Saglik Kösesi ...

Başlatan esma 41, Mayıs 09, 2008, 12:40:45 ÖÖ

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

esma 41

Arkadaslar uykunuz yokmu ?  ;D
Lütfen Konuyu katletmeden cevap verin...  ;D

jentzsch


gece

Bende hic uyumama ;)Uyku dedigin fani dünyanin isi bosver  ;D

esma 41

Alıntı yapılan: jentzsch - Mayıs 14, 2008, 03:24:11 ÖÖ
Ben yarasayim.Uykum gelmez.. 8)

Bende Tv izlerken ( herzmanki gibi ) uyuya kalmisim.
Onun icin pek uykum yok ... ama " obez " olmaktan korkuyorum yaa....  ;D

Veeeeee yarindan sora 10 gün izinliyim .. ne mutlu bana ...  ;D

Artik geceleri Forumu ben kilitler cikarim.  :)  (sanki izinli degilken .... neyseeeee   ;D )

esma 41

"MS hastaları çocuk sahibi olabilir"



            

   
MS hastası kadınların çocuk sahibi olmasının önünde bir engel olmadığı hatta olumlu sonuçları bulunduğu bildirildi.

"MS Haftası" etkinlikleri kapsamında The Marmara Oteli'nde düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında konuşan İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Multipl Skleroz (MS) Birimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mefküre Eraksoy, merkezi sinir sistemi hastalığı olan MS'in nedeninin bilinmediğini, hastalarda genetik yatkınlığın yanı sıra hastalığı tetikleyen bir mikrobik durumun da görüldüğünü söyledi.

Eraksoy, 20-40'lı yaşlardaki insanların hastalığı olan MS'in, Türkiye'de 2 bin - 2 bin 500 kişide 1 görüldüğünü belirterek, "MS hastası kadınlar çocuk sahibi olabiliyor. Hatta biz bunu engellemiyor, olumlu sonuçları nedeniyle destekliyoruz" dedi.

Rahatsızlığın kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görüldüğünü dile getiren Eraksoy, "MS Hastası kadınlar çocuk sahibi olabiliyor. Hatta biz bunu engellemiyor, olumlu sonuçları nedeniyle destekliyoruz. Hamilelik hastalığın doğal seyrini değiştirmiyor. Bu arada hamileliğin 6'ncı ayında bağışıklık sisteminde olumlu sonuçlar görülüyor" dedi.

Prof. Dr. Mefküre Eraksoy, dünyada 2 milyon, Türkiye'de ise 30-35 bin civarında MS hastası bulunduğuna dikkati çekerek, erken tanı ve tedaviyle hastaların aktif hayatlarını sürdürebildiklerini söyledi.

Yürüme güçlüğü, dengenin kaybedilmesi, duyu organlarında his kaybına da neden olan hastalığın tedavisi ile ilgili ilaçların olduğunu, bunlarla hastalığın ilerlemesinin bazı durumlarda durdurulabildiğini dile getiren Eraksoy, hastalıkta ilaç tedavisi kadar psikolojik tedavinin de etkili olduğunu, bu hastalık konusunda umudu daima sıcak tutmak gerektiğini vurguladı.

Kampanyaya destek talebi

Türkiye MS Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mert Ertüre de eşinin MS hastası olduğunu ifade ederek, dernekte hastaların yanı sıra hasta yakınlarına da destek verildiğini anlattı.

Ertüre, dernek olarak MS hastalarına yönelik rehabilitasyon ve rekreasyon merkezi kurma çalışmalarının da sürdüğünü belirterek, "5776"ya boş mesaj göndererek, her SMS ile 5 YTL bağış yapılabildiğini bildirdi.

15 yıllık MS hastası Nur Özkılıç da hastalığının tanısının 10 yıl önce konulduğunu ve o süreçte psikolojik tedavi gördüğünü ifade edtti.

Özkılıç, 20'li yaşlarının başlarında okuduğu MS hastalığına ilişkin bir haber üzerine, belirtilerin kendisinde de görüldüğünü fark ettiğini, tanıyı da ilk kendisinin koyduğunu söyledi.

Özkılıç, daha sonra evlendiğini belirterek, "şimdi de bebek sahibi olmak istiyorum. Bir süredir ilaçlarımı bıraktım. Bazı sağlık sorunları yaşıyorum, ama bebek sahibi olmak istiyorum" dedi.

Kürşat Korkut da 2002 yılından bu yana MS hastası olduğunu kaydederek, "Biz galiba çok şanslıyız. Sayısal loto oynasak çıkmazdı, ama bu hastalık bize çıktı" diye konuştu.


Bu habere cok sevindim.  :)

esma 41

Multiple Skleroz nedir?

Beyin ve Omuriliğin ( Merkezi Sinir Sisteminin ) bir hastalığıdır.


MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi
Fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini
bozar.
?Multipl? denmesinin nedeni :

- Beynin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.
- Belirtiler hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir, ya da kaybolabilir.

?Skleroz? denmesinin nedeni :


Hastalık beyin ve omuiliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar, yani sertleşmiş dokular oluşturur.

Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir?
Merkezi sinir sisteminin ( SSS ) gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır.

MS? lilerin aileleri ve yakınlarında oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır.

Genç erişkinler MS?e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında...

Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır. En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık nedeniyle kaybolan işgücü
değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır.

MS?i daha yakından tanımakla MS?lilerin hayattan daha çok tad almalarını ve MS?den daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz.

MS Merkezi Sinir Sistemini nasıl etkiler ?

Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer. Bu mesajlar bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizi kontrol eder.

Multipl Skleroz mesajların düzgün bir şekilde
İletilmesini bozar.
· Sağlıklı sinir liflerinin çoğu mesajların iletilmesini kolaylaştıran myelin denen yağlı bir madde ile çevrelenmiştir.
· MS? de myelin parçalanır ve myelin yerini nedbeleşmiş ( sertleşmiş ) doku alır. Bu da mesajın geçişini saptırır ya da tümden bloke eder.

· Vücut fonksiyonları kontrol edilemez hale gelir, çünkü ;

Mesajlar gerektiği gibi iletilemez.
Mesajlar yanlış bölgeye gider.

Multipl Skleroz?a yol açan nedir ?

Bu, tıbbın en büyük sırlarından biridir
? Sebeb bilinmemektedir.
? Bir tedavi bulunamamıştır.
? Kimin MS?ye yakalanacağını önceden bilmek mümkün değildir.
Bu konuda 3 yaygın teori vardır :

1. Virus Saldırısı
2. Bağışıklık reaksiyonu
3. Kombinasyon

Virus Saldırısı : Virüsler vücuda girdiklerinde vücut hücreleri içinde hızla çoğalırlar. Çoğu virüsler hızla bazı hastalık belirtilerine yol açarlar. Yavaş etkileyen belirli bazı virüsler ise daha sonra ortaya çıkarak yeni belirtilere yol açarlar. Diğer bazı yavaş etkili virüsler ise vücutta herhangi bir hastalığa yol açmadan önce aylar hatta yıllarca gizli kalabilirler. MS bazı yavaş etkili virüsler tarafından meydana getirilebilir ya da bilinen bir virüse karşı gösterilen gecikmiş bir reaksiyon olabilir.

Bağışıklık Reaksiyonu : Vücudumuz, virüsler ve bakteriler gibi hastalık etmenlerini yok eden ve doğuştan gelen bir savunma sistemine sahiptir. Savunma sistemi geri tepebilir ve vücudun kendi hücrelerine saldırabilir. Buna ? Oto immun reaksiyon ? denir. MS, vücudun yanlışlıkla kendi dokusuna saldırdığı bir oto immun reaksiyon sonucunda ortaya çıkmış olabilir.

Kombinasyon : Hem virüsler hem de bağışıklık sistemi reaksiyonu MS e yol açabilir. Virüsler vücuda girdiğinde hücreler içinde gelişmeye başlarlar. Vücudun savunma mekanizması hem virüslere karşı hem de vücudun kendi hücrelerine karşı tahrip edici olabilir.

MS hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey var ki, kimin MS ? e yakalanacağını tahmin edemeyiz. Gene de kimlerin MS ? e yakalanma olasılığının Daha yüksek olduğu hakkında şöyle bir tablo çizilebilir :

Kimler MS'e yakalanır?

Genç Erişkinler : Belirtiler genellikle 40 ? 50 yaşları arasında ortaya çıkar. 15 yaşın altında ve 50 yaşın üstünde nadiren görülür
Kadınlar : Kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda MS?e yakalanırlar. MS hamilelikle ilgili değildir. ( MSli hanımlar çocuk sahibi olabilirler)

Ilıman İklim kuşağında oturan insanlar : MS, 40 ? 60 derece güney ve kuzey enlemleri arasında daha sık görülür. Bir bölge Ekvator?a ne kadar yakınsa MS vakası da o kadar azdır.

Sağlık şartlarını iyi olduğu bölgelerde yaşayan insanlar : Bu bölgelerde MS vakası sık görülür. Muhtemelen bu bölgede yaşayan çocuklar MS?e karşı bağışıklık sağlayacak bazı faktörlere maruz kalmamaktadırlar.

MS?in Belirtileri nelerdir?
MS?in Belirtileri çok çeşitlidir.

