Su anda dinlediginiz sarkidan bir cümle yada bir dörtlük yazalim lütfen

Başlatan esma 41, Şubat 01, 2008, 01:07:14 ÖÖ

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SEVGI-40


3,14

Kendine İyi Bak

"Kendine iyi bak" bir veda değil elveda cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum."

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum."

"Kendine iyi bak. Aramızda geçen her şeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."

"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…"

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine İyi Bak" derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiçbir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler.

Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Her sey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kırıldım ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.

Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak her şeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşlugu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren seytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sinavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?……….

Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine İyi Bak.

"Kendine iyi bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler... ...


Ömer Köroğlu


Dinlemek isteyenler için; https://de.youtube.com/watch?v=IAgJI90Pxns

gece

Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.

"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sıkıp giderler... ...

Ben bu siiri bir kac gün önce agliya agliya dinledim ve kimselere Kendine iyi bak diyerek veda edmiycem diyede söz verdim VEDA edmem

giden gider ama terkeden ben olmam insAllah....

3,14

< Ölen Sevgili >

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün iki yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. “Bitmeli.“ dedi içinden, “Her gün bu tatsız uyanış bitmeli.“

Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekle giriyordu. Süratle giyinerek dışarı çıktı. Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, şimdi de bekletmemeliydi. İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; “Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı biliyor. Onlar bile ağlıyor halimize…“

Artık Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra karşıdan kız arkadaşının geldigini gördü. şimdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar. Genç kız, sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti. Nerden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını… Beşiktaş’a geldiklerinde bir kafede oturdular. Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini. “Bana bir şey mi söylemek istiyorsun?“ diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçırarak “Evet.“ dedi sadece. Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirli “Söylesene, ne diye bekliyorsun?“ deyince, genç adam içini çekti, sonra “Sence biz nereye kadar gideceğiz?“ diye sordu. Genç kızsa, “Bunu sorma gereğini niye duydun?“ diye yanıt verdi ve genç adam söze başladı…

“Birkaç ay önce akşam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak istemiştim. Sen bana “Sırası mı simdi canım ya, işin gücün yok mu?“ demiştin. Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmıştım. Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin. Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meral’in “Sen şanslısın, sevgilin sana bakar.“ sözüne, “İşim yok da sana mı bakacağım? Annen baksın.“ demiştin.  Hatırladın mı?

Genç kız, “Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum. Hem hasta bakıcı gibi göründüğümü de kimse söyleyemez.“ diye yanıtladı. Genç adam güldü, “Evet canım haklısın. Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakıcı, hemşire falan olamazsın.“ ve devam etti… “Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken  saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusallığı sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanıdığımdan beri her sabah, her akşam, her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben  akla kara gibiyiz.“

Genç kız anlamıştı, “Yani ne istiyorsun benden şair olmamı mı?“ Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü. “Hayır.“ dedi, “şair olmanı istemiyorum. Olamazsın da… Biz ayrılmalıyız. Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.“ Genç kız şaşırmıştı, “Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.“ Genç adam iç çekerek “Hayır canım, sen beni sevdiğini sanıyorsun. Eğer beni sevseydin şimdi başka şeyler konuşuyor olurduk.“ dedi. Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek, “Sen bilirsin,  umarım beni bir baskası için bırakmıyorsundur…“ dedi. Genç adam “Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum.“ yanıtını verdi. Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada artık iki yabancıydılar. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra genç kız, “Kalkalım istersen.“ dedi. Genç adam “Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin.“ diye yanıtladı. Genç kız “Tamam o zaman, sana mutluluklar dilerim.“ diyerek elini uzattı. Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam, “İstersen arkadaş kalabiliriz.“ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.

Genç adam doğru yaptığına inanıyordu. Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasına girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erkenden kalkıp işe gidecekti, uyumalıydı. Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı. Sabah saat 7’de saatin ziliyle uyandı. Evden  çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı ekranda. Yorgun olduğu için duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı ve şu satırları gördü karşısında:

“Sadece onları sevmeyi sevdim,
Hepsini onlarsız yaşadım da,
Bir seni sensiz yaşayamıyorum,
Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum,
Sana yemin güzel gözlüm, bir tek seni sevdim,
Ve seni severek öleceğim…“

Genç adam şaşırmıştı. Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın beşinde yazmıştı. Heyecanla onu aradı, telefonu yabancı bir ses açtı. Genç adam “Nalan’la görüşebilir miyim?“ diye sordu. Ama karşısındaki ses ağlıyordu, hem de hıçkıra hıçkıra… “Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu. Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini asmıştı…“

Genç adam beyninden vurulmuşa döndü o an. Bir gün önceki mide ağrısının iki
katını çekiyordu şimdi. Olduğu yerde yığılıp kaldı…

Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede. Doktarlardan biri diğerine karşıdaki hastanın durumunu  soruyordu. Diğer doktor yanıt verdi, “Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden  bir kız intihar etmiş. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış. Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi  numarayı aradım. Numara 3 ay önce iptal edilmiş. Gelen mesajlarda bir şiir var. Bu adam duygusal mı bilmiyorum ama benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş…

“Çevrenizdeki insanların ne hissettiği ya da ne düşündüğünden o kadar emin olmayın. Bazen bir kalbin, içinde neler sakladığını öğrendiğinizde her şey için çok geç olabilir…“

Ömer Köroğlu


Dinlemek isteyenler için; https://de.youtube.com/watch?v=e2uKNQZsYlk

gece

“Çevrenizdeki insanların ne hissettiği ya da ne düşündüğünden o kadar emin olmayın. Bazen bir kalbin, içinde neler sakladığını öğrendiğinizde her şey için çok geç olabilir…“

Gercekten dogru bir söz .Ilk bu siirimsi anlatimi dinledigimde kiz icin ne kadar duygusuz demistim ama sonunda aglamaktan kendimi alamadim .
Kesinlikle ön yargili olmamak lazim ....

3,14

--> Ben de agladim... Agladim demek yaptigim eylemi tam olarak aciklar mi bilmiyorum... Ic ceke ceke agladim desem daha da dogru olacak sanirim... Ömür Köroglu'ndan baska siirleri bilenler varsa paylasmalarini rica ederim... Eger zamanim olursa ben tekrar bakacagim diger siirlerine de...

SEVGI-40

Hayat Bana Yalan Söyledi Sözleri

İlk kez hesaplaşıyorum kendimle
Tuhaftır kalemi,kağıdı ve seni onca sevmeme rağmen
Sana ilk kez yazıyorum
şimdi sen yoksun,seni düşünmek var
Çocukken de seni düşünürdüm her gece
Radyo dinler,şiir yazardım
Her Çarşamba pazara giderdik annemle
Babam maaş aldığında baklava yerdik
Dondurmayı da çok severdik
Ablam üç top yerdi,ben iki top
Yalnızca bu yüzden kavga ederdik
Oysa hayatımın vazgeçilmeziydi ablam
Onun da yüzü hiç gülmedi,hayırsızın birine kaçıp mahvetti
hayatını
Aklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar
Hüznümü büyüttüm o günden beri,kendimi değil
Gözlerimde hala bir çocuk ağlar
Düşlerimi gezdirdiğim bulutlar bir tohumun özlemiydi çiçeğe
Ve hala kulaklarımda annemin sesi
Bitirsen şu okulu,bir işe girsen
şiirle karın doymadığı doğruydu
Bak Cemil okudu mühendis oldu
En güzel kızıyla evlendi Üsküdar'ın
Evini de aldı arabasını da
Bense bağlama çalardım kendi halimce
Sesim güzelmiş öyle derlerdi
Nereden bilirdim hep hüzün türküleri söyleyeceğimi
Hayat bana yalan söyledi

Mektuplar yazardım Almanya'daki abime
Okulu bitireceğime söz verirdim
Masum düşlerimin o en sürgün adasında
Bakışları uzaklara dalıp giden şarkılar
Ve mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi
Ayaklar altında nasıl ezilirse umut
Benim de güneşimi işte öyle çaldılar
Öyle tutsak aldılar sevinçlerimi
Sensiz geçen her günü hesabıma yazdılar
şimdi öyle uzak ki çay içip,simit yediğimiz o günler
Kardeşine karne hediyesi uçurtma yaptığım günler öyle uzak
ki
Oysa saçaklarda titreyen bir serçenin ekmek tanesine kanat
çırpması
Ve bir anne duası kadar içten sevmiştim seni
Fener stadında beşiktaş maçı ve parasızlığımız devam
ederken
Bütün mavilerimi sana vermiştim
Kaybetmek alnıma yazılmış sanki,olmadı bitanem
Hayat bana yalan söyledi

Babanın tayini çıkıp da gittiğiniz o kış
Yine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza
Sana söyleyemedim ama işten ayrılmıştı babam
Kapanmıştı çalıştığı lokanta
Senet zamanları daha bir çökerdi omuzları
Ve akşam trenlerinin işçi yorgunluğuyla daha bir uzardı
raylar
Sitemlerim bile eğlenmişti hayata
Öfkeli bir yanardağ isyanlara uyanmıştı
Üstelik sen de yoktun artık
Oysa yalnızca sen öpmüştün gözlerimi
Bir yanı hep eksik kalmış çocukluğumun
Aslında her insan biraz yenikti hayata ve biraz küskün
Son trende kaçınca son istasyondan öyle kalakalırdık
Yorgun ve üzgün
Kendime düşmanlığım bu yüzden
Hep kendime pişmanlığım
şimdi her şeyim yarım
Fotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum
Bir silahım olsaydı bir silahım
Yoksulluğu şakağından,kaybetmeyi kalbinden
Ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum
Düzmece duygular harcım değildi
Uzak denizlerin fırtınasıydım
Karlı dağların kekliği
Yoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum
şimdi ne sen varsın ne o eski sevdalar
Olsun üstüme devrilse de bu sağır karanlık
Akşam olur şairlere gün doğar
Bir kerecik söyle demiştin
Söyleyememiştim hani
İşte şimdi söylüyorum
Seni Seviyorum ..
https://de.youtube.com/watch?v=DiY43DdynNA

SEVGI-40

Ben İki Kere Ağladım Sözleri

Bir uzak şehirdeysen
Yağmurlar yağıyorsa
Buğulanmış camlara adını yazıyorsam
Bir sigara yakıpta hayeller kuruyorsam
İtiraftır bu şarkım
Dinle hala seviyorsan

Belki sen yaş görmedin gözlerimde )
Bir mavzer patladı yüreğimde ) nakarat
Kuş gibi çırpındı kalbin ellerimde )
Ben iki kere ağladım )

Varsın sen beni zalim bil
Ben hala unutmadım yağmurda
Islandığım o sokağı
Ve ayrıldığımız o kaldırımı
Ve işte o kaldırım çiğnedi benim hayatımı
Hiçbir yağmur ıslatamadı
Benim yüreğimi senin gözyaşların kadar
Sakladım kendimi
Gücüm yoktu seni kucaklayacak
Ve bir ömür taşıyacak kadar
Kaldıramadım belki bu ağır sevdayı
Ağlıyordun ben giderken
Gözyaşlarımda boğuluyordun
Seviyor söyleyemiyordum
Hayellerimi yıkıp gidiyordum
Bir hayat yakıyordum biliyordum
Küllerin ellerimdeydi sanki yanıyordu
Arkama bakmadan gidiyordum
Mecburdum seni terk ediyordum
Beni anlamadın
Giderken sen bi defa belki
Ben iki kere ağladım..iki kere ağladım..

Hasret bir deli rüzgar gibi
Savurup yakıyor bedenimi
Bırakıp gittiğin günden beri
Bu duygu dağlıyor ciğerimi

Belki sen yaş görmedin gözlerimde )
Bir mavzer patladı yüreğimde )
Kuş gibi çırpındı kalbin ellerimde )
Ben iki kere ağladım )

Hiçbirşey sızlatmadı yokluğun kadar
Yıllardır yüreğimde hatıran kadar
Yangınlar yakmadı gözlerin kadar
Ben iki kere ağladım.

Belki sen yaş görmedin gözlerimde )
Bir mavzer patladı yüreğimde )
Kuş gibi çırpındı kalbin ellerimde )
Ben iki kere ağladım )
https://de.youtube.com/watch?v=QTtpyWQpDBM

gece

SEVGI cok güzel ama kederli sarkilarmis ekledigin icin tesekkürler canim .....

3,14

--> Cok anlamli sarkilar, paylasim icin +1 ;)  Tesekkürler Canim Arkadasim.. :)

SEVGI-40


esma 41

Seni böyle görmek istemezdim yar
Saclarin kar beyazı yüzün solgun

Seneler doldurmus gamzelerini
Ama gözlerine dokunmamis yar

Yazik sana nasil kiydilar yar
öpülecek ellerini kimler yordu

Acilar cürütmüs hayellerini
Ama gözlerine dokunmamis yar

Seneler doldurmus gamzelerini
Ama gözlerine dokunmamis yar

3,14

-->(SEVGI-40): Hehe :) :) ;D

-->(esma41): Güzel bir sarki Esma.. Paylastigin icin tsk ederim.. :)

SEVGI-40

Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim.
..
sana ben şiirler sözler büyüttüm
sana ben baharlar yazlar büyüttüm...
sana ben ummalı hisler büyüttüm
söyleyemedim söyleyemedim...


şarkılar yazdım sana okuyamadım
hep yanımdaydın oysa dokunamadım...

Biliyor musun en çok neyi özlüyorum
seninle bir ömür boyu beraber olmayı düşünürken
belkide söyleyemedim şeyler yüzünden şuan yanında olamadığıma
ellerini tutamadığıma ben seni çok sevdim ama SÖYLEYEMEDİM
https://de.youtube.com/watch?v=tgREYQvBXEA

SEVGI-40


mucizemsin

Yok bir sitemim hayatta hersey kismet
Soldu gencligim ömrümü askla ziyan ettim
Agla gönlüm nasip degilmis vuslat
Rahat uyu yar sana hakkimi helal ettim.

SEVGI-40




Çekmediğim dertler çile kalmadı
Feryatsız gündüzüm olmadı
Çekmediğim dertler çile kalmadı
Feryatsız gündüzüm olmadı

Ağlamadık sokak köşe kalmadı
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız
Ağlamadık sokak köşe kalmadı
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız

O eski halimden eser yok şimdi
Izdırap içinde yorgunum şimdi
O eski halimden eser yok şimdi
Izdırap içinde yorgunum şimdi

Tutun kollarımdan düşerim şimdi
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız
Tutun kollarımdan düşerim şimdi
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız

Neler gördüm neler geldi başıma
Düşe kalka geldim ben bu yaşıma
Neler gördüm neler geldi başıma
Düşe kalka geldim ben bu yaşıma

Tutup da kaldırın Allah aşkına
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız
Tutup da kaldırın Allah aşkına
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız