Türk işte her yerde kendini belli ediyor :D

Başlatan dielosch, Eylül 28, 2008, 10:37:29 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

dielosch

KURBAĞALAR ( Normal Versiyon)



İki kurbağa süt güğümüne düşmüşler. Birisi biraz çırpınmış ve bakmış ki kurtulma ümidi yok, kendini bırakmış ve boğularak ölmüş. Öbürü çırpınmaya devam etmiş. Çırpınmış, çırpınmış, çırpınmış...

Tam kollarındaki derman tükenecekken bir de bakmış ki süt, çırpınma nedeni ile, tereyağına dönüşmüş. Tereyağının üstüne çıkıp, bir sıçrayışta güğümden dışarı atlarken de düşünmüş:

'ikimiz birlikte çırpınsaydık daha mı erken kurtulurduk'.






KURBAĞALAR ( Türkiye Versiyonu)



İki kurbağa süt güğümüne düşmüşler. Birisi biraz çırpınmış ve bakmış ki kurtulma ümidi yok, kendini bırakmış ve boğularak ölmüş. Öbürü çırpınmaya devam etmiş. Çırpınmış, çırpınmış, çırpınmış...

Tam kollarındaki derman tükenecekken bir de bakmış ki süt, çırpınma nedeni ile, tereyağına dönüşmüş.

Minik kurbağayı izlemekte olan çiftçi, hmmm demiş, yayık mayık için yatırım yapmaya ne gerek var, üstelik yayık için kalifiye isçi (insan) lazım. Oysa kurbağa kullanarak biraz yavaş da olsa iyi-kötü tereyağı elde ediyorum, hem de bedavaya...

Bizim dermanı tükenmek üzere olan kurbağacık tereyağının üstüne çıkıp, bir sıçrayışta güğümden dışarı atlarken de düşünmüş:

'ikimiz birlikte çırpınsaydık daha mı erken kurtulurduk'.

Oysa heyhaat, kendisini kötü bir sürpriz bekliyormuş. Uyanık çiftçi, daha önce davranıp güğümün çevresine bir yığın başka güğümler koymuşmuş.

Üstelik her birinin içine iki-üç kurbağa atmışmış. Bizim tereyağı deneyimli kurbağa, az önceki deneyiminden hareketle, mecali tükenmek
üzere olmasına rağmen güğümdeki diğer kurbağalara seslenmiş:

"Hey arkadaşlar, umudunuzu kaybetmeyin, hep birlikte çırpınırsak daha erken kurtuluruz."

Artık çiftçinin keyfine diyecek yokmuş. Peş peşe güğümleri sıralıyor, kurbağalar da bu arada hep birlikte çırpınmaya devam ediyormuş. Çiftçinin artık tek yapması gereken, güğümde oluşan tereyağını boşaltıp güğüme yeniden süt doldurmakmış.

Çırpınıp duran kurbağacıklar yavaş yavaş, kurtuluşun böyle süt güğümlerinin içinde çırpınmakla olmadığı gibi bir şeyler düşünmeye başlamışlar ama bir yandan da çırpınmaya devam ediyorlarmış.

Masal şöyle devam eder.:))

Çırpınan kurbağalar sütü tereyağı yapmayı başarırlar ve zıplayarak kurtulacaklarını sanırlar-ama kazın ayağı öyle diildir- bunu önceden düşünen uyanık çiftçi etrafa yığınla süt dolu güğüm koymuştur. Zıplayan kurbağalar yandaki süt dolu güğüme düşerler ve çırpınmaya devam ederler, dayanamayan kurbağalar ölür, dayananlar köle gibi çırpınmaya devam ederler…

Çırpınmaya devam eden kurbağalardan ses seda alamayan
dışarıdaki kurbağalar bu işten kıllanırlar ve yavaş yavaş çiftlikten ayrılmaya başlarlar. Çiftçi bir süre sonra yeni kurbağa da bulamaz…

Güğümlerdeki kurbağa sayısı gün geçtikçe azalır, tereyağı satmaya çalışan çiftçinin tereyağlarına, ölü kurbağa kokusu sindiğinden malını satamamaya başlar, kriz baş göstermiştir.