? Kişiden kişiye değişir.
? Aynı kişide zaman zaman değişebilir.
MS Belirtileri şunları içerebilir :

? Göz bozukluğu : Çift görme veya gözün irade dışı
hareketi.
? Konuşma Bozuklukları : Dilde peltekleşme gibi.
? Felçler : Vücudun herhangi bir bölgesinin kısmen
veya tamamen felç olması.
? Halsizlik, Yorgunluk : Aşırı halsizlik veya kendini
alışılmamış biçimde yorgun hissetme.
? Ellerde Titreme.
? Koordinasyon Bozukluğu.
? Mesane veya Kalın barsak kontrolünün kaybı.
? Uyuşma veya karıncalanma hissi.
? Sendelenme veya denge kaybı.
? Ayakların belirgin şekilde sürüklenmesi.

Başlangıç Belirtileri : Genellikle hafiftir ve tedavi edilmeden kaybolur. Fakat zaman ilerledikçe bunlar daha sık ve daha ağır olabilir.

Tipik Tablo : Akut belirtilerin görüldüğü kısa bir dönem ve bunu izleyen dönemde belirtilerin hafiflemesi ya da haftalar, aylar hatta yıllarca kaybolması şeklinde çizilebilir.

Belirtiler sinir sisteminin tutulan bölgesine göre değişiklik gösterirler.

Multipl sklerozu ortaya çıkarmak zor olabilir, ilk belirtilerin ortaya çıkışından kesin tanının konmasına kadar çoğunlukla yıllar geçebilir, çünkü :
İlk belirtiler o kadar hafiftir ki kişi bir doktora görünmez bile...
Sinir sisteminin diğer hastalıkları da aynı uyarıcı belirtilerin bazılarını gösterirler.
Gelişmiş tüm laboratuvar teknik imkanlarına rağmen MS?i kesin olarak gösteren ya da ekarte ettiren bir teknik yoktur diyebiliriz.

MS tanısını koymak için iki temel bulgu aranır.

1. Sinir sistemi hasarının belirtileri

Elde ve ayakta hissizlik veya titreme, ani güç kaybı veya felç ortaya çıkabilir. (bu durumda merkezi sinir sisteminin iki ya da daha çok bölgesi tutulmuş olmalıdır.)

2. İyileşmeler ve kötüleşmeler

MS belirtileri diğer sinir sistemi hastalıklarından farklı olarak herhangi bir uyarı olmaksızın ortaya çıkabilir ve kendiliğinden iyileşmeler gösterebilir.
Fakat MS tanısı ümitsizliğe yol açmamalıdır. Çünkü çok az hastada ilerleyici ve ciddi komplikasyonlarla karşılaşılır.
Mslilerin çoğu tekrarlayan alevlenmelere rağmen aktif bir hayat sürerler ve hayata olumlu yönden bakmayı öğrenebilirler.

MS uygun bir yaklaşımla ele alındığında şikayetler en aza indirgenebilir.


En degerli hazinemiz sagligimiz .
ALLAH a ne kadar sükür etsek azdir .
Buradan MS hastasi olan herkese acil sifalar dilerim.

gece

Tekrar gecmis olsun Yakamozlu_gece :embarassed:

MIGREN hakkinda kücük bir bilgi:

Migren atakları tetikleyen faktörler
Stres, açlık, uyku düzeninin bozulması, ağır kokular, hava değişimi, lodos.
çikolata,
Migren ağrısının özellikleri
Ağrı şiddetlenir, 1-2 gün sürebilir, bulantı, kusma olabilir, ışığa duyarlılık artar.
Ağrı sonrası dönem
Yorgunluk, tatlı yeme isteği, idrara çıkma ihtiyacı.
Migren tipleri
Klasik migren, basit migren, küme baş ağrısı, oftalmolojik migren ve yarım baş ağrıları

yakamozlu_gece

Alıntı yapılan: gece - Mayıs 26, 2008, 10:13:03 ÖS
Tekrar gecmis olsun Yakamozlu_gece :embarassed:

MIGREN hakkinda kücük bir bilgi:

Migren atakları tetikleyen faktörler
Stres, açlık, uyku düzeninin bozulması, ağır kokular, hava değişimi, lodos.
çikolata,
Migren ağrısının özellikleri
Ağrı şiddetlenir, 1-2 gün sürebilir, bulantı, kusma olabilir, ışığa duyarlılık artar.
Ağrı sonrası dönem
Yorgunluk, tatlı yeme isteği, idrara çıkma ihtiyacı.
Migren tipleri
Klasik migren, basit migren, küme baş ağrısı, oftalmolojik migren ve yarım baş ağrıları

Walla yukardakilerin hepside aşağı yukarı bende var :(hatta arkadaşımın teki bana ağrı geldiğinde avmigran diye bir ialç var ondan al dedi bende alıyom ağrıdığında duruyo ne hikmetse :(onu içince...

gece

Alıntı yapılan: yakamozlu_gece - Mayıs 26, 2008, 10:19:00 ÖS
Alıntı yapılan: gece - Mayıs 26, 2008, 10:13:03 ÖS
Tekrar gecmis olsun Yakamozlu_gece :embarassed:

MIGREN hakkinda kücük bir bilgi:

Migren atakları tetikleyen faktörler
Stres, açlık, uyku düzeninin bozulması, ağır kokular, hava değişimi, lodos.
çikolata,
Migren ağrısının özellikleri
Ağrı şiddetlenir, 1-2 gün sürebilir, bulantı, kusma olabilir, ışığa duyarlılık artar.
Ağrı sonrası dönem
Yorgunluk, tatlı yeme isteği, idrara çıkma ihtiyacı.
Migren tipleri
Klasik migren, basit migren, küme baş ağrısı, oftalmolojik migren ve yarım baş ağrıları

Walla yukardakilerin hepside aşağı yukarı bende var :(hatta arkadaşımın teki bana ağrı geldiğinde avmigran diye bir ialç var ondan al dedi bende alıyom ağrıdığında duruyo ne hikmetse :(onu içince...

En kisa süre icinde Doktora gitmelisin enazindan tedaviye baslamis olursun ya  :-\

yakamozlu_gece

Alıntı yapılan: gece - Mayıs 26, 2008, 10:23:15 ÖS
Alıntı yapılan: yakamozlu_gece - Mayıs 26, 2008, 10:19:00 ÖS
Alıntı yapılan: gece - Mayıs 26, 2008, 10:13:03 ÖS
Tekrar gecmis olsun Yakamozlu_gece :embarassed:

MIGREN hakkinda kücük bir bilgi:

Migren atakları tetikleyen faktörler
Stres, açlık, uyku düzeninin bozulması, ağır kokular, hava değişimi, lodos.
çikolata,
Migren ağrısının özellikleri
Ağrı şiddetlenir, 1-2 gün sürebilir, bulantı, kusma olabilir, ışığa duyarlılık artar.
Ağrı sonrası dönem
Yorgunluk, tatlı yeme isteği, idrara çıkma ihtiyacı.
Migren tipleri
Klasik migren, basit migren, küme baş ağrısı, oftalmolojik migren ve yarım baş ağrıları

Walla yukardakilerin hepside aşağı yukarı bende var :(hatta arkadaşımın teki bana ağrı geldiğinde avmigran diye bir ialç var ondan al dedi bende alıyom ağrıdığında duruyo ne hikmetse :(onu içince...

En kisa süre icinde Doktora gitmelisin enazindan tedaviye baslamis olursun ya  :-\

Haklısın danke schön gece :)

esma 41

Vitamin eksikligi vucutta sinyal veriyor

VUCUTTA meydana gelen ani degisikliklerin
bazi vitamin eksikliklerinden kaynaklanabilecegi
bildirildi.
Erciyes Universitesi Ataturk Saglik Yuksekokulu
ogretim uyesi Prof.Dr. Neriman İnanc,
“Vucudunuzu iyi tanimak bazi rahatsizliklarin
giderilmesi acisindan son derece onemli.
Vitamin eksikligi, bu degisikliklerin nedeni olabilir'' dedi.


Erciyes Universitesi ogretim uyesi Prof.Dr. Neriman İnanc,
hastaliklarin vucuttan gelen sinyallerle kendini gosterdigini
soyledi. Prof.Dr. İnanc,
“Vucudunu iyi taniyanlar, hastaliklari daha cabuk fark eder.
Bu tur rahatsizliklar vitamin eksikliginden kaynaklaniyor
olabilir'' diye konustu.
Prof.Dr. İnanc, vucutdan gelen sinyalleri, soyle siraladi:


Catlak dudak:
Dudaklarda catlama ve dil ucunda kirmizi kabarti,
B2 vitamini eksikliginin gostergesidir.


Kirmizi cilt:
Sertlesmis, kirmizi bir cilt, B vitaminlerinin azligina isaret eder.


Kalcada sivilce:
Kalca bolgesinde gorulen sivilceler, B vitaminleri, E vitamini
ve yag asitlerinin azliginin gostergesidir.


Az uzayan sac:
Sacin az uzamasi cinko eksikliginin habercisidir.


Kirilan tirnak:
Tirnaklarin kirilganlasmasi, vucudun daha fazla demir ve
kalsiyum gereksinimi oldugunu gosterir.


Soluk beniz:
Soluk bir ten, demir ve B 12 vitamini (anemiden dolayi) ve
folik asit eksikliginin gostergesidir.


Bacak uyusmasi:
Geceleri bacakta uyusma, demir ve folik asit eksikliginin
sinyallerini verir. B6 vitamini eksikligi kas uyusukluguna
neden olur.


