Hayatın ve Getirilerinin Kıymetini Anlamak

Başlatan ...mystery..., Aralık 03, 2008, 04:50:26 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...mystery...

bu yazıyı okuduğumda gerçekten yaşamımın ne kadar değerli olduğunu anladım umarım sizlerinde birşeyler farketmesini sağlar... utanan:)


Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı...
Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir
metod vardı içinde..
Deniyordu ki; "Arada bir, çok bunaldığınızda,hayatın sizin için
çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın
ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum...
Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye ediliyordu...
Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an...
Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...
Diyordu ki; " Bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı
terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler
için öneminizi anlayacaksınız...
Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini, onlar için ne
ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın...
O andan geriye dönme şansınız olmadığını, hayat denen kredinizin
bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün...
Tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin...
Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve
geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...
Bırakın canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz...
Orada, o musalla taşında düşünün kendinizi...
Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini...
Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin..."
Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen
düşünmeye başladım...
Eşimi, oğlumu, annemi, babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi
oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine...
Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini...
Hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı...
Görüyordum işte "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu per
perişan...
Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden hala
gitmeyen vakur duruşuyla...
Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine
hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını...
Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı oğluna.."
diyordu acıyan ses tonlarıyla...
Ve dostlarım... Onlar da şaşkındı... Bazısı "daha dün birlikteydik,
nasıl olur.." diyordu...
Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, burdayım.." demek istedim
hayal olduğunu unutup...
Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın...
Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...
Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı
göstermek istemişti yazar...
Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim...
Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum...
şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum...
Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...
Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline...
Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı..
Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve yaşanamayanları elden
geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde...
İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak...
Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım...
Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle
girilen duygusal mod değildi, deşifre etmem gereken metin...
Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu... Özleyecekti, yokluğumu
hissedecekti.. Ağlayacaktı aklına geldikçe...
Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar
sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları...
Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu...
"Hayal - meyal hatırlıyorum be baba seni...Keşke şimdi yaşıyor
olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle...
Bak mezuniyet törenimde de babasızdım... Askere giderken kimin elini
öpeceğim senin yerine..."
Diyecek canı yanarak bir köşede...
Sevgili eşim... Benim muhteşem hatunum... Nasıl dayanır bensizliğe?...
O ki, benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana... Hayatının
tek adamı şimdi toprak olacaktı...
Bir daha " Seni seviyorum " diyemeyecekti... Bir daha hevesle
açamayacaktı çalan kapıyı...
Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne... Her sabah da
bensiz başlayacaktı koca gün...
Tek cümlesi takıldı o an içime; "Oyunbozanlık yaptın be böceğim, hani
beraber ölecektik?..."
Babam-annem,o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey
yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar...
Helaldi şüphesiz hakları... Bilerek hiç kırmamıştım onları...
Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde
ve dualarına muhtaçtım....
Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde
bulunmak... Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir
anlardan olsa gerek...
Diğerlerine geçmiyorum...
Bu yazıyı şu an yazıp sizlerle paylaştığıma göre "diğerlerine"
artık sizler de dahilsiniz...
Düşünün, bir gün bir mail ulaşıyor mail-boxınıza "ölmüş" diye...
Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız...
Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi...
Oysa ki yazarın amacı "Yaşamanın ve hala nefes alıyor almanın
kıymetini" göstermekti...
Benim de öyle...
Lafı çok uzattım farkındayım...
Ama dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar
girintili çıkıntılı...
Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM...
Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"...
Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için
şükrettim...
Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş, oyun perde demişti...
Peki ya hayal değil de, gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak
üzere kapansaydı...
İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı...
Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence...
Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim...
Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki...
Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...


LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN, DÜşÜNÜN VE
HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...



Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah' tan başka bilen yok...
İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken
yapabileceklerinizi yapın, ertelemeyin...
Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin...
Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın...
Ve en önemlisi;


VERDİĞİ-VERMEDİĞİ,
ALDIĞI-ALMADIĞI HERşEY İÇİN,
TEKRAR TEKRAR şÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARADAN'A

(alıntı)

Senosh_K

 okey:) okey:) okey:) gizem her zamanki gibi süper ben kendiminkini düşünemiyorum bile :(

...mystery...

Alıntı yapılan: Senosh_K - Aralık 03, 2008, 05:41:46 ÖS
okey:) okey:) okey:) gizem her zamanki gibi süper ben kendiminkini düşünemiyorum bile :(
sağol canım... utanan:) neden düşünemiyorsun?? :( annen baban açısındanmı.. :-\

amaaaaaaaan sen düşünme zaten.. :) sadece yazının mesajını al yeter ;)

...mystery...

Bir kutu dolusu "YASAM" gonderiyorum sana, sade bir kurdeleyle  suslenmis.

Coz   kurdeleyi ve kaldir yavasca kutunun kapagini...

Kocaman bir firca ve bin   renk   koydum kutuya. Bir cennet resmi yapip icine gir diye...

Dusler  serpistirdim   gizlice, dus kurmayi unutma diye.

Bir tane de elma sekeri yerlestirdim,   icindeki   cocugu yeniden tadabil diye...

Gunesin batisini, billur suyun sesini,   kirmizi   gelinciklerin safligini,

taze ekmegin kokusunu ve bir gulumsemenin   sicakligini   sigdirdim, 

ruhlarimiz ac kalmasin diye. Kutuya biraz da sevecenlik koydum   guclu   ol diye,

cunku acimasiz olan gucsuzdur...... Beyaz bir guvercin ucup kendi   kondu   kutuya, baris ve ozgurlugu sunmak icin...

Bir buket sevgi, bir yudum ask  ve   yarim bir elma da ben koymadan edemedim paylasmayi hatirlayalim diye...   

Sevdiklerimize onlari sevdigimizi soylemek icin yarini beklemeyelim, hemen   simdi   yapalim bunu diye...

Ictenligi, umudu, neseyi, bagislayiciligi, Öz güveni, acik yurekliligi unutmadim, ben'in disina cikip biz'e ulasabilelim diye...

Son   olarak   da bir kart ilistirdim kutuya. Bak bu kartta neler yaziyor: "Bu kutunun   kapagini   her kaldirdiginda,

yasamla ilgili yepyeni seyler kesfedeceksin. Yasamak  icin   yarini bekleme,

al yasami kollarinin arasina ve simsiki saril. Yasamdan   yalnizca   almak yerine ona bir seyler ver.

Kisacasi butunuyle insan ol. Unutma,  yasam   dokumasi henüz tamamlanmamış,

olaganustu güzellikte bir duvar halısıdır ve   sana   ait olan kucucuk boşluğu yalnizca sen doldurabilirsin."

(alıntı)

...mystery...

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat deniyor,

Öylesine güçlü olun ki, hiç bir sey huzurunuzu bozmasın.
Saglık, mutluluk ve zenginlikler hakkında konusun.
Dostlarınıza degerli oldukları hissini verin.
Herseyin iyi yanını görmeye çalısın.
Baskalarının basarılarına kendi basarınız kadar sevinin.
Geçmisin hatalarını unutun ve onlardan yararlanın.
Neseli davranın ve herkese gülümseyin.
Kuskular karsısında çok düzeyli,
Öfke karsısında çok olgun,
Korkular karsısında çok güçlü ve
Sorunlar karsısında çok mutlu olun ki,
silgiye ihtiyaciniz kalmasın...

Ve unutmayın;
Hayat duygularımızı bastırmamıza izin vermeyecek kadar kısa..

gece

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat deniyor, okey:) okey:)

Müthis bir söz...

...mystery...


Senosh_K

Alıntı yapılan: ...mystery... - Aralık 03, 2008, 07:39:27 ÖS
sağol canım... utanan:) neden düşünemiyorsun?? :( annen baban açısındanmı.. :-\

amaaaaaaaan sen düşünme zaten.. :) sadece yazının mesajını al yeter ;)

hem onları ve daha diğer sevdiğim insanlarıı ::)

...mystery...

Alıntı yapılan: Senosh_K - Aralık 09, 2008, 06:47:40 ÖS
hem onları ve daha diğer sevdiğim insanlarıı ::)
:) :) dediğim gibi sen düşünme sadece mesajı al yeter sena.. ;)

esma 41

Ilk yazi hakkinda ki düsüncelerim :


Simdi size belki garip gelebilir ama ben hemen hemen her gece (yatakta uyumadan önce dua ederken )  ölümü düsünüyorum.
Bu düsünce beni (bence ) kötülüklerden , "yanlislardan"  koruyor.
Hayatta bilerek yapabilecegim yanlislardan koruyor.


Güzel paylasim , tesekkürler Mystery.

esma 41

Bir de Dünyada birakdigimiz ,sevdigimz insanlardan ziyade Ölümsüz "dünyayi " düsünüyorum.

Ve bu  düsünce , beni iyi bir insan olmaya sürüklüyor.

...mystery...

Alıntı yapılan: esma 41 - Aralık 10, 2008, 02:57:33 ÖÖ
Ilk yazi hakkinda ki düsüncelerim :


Simdi size belki garip gelebilir ama ben hemen hemen her gece (yatakta uyumadan önce dua ederken )  ölümü düsünüyorum.
Bu düsünce beni (bence ) kötülüklerden , "yanlislardan"  koruyor.
Hayatta bilerek yapabilecegim yanlislardan koruyor.


Güzel paylasim , tesekkürler Mystery.

beğendiğine sevindim esma abla... :)

bence çok haklısın esma abla bunu düşünmen seni kötülüklerden koruyabilir... :) umarım hep bütün kötülüklerden korunursun :)

esma 41


...mystery...


esma 41


...mystery...