Arabesk Kösesi, Dertsiz Olmayan Giremez...

Başlatan ATAAN, Ocak 13, 2009, 10:20:39 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


gece

https://www.youtube.com/watch?v=f46wUfGD-oY&feature=related


gece

https://www.youtube.com/watch?v=eNzYlpDmvSc&NR=1


gece

https://www.youtube.com/watch?v=9GDCNWi8NI8


gece

https://de.youtube.com/watch?v=Cu6G9HiAYL4

...mystery...

Dedim ki ARABESK MÜZİK konusu açtıkda nedir bu ARABESK?? Önce biraz bilgilenelim diye düşündüm ve sizin için bir araştırma yaptım... :)


Arabesk, oryantal bir müzik türü. Daima duygusal olan şarkı sözleri, başarısız aşkları, her türlü günlük sıkıntıları konu olarak ele alıp umutsuzluğu ve başarısızlığı ifade etmektedir. Türkiyede özellikle 1980'li yıllarda yayıldı. O zamana kadar daha yaygın olmuş olan neşeli halk ve pop müzik şarkıları zamanla azalmış ve artık arka planda kaldı. Ayrıca halk tarafından Arabesk müziğin kralı Müslüm Gürses olarak ilan edilmiştir.

Tarih

Türkiye'de duygusal Arabımsı şarkı şekli ilk kez 1940'lı yıllarda Haydar Tatlıyay ve diğer birkaç şarkıcı tarafından ortaya çıkarıldı. 1948 yılında Arapça şarkılar yasaklanmış ama, bu müziği çalan Radio Cairo (Kahire Radyosu) Türkiye'de de çekilebildiği ve sevilerek dinlenmeye devam edildiği için bu yasak başarılı olmadı. 1960'lı yıllarda Ahmet Sezgin, Abdullah Yüce ve Hafiz Burhan Sesiyilmaz gibi bazı şarkıcılar Araplardan alınan raks müziğini Türkçe şarkılar için kullandılar ve böylece Türkçe Arabesk müziği ortaya çıktı.

Daha sonra Hakkı Bulut, Orhan Gencebay ve bazı şarkıcılar Arabeski Angloamerikan Rock & Roll müziğini ile birleştirdiler. Arabesk ile meşhur olan bazı şarkıcılar: Müslüm Gürses, Emrah, Mahsun Kırmızıgül, Ahmet Kaya, İbrahim Tatlıses ve Ferdi Tayfur'dur. Günümüzde Arabeskten R'n'Besk, Muhabbet veya Erkin Koray çalışmaları ile Arabesk-rock gibi bazı yeni müzik şekilleri ortaya çıkmışdır.

Fantezi müzik arabesk müzikten daha önce çıkmış sanat müziği ağırlıklı, farklı bir müzik türüdür. Arabesk söyleyenlerin bu tarz müzikten albümlerine eklemesi karışıklık yaratmıştır.

Arabesk müzik ile Türk Halk Müziği'nin doğrudan veya dolaylı bir bağlantısı yoktur. Türk Halk Müziği'nden türeyen bir dal değildir. Ancak Arabesk söyleyenlerin bu tür müzikten albümlerine ekledikleri olmuştur. Öte yandan, tam tersi arabesk, özellikle Doğu ve Güneydoğu türküleri açısından THM'nin arabeskleşmesine neden olmuştur.



...mystery...

ARABESK NEDİR??

Arabesk’ in tanımını Entelektüeller gibi makro ve micro açıdan ele almayacağız ama yinede siz arabesk severlere çok yönlü elimden geldiğince tanımlamaya ve açıklamaya çalışacağım. Bizim bildiğimiz manada Arabesk müzik stili olarak ele almamız hata olur. Çünkü arabesk kavramı çok önceden çıkmış bir kavramdır. Arabesk kavramını daha önce belirttiğim gibi sanatsal boyutu haricinde sosyolojik ve tarihsel açıdan ele almamız gerekir. Arabesk kavramı sadece ülkemize ait değil işin bir de evrensel boyutu vardır.
Sanatsal Tanımlar:
Evrensel olarak ; Sanatta bir stildir. Bu stil; mimariden süsleme sanatına kadar adlandırılabilen bir stildir. Sanat tarihçileri ve sanatın geniş yönleri ile ilgilenenler bilirler. Daha ziyade süslemele sanatında görülen ; içinde bir çok renk ve modellemenin bulunduğu, yinelenmenin çok olduğu daha ziyade şark ve Ortadoğu’da gelişmiş bir stildir. Örn. Arabesk motifler, arabesk figürler…
Mimari süslemelerin yanı sıra bir çok sanatın dalında arabesk figürler kullanılmıştır. Evet süsleme sanatın haricinde Arabesk kavramı müzikte de etkisini göstermiştir.
Arabesk kültürün doğuşu ve gelişimi arabesk müzik ile paralel, birbirinden ayrılamaz orantılarda olmuştur. 1950′ li yılların sonlarında Nuri Sesigüzel ile başlayan ama Orhan Gencebay ile asıl anlamı kazanan arabesk müzik daha sonraki yıllarda Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Hakkı Bulut, Gökhan Güney ile doruğa ulaşmıştır.
Arabesk Müzik bir Türk müziğidir diyorum. Gerçi karşı düşüncede olanlar benim yazdıklarım için sen bir müzik otoritesimisin diyecekler. Hayır ama hür düşüncenin ve araştırmanın sonucunda edindiğim bilgileri yansıtmak isteyen ve bu müziği seven bir kişiyim. Ülkemiz insanın ve hatta ülke dışında yaşayan soydaşlar ve yabancı insanların bir çoğu Arabesk müziği dinlemekte sevmektedir. Ülkemizin %90′ ına yakını dinlemektedir. Bir kısım çevrece sürekli aşağılanmış; yok sanatsal değeri olmayan yok cahil insanların dinlediği müzikmiş yok bu müzik insanı karamsarlığa ve bunalıma itermiş vb…. bir çok örnek verebiliriz.
Orhan Babanın arabesk müziğinin doğuşu ve gelişiminde en büyük otorite diyebiliriz. Yapılan bu müziğin tartışmaları onunla başlamıştır. Halkımız çok çabuk benimsemiştir. O dönemlerde türküler ve klasik Türk müziği revaçta idi. Taşralar Türk Halk müziği ile mutlu olurken kentlerde Türk Sanat müziği revaçta idi
Rock müziğidünyayı sarsarken Türkiye’ de de etkisi görülmüştür. Ama pop ve jazz müzikte olduğu gibi bu müzikte Anadolu halkına uzaktı. Batı hayranlığı içinde yaşayan kişilerce bu müzik yayılmaya çalışılmıştır. Bazı sanatçılarımız ise Anadolu Rock müziği altında bu müziği azda olsa sevdirmişlerdir. Hatta Anadolu halkıda çok sevmiştir. Özellikle Barış Manço, Erkin Koray, Moğollar… Ama büyükşehirlere göçen halkımızın duygularını da tam olarak ifade etmekten uzak kalmışlardır.
Gecekondudan yaşayan halkın ezilmişliği, aşkları, feaodal yapının kurbanlarını ifade eden bir protest müzik doğmuştur. Arabesk müzik. Kısa zamanda gerek Anadoluda gerekse Büyükşehirlerde yaşayan düşük gelirli aileler tarafından sevilmiştir. Hayatın haksızlığına bazen kaderci bir tutum bazende çözüm getirecek konular ile yapılan şarkılar halkımızın duygularının rehberi olmuştur. Herşeyden önce Türkiye’ de doğmuş ve Türkiye’ nin aynası olmuştur. Yaşanan duygulardan beslenmiş taki günümüze kadar gelmiştir. Artık yaşam tarzı olmakla beraber müzik tarzı olarakta bazı otoritelerce ne kadar istenilmesede kendini kabul ettirmiştir.
Bireylere indirgediğimiz de kimi aşkını bulmuş kimisi ekonomik yetersizliği verdiği çile dolu hayatlarını bulmuşlardır. Halk müziği ile Sanat müziği arasında çok sesli protest tarzda bir Türk Müziğidir. Amerika’ da doğan Rock müziği nasıl onlara göre protest müzik ise Arabesk müzik ise Türkiye’ de gelişen çok sesli protest bir olmuştur. Eserlerdeki konular çoğu zaman değişik olsada çıkış kaynağı olarak bir benzerlik kurabiliriz.
Altmışlı yılların sonunda Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel ile başlayan arabesk müzik Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses İbrahim Tatlıses ile tüm yurtta en çok dinlenen müzik olmuştur. Yetmiş yıllar Arabeskin yayılma yılları olarak değerlendirirsek, 80′ li yılların başlarında ise Arabesk Müziğin en dorukta olduğu zamanlardır. Bir çok pop, rock ve sanat müziği sanatçıları piyasa koşullarına uymak için ya tam arabesk kaset yapmışlar yada üç beş arabesk şarkı albümlerine ilave etmişlerdir. 80′ li yılların sonu ve 90′ lı yılların başlarında Arabesk müziğe ilgi azalırken pop müziği patlama yapmıştır. Yine de arabesk Müziği kadar dinleyeci kitlesine ulaşamamıştır

