Tarihten İki Damla

Başlatan mikail, Nisan 01, 2007, 10:34:36 ÖS

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mikail

 
                                 Kilise ve Fatih

Sırbistan Kralı George Brankoviç, ülkesi iki güçlü devlet olan Osmanlılar ve Macarlar arasında kalınca, bir tercih yapma gereği duydu ve Macaristan Kralı Jan Hunyad’a bir mektup yazarak sordu:
     “Macarlar Türklere galip gelirse, Sırplıların mezhepleri olan Ortodoksluk hakkında ne gibi müsaadelerde bulunacaksınız?”
  Jan Hunyad yanıt verdi:
“Sırbistan’ın her tarafında, Ortodoks kiliselerini yerle bir edip, yerlerine Katolik kiliselerini tesis edeceğim.”
   Bir mektup da Fatih’e yazdı. Büyük Türk Fatih, bu soruyu şöyle yanıtladı: “Her caminin yanında bir kilise inşa edilecek.”
Karayoluyla Balkanlarda seyahat edenler, eğer hoyrat eller tarafından yıkılmamışsa, camileri, kiliseleri ve havraları yan yana görürler, bir Osmanlı imzası gibi.
  İşte Türk hoşgörüsü budur. Bu sayede çeşitli milletler, yüzyıllarca Osmanlı topraklarında rahat ve huzur içinde yaşadılar.

               
                     
                                            Dişe Diş

Ahmet Vefik Paşa, Paris’te elçiyken 3. Napolyon’un arabasına benzer beyaz bir araba yaptırmış, şehir içinde bu arabayla gezmeye başlamıştı. Bu gezintiler esnasında beyaz arabayı gören Parisliler, imparator zannıyla kendisini selamlıyorlardı.
  Fransız dışişleri yetkilileri tarafından arabayı değiştirmesi rica edilince, Ahmet Vefik Paşa şu yanıtı verdi: “Fransız elçisi, İstanbul Boğaziçi’nde padişahın kayığı gibi mükellef teknelerle dolaşıyor. Boğaziçi’nden o kayıklar kalkarsa, Paris’ten de bu araba kalkacaktır.”
  Bir süre sonra Boğazdan kayıklar kaldırılmış, Ahmet Paşa da arabasını siyaha boyatmıştır.

     
                                      Mikail
                                  Deutschlehrer

die Lehrerin

ho0cam kusura bakmayın ama, illede tarihimizde var diye geri bir şeyleri övüp durmak niye. daha ileri gideceğimize milletçe arkamıza bakmış, yaşananlardan iyi bir şeyler kurtarmaya başlıyoruz. aynı osmanlı değil mi babadan oğula geçen sistemde zekageriliği olanları bile padişah yapmış, lale devrinde zevk- ü sefadan milletin derdini unutmuş, 1. dünya savaşında osmanlıyı paylaşmak isteyenlere alın buyrun heryer sizin olsun bir bana dokunmayın demiş.
elbette siz bunun için yazmamışsınızdır ama bence daha ilerici örnekler vermeliyiz. osmanlıyı aşmalıyız  artık

mikail

  Çok kısa görüşlülük bu sizin yazdığınız, Lehrerin ! Tarihten ders ve güç alarak tabi ki ileriye bakmalıyız. Geçmişimizi -iyi veya kötü- inkar edemeyiz. Herhalde ne siz, ne de ben Atatürk kadar akıllı değiliz. Ne diyor Atatürk: "Türk Çocuğu ecdadını (atalarını) tanıdıkça kendinde daha büyük işler yapma gücü bulacaktır." Ve benim anlattığım ilk olay, Türk hoşgörüsünü yansıtmaktadır. Her gün şahit olduğumuz hoşgörü yoksunu, kaba davranışlardan herkes şikayetçi.Belki okuyan gençler bir mesaj alırlar diye koydum, yoksa hiç kimse geçmişe takılıp kalmış değildir. Nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum, ama ben, Avrupada yaşamış ve kıyaslama yapacak kadar bilgiye sahip biri olarak, ve  bir Türk vatandaşı olarak, hem dünümle, hem de bugünümle gurur duyuyorum, çektiğimiz bütün sıkıntılara rağmen. Eleştiriniz haksızca ve ayrıca da çok yüzeysel. .Selamlar.

smyrna

   Hangi millettirki başına kötü bir yönetici geçmemiş bunun cevabını verebilecekmisin ? Yüzyıllarca hüküm sürmüş bir imparatorluktan bahsediyorsun bir elin 5 parmağının bir olduğu nerede görülmüş, elbetteki çok kötü padişahlar geçti başa, ama en iyileri bugün hala tüm dünyada isimlerini duyuruyor.
   Atalarını görmezden geleceğine onlarla gurur duy die Lehrerin.......

KAZENIS

 ELLERINIZE SAGLIK MIKAIL HOCAM BOSVERIN BÖYLE MUTLAKA ARA DA BIR CIKAN OLACAK ÖNEMLI DE DEGIL BIZIM ICIN SIZ VE DEGERLI GÖRÜSLERINIZ ÖNEMLI

mikail


  Çok teşekkür ederim, Sevgili Kazenis güzel sözlerin için. Asıl değerli olan sizlersiniz benim için. Her görüşe de saygı duyarım, ama bilinçli olması şartıyla, basmakalıp laflara da her zaman verilecek yanıtlarım vardır yani. Sevgi ve selamlarımı sunarım.

die Lehrerin

yazdiklarimi arkadaşlarin daha dikkatli okumasını tercih ederdim. böyle birileri denilen ben saygimı elimden virakmadım basmakalıp sözlerde yazmadım. sadece sizin hoşlanmadığınız türden sözlerdi. demek ki hoşlanmadığınız türde yazanlara aslında saygı duymuyorsunuz. bu benim size yazdığım son şey olacak çünkü almaca ile ilgili bir sitede siyasi polemiğe girmeyeceğim. size iyi günler

mikail

 Benim her görüşe ve her insana ve canlıya saygım ve sevgim sonsuzdur, önce bunu belirteyim. Lütfen yazdığınız yazılara dikkat edin. Kimin saygılı, kimin saygısız olduğuna okuyanlar karar verecektir. Benim yazdığımı da siz dikkate almayabilirdiniz. Bunun siyasetle ne ilgisi var? Yaşanan iki tarihi anekdot size niye bu kadar rahatsızlık verdi, anlayamadım doğrusu.Ayrıca son olması da güzel. Ben de istemem sizinle gereksiz yere tartışmak ve hiç tavsiye de etmem. Ve başlatan da ben değilim.

esma 41

Saygi hakkinda cok güzel bir yazi  paylasmak istiyorum sizinle.
Icimden geldi.


Hazret-i Padisah Fatih Sultan Mehmethan zamaninda yapilacak bir camii insaati icin bir yerde uygun gorulen araziyi fatih istimlak eder. Ve fermanida muhurleyerek istimlak kararini tasdikler. Fakat bu arazinin sahibi bir yahudidir. Bu olay uzerine Istimlak kararini kendine yediremeyen yahudi kadiya giderek koca padisahi sikayet eder.Kadi padisahi huzuruna cikarir. Her iki tarafida dinledikten sonra kadi kararini aciklar:

"Padisahin muhur vurdugu sag eli kesilecek"

Fatih sultan mehmet karara tepkisiz kalip bir tek cumlesine bile karsi gelmemistir.

Bu karar uzerine yahudi "yahu koskoca padisahin elini kesecekler ve bunu sadece benim arazim istimlak edildi diye yapacaklar" diye dusunerek kararindan vazgecer. Kadi fatih sultan mehmete donerek "eger padisahligina guvenipte benim verdigim karara karsi gelseydin $u gordugun topuzla senin kafani ezer seni oracikta oldururdum" der. Kadinin bu cumlelerine istinaden koca sultan fatihte "Egerki sende benim padisahligima aldanip farkli bir karar verseydin bende senin kafani kilicimla koparirdim" der.

Yahudiye gelince .......

Bu adalet sistemine ve bu kadar insanliga yuregi ne kadar haz etmistir ki o karar verildikten sonra sikayetini geri alir ve muslumanligi kabul ederek o anda sahadet eder.......


alinti ...



o adaleti ariyoruz mumla ....
Osmanlinin 600 sene dünyaya hükmünün nedenlerinden birisi de bu bence...

İste İslam ahlaki ve hukuku böyle bir sey. Koca cihan padisahi ile basit bir köylü arasinda bir fark birakmiyor. Bu konuyu aslinda bizi yönetmeye calisan ve ileride yönetmeye talip olan herkese okutmak lazım.
tesekkürler ve saygilar.


Mikail hocamizada paylasim icin tesekkür etmek istiyorum .