HAYAT VE MUTLULUK ÜZERİNE

Başlatan Mutim, Haziran 18, 2011, 08:24:40 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mutim

HAYAT VE MUTLULUK ÜZERİNE
          Hayat tezatlar üzerine kurulu bir roman gibidir.  Herkesin bir romanı vardır ve herkes kendi romanının başkahramanıdır. Bu romanda sizden başka figüranlar da vardır. Bir kısmı sizinle başrolü paylaşır. Bir kısmının ise ismini bile bilmezsiniz; fakat tüm bu figüranlar romanın vazgeçilmez bir parçasıdırlar. Kendi romanınızda iyilik-kötülük, mutluluk-mutsuzluk, umut-çaresizlik gibi birçok tezatı bir arada yaşarsınız ve bu tezatlar romanda başınıza gelenlerin temasını oluşturur. Hayatınızda kötü olmasa iyinin, çirkin olmasa güzelin anlamını nereden bileceksiniz ki? İşte bu yüzden tezatların gereksiz olduğu kanısında olmamakla birlikte, tezatların hayatımızda çok büyük bir önemi olduğu düşüncesine sahibim.
          Bazen yüreğiniz öyle daralır ki, adeta gizli bir el göğüs kafesinizden içeri girmiş, yüreğinizi avuçlamış gibi sıkmaktadır sanırsınız. Burada yürekten kasıt mecaz olmakla birlikte, aslında duygularımızı yöneten kalbimizdir gibi düşünür ve öyle hissederiz. Oysa bu sıkıntı ve acıyı yaşayan beden değil ruhtur ve ruhu o düşünceye, sıkıntıya yönelten de beyindir. Sıkıntıdan kurtulmak için ruhu ferahlatmak gereklidir. Bunun için de beyne hükmetmemiz, beyni o sıkıntılardan arındırmamız gereklidir.
          Mutluluk denen kavram görecelidir. Kimimiz küçücük bir sözle, kimimiz kocaman ve pahalı bir hediye ile mutlu oluruz. Ama sonuçta insan olarak hepimiz bir şeylerden mutluluk duyarız. Peki ya mutsuzluk? İnsanı mutsuz eden şeyler nelerdir? Kişi sebepsiz yere mutsuz olur mu, ya da mutsuz olmak ister mi? Mutsuzluğun çözümü nedir?
          İnsanı mutsuzluğa iten sebepler de kişiye göre farklılık gösterir. Ama tüm mutsuzlukların ana sebebi: Kişinin hayatında istemediği bazı olayların ve durumların gelişmesidir. İnsan evrende yaratılmışların en üstünüdür; fakat buna rağmen en aciz olan varlıklardan biri de yine insandır. Neden mi aciz insan? Bu soruyu yine bir kaç soruyla cevaplamak istiyorum. Siz hiç çaresiz kaldınız mı? Yalnız olduğunuz hissine kapıldınız mı? Çaresiz kaldığınız anda sığınacak birini aradınız mı? Çevrenizde ve Ailenizde sevdiğiniz kişiler birer birer ebediyete doğru adım atarken onları tekrar geri getiremediniz değil mi? Eğer bu sorulara cevabınız evet ise şunu bilin ki siz de her insan gibi acizsiniz pek çok şeyden. En önemlisi âlemleri yaratan Yüce Allah'ın sonsuz kudreti karşısında yaratılan her varlık muhakkak acizdir. İnsan yaradılış gayesi olan kulluk görevinden uzaklaştıkça acizliği de artar. Bir kukla ustası düşünün ki, yaptığı bir kukla eskiyip her tarafı kırılmaya başlayınca, görevini yapamadığı gerekçesiyle o kuklayı kaldırır çöpe atar. İşte Yüce Allah'ın sonsuz merhameti burada bir kez daha  ortaya çıkıyor ki, biz içimizdeki imandan uzaklaştıkça kulluk görevimizi unuttukça Allah (c.c) bize bir şans daha veriyor, bir şans daha veriyor. İnsan bu derece aciz olmasaydı ve hayatta her istediği gerçekleşseydi dünyada mutsuzluk diye bir şey olmazdı ve dünya bir kaosa doğru sürüklenirdi.
          Bazen insan ruhu öyle karmaşık bir hal alır ki...  Ortada hiç sebep yokken sıkılmaya başlarsınız, kendinizi mutsuz hissedersiniz. Bazen de o sıkıntılardan haz duyar, onlardan kurtulmak istemezsiniz.  Aniden kendine acı çektirmekten hoşlanan bir mazoşist havasına girer ve manen kendinize acı çektirirsiniz. Oysaki sorunları çözebilmek için güçlü olmaya ihtiyacınız vardır. Yürüdüğünüz yolda hiç bir güçlük ve engelle karşılaşmıyorsanız, bilin ki o yol sizi asla doğruya götürmez. İşte bu engelleri aşmak için de o engellerin üstünden atlayacak kadar gücünüz olmalıdır, aksi halde engellere takılıp düşersiniz, hele hele kendi içinize kapanık bir yaşam tarzınız varsa ve elinizden tutup sizi yerden kaldıracak kimseniz de yoksa o zaman vay halinize... Onun için yüzünüzde her şeye inat bir tebessüm kalsın ki, güçlü kalabilesiniz. Çevrenizdekilere değer verin, sorunlarınızı anlatın, içinize kapanık olmayın, kendinize ve çevrenize de zaman ayırın. Unutmayın! Acılar saklandıkça, mutluluk paylaşıldıkça büyür...
          Mutluluk bazen bir yavru güvercinin ilk kanat çırpışındaki heyecan, bazen yaralı bir ceylanın avcıdan kurtulduğu zaman gözlerinde parlayan ışıktır. Bazen elinde tuttuğun bir demet çiçek kadar yakındır, bazen de gökyüzündeki yıldızlar kadar ulaşılmazdır. şunu unutmayınız ki, eğer mutlu olmayı başaramıyorsanız, mutluymuş gibi davranın belki gerçekten mutlu olursunuz. Yüce yaratana kulluk etmek ve mükafatının, ebedi alemde cennet ile verileceğini bilmek kadar, Ailesiyle, sevdikleriyle ve kendini sevenlerle birlikte olmak kadar, hayata ve geleceğe umutla bakmak kadar mutluluk verici bir şey olduğunu sanmıyorum.
Allah umutlarınızı tüketmesin, mutluluğunuzu daim kılsın.