gece

Ben bu yazdiklarini Orhan Gencebaydan dinlemistim.  alkis:)
Tesekkürler gizemcim herzamanki gibi mükemmel olmus...  okey:)

ATAAN

Muhtesem Bir Paylasim, Döktürmüssün Yine Mystery, Ellerine Saglik  okey:)

...mystery...

Ferdi Tayfur



Ferdi Tayfur'un Hayatı
1948 yilinda Adana Hürriyet Mahallesi'nde dünyaya geldi. Ünlü tiyatro ve düblaj sanatçisi Ferdi Tayfur hayrani olan baba Cumali ortanca ogluna "Ferdi Tayfur" adni koyar. En büyük istegi Ferdi'nin "iyi bir tahsil" görmesidir. Ancak, babasinin öldürülmesi, Ferdi'nin okul hayatinin yarida kesilmesine neden olur. Okulu birakmak zorunda kalan Ferdi, çiftlikte çalisarak ailesinin geçimine katkida bulunur. Genç Ferdi daha 16 yasindayken "Sarkici olmak hayaliyle" Adana'dan Istanbul'a gelir. O yillarda çocuk sarkicilara pek ragbet bulunmadigindan, kendini ispatlayamayan Ferdi Tayfur, tekrar Adana'ya döner ve çiftlikte traktör soförlügüne devam eder.
Bütün günü Çukurova'da "Pamuk tasimakla" geçen Ferdi Tayfur'un gönlünde alevlenen "Sarkicilik atesi" bir türlü sönmez. "Sarkici ve söhret" olamk ümidiyle için için yanmaktadir soför Ferdi. 1968 yilinda tekrar Istanbul'a gelir ve Seda Plak ile iki plaklik anlasma yapar. Ancak yaptigi iki 45'lik de "Hayal kirikligidir"dir Ferdi için. Her defasinda karsisina sanssizlik çikmaktadir. Büyük ümitsizlik içinde yeniden Adana'ya döner ve çiftlikteki islerin basina geçer. Aradan üç yil geçtikten sonra yaptigi "Huzurum Kalmadi" adli plak da satilmaz. Ancak "Yilmadim, inatla çalismaya devam ettim. Traktör basinda bile sarki besteliyordum" diyor Ferdi Tayfur. 1973 yilinda Görsev Plak adina yaptigi "Kir Çiçekleri" adli 45'lik, ancak Ferdi'nin geçimini saglamaya yeter. Ama aradigi, istedigi çikisi bir türlü yapamaz. Yalniz, basindan beri yakasini birakmayan "Sanssizlik" bu kez Ferdi'nin pesini birakmisti. Sans ibresi artik Ferdi'den yana dönmekteydi.

