Günü Hz. Muhammed (SAV) Gibi Yaşamak

Başlatan mekin2000, Eylül 25, 2008, 07:46:44 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mekin2000

rica ederim. esasında sizin de ifadelerinizin özünde olduğu gibi ibadet de günahlar da kulla Allah arasındadır, kimseyi ilgilendirmez. Bu dönemde fetvacılar çok çok arttı ama yanılıp da onların yaptığını yaparsanız gidersiniz gümbürtüye, sadece söylediklerini yapacaksınız  ;D

her zaman için kalplerde ve beyinlerde ne olduğu önemlidir, onu da bir başka kulun bilebilmesine imkan yok, gerek de yok. O'nu sadece Allah bilebilir zaten önemli olan da o :)

ben neler görüyorum ki, hakikaten bu güzel dinin anlamını bilmeyen birisi anında soğur bu dinden :( çok daha fazla yarıntılara girmek istemiyorum çünkü hakikaten konudan baya bi açıklara çıktık, geri dönmemiz lazım ;D

sevgiler. :)

gece

Güzelmis yalin bir anlatim kelimeler cok sade kolayca kavraniyor emeginize saglik tesekkürler :)

mekin2000

Alıntı yapılan: esma 41 - Eylül 26, 2008, 02:02:31 ÖÖ

Onun icin  ben de diyormuki (hadis) :Fikhi bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.)


Bizde bura da bunu yapiyoruz .
Yorumun icin tekrar tesekkürler mekin.  ;)

bu kısmı kaçırmışım ben yaw ;D

tabi ki fıkıh alimi olduğumuzu iddaa etmiyoruz kimseye, sadece bir kaynaktan alınmış ve de rivayete göre Peygamber Efendimizin (S.A.V) sünnetlerini paylaşıyoruz. Hmmm derseniz ki tekrardan "insanlar farzları yerine getirmezken sünnetlerin ne önemi var onlar için?"  zaten farzlarla pek yakın bir ilişkisi bulunmayanlarda bu yazıları oturup okumazlar, gerek duymazlar ;d  ;)


mekin2000

Alıntı yapılan: gece - Eylül 26, 2008, 02:49:02 ÖÖ
Güzelmis yalin bir anlatim kelimeler cok sade kolayca kavraniyor emeginize saglik tesekkürler :)

rica ederim, ben teşekkür ederim  :)

esma 41

Benim gözümden de bunlar kacmis.  :)

Mekin der ki:aslında bizler sağlak ya da sizler solak olarak yaratılmadınız, yani hep birlikte böyle yaratılmadık, bu bizim seçimimizdi bilinçsiz ya da bilinçli olarak, ya da bu fonksiyonları ilk olarak öğrenirken (kalem tutma, kaşık tutma) böyle de yönlendirilmiş olabiliriz. ama diyeceksiniz ki sağlak anne babanın solak çocuğu var. demeyin çünkü o noktada biraz tıkanır gibi oldum

Bu noktada size pek katilmiyorum.
Yani yönlendirme ile alakasi yok bence.
Evet sizinde belirtmis oldugunuz ve bu konuda biraz tikanir gibi oldugunuz konuyla  ilgili sunlari yazmak  istiyorum.  Benim annemde babamda saglak ve bizim ailede tek solak olan benim.
Bunun disinda sol ele yönlendirmekten cok , sag ele zorla yönlendirilen cok
cocuk gördüm ben.Ama yinede ve hala solaklar.Bu beyinden gelen  birsey.
Yönlendirmeyle alakali oldugunu düsünmüyorum.



tabi ki fıkıh alimi olduğumuzu iddaa etmiyoruz
diyorsunuz ...

Bende öle birey iddia ettigimi hatirlamiyorum.
O hadis ile demek istediklerim- sizin bize alimlik yaptiginiz anlamina  gelmiyor.
Benim demek istedigim sey baskaydi.
Hangi konu olursa olsun insanlar anlamadigi yada ilk basta mantikli gelmedigi  bir  konuyu kendileri arastirmasi gerekir , nedeni de daha
iyi ve dogru ögrenebilmeleri icin. Kulak dan  duyma ve bunun sonucun da  "yanlis " uygulama / bilgi olmasin diye.
Sevgili mekin benim hadis ile demek istediklerim bunlardi iste.  ;)



Sn birsey daha var ... sora Konu kapansin isterseniz .  :)

Efendimizin (S.A.V) sünnetlerini paylaşıyoruz. Hmmm derseniz ki tekrardan "insanlar farzları yerine getirmezken sünnetlerin ne önemi var onlar için?"  zaten farzlarla pek yakın bir ilişkisi bulunmayanlarda bu yazıları oturup okumazlar, gerek duymazlar ;d  Wink  diyorsunuz ...




