyle yapardık, böyle yapardık deyip, küçüklüğümü yadediyorum.
hep büyüklerimizden duyarız/duyardık ''bizim zamanımızda böyleydi, bizim gençliğimizde bu böyle yapılırdı'' diye, aslında bizim küçüklüğümüzde bile hayat çok daha farklı, çok daha doğaldı, bayramların bile tadı bir başkaydı sanki.
örneğin, çocukken kapı önlerinde evcilik oynardık, saklambaç, yakartop gibi oyunlar oynardık. ben artık kapı önünde oyun oynayan çocukların azaldığını düşünüyorum.ne yazıkki onlar bu tatlı duygudan mahrum kalıyorlar. çocukken ağaçlara tırmanır, bahçenin sahibi görmeden hızlı bir şekilde erikleri toplar, sonrada koşa koşa oradan kaçardık. üstümüz başımız toz toprak içinde kalır, eve gittiğimizde annemizden fırçayı yiyip, doğru banyoya koşardık.
leblebi tozundan ağzımız burnumuz toz olurdu, tabi birde çamlıca gazozumuz olmazsa olmazımızdı. birde oyunun tam ortasında acıkıp, annemizden yapmasını istediğimiz yağlı-salçalı ekmeğimiz en lezzetli yemeğimizdi.
şekerci amcamız mahalleye geldiğinde, koşa koşa eve gidip, eski terlikleri annelerden gizli gizli alıp, şekerci amcaya horoz şekerinin karşılığında o eski terlikleri verirdik.
bisikletimizle o kadar çok dolaşacak alanımız vardı ki, bisikletin lastiklerini sürekli tamirci amcaya gösterirdik. tabi bisikletimizin lastiklerine süsler almayı ihmal etmezdik.
yaz aylarında yapılan o sıcacık panayırımızda yediğimiz pamuk şekerlerinin bile tadı, pembe rengi bir başkaydı sanki.
ilkbaharda ailece pikniğe gider, top oynar, ip atlar, hayatımızın en güçlü insanı olan babamız, ağaca kocaman bir salıncak yapar, bizde o salıncakta sallanırken saçlarımız rüzgarda savrulurdu. ve biz çok mutluyduk.
ozaman herşeyin değeri şimdikinden çok daha değerliydi. benim her bebeğim değerliydi benim için, onlarla güzelce oynar, kıyafetlerini yıkar, bebeklerimin saçlarını tarardım. ve hala o bebeklerimi saklarım bir kutuda.
erkeklerinde mahalle arası futbollarını unutmadıklarına eminim. benim abim, arkadaşlarıyla çok çekişmeli maç yapardı, kan ter içinde kalana kadar. sonrada annemden zılgıtı yerdi. ama o zamanların havası bir başkaydı. annelerimizin kızmaları bile.
sizde küçükken yapmayı çok sevdiğiniz, özlediğiniz anılarınızı bu sayfada paylaşırsanız çok sevinirim...


kesmeşeker

negüzel anlatmışsın ;) bizim çocukluğumuzda misket denen oyunvardı, ellerimiz yara olurdu misket oynamaktan ;D kahvelere gidip gazoz kapağı toplardık en çok kızılay maden suyu kapaklarımız olurdu onlarla oynardık hatta bazen kerpiç evlerin duvarlarındaki gazoz kapaklarını sökerdik ;D ;D ne güzel günlerdi.. şimdiki çocuklar sanal alemde yaşıyorlar :-\

kesmeşeker

hepsi sırayla aklıma geliyor yaşadıklarımın ;D mahalleler arası futbol maçı yapardık ben hep kaleci olurdum, anemin elbiselerindeki vatkaları söküp eşofmanımın dizlerine dikerdim gizlice ;D ;D ne günlerdi ya :angel:

burcukafadar

misketlerden abiminde vardı, ben bile oynardım o rengarenk misketlerle. birde yere tebeşirle yılan resmi çizip gazoz kapağıyla parmağımızla itip oynardık. negüzel günlerdi :)

kesmeşeker

sokak aralarında maç yapardık cam kırıldı mı hemen kaçardık ;D ;D şimdiki çocuklar futbolu bile online oynuyorlar ;D

burcukafadar

gerçektende şimdi ki çocuklar bu bakımdan şanssızmış gibi geliyor bana.
biz ilkokuldayken hep kütüphaneye gidip koca koca ansiklopedilerden ödev yapardık, şimdikiler tıktık bilgisayarla iki dakkada hallediyorlar işlerini. o kitabın tozunu yutmak bir başkaydı