Satilan her plak basina 1 lira alan Ferdi Tayfur geçim zorluklari içinde nisanlanir ve kisa bir süre sonra evlenir. 1974 yilinda yaptigi "Bana Gerçekleri Söyle" adli 45'lik ile adini yavas yavas duyurur Ferdi Tayfur. Çocuk yasta yoksullugun bütün acisini benliginde hisseden Ferdi Tayfur, ailesine, kardeslerine ve cezaevinde olan agabeyisine bakmak için daha büyük bir hirsla sarkiciliktaki iddiasini sürdürme savasina girer.

"Bana Gerçekleri Söyle" ile piyasada adini duyuran Ferdi Tayfur, 1975 yilinda Elenor Plak'a transfer olur. Önce "Birak Su Gurbeti", ardindan da "Çesme" adli sarkisi ile adini duyuran genç sarkici zirveye adim adim yaklasir. "Çesme" ile söhret basamaklarini ikiser ikiser tirmanan Ferdi Tayfur'a sinema kapilarida açilir. 1976 yilinda "Çesme" filmini çekerken Necla Nazir ile tanisir ve ona asik olur.

Adini Arabesk müzigin "Dev"leri arasina yazdiran Ferdi Tayfur, gazino neonlarinin bas kösesindeki yerini de kisa zamanda alir. Gazinocular, filmciler ve plak yapimcilari Adana'nin bu bagriyanik sarkicisinin kapisini asindirir. Allah "Yürü ya kulum" demistir. Ferdi de yürümeye devam eder. "Çesme"den sonra yaptigi "Derbeder", "Benim Gibi Sevenler", "Yadeller", "Son Sabah", "Boynu Bükük", "Olmaz Olsun", "Yuvasiz Kuslar", "Batan Günes", "Huzurum Kalmadi", "Günaha Girme", "Kalbimdeki Aci", "Sen de mi Leyla", "Yakti Beni", "Insan Sevince", "Durdurun Dünyayi", "Bir Damla Ates", "Bende Özledim", "Herseyim Sensin", "Utaniyorum", "Çilgin Arzular", "Haram Oldu", "Içimde Bir His Var", "Ya Benimsin Ya Topragin", "Sevgiler Çiçek Gibi", "Affet Allah'im", "Naz Etme-Canina Okuyacagim", "Allah'im Sen Bilirsin", Hosçakal Leyla", "Bizim Sokaklar", "Bana da Söyle", "Emmoglu", "Mor Güller", "Dünya", "Of Daglar" ve "Yoksun-Kör Talih" gibi kaset ve filmleriyle milyonlarin gönlünden ve dilinden düsmeyen ünlü bir sanatçi oldu.

Dillere düsen sarkilarini sinemada ayni isimle filme çeken Ferdi Tayfur, çok sayida film çekti. Sarkicilik, sinema oyunculugunun yanisira, yönetmenlik arzusuyla yanip tutusan Ferdi Tayfur, su filmleri yönetti: "Haram Oldu", "Içimde Bir His Var", "Ya Benimsin Ya Topragin", "Canina Okuyacagim", "Sevgiler Çiçek Gibi" ve "Affet Allaim".

Yaklasik 40 kaset ve 30'un üzerinde film yapan ünlü sanatçi 9 kez Altin Plak ödülü aldi. 1982 yilinda kendi adina Ferdifon Plakçilik sirketini kuran Ferdi Tayfur'un ilk evliliginden 3 çocugu, yaklasik 25 yildir birlikte oldugu sinema oyuncusu Necla Nazir'dan da bir kizi bulunuyor.


...mystery...

Alıntı yapılan: gece - Ocak 15, 2009, 04:11:41 ÖS
Ben bu yazdiklarini Orhan Gencebaydan dinlemistim.  alkis:)
Tesekkürler gizemcim herzamanki gibi mükemmel olmus...  okey:)
bişey değil gece ablacım beğendiğine sevindim.... :)

...mystery...

Alıntı yapılan: ATAAN - Ocak 15, 2009, 04:11:56 ÖS
Muhtesem Bir Paylasim, Döktürmüssün Yine Mystery, Ellerine Saglik  okey:)
utanan:) utanan:) utanan:) sağolun ATAAN bey.... :)

ATAAN


...mystery...

peki... ;D ama bugün ol(a)mayabilir... ::) sınavım varda yarın...(klasik ;D )