Diseti hastali:
Cesitli diseti hastaliklari C vitamini eksikliginden kaynaklanir.


Muzmin yorgunluk:
B1, B2, B3 (niasin), B12, biotin, C vitamini, pantotenik asit ve
demir eksikliginde görülür.


Egzama:
Yara iyilesmesinde gecikme nedeniyle vucutda cinko ve
C vitamini eksikligi egzamaya neden olur.


* Agizda aflar:
Daha fazla demire, folik aside ihtiyac duyuldugunu gosterir.


Regl oncesi sikayetler:
Vucutta cinko eksikliginden kaynaklanir.
__________________

esma 41

Calışan Kadınlarda Demir Eksikliği

Demir eksikliğinin kadınlar için önemli bir tehdit oluşturduğunu belirten uzmanlar, günlük yaşantıya yoğun ve performansı yüksek bir iş temposu eklendiğinde, vücudun Vitamin, mineral ve Protein ihtiyacının da değiştiğini ve arttığı bildirildi.

Uzmanlar, demir eksikliğinin kadınlarda daha çok görülmesinin sebebinin sık gebelikler ve her ay görülen menstruasyon kanaması olduğunu belirterek, özellikle yoğun stres altında çalışan, tahıl ve karbonhidrat ağırlıklı beslenen kadınlarda da demir yetersizliğinin görüldüğüne dikkat çekti. Uzmanlar, "Bağışıklık sistemini, iş performansını, düşünsel yetiyi, konsantrasyonu ve dikkati etkileyen, vücudu adeta yöneten mineral demirdir. Demir Eksikliğiyoğun iş temposu altında çalışan erkeklerden çok kadınlar için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Demirin vücuttaki başlıca işlevi oksijen taşımasıdır. Dengesiz ve yetersiz Beslenme sonucu, vücutta yeteri kadar demir kalmadığı zaman demir yetersizliği anemisi görülür. Demir deposu vücutta kalmaz ve Kansızlık oluşur. Demir yetersizliği sonucu, kansızlık, baş dönmesi, yorgunluk, tırnakların incelmesi, bağışıklık sisteminin çökmesi, çalışma gücünde azalma ve metabolizma yavaşlamasına gibi sıkıcı tablolarla karşılaşırız" dedi.

Demir yetersizliğinin kilo artışına da neden olabileceğini belirten uzmanlar, "Demir en çok kırmızı ette, kuru meyvelerde, kuru baklagillerde ve soya ürünlerinde bulunmaktadır. Birinci dereceden demir kaynağı kırmızı ettir. Demir eksikliğini gidermek için protein kalitesi yüksek bir beslenme programı uygulanmalıdır. Haftada 2-3 defa kırmızı et tüketmeye özen gösterilmelidir. Eğer kolesterol problemi varsa kırmızı etin yanında haftada 2-3 defa balık tüketilmelidir. Böylece hem demir eksikliği hem de kolestrol artma riski ortadan kalkar. Beslenme programında C vitamininden zengin besinlere yer verilmelidir. Çünkü C vitamini yiyeceklerle alınan demirin vücutta yararlılığını artırır. Etin yanında tüketilecek salataya bol limon koyulmalıdır. Çünkü demir içeriği yüksek bir besinle alınan C vitamini demirin yararlılığının artırır. yemeklerle birlikte tüketilen çay ve kahve, demirin yararlılığını ve emilimini azaltır. Bu sebeple çay ve kahve, yemeklerden 1.5 saat sonra tüketilmelidir. Et yemeyenler ise demir ihtiyacını soya ürünlerinden sağlayabilir. Soya fasulyesi, soya eti ve benzeri ürünleri protein ve demir yönünden zengin bir bitkisel kaynaktır. Vejeteryan beslenmesinde büyük önem taşır. Bütün bunların yanında günde 500-1000 miligramlık C vitamini tablet olarak alınabilir. C vitaminin kiloya, iştah artmasına etkisi olmadığı gibi bağışıklık sistemine de katkısı olacaktır" ifadelerini kullandı.
iha



Kasus

Bool bol su icin. Bu cok hastaliklarin gelmesini bastan önlüyor. Susamadan icmeniz lazim. Susamak vucüdun size verdigi en son alarmdir. O yüzden suyu susamadan icmek lazim. Yazin daha cok icmeniz lazim. Cok az su icen biri olarak nedense hep cok su ic tavsiyesini veririm  ;D Verdikten sonrada bende icerim ayip olmasin diye bir bardak  :P

esma 41

Alıntı yapılan: Kasus - Temmuz 01, 2008, 10:24:58 ÖS
Bool bol su icin. Bu cok hastaliklarin gelmesini bastan önlüyor. Susamadan icmeniz lazim. Susamak vucüdun size verdigi en son alarmdir. O yüzden suyu susamadan icmek lazim. Yazin daha cok icmeniz lazim. Cok az su icen biri olarak nedense hep cok su ic tavsiyesini veririm  ;D Verdikten sonrada bende icerim ayip olmasin diye bir bardak  :P

Paylasim icin tesekkürler Kasus.

Konu disi olacak ama  ;D  seni gözüm bir yerden ISIRIYOR .

Sanki seni taniyormusum gibi .  ;D

Madem " su " konusu acilmis.Bende bir alinti paylasimda bulunayim.

    Su içmek için susamayı beklemeyin


    Vücuttaki su miktarının azalmasının sağlığı tehdit ettiğine dikkat çeken uzmanlar, su içmek için susamayı beklememek gerektiğini belirtti.

    Uzmanlar, vücutta su miktarının azalmasının (dehidrasyon) kişinin konsantrasyon kapasitesini etkilediğini, enerjisini azalttığını ve organlarının normal şekilde çalışmasını engelleyerek sağlığını tehdit ettiğina dikkat çekti. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, vücuttan kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerektiğini kaydeden uzmanlar, bunun için en iyi yöntemin su içmek olduğunu ifade etti.

    Kaybedilen suyun, diğer içecekler, katı besinler ve besin öğelerinin vücutta yanmasından oluşan su ile yerine konmaya çalışıldığını belirten uzmanlar, "İnsanlar, yedikleri katı gıdalardan gün boyunca 4 su bardağı kadar su elde ederken, besinlerin vücutta yanması sırasında da yaklaşık bir su bardağı kadar su oluşur. Su ve diğer içecekler ise kalan ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olur. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerekir. Bunun için en iyi yöntem ise su içmektir" dediler.

    Dehidrasyonun en erken bulgusunun ağız ve boğaz kuruluğu olsa da, pek çok kişinin bu bulguların farkına varamadığını belirten uzmanlar, böyle bir tehdit altında kalınmaması için, susama hissi uyanmadan önce yeteri kadar su içilmesini öneriyor. Uzmanlar, dehidrasyon konusunda şu görüşleri paylaşıyor: "Diğer bir önemli bulgusu ise bulantı ve kusmadır. Baş ağrısı, sürekli sıcaklık hissi, dudaklarda ve dilde kuruma, seyrek veya az idrara çıkma, idrar renginin koyulaşması, deride kuruma, eklem ve kaslarda acıma hissi ise, vücutta su kaybı yaşandığının sinyalini veren diğer bulgular olarak karşımıza çıkmaktadır. Vücudun su ihtiyacı karşılanmadığı takdirde yaşanan diğer sağlık sorunları, kalori oluşumunda yetersizlik, sürekli sindirim sistemi sorunları, yorgunluk, sersemlik hissi ve kas krampları olarak sıralanır".

   ANNE ADAYLARI DAHA ÇOK SU İÇMELİ

    Suyun anne adayları için taşıdığı önem, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı için de geçerliliğini koruyor. Bu sıvı her üç saatte bir kendini yenilediğinden, yetersiz su alımına bağlı olarak ortaya çıkan dehidrasyon durumunda miktarı azalabiliyor. Bu nedenle sıvı alımı, hamileliğin her döneminde son derece büyük önem taşıyor. Yeterli sıvı alımı, anne adayının kendisini enerjik hissetmesine yardımcı olmanın yanı sıra cilt kuruluğu gibi problemlerin de görülmesini engelliyor. Yeterli miktarda sıvı alındığında, hem annenin hem de bebeğin kanındaki elektrolit dengesi de kolaylıkla sağlanabiliyor.

    Hamilelikte salgılanan hormonlar, kişinin sıvıları kullanım şeklini değiştiriyor. Özellikle gebeliğin son dönemleri yaklaştıkça, kan hacmi yaklaşık 1.5 katına çıkıyor. Solunum yolu ile akciğerlerden kaybedilen su miktarı da hamilelik öncesine göre daha fazla oluyor. Bu nedenle anne adaylarının normal bir yetişkinden daha fazla su içmeleri, böylece hem kendilerini hem de doğacak bebeklerini su kaybı tehlikesinden uzak tutmaları gerekiyor.

    Hamilelikte dehidrasyonun bir başka olumsuz etkisi de erken doğum ağrılarıdır. Dehidrasyon durumunda salgılanan bazı hormonlar, doğum kasılmalarını başlatan hormonu taklit ederek, erken doğum kasılmalarına neden olabiliyor. Erken doğum tehdidi karşısında yapılan ilk işlem, damar yolu açarak sıvı verilmesidir. Besin maddeleri ve oksijen, kan yoluyla bebeğe taşınıyor. Hamilelikte sık görülen, erken doğum ve düşüklere neden olabilen idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde de su aktif bir rol oynuyor.

    Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için anne adayının günde en az 8-10 bardak su içmesi gerekiyor. Anne adayı aktif çalışan bir kişiyse veya egzersiz yapıyorsa, alması gereken su miktarı daha da artıyor. Her bir saatlik egzersiz için, en az bir bardak fazla su içmesi gerekiyor.

    HER ZAMAN HER YERDE SU İÇİN

    Ağırlığımızın yarısından fazlasını oluşturan suyun vücuttaki dengesini korumak, sağlığımız için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kaybedilen suyu yerine koymak için en iyi seçim su içme olduğundan, gün boyunca belirtilen ölçülerde su içilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun dışında uzmanlar, yemeğe bir kase çorba ile başlanılması ve yemek sırasında da en az bir bardak su içilmesi gerektiğini kaydediyor. Diğer bir dikkat edilmesi gereken noktanın ise fiziksel aktivite sırasında vücuttaki su kaybının, dolayısıyla su ihtiyacının artması olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Bu nedenle, fiziksel aktiviteye su içerek başlamanın ve aktiviteyi su içerek sürdürmenin, vücuttaki su dengesinin bozulmaması açısından önemi büyüktür. Kişi, fiziksel aktivite bittiğinde dahi su içmeye devam ederek, vücudunda oluşan su kaybını eski dengesine kavuşturmaya çalışmalıdır. Otomobilde, trende, uçakta, kısacası tüm yolculuklarda da kişinin yanında mutlaka içme suyu bulundurması gerekir. Özellikle uçak yolculuğu ve dağ tırmanışları gibi yüksek rakımlara çıkılan durumlarda, vücudun su kaybı artar. Fark edilmese de, uçakta ortamın nemi düşer. Yolculukta vücudun kaybettiği suyu hızla geri kazanabilmek için su veya limonla tatlandırılan sıcak su içmek önerilir" diye görüş belirtiyor




gece

Esma  iyi söylüyosun hos ta bende  bir türlü alisamadim su icmege  bazen unutuyorum bile Su icmek önemli tabiki

nasil su icmege alisirki insan ip uclari yokmu  ??? ::)

Kasus

Alıntı yapılan: esma 41 - Temmuz 02, 2008, 12:49:27 ÖÖ
Alıntı yapılan: Kasus - Temmuz 01, 2008, 10:24:58 ÖS
Bool bol su icin. Bu cok hastaliklarin gelmesini bastan önlüyor. Susamadan icmeniz lazim. Susamak vucüdun size verdigi en son alarmdir. O yüzden suyu susamadan icmek lazim. Yazin daha cok icmeniz lazim. Cok az su icen biri olarak nedense hep cok su ic tavsiyesini veririm  ;D Verdikten sonrada bende icerim ayip olmasin diye bir bardak  :P

Paylasim icin tesekkürler Kasus.

Konu disi olacak ama  ;D  seni gözüm bir yerden ISIRIYOR .

Sanki seni taniyormusum gibi .  ;D

Madem " su " konusu acilmis.Bende bir alinti paylasimda bulunayim.

    Su içmek için susamayı beklemeyin


    Vücuttaki su miktarının azalmasının sağlığı tehdit ettiğine dikkat çeken uzmanlar, su içmek için susamayı beklememek gerektiğini belirtti.

    Uzmanlar, vücutta su miktarının azalmasının (dehidrasyon) kişinin konsantrasyon kapasitesini etkilediğini, enerjisini azalttığını ve organlarının normal şekilde çalışmasını engelleyerek sağlığını tehdit ettiğina dikkat çekti. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, vücuttan kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerektiğini kaydeden uzmanlar, bunun için en iyi yöntemin su içmek olduğunu ifade etti.

    Kaybedilen suyun, diğer içecekler, katı besinler ve besin öğelerinin vücutta yanmasından oluşan su ile yerine konmaya çalışıldığını belirten uzmanlar, "İnsanlar, yedikleri katı gıdalardan gün boyunca 4 su bardağı kadar su elde ederken, besinlerin vücutta yanması sırasında da yaklaşık bir su bardağı kadar su oluşur. Su ve diğer içecekler ise kalan ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olur. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerekir. Bunun için en iyi yöntem ise su içmektir" dediler.

