aybastili ekrem
26.08.2006 22:28:03
Bitte schön!
aybastili ekrem
27.08.2006 12:37:50
keinen Pfennig wert sein : bes para etmemek
den Mund halten : cenesini kapamak,sesini kesmek,agzini acmamak (Du sollst den Mund halten!Kapa ceneni!)
sich hüten :(bir seyi) yapmamak,yapmaktan kacinmak
zeit langem : uzun zamandan beri,epeydir
ein Gesicht machen wie drei Tage Regenwetter : surat asmak, suratindan düsen bin parca olmak
lange Finger machen : eli uzun olmak, calmak, hirsizlik yapmak
einen Bärenhunger haben : kurt gibi ac olmak ( Los, Mutter! Ich habe einen Bärenhunger.;Haydi anne! kurt gibi acim.)
von Zeit zu Zeit : ara sira, zaman zaman, firsat buldukca
jemandem von etwas (davon) keine Silbe sagen : birine tek sözcük söylememek, hic söz etmemek
...Treppen hoch wohnen : ...nci katta oturmak ( Meine Tante wohnt drei Treppen hoch.; Teyzem ücüncü katta oturuyor.)
von etwas kann Rede sein : söz konusu olmamak, ihtimal disi olmak ( Von deiner ehe mit diesem Mädchen kann keine Rede sein.;Bu kizla evlenmem söz konusu olamaz.)
sich Mühe geben : caba harcamak, gayret göstermek, didinmek ( Wer sich Mühe gibt, hat Erfolg.;Caba harcayan basarili olur.)
sich in die Länge ziehen : uzamak
Köpfchen haben : zeki olmak, kafali olmak, kafasi calismak
aybastili ekrem
01.09.2006 12:50:22
jemandem etwas ins Gesicht sagen= birine bir seyi yüzüne (karsi) söylemek
kein Blatt vor den Mund nehmen= agzinda bakla islanmamak, acik sözlü olmak
keinen Finger rühren= parmagini ( bile) oynatmamak,elini sürmemek, karismamak,aldiris etmemek
es zieht= esiyor, hava akimi var
Tag ind Nacht= gece gündüz
sich Rat holen= akil danismak, fikir almak
mehr und mehr= durmadan, gittikce artan ölcüde, devamli
Ach! Lassen Sie doch! = birakin Allah askina! hic yarari yok
im Grunde (genommen) = aslinda, aslina birakilirsa,gerci (Im Grunde mag ich keine Kartoffeln.:Aslinda patates sevmem)
sich etwas durch den Kopf gehen lassen = düsünüp tasinmak, uzun süre kafa yormak
das ist die Frage = süpheli, belli degil
sein Brot verdienen = gecimini saglamak, ekmek parasi kazanmak
in Stürmen regnen = bardaktan bosalircasina, (saganak halinde) yagmak
es gut mit jemandem meinen = birine karsi iyi niyet beslemek, onun hakkinda iyi seyler düsünmek
herr aydin
01.09.2006 23:25:44
"zu tun haben" yapacak işi olmamak değil, "yapacak işi olmak"tır
teşekkürler
aybastili ekrem
02.09.2006 00:04:24
zu tun haben: yapacak isi olmamak,ilgili olmamak,bagli olmamak (Ich habe viel zu tun: cok isim var.),(Deine Krankheit hat mit Grippe nichts zu tun.:Hastaliginin griple ilgisi yok.),(Unsere Firma hat mit dieser Sache nichts zu tun.:Firmamizin bu isle hicbir ilgisi yoktur.)
Deyimsel olarak bu manada kullanilmak isteniyor.Yani olumsuz olarak.
nichts zu tun haben: seklinde olursa daha anlasilir olur zannediyorum.
aybastili ekrem
03.09.2006 14:49:29
im Laufe der Zeit = zamanla, yavas yavas
zu sich kommen = kendine gelmek, kendini bulmak
Geschmacksache = zevk meselesi ( Du magst keine Schokolade? Geschmacksache.: Cikolata sevmez misin? Zevk meselesi.)
das ist keine Frage = kesinlikle, hic kuskusuz
dabei sein, etwas zu tun = (bir isi) o anda yapiyor olmak
von Tag zu Tag = günden güne, gün gectikce
Rücksicht nehmen = dikkate almak, göz önüne almak, gözetmek
mit offenem Munde dastehen = agzi ( bir karis) acik kalmak
bei Laune sein = keyfi yerinde olmak
von Kopf bis Fuss = bastan asagi, tepeden tirnaga
ein Gesicht machen (ziehen, schneiden) = yüzünü eksitmek, yüzünü burusturmak
jemandem freistehen = ( bir seyi yapmakta) serbest olmak
da ist nichts dahinter = degersiz olmakl, önemsiz olmak
unter anderem = bunun disinda, bunun yanisira
aybastili ekrem
17.09.2006 17:54:09
recht behalten = hakli olmak, hakki olmak
sich etwas nicht gefallen lassen = izin vermemek, kayitsiz kalmamak, göz yummamak
eines Nachts = bir gece
etwas leicht nehmen = kolaya almak, hafife almak, önemsememek
so gut wie = hemen hemen, asagi yukari
sich Gedanken machen = düsünmek
Haare auf den Zähnen haben = kaba ve itaatsiz olmak, ters ve aksi cevaplar vermek
jemanden hat gut lachen = sansi yerinde olmak, avantajli olmak (Du hast gut lachen. Das Spiel hast du gewonnen. :Haydi yine sanslisin. Oyunu kazandin.)
