Her koşulda adaletle hüküm vermek

Başlatan esma 41, Mayıs 05, 2009, 03:14:43 ÖÖ

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

esma 41

Adalet, insanlar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm getirirken hak sahibine tarafsız bir şekilde hakkını vermek anlamına gelir. Ancak Kuran ahlakını yaşamayan insanlar genelde tam ve kesin bir adalet anlayışıyla hareket etmezler. Karar verirken birçok dış etken onların kararlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin hakkında karar vereceği insanlardan, kendisine daha yakın gördüğü kişinin lehine karar alabilir. Ya da menfaatine uygun gördüğü ve kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü şekilde hüküm verebilir. Yani her türlü şahsi çıkar uğruna kararında adil olmayabilir.
    Ancak insanların adaletsizlikleri en çok, kin duydukları kişilere olan tavırlarında ortaya çıkar. Nefsi kaplayan bir kin duygusunda kişi, karşısındaki insan hakkında olumlu bir karar almakta zorlanabilir. Geçmişten gelen içinde sakladığı bir kin, karşı tarafta haklılık payı bile olsa bu haklılığı ortaya çıkarmasına izin vermeyebilir. Ya da kin duyduğu topluluk veya kişinin hakkına tecavüz ettirebilir.
    Bu nedenle Allah kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır.
    Ayetin emri gereği samimi Müslümanlar yakınlık, menfaat, akrabalık bağı ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapmazlar. Karşılarındaki kişinin inancı, düşüncesi, felsefesi ne olursa olsun, Müslümanların kendi inançlarına aykırı da olsa, bu onların bu topluluk hakkında doğru kararı almalarına engel değildir. Hiçbir zaman duygularına kapılarak hareket etmez ve akılcılıktan uzaklaşmazlar. Verecekleri hüküm kendi aleyhlerine bile olsa, doğruyu gizlemez ya da saptırmazlar.

Ey iman edenler, adil şahidler olarak,    Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya  daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının.  şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.
(Maide Suresi )

esma 41

Verecekleri hüküm kendi aleyhlerine bile olsa,doğruyu gizlemez ya da saptırmazlar.

Siz degerli Üyelerimiz  :), kendi aleyhinize bile olsa herzaman dogru "HÜKÜM verirmisiniz" ?


lengur

Güzel bir alıntı.Ama Acep şu meşhur Ergenekon soruşturmasını yürüten Olağanüstü (!) savcımız ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin değerli Başkan ve üyeleri"samimi müslümanlar"kategorisine giriyorlar mıdır?

Veya şu Deniz Feneri dosyasını sümen altı yapmak isteyen Adalet Bakanlığının değerli (!)görevlileri Müslüman değiller midir?

Veya Vakit Gazetesinin süpyancı değerli(!) Yazarını kurtarmak için bilimsel kelimesinin içine eden Adli Tıp Kurumunun değerli üyeleri, başka bir dine mi mensuplar?

Türk hukuk Tarihine Adaletsizlik Bakanı olarak geçecek olan eski Adalet Bakanının şu yazıdan hiç mi haberi yok?
Alıntı yapılan: esma 41 - Mayıs 05, 2009, 03:14:43 ÖÖ
    Ayetin emri gereği samimi Müslümanlar yakınlık, menfaat, akrabalık bağı ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapmazlar. Karşılarındaki kişinin inancı, düşüncesi, felsefesi ne olursa olsun, Müslümanların kendi inançlarına aykırı da olsa, bu onların bu topluluk hakkında doğru kararı almalarına engel değildir. Hiçbir zaman duygularına kapılarak hareket etmez ve akılcılıktan uzaklaşmazlar. Verecekleri hüküm kendi aleyhlerine bile olsa, doğruyu gizlemez ya da saptırmazlar.

Gelde Oflu Hoca'ya katılma. :)

esma 41

Alıntı yapılan: lengur - Mayıs 06, 2009, 12:54:32 ÖS
Türk hukuk Tarihine Adaletsizlik Bakanı olarak geçecek olan eski Adalet Bakanının şu yazıdan hiç mi haberi yok?


Bu yazidan-Sureden  sadece eski Adalet bakani degilde, maalesef cok insanlar "nasibini " alamamis.

Günümüzde dis görünümleri ve davranislarina göre degerlendirilir, haklarindaki hüküm de buna göre verilir.Ama dogru ama yanlis , kendini  iyi "satabiliyorsan " hakkinda
"hep" iyi Hüküm verilecektir.

Dogruyu  arastirmadan ve bilmeden   Hüküm verenlerde "yanlis" zaten.


Tabi birde bunun "Dini Hükmüne "  bakmak lazim ...

Alıntı Yap"şÛRÂ suresi, 10. ayeti"

وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُ إِلَى اللَّهِ ۚ ذَٰلِكُمُ اللَّهُ رَبِّي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ

Ve mahteleftum fîhi min şey’in fe hukmuhû ilallâh(ilallâhi), zâlikumullâhu rabbî aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb(unîbu).


1. ve ma : ve şey
2. ihteleftum : siz ihtilâfa düştünüz
3. fî-hi : onda, onun hakkında
4. min şey'in : birşey
5. fe : böylece, artık
6. hukmu-hu : onun hükmü
7. ilâ allâhi : Allah'a ait
8. zâlikum : işte o, işte bu
9. allâhu : Allah
10. rabbî : benim Rabbim
11. aleyhi : ona
12. tevekkeltu : ben tevekkül ettim
13. ve ileyhi : ve ona
14. unîbu : yönelirim

Birşey hakkında ihtilâfa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O'na tevekkül ettim. Ve O'na yönelirim.

Anlaşmazlığa düştüğünüz birşey hakkında hüküm Allah'a aittir. Rabbim olan Allah işte budur. Ben Ona tevekkül eder, Ona yönelirim.

Iste böyle Sayin Lengur ... nerden nereye geldik.  :)

mub@rek

Cok hosuma gitti bu konu. Tesekkürler esma.

esma 41

Alıntı yapılan: mub@rek - Mayıs 09, 2009, 11:24:25 ÖÖ
Cok hosuma gitti bu konu. Tesekkürler esma.

Rica ederim .
Begendiginize sevindim.  :)