Sparta

 Uçurtma uçurduğum günleri özlerim... Övünmek gibi olmasın izmitte en yükseğe benim uçurtmam çıkardı.. MÜhendislik harikasıydı benim uçurtmalarım..

burcukafadar

ay sparta ya, yaptın yine yapıcanı. kendini övmeden geçemiosun:)
bizim uçurtmamızda çok güzeldi ve mahalledeki enn büyük uçurtmaydı. en çokta kenarlarında rüzgardan uçuşan o süsleri severdim ben

Sparta

  Huyum kurusun  :)

Eskiden çelik çomak oynardık , işte 2 tane sopa ile oynanırdı... Bir kere bir arabanın yan tarafına denk gelmişti. kapısı yamulmuştu... Tabiki ben yapmıştım ama istemeyerek :(

burcukafadar

benimde aklıma şu geldi şimdi;
bize birgün misafir gelecekti, annem manavdan maydonoz almamı söyledi, bizde kuzenimle gittik. aldık ve dönüşte ellerimizde maydanozlar mikrafon gibi kullanıp ben tansu çiller kuzenimde mesut yılmazın taklidini yapa yapa gelmiştik.sokaktada herkes bizi izliyor.
hey Allahım ya çoculuk işte

kesmeşeker

ben küçükken yoğurdu bakkaldan alırdık, daha o zamnlar böyle paket yoğurtlar yoktu. eve gelene kadar parmağımı yoğurdun içinde gezdirip kaymağı ayıklayıp yerdim ;D ;D ayran gibi oluyordu tabiki yoğurt ;D ;D

burcukafadar

bizde 3 ekmek alırsak eve getirene kadar 2 veya 2,5 ekmek olurdu

Aşil

bi ara deli yüreğe özendik  çete kurdum.çetelideri ve ekibi. liderliğim  bir kavgada kafam yarılana dekti.ondan sonra bu işlerin sonu yok  diye kendimi okumaya verdim. :laugh: ;D


çoçukluk işte çetelik kim sen kim kim takar sizi.. :laugh:

burcukafadar


kesmeşeker

bisikletin frenleri iyi tutsun diye jantlara üzüm sürerdik hem çok ses çıkarırdı hemde çok güzel kaydırırdık bisikleti ;D

burcukafadar

jantlara üzüm sürüldüğünü hiç duymamıştım ama biz deli gbi bisiklet süsü alır jantlara takardık, yıldızlı falan :D

jentzsch

Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...
Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış
ekmek kokusu... Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman
ekmek gibi... Bir kez olsun kümesten
yumurta almamış, bir kez olsun o
kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve
fakat alışveriş merkezlerinin restoran
katlarında, boğucu bir gürültü ve
havasızlık içinde hamburger keyfine
fit olmuş çocuklar ve gençler için ben
ne kadar yaşlıyım?
***
Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur.
O beyaz örtünün gelişi sürpriz olurdu.
şimdiki gibi üç günlük hava
tahmini, kar yağışı için dakikalı
randevu falan yoktu. (Meteoroloji
tutturamadığı zaman o kadar
seviniyorum ki...) Krize de girmezdik.
İran'ı
hiç takmazdık. Yakacak bir şeyler
olurdu her zaman.
Ve kuzine hem ısıtır hem de
pişirirdi...
Bize kalan kışın ve karın tadını
çıkarmaktı...
Mumumuz, gaz lambamız vardı.
***
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman
olmazdı. Öyle güzel cahildik ki,
keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal
kabuklarını sobanın üzerine dizer,
kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek
büsbütün bir gecenin akıllara seza
mutluluğuydu. Sonra illa ki,
büyüklerin anlattığı hikâyeler,
hatıralar... Birçoğu arızalı ve
tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar
yerine, geniş ve besleyici bir
masal dünyası...
***
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret
kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi
kokardı. Çay da kokardı... Domates
de... Bütün bu nefasete, küçücük bir
bakkal dükkânının zenginliği
yetiyordu.
***
Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme
korkusu, yolda kalma telaşı, rejim
tehlikesi... Kimin umurunda... Ne
güzel cahildik. Mutluluğun resmini
çiziyorduk...                           



alinti.