    Dehidrasyonun en erken bulgusunun ağız ve boğaz kuruluğu olsa da, pek çok kişinin bu bulguların farkına varamadığını belirten uzmanlar, böyle bir tehdit altında kalınmaması için, susama hissi uyanmadan önce yeteri kadar su içilmesini öneriyor. Uzmanlar, dehidrasyon konusunda şu görüşleri paylaşıyor: "Diğer bir önemli bulgusu ise bulantı ve kusmadır. Baş ağrısı, sürekli sıcaklık hissi, dudaklarda ve dilde kuruma, seyrek veya az idrara çıkma, idrar renginin koyulaşması, deride kuruma, eklem ve kaslarda acıma hissi ise, vücutta su kaybı yaşandığının sinyalini veren diğer bulgular olarak karşımıza çıkmaktadır. Vücudun su ihtiyacı karşılanmadığı takdirde yaşanan diğer sağlık sorunları, kalori oluşumunda yetersizlik, sürekli sindirim sistemi sorunları, yorgunluk, sersemlik hissi ve kas krampları olarak sıralanır".

   ANNE ADAYLARI DAHA ÇOK SU İÇMELİ

    Suyun anne adayları için taşıdığı önem, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı için de geçerliliğini koruyor. Bu sıvı her üç saatte bir kendini yenilediğinden, yetersiz su alımına bağlı olarak ortaya çıkan dehidrasyon durumunda miktarı azalabiliyor. Bu nedenle sıvı alımı, hamileliğin her döneminde son derece büyük önem taşıyor. Yeterli sıvı alımı, anne adayının kendisini enerjik hissetmesine yardımcı olmanın yanı sıra cilt kuruluğu gibi problemlerin de görülmesini engelliyor. Yeterli miktarda sıvı alındığında, hem annenin hem de bebeğin kanındaki elektrolit dengesi de kolaylıkla sağlanabiliyor.

    Hamilelikte salgılanan hormonlar, kişinin sıvıları kullanım şeklini değiştiriyor. Özellikle gebeliğin son dönemleri yaklaştıkça, kan hacmi yaklaşık 1.5 katına çıkıyor. Solunum yolu ile akciğerlerden kaybedilen su miktarı da hamilelik öncesine göre daha fazla oluyor. Bu nedenle anne adaylarının normal bir yetişkinden daha fazla su içmeleri, böylece hem kendilerini hem de doğacak bebeklerini su kaybı tehlikesinden uzak tutmaları gerekiyor.

    Hamilelikte dehidrasyonun bir başka olumsuz etkisi de erken doğum ağrılarıdır. Dehidrasyon durumunda salgılanan bazı hormonlar, doğum kasılmalarını başlatan hormonu taklit ederek, erken doğum kasılmalarına neden olabiliyor. Erken doğum tehdidi karşısında yapılan ilk işlem, damar yolu açarak sıvı verilmesidir. Besin maddeleri ve oksijen, kan yoluyla bebeğe taşınıyor. Hamilelikte sık görülen, erken doğum ve düşüklere neden olabilen idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde de su aktif bir rol oynuyor.

    Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için anne adayının günde en az 8-10 bardak su içmesi gerekiyor. Anne adayı aktif çalışan bir kişiyse veya egzersiz yapıyorsa, alması gereken su miktarı daha da artıyor. Her bir saatlik egzersiz için, en az bir bardak fazla su içmesi gerekiyor.

    HER ZAMAN HER YERDE SU İÇİN

    Ağırlığımızın yarısından fazlasını oluşturan suyun vücuttaki dengesini korumak, sağlığımız için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kaybedilen suyu yerine koymak için en iyi seçim su içme olduğundan, gün boyunca belirtilen ölçülerde su içilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun dışında uzmanlar, yemeğe bir kase çorba ile başlanılması ve yemek sırasında da en az bir bardak su içilmesi gerektiğini kaydediyor. Diğer bir dikkat edilmesi gereken noktanın ise fiziksel aktivite sırasında vücuttaki su kaybının, dolayısıyla su ihtiyacının artması olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Bu nedenle, fiziksel aktiviteye su içerek başlamanın ve aktiviteyi su içerek sürdürmenin, vücuttaki su dengesinin bozulmaması açısından önemi büyüktür. Kişi, fiziksel aktivite bittiğinde dahi su içmeye devam ederek, vücudunda oluşan su kaybını eski dengesine kavuşturmaya çalışmalıdır. Otomobilde, trende, uçakta, kısacası tüm yolculuklarda da kişinin yanında mutlaka içme suyu bulundurması gerekir. Özellikle uçak yolculuğu ve dağ tırmanışları gibi yüksek rakımlara çıkılan durumlarda, vücudun su kaybı artar. Fark edilmese de, uçakta ortamın nemi düşer. Yolculukta vücudun kaybettiği suyu hızla geri kazanabilmek için su veya limonla tatlandırılan sıcak su içmek önerilir" diye görüş belirtiyor






Benimde seni bir yerden gözüm isiriyor hatta dördüde.(Dört gözlüyümde ;D )

esma 41



Bugün  3 litre su icmisimdir.

3 litrede yemek.  ;D