... bende diyormuki bunu ALLAH tan  baska kimse bilemez.
Insanlarin gercek düsüncelerini kimse bilemez.
Bazilari "gösteris " icin cok belli ettirirler , digerleri ise , "icinden" yani  pek  belli ettirmeden  yasarlar.

En iyisi biz fazla gösteris etmeden farzlari ve sünnetleri "icimizden " güzelce yerine getirmeye  calisalim.

ALLAH a emanet olun ... hosca kalin ...  byby:)

mekin2000

Sevgili Esma esasında bu çok yapıcı yönlendirmelerinden ötürü teşekkür ediyorum.


Alıntı yapılan: esma 41 - Eylül 27, 2008, 02:54:00 ÖÖ
Benim gözümden de bunlar kacmis.  :)

Mekin der ki:aslında bizler sağlak ya da sizler solak olarak yaratılmadınız, yani hep birlikte böyle yaratılmadık, bu bizim seçimimizdi bilinçsiz ya da bilinçli olarak, ya da bu fonksiyonları ilk olarak öğrenirken (kalem tutma, kaşık tutma) böyle de yönlendirilmiş olabiliriz. ama diyeceksiniz ki sağlak anne babanın solak çocuğu var. demeyin çünkü o noktada biraz tıkanır gibi oldum

Bu noktada size pek katilmiyorum.
Yani yönlendirme ile alakasi yok bence.
Evet sizinde belirtmis oldugunuz ve bu konuda biraz tikanir gibi oldugunuz konuyla  ilgili sunlari yazmak  istiyorum.  Benim annemde babamda saglak ve bizim ailede tek solak olan benim.
Bunun disinda sol ele yönlendirmekten cok , sag ele zorla yönlendirilen cok
cocuk gördüm ben.Ama yinede ve hala solaklar.Bu beyinden gelen  birsey.
Yönlendirmeyle alakali oldugunu düsünmüyorum.



tabi ki fıkıh alimi olduğumuzu iddaa etmiyoruz
diyorsunuz ...

Bende öle birey iddia ettigimi hatirlamiyorum.
O hadis ile demek istediklerim- sizin bize alimlik yaptiginiz anlamina  gelmiyor.
Benim demek istedigim sey baskaydi.
Hangi konu olursa olsun insanlar anlamadigi yada ilk basta mantikli gelmedigi  bir  konuyu kendileri arastirmasi gerekir , nedeni de daha
iyi ve dogru ögrenebilmeleri icin. Kulak dan  duyma ve bunun sonucun da  "yanlis " uygulama / bilgi olmasin diye.
Sevgili mekin benim hadis ile demek istediklerim bunlardi iste.  ;)


burada da anlayan için tam anlamıyla patlıcan oturtma yapmışsınız, bravo  ;)  zaten ben de herhangi bir yanlış yönlendirme olmasın diye samimi bir şekilde kendime ait olan düşünceleri söyledim. fakat bunu bana karşı kullanacağınızı da düşünmemiştim.  okey:)

aslında demek şstediğiniz şu "doğruluğunu sen bile bilmiyorsun, kulaktan dolma şeyleri gelip burada yazıyorsun, insanları yanlış yönlendiriyorsun"  bu aslında birine karşı kullanılabilecek en ağır ifadelerden birisi. okey:)

fakat bu ifadelerin hangi İslam Büyüklerinin hadis kitaplarından alındığına dair ifedeleri bile belirttim, ve bunlar kulaktan dolma şeyler olmayıp asırlar boyu süregelmiş ve de bütün islam aleminin zaten kabul ettiği şeyler.

ayrıca o kitapta yer alıp da aklıma yatmadığı için yazmadığım şeyler de olabilir mi acaba sizce?

her hadis kitabında yazan her şeyi olduğu gibi kabul eder miyiz? elbette hayır.

bu sağ sol konusundaki şu konularla ilgili ne düşünüyorsunuz?

yaptığımız iyilikleri yazan melek neden sağ yanımızda duruyor? neden sol değil?

ahiret gününde hesabımız görüldikten sonra "iyi amelleri daha fazla olan kişilerin amel defterleri" neden o kişilerin sağ eline verilecek? neden sol değil?





ve yine Esma Diyor ki:

En iyisi biz fazla gösteris etmeden farzlari ve sünnetleri "icimizden " güzelce yerine getirmeye  calisalim.

bravo güzel bir oturtma daha  okey:)   ama karıncanın belini asla incitmediğinizi söyleyebilirim.  okey:)

gösteriş yaptığım düşüncesine nereden kapıldınız?  :)

ben gösteriş yapıyor olsam dahi ben bundan ne kazanırım veya siz bundan ne kaybedersiniz?
şimdi yine de düne döndüm bir an için hatırlamaya çalıştım bu alıntıları yazmaya başladığım dakikaları... yok yaw gösteriş yapmak aklıma gelmemişti hiç. ;D  ama bu gece oturup Kur'an dan orijinal arapça ayetler falan yazsam, müslümanlığım konusunda her okurdan tam puan alsam ahiret gününde bana bi referans olur mu acaba?  ;D ya da orada geçerli olmasa bile bu dünyada, kendime sağlamış olduğum YÜKSEK İTİBAR ile bir imparatorluk kurabilir miyim acaba?

neyse...