Çiftçi, IMF ve Dünya Bankasına baş vurarak yeni güğüm,süt ve kurbağa ister… Aynı senaryoya devam etmek için  :))


...mystery...

hahaha komik ama iyi bir düşünce birde yazık kurbağalara ;D

smaili

o hicte dilosch ben senin resminden korkuyom  :o

...mystery...

bunu yanlış kişiye söyledin dilara o resme yapılan yorumlardan bıkmış durumda belki düzgün bi cevap verebilir ama ilk anda birazda olsa kızıcağından eminim... ;D

...mystery...

bendende bir katkı olsun... :D


Terörist saldırısında çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta. Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, basına yansıyan hikâyelerine göre Türklerin kurtuluş sırlarını derledi:

En kötüsünü düşündüler: Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi: Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD'lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk 'Nasıl kurtulurum'u planlarken ABD'li masasında çalışıyordu.

Anonsları dinlemediler: Resmi emirleri oldum olası ciddiye almayan Türkler, hoparlörden yayılan "Binayı terk etmeyin" uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.

Cep'ler hep açık: Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları "Çabuk kaç, binaya uçak çarptı" diye uyardı.

Emniyet şeridini ihlal: Binadan kurtulan bir Türk'e kulak verelim:Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu Polise "Neden solu kullandırmıyorsun?" dedim. "Yukarı çıkanlara ayırdık" dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.

Uyku işten önemli: Başta Japonlar olmak üzere binada çalışanların çoğu 08.00'de işbaşı yapmıştı, olay 08.45'te oldu ama Türklerin çoğu hâlâ bina dışındaydı. Binadaki Türk fotoğrafçının 40 çalışanının 36'sı işe henüz gelmemişti.

İleriyi gördüler: Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor: Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD'lilerse binanın önünde telefonla 'Kurtuldum' diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar.


Gerçekten insan Türk'ün aklına şaşıyor... ;D  Ne mutlu bize!!! :)


smaili



dielosch

Alıntı yapılan: smaili - Eylül 28, 2008, 11:53:08 ÖS
o hicte dilosch ben senin resminden korkuyom  :o

resmimden korkabilirsin şahsen ben o kişiye sırılsıklam aşık olduğum için  utanan:) nasıl göründüğünü bilemiyorum ( daha doğrusu Bill olsunda ne olursa olsun gibisinden koydum o resmi :D ) korkunç bir hali olabilir ama olsun ben seviyorum
Alıntı yapılan: ...mystery... - Eylül 29, 2008, 12:48:10 ÖS
bunu yanlış kişiye söyledin dilara o resme yapılan yorumlardan bıkmış durumda belki düzgün bi cevap verebilir ama ilk anda birazda olsa kızıcağından eminim... ;D

Gizem^cim dediğim gibi artık takmıyorum insanlar kendi düşüncelerini açıklayabilirler.Dalga konusu olmadıkça kızmıyorum  ;)

lengur

Bugün email olarak gelen bir mesajı,konu başlığı ile ilgili olması açısından aynen kopyalıyorum.  ;D


"İstanbul/şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır. 
 
Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirlmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.

Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.

Sakın bu oyuna düşmeyin.

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"


smaili

Alıntı yapılan: lengur - Eylül 30, 2008, 06:54:42 ÖS
Bugün email olarak gelen bir mesajı,konu başlığı ile ilgili olması açısından aynen kopyalıyorum.  ;D


"İstanbul/şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır. 
 
Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirlmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.

Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.

Sakın bu oyuna düşmeyin.

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!"




Smaili

Bu metnin altina imzami atarim :)

lengur

Bugünkü bir gazeteden ilginç bir makale.Gülerim ağlanacak halimize.

"Geriden dünya şampiyonu...

Cumhurbaşkanı Gül:

"Türkiye’yi kimse geri götüremez!"

Başbakan Erdoğan:

"Türkiye’yi kimse geri götüremez!"

Meclis Başkanı Toptan:

"Türkiye’yi kimse geri götüremez!"

Ekonomi Bakanı şimşek:

"Türkiye’yi kimse geri götüremez!"


Haber şöyle:

"Türk sporcu Ömer Aslan, İtalya’da düzenlenen Dünya Geri Geri Koşma şampiyonası’nda dünya rekoru kırarak, altın madalya kazandı."  ;D


Belki gözünüzden kaçmıştır...

Çinlilerin uzayda yürüyüş yaptığı güne denk geldi, bu büyük başarımız.


Ülkemiz fevkalade ileri gittiği için, üniversite mezunu olduğu halde iş bulamayıp, pastanede part-time garsonluk yapan şampiyonumuz Ömer Aslan, "Türkiye’de maalesef geri geri koşulacağını kabullenmeyen bir zihniyet var... Sponsor arıyorum, ’herkes ileri koşarken, biz geri geri koşana mı destek olacağız’ diyorlar, üzülüyorum bu duruma" dedi.
*

Gel de kahrolma...

"Geriden" iyi bir nesil geliyor diyoruz, hükümeti bi türlü inandıramıyoruz! "

Adse

Yilmaz Özdil i her zaman okurum ve müthis bir kalem.

Diger yazi ile ilgili olarak ise küresellesme baglaminda tüm dünyayi pazar haline getiren bir zamanda, tüketilen herseyin ilacli, yapay oldugu bir zamanda, insanlarin eski zamana gore evrimden biraz daha pay alarak vucut yapilarinin zamana gore ayak uydurdugu ve kuculdugu, yasam kosullarinin degistigi;  Türkiye icin 80 lerde yapilan müthis baltalama ile günümüzde apolitik, asosyal genclerden olusan ve gelecegi baltalanmis, kültürel yozlasmaya hatsafhada maruz kalan ancak bunu göremeyen inatla kültürel erozyona ugrayan genclerimiz, gelecegin sadece sigortali bir is oldugunu zanneden, düsüncesizce cocuklarina ve torunlarina temiz bir gelecek birakma cabasinda olmayip bilimden uzak dogmatik bir hayat birakan yetiskinler oldugu müddetce yazinin degindigi bircok nokta askida kaliyor. Yazida düsünce ön plana cikarilmamis aksine gene teknoloji ve beyin savaslarinin yasandigi bir zamanda kuvvet ve güc vurgusu yapilmistir. Ben katilmiyorum bir cok noktasina. Sözüm sana degil lengur yanlis anlama cünkü senin bircok yorumunu begeniyor ve saygi duyuyorum, kalemi ( klavyesi ) güzel bir insansin.

" Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek " ibareside bende kadin ve erkek esitligine yakismiyor. Erkekegemen ve Feodal toplum isareti. Ki cümlenin devami alakasiz gidiyor cünkü haklarini bilen ve topluma adapte olabilmis ve yemek yapmayi bilen bir sürü bayan taniyorum :)

Adse

Zamaninda oy ve rant diye her tarafi parselleten ve satan yöneticilerimiz sayesinde spor yapabilecek, sosyallesebilecek alanlar kalmadi güzelimiz memlekette. Yesilligi ise sadece otoyol kenarlarinda goruyoruz ki zaten milletimizin yegane piknik alanlarindan ve icki mekanlarindan biride otoyol kenarlaridir :)

dielosch

Alıntı yapılan: Adse - Ekim 03, 2008, 03:00:41 ÖS
Zamaninda oy ve rant diye her tarafi parselleten ve satan yöneticilerimiz sayesinde spor yapabilecek, sosyallesebilecek alanlar kalmadi güzelimiz memlekette. Yesilligi ise sadece otoyol kenarlarinda goruyoruz ki zaten milletimizin yegane piknik alanlarindan ve icki mekanlarindan biride otoyol kenarlaridir :)

kesinlikle katılıyorum ;D