ALMANCAX => Cafe almancax

Konu: Saglik Kösesi ...

Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5

esma 41 02.07.2008 00:49:27

Alıntı yapılan: Kasus - Temmuz 01, 2008, 10:24:58 ÖS
Bool bol su icin. Bu cok hastaliklarin gelmesini bastan önlüyor. Susamadan icmeniz lazim. Susamak vucüdun size verdigi en son alarmdir. O yüzden suyu susamadan icmek lazim. Yazin daha cok icmeniz lazim. Cok az su icen biri olarak nedense hep cok su ic tavsiyesini veririm  ;D Verdikten sonrada bende icerim ayip olmasin diye bir bardak  :P

Paylasim icin tesekkürler Kasus.

Konu disi olacak ama  ;D  seni gözüm bir yerden ISIRIYOR .

Sanki seni taniyormusum gibi .  ;D

Madem " su " konusu acilmis.Bende bir alinti paylasimda bulunayim.

    Su içmek için susamayı beklemeyin


    Vücuttaki su miktarının azalmasının sağlığı tehdit ettiğine dikkat çeken uzmanlar, su içmek için susamayı beklememek gerektiğini belirtti.

    Uzmanlar, vücutta su miktarının azalmasının (dehidrasyon) kişinin konsantrasyon kapasitesini etkilediğini, enerjisini azalttığını ve organlarının normal şekilde çalışmasını engelleyerek sağlığını tehdit ettiğina dikkat çekti. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, vücuttan kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerektiğini kaydeden uzmanlar, bunun için en iyi yöntemin su içmek olduğunu ifade etti.

    Kaybedilen suyun, diğer içecekler, katı besinler ve besin öğelerinin vücutta yanmasından oluşan su ile yerine konmaya çalışıldığını belirten uzmanlar, "İnsanlar, yedikleri katı gıdalardan gün boyunca 4 su bardağı kadar su elde ederken, besinlerin vücutta yanması sırasında da yaklaşık bir su bardağı kadar su oluşur. Su ve diğer içecekler ise kalan ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olur. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerekir. Bunun için en iyi yöntem ise su içmektir" dediler.

    Dehidrasyonun en erken bulgusunun ağız ve boğaz kuruluğu olsa da, pek çok kişinin bu bulguların farkına varamadığını belirten uzmanlar, böyle bir tehdit altında kalınmaması için, susama hissi uyanmadan önce yeteri kadar su içilmesini öneriyor. Uzmanlar, dehidrasyon konusunda şu görüşleri paylaşıyor: "Diğer bir önemli bulgusu ise bulantı ve kusmadır. Baş ağrısı, sürekli sıcaklık hissi, dudaklarda ve dilde kuruma, seyrek veya az idrara çıkma, idrar renginin koyulaşması, deride kuruma, eklem ve kaslarda acıma hissi ise, vücutta su kaybı yaşandığının sinyalini veren diğer bulgular olarak karşımıza çıkmaktadır. Vücudun su ihtiyacı karşılanmadığı takdirde yaşanan diğer sağlık sorunları, kalori oluşumunda yetersizlik, sürekli sindirim sistemi sorunları, yorgunluk, sersemlik hissi ve kas krampları olarak sıralanır".

   ANNE ADAYLARI DAHA ÇOK SU İÇMELİ

    Suyun anne adayları için taşıdığı önem, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı için de geçerliliğini koruyor. Bu sıvı her üç saatte bir kendini yenilediğinden, yetersiz su alımına bağlı olarak ortaya çıkan dehidrasyon durumunda miktarı azalabiliyor. Bu nedenle sıvı alımı, hamileliğin her döneminde son derece büyük önem taşıyor. Yeterli sıvı alımı, anne adayının kendisini enerjik hissetmesine yardımcı olmanın yanı sıra cilt kuruluğu gibi problemlerin de görülmesini engelliyor. Yeterli miktarda sıvı alındığında, hem annenin hem de bebeğin kanındaki elektrolit dengesi de kolaylıkla sağlanabiliyor.

    Hamilelikte salgılanan hormonlar, kişinin sıvıları kullanım şeklini değiştiriyor. Özellikle gebeliğin son dönemleri yaklaştıkça, kan hacmi yaklaşık 1.5 katına çıkıyor. Solunum yolu ile akciğerlerden kaybedilen su miktarı da hamilelik öncesine göre daha fazla oluyor. Bu nedenle anne adaylarının normal bir yetişkinden daha fazla su içmeleri, böylece hem kendilerini hem de doğacak bebeklerini su kaybı tehlikesinden uzak tutmaları gerekiyor.