şu yaratılış konusuna gelince de; hristiyan nüfusun yaşadığı coğrafyada yaratılmış insanlar msülümanlığı resmi olarak tanımıyorlar, budistler de öyle, kabul etmiyorlar ve hatta her fırsatta da özellikle hristiyanlar dalga geçiyorlar. doğru mu? peki en son Allah tarafından yeryüzüne indirilmiş olan din hangisi?


İğnelemeyi, hata aramayı, kusurları yüze vurmayı ve de inceden inceye insanı rencide etmeyi seven bir yapınız var diye düşünüyorum ama bu benim düşüncem yanılıyor da olabilirim  ;)  eğer düşüncelerim gerçekse bu da sizin yaratışışınız oluyor, yaratılış da hassas bir konu  ;)

herhangi birisi herhangi bir yayın aracında bilerek ya da bilmeyerek kulaktan dolma bilgiler yazabilir.  dediğiniz gibi önce doğruluğunu kendisinin araştırması gerekir, ama olaki hata yapmış yazmış... ama onu okuyacak olanlar mutlaka sizin dediüiniz gibi doğruluğunu araştıracaktır. öyle ya onu yazan kişi kitaptan okumuş ve de doğruluğunu araştırmak isteyenler araştırabilsin diye ek bilgiler de vermiş olmasına rağmen, o, artık internette herhangi birinin yazmış olduğu herhangi bir yazıdır. biz yaptık bi hata ama okuyanlar aynı hataya düşmeyip doğruluğunu araştıracaktır, ya da "olmaz öyle şey" deyip sayfayı kapatacaktır. endieniz olmasın. okey:)

bir de aslında gereksiz açıklamalarla yazı fazlaca uzamışken tartışmaya en açık yerden yakalayıp konuya girmeniz daha önce insanların başka insanlara sorduğu şu soruyu da aklıma getirdi.

"Allah herşeyi önceden biliyor, ve bizi o yarattı, ne zaman doğacağımızı, ne zaman ne yapacağımızı hatta ne düşüneceğimizi dahi biliyor, ne zaman öleceğemizi de, dolayısıyla cehenneme mi cennete mi gideceğimizi de...  peki sonucu belli olan bir sınav için bizi neden yarattı?"

siz de soruyor musunuz bu soruyu? ;D

sevgilerle  halayy:) alkis:)






esma 41

Sevgili mekin ,

sizinle laf kavgasi etmeye niyetim yok .
Yazdiginiz yaziya da yorum yazmayacagim .

Yazmak istedigim birtek sey var , benim yazdigim yazida
sizi rendice edecek bir kelime bile yok .Varsa lütfen kopyalayip
bizimle paylasin. Okuyan herkes bunu görebilecektir.
Ben genele yazdim, sizi yazilariniza veya size bir
yanlis veya kötü yazdigim bir laf bile yok .
Ama siz nedense yazilanlarin hepisini  kendi üzerine cekmissiniz.
Herseyi kafanizda kendinizce yorumlamissiniz ve alakasi olmayan yorumlar da bulunmussunuz.
Yani benim adima düsünmüssünüz ki ben sizin yazdiginiz yorumlarin (benim hakkimda  ...ve benim adima ) hic dogru bulmuyorum.Yanlis düsüncelerinizi sanki ben düsünüyormusum gibi yazmissiniz.
Buna ne derler ... ? Iftirami ... yalanmi ? Artik buna siz karar verin ?
Dikkatinizi cekerim .... sizin bizimle paylasmis oldugunuz yazinin ne kadar güzel ve dogru oldugunu belirtmistim , ilk mesajlarimda. Gözünüzden kacmis olmali ... yada isinize gelememis de olabilir.

Insanlar yazacak birsey bulamayinca ,nedense kisisel saldiriya basliyorlar sizin yaptiginiz gibi .
Ben sizi kisisel olarak bir defa bile incitmedim , ama sizin icin bunu diyemicem.

Alayli tavriniz cok cirkin .Insanlarla alay gecerek ...  onlarin adina yanlis düsünmek ve bunu
hic cekinmeden /düsünmeden buraya yazmak ??
Herkes fikrini /düsüncelerini yazabilir ... ama benim adima düsünemezsiniz ... buna izin vermem.
Siz kendi adiniza düsünün ... benim adima düsünmenize gerek yok .





Patlican oturtma, İğnelemeyi, hata aramayı, kusurları yüze vurmayı ve de inceden inceye insanı rencide etmeyi seven bir yapınız var diye düşünüyorumdiyorsunuz  v.s v.s .
Sizin yazdiginz bu seyler ne peki?
Beni tanimiyorsunuz ki?
Yazacak baska birsey bulamayinca Kisisel saldiriya baslamissiniz bile ... bravo size.


Sanirim kimseye birsey ispatlamak zorunda degilim , yazilari dogru okuyan herkes kimin ne oldugunu anlayacaktir.
Sizi bir kelime ile rencide veya kirdigim bir cümle bulursaniz ... hemen özür dilerim.
Ama böyle birsey olmadigi icin benim özür dilyecek bir durumun olmadigini düsünüyorum.

Islam ve Peygamber efendimizin hakkinda güzel yorumlar yazmissiniz ...ve Peygamber efendimizin izinden gitmemizi tavsiye etmissinz.

Size tavsiyem ,basklarina tavsiye ettiginiz davranislara  ,kendiniz de uygulayin .

Peygamber efendimizin alay hakkinda söylediklerinide birlikte okuyalim isterseniz.
Hem konumuzua da cok uygun.


Hz. Peygamber (as) şaka/latife yaparken belli ölçülere riayet ederdi.

a– şaka bile olsa sadece doğruyu söylerdi.

b– şaka da olsa, gereksiz yerde münakaşa etmezdi.

c– İnsanları korkutmazdı.

d– Alay ederek şakalaşmazdı.

Hz. Peygamber gibi, O’nun engin müsamahasından bir örneği olsa gerek, sahabe de şaka/latife yapardı.

İnsan şahsiyetini, onurunu rencide eden bütün söz ve hareketler, kul hakkını çiğnemektir. Toplum düzeni, bütün fertlerin haklarına riayet ve onlarla ünsiyet etmekle, görüşüp anlaşabilmekle sağlanır. Kendi hakkının çiğnenmesini arzu etmeyen insanın, bir başkasının hakkını gözetmesi kaçınılmazdır. Hukuka riayeti temin için Yüce Allah, insanların mallarına tecavüzü haram kıldığı gibi, insan şahsiyetini kırıcı olan her türlü alayı, gıybet, yalan, iftira, dedikodu ve benzeri sözlü tecavüzleri de haram kılmıştır. Bu cümleden olmak üzere çoğu kere muhatabı küçük düşürecek şekilde yapılan fiilî ve sözlü şakalar da Hz. Peygamber'in hadîsi ile yasaklanmıştır: "Kardeşinle mücadele ve şaka etme" (Tirmizî, Birr, 58). Mizahı çok yapan bazı sahabe hakkında Kur'anî hüküm de (el-Hadîd, 57/16) nazil olmuştur. Yalanla eş anlamlı şakalar, bizzat yalan olduğu için haramdır. Ancak şaka, yalan, alay, hakaret gibi aşağılayıcı manada olmamak ve aşırı gitmemek kaydıyla yapılırsa buna müsaade edilmiştir.

Bence bu Konuya cok uygun bir paylasim oldu .
Umarim sizde bazi seylerin farkina varirisiniz .

Saygilar ...  ;)








mekin2000

Sevgili esma

tek kelimeyle mükemmelsiniz gerçekten  ;D

harika...  okey:)

sevgi ve saygılarımla  ;)

MuhaяяeM

MuhaRReM Der ki: Bu tür mesajlar konu başlığına hiç yakışmıyor.

gece

Peygamberimizin bayram günü

Peygamberimiz, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmayı yasakladı. Bu açıdan bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutmuşsak, bugün de Onun rızasına uyarak orucumuzu açıyoruz Ve gerçek nimet Sahibinin O olduğunu anlıyoruz.

Orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz, Ramazan Bayramı'na da tatlı yiyerek başlardı. Bayram sabahında hurma gibi tatlı bir yiyecekle oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. Bayramlar saadet asrında neş'e içinde yaşanırdı.

Peygamber Efendimiz bayram sabahında namazgâha çıkardı. Kendi hanımlarının da diğer sahabi hanımlarla birlikte namazgâha çıkmalarını isterdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında yer alırdı. Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimiz bir hutbe okurdu.

Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor. Sa'd bin Evs anlatıyor: Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

"Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler: "Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz.! O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

"Bayram namazını kıldıktan sonra bir davetçi şöyle seslenir: "Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."

Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olan meşru çerçevedeki oyun ve eğlencelere müsaade edilirdi. Bu konuda Hazret-i Aişe (r.a.) şu bilgiyi veriyor: "Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar."
:)