unter uns gesagt = aramizda kalsin, laf aramizda
jemandem zu dumm werden = sabri tasmak, artik dayanamamak
einen guten Klang haben = iyi isim yapmis olmak, iyi taninmak
der Reihe nach = sirayla
alle Hände voll zu tun haben = cok isi olmak, basini kasiyacak vakti olmamak
dahinter steckt etwas = isin icinde bir is olmak
aybastili ekrem
24.09.2006 14:49:26
jemandem ein Licht aufgehen = zihninde simsek cakmak, kavramak, anlamak
keine Nerven haben = celikten sinirleri olmak
unter der Hand = el altindan, gizlice
an der Reihe sein = sira kendinde olmak, sirasi gelmek
von neuem = yeniden, yeni bastan
Davon kann (weiss) ich ein Lied (zu) singen = sen onu bana sor, bunun ne demek oldugunu bilirim
es gut haben = sansi olmak, dört ayak üstüne düsmek
bis ins kleinste = en ufak ayrintilara degin
in die Hand nehmen = ele almak
sei so gut = rica etsem.., lütfen...
fürs nächste = önce, ilk önce, simdilik, gecici olarak
jemanden nicht leiden können = birini cekememek
Hand aufs Herz = dogruyu söyle(yin)
Nazire
24.09.2006 15:00:43
Es gut haben = dört ayak üstüne düsmek

?
keine Nerven haben=sinirleri olmamak
aybastili ekrem
24.09.2006 15:24:19
es gut haben = sansi olmak, dört ayak üstüne düsmek
Du hast es gut. Du machst die schriftliche Prüfung nicht mit.
Sansin var. Yazili sinava girmeyeceksin.
Ihr Mann ist sehr reich. Sie hat es gut.
Kocasi cok zengin. Dört ayak üstüne düstü.
keine Nerven haben = celikten sinirleri olmak
Menschen, die keine Nerven haben, sind erfolgreicher.
Celik gibi sinirleri olan insanlar daha basarili oluyorlar.
Die Soldaten müssen keine Nerven haben.
Askerlerin celikten sinirleri olmalidir.
Nazire
24.09.2006 15:41:47
Ben bu dört ayak üstüne düstü kelimesini anlamiyorum, bu türkcede gercekten öylemi
Almancada auf Vier beine fallen = dört ayak üstüne düsmek böyle oluyor ceviride
yada ben türkce deyimi anlamiyorum, tanimiyorum
aybastili ekrem
24.09.2006 17:40:47
Dört ayak üstüne düsmek; cok sansli olmak,istediklerini cok fazla elde etmek anlamlarini aliyor
Bu deyim Türkcede cok kullaniliyor.
aybastili ekrem
01.10.2006 13:18:43
ein langes Gesicht machen = agzi acik kalmak, afallamak, surat asmak
im Nu = hemen, bir anda, göz acip kapayincaya dek
zu guter Letzt = bütün bunlar yetmezmis gibi, sonunda (beklenmedik bir sekilde)
Hals - und Beinbruch! = iyi sanslar!, sansin(iz) acik olsun!
von heute auf morgen = cok kisa bir zamanda
Hand in Hand = el ele, ortaklasa, birlikte
sich das Leben nehmen = intihar etmek
hin müssen = gitmek gerekmek, gitmek zorunda olmak
den Verstand verlieren = delirmek, sapitmak, cildirmak, kafayi üsütmek
Spass beiseite = saka bir yana
die Ruhe verlieren = heyecanlanmak, sükunetini kaybetmek
von oben herab = yüksekten, burnu kaf daginda (Er schaut alle Leute von oben herab an = Herkese yüksekten bakar.)
den Kopf hängenlassen = cok üzülmek, düs kirikligina ugramak
Hals über Kopf = aceleyle, telasla, alelacele
aybastili ekrem
02.10.2006 12:53:10
etwas im Griff haben = elinden gelmek, elinde oyuncak olmak
erschlagen sein = saskina dönmek, yorgunluktan ölmek
jemandem in die Arme laufen = rastlamak, biriyle tesadüfen karsilasmak
etwas auf der Zunge haben = dilinin ucunda olmak, söylemek üzere olmak
Schlange stehen = kuyrukta durmak, sirada beklemek
einen Strich unter etwas ziehen = bir seyin altina kalin bir cizgi cekmek, son vermek
feine Ohren haben = kulaklari delik olmak, uyanik olmak
mit Mann und Maus = toptan, hep birlikte
bei Kräften sein = kuvveti yerinde olmak
auf der Hand liegen = belli olmak, acik olmak
jemanden gross ansehen = sasirmak, bakakalmak
Feuer und Flamme sein = heyecanli olmak, atesli olmak, cosmak
jemandem die Augen öffnen = birinin gözünü acmak
grüne Welle = yesil dalga, yesil isik (hep yesil isikla karsilasma durumu)
aybastili ekrem
13.10.2006 16:25:11
auf frischer Tat = sucüstü
nicht (recht) bei Sinnen sein = aklindan zoru olmak, aklini kacirmak
jemandem klingen die Ohren = kulaklari cinlamak
gute Meine zum bösen Spiel machen = duygularini saklamak, hicbir sey olmamis gibi davranmak
von Kräften kommen = zayif düsmek, kuvvetten düsmek
mit Haut und Haar = bütün gücüyle, bütün kuvvetiyle, tamamen
die Finger von etwas (davon) lassen = bir seyden el cekmek, vazgecmek
jemandem über den Weg laufen = birine rastlamak, onunla tesadüfen karsilasmak
am Tisch = masada
es satt bekommen = bikmak, karni tok olmak, artik yetmek
wie ein Pferd arbeiten = esek gibi calismak
den Mund voll nehmen = böbürlenmek
zu kurz kommen = payina düsenden daha az almak
nicht hoffen wollen = öyle olmamasini ummak