    Hamilelikte dehidrasyonun bir başka olumsuz etkisi de erken doğum ağrılarıdır. Dehidrasyon durumunda salgılanan bazı hormonlar, doğum kasılmalarını başlatan hormonu taklit ederek, erken doğum kasılmalarına neden olabiliyor. Erken doğum tehdidi karşısında yapılan ilk işlem, damar yolu açarak sıvı verilmesidir. Besin maddeleri ve oksijen, kan yoluyla bebeğe taşınıyor. Hamilelikte sık görülen, erken doğum ve düşüklere neden olabilen idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde de su aktif bir rol oynuyor.

    Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için anne adayının günde en az 8-10 bardak su içmesi gerekiyor. Anne adayı aktif çalışan bir kişiyse veya egzersiz yapıyorsa, alması gereken su miktarı daha da artıyor. Her bir saatlik egzersiz için, en az bir bardak fazla su içmesi gerekiyor.

    HER ZAMAN HER YERDE SU İÇİN

    Ağırlığımızın yarısından fazlasını oluşturan suyun vücuttaki dengesini korumak, sağlığımız için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kaybedilen suyu yerine koymak için en iyi seçim su içme olduğundan, gün boyunca belirtilen ölçülerde su içilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun dışında uzmanlar, yemeğe bir kase çorba ile başlanılması ve yemek sırasında da en az bir bardak su içilmesi gerektiğini kaydediyor. Diğer bir dikkat edilmesi gereken noktanın ise fiziksel aktivite sırasında vücuttaki su kaybının, dolayısıyla su ihtiyacının artması olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Bu nedenle, fiziksel aktiviteye su içerek başlamanın ve aktiviteyi su içerek sürdürmenin, vücuttaki su dengesinin bozulmaması açısından önemi büyüktür. Kişi, fiziksel aktivite bittiğinde dahi su içmeye devam ederek, vücudunda oluşan su kaybını eski dengesine kavuşturmaya çalışmalıdır. Otomobilde, trende, uçakta, kısacası tüm yolculuklarda da kişinin yanında mutlaka içme suyu bulundurması gerekir. Özellikle uçak yolculuğu ve dağ tırmanışları gibi yüksek rakımlara çıkılan durumlarda, vücudun su kaybı artar. Fark edilmese de, uçakta ortamın nemi düşer. Yolculukta vücudun kaybettiği suyu hızla geri kazanabilmek için su veya limonla tatlandırılan sıcak su içmek önerilir" diye görüş belirtiyor




02.07.2008 10:57:21

Esma  iyi söylüyosun hos ta bende  bir türlü alisamadim su icmege  bazen unutuyorum bile Su icmek önemli tabiki

nasil su icmege alisirki insan ip uclari yokmu  ??? ::)

Kasus 02.07.2008 14:25:24

Alıntı yapılan: esma 41 - Temmuz 02, 2008, 12:49:27 ÖÖ
Alıntı yapılan: Kasus - Temmuz 01, 2008, 10:24:58 ÖS
Bool bol su icin. Bu cok hastaliklarin gelmesini bastan önlüyor. Susamadan icmeniz lazim. Susamak vucüdun size verdigi en son alarmdir. O yüzden suyu susamadan icmek lazim. Yazin daha cok icmeniz lazim. Cok az su icen biri olarak nedense hep cok su ic tavsiyesini veririm  ;D Verdikten sonrada bende icerim ayip olmasin diye bir bardak  :P

Paylasim icin tesekkürler Kasus.

Konu disi olacak ama  ;D  seni gözüm bir yerden ISIRIYOR .

Sanki seni taniyormusum gibi .  ;D

Madem " su " konusu acilmis.Bende bir alinti paylasimda bulunayim.

    Su içmek için susamayı beklemeyin


    Vücuttaki su miktarının azalmasının sağlığı tehdit ettiğine dikkat çeken uzmanlar, su içmek için susamayı beklememek gerektiğini belirtti.

    Uzmanlar, vücutta su miktarının azalmasının (dehidrasyon) kişinin konsantrasyon kapasitesini etkilediğini, enerjisini azalttığını ve organlarının normal şekilde çalışmasını engelleyerek sağlığını tehdit ettiğina dikkat çekti. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, vücuttan kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerektiğini kaydeden uzmanlar, bunun için en iyi yöntemin su içmek olduğunu ifade etti.

    Kaybedilen suyun, diğer içecekler, katı besinler ve besin öğelerinin vücutta yanmasından oluşan su ile yerine konmaya çalışıldığını belirten uzmanlar, "İnsanlar, yedikleri katı gıdalardan gün boyunca 4 su bardağı kadar su elde ederken, besinlerin vücutta yanması sırasında da yaklaşık bir su bardağı kadar su oluşur. Su ve diğer içecekler ise kalan ihtiyacın karşılanmasına yardımcı olur. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için, kaybedilen suyun gün içinde mutlaka yerine konması gerekir. Bunun için en iyi yöntem ise su içmektir" dediler.

    Dehidrasyonun en erken bulgusunun ağız ve boğaz kuruluğu olsa da, pek çok kişinin bu bulguların farkına varamadığını belirten uzmanlar, böyle bir tehdit altında kalınmaması için, susama hissi uyanmadan önce yeteri kadar su içilmesini öneriyor. Uzmanlar, dehidrasyon konusunda şu görüşleri paylaşıyor: "Diğer bir önemli bulgusu ise bulantı ve kusmadır. Baş ağrısı, sürekli sıcaklık hissi, dudaklarda ve dilde kuruma, seyrek veya az idrara çıkma, idrar renginin koyulaşması, deride kuruma, eklem ve kaslarda acıma hissi ise, vücutta su kaybı yaşandığının sinyalini veren diğer bulgular olarak karşımıza çıkmaktadır. Vücudun su ihtiyacı karşılanmadığı takdirde yaşanan diğer sağlık sorunları, kalori oluşumunda yetersizlik, sürekli sindirim sistemi sorunları, yorgunluk, sersemlik hissi ve kas krampları olarak sıralanır".

   ANNE ADAYLARI DAHA ÇOK SU İÇMELİ

    Suyun anne adayları için taşıdığı önem, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı için de geçerliliğini koruyor. Bu sıvı her üç saatte bir kendini yenilediğinden, yetersiz su alımına bağlı olarak ortaya çıkan dehidrasyon durumunda miktarı azalabiliyor. Bu nedenle sıvı alımı, hamileliğin her döneminde son derece büyük önem taşıyor. Yeterli sıvı alımı, anne adayının kendisini enerjik hissetmesine yardımcı olmanın yanı sıra cilt kuruluğu gibi problemlerin de görülmesini engelliyor. Yeterli miktarda sıvı alındığında, hem annenin hem de bebeğin kanındaki elektrolit dengesi de kolaylıkla sağlanabiliyor.

    Hamilelikte salgılanan hormonlar, kişinin sıvıları kullanım şeklini değiştiriyor. Özellikle gebeliğin son dönemleri yaklaştıkça, kan hacmi yaklaşık 1.5 katına çıkıyor. Solunum yolu ile akciğerlerden kaybedilen su miktarı da hamilelik öncesine göre daha fazla oluyor. Bu nedenle anne adaylarının normal bir yetişkinden daha fazla su içmeleri, böylece hem kendilerini hem de doğacak bebeklerini su kaybı tehlikesinden uzak tutmaları gerekiyor.

    Hamilelikte dehidrasyonun bir başka olumsuz etkisi de erken doğum ağrılarıdır. Dehidrasyon durumunda salgılanan bazı hormonlar, doğum kasılmalarını başlatan hormonu taklit ederek, erken doğum kasılmalarına neden olabiliyor. Erken doğum tehdidi karşısında yapılan ilk işlem, damar yolu açarak sıvı verilmesidir. Besin maddeleri ve oksijen, kan yoluyla bebeğe taşınıyor. Hamilelikte sık görülen, erken doğum ve düşüklere neden olabilen idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde de su aktif bir rol oynuyor.

    Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için anne adayının günde en az 8-10 bardak su içmesi gerekiyor. Anne adayı aktif çalışan bir kişiyse veya egzersiz yapıyorsa, alması gereken su miktarı daha da artıyor. Her bir saatlik egzersiz için, en az bir bardak fazla su içmesi gerekiyor.

    HER ZAMAN HER YERDE SU İÇİN

    Ağırlığımızın yarısından fazlasını oluşturan suyun vücuttaki dengesini korumak, sağlığımız için büyük önem taşıyor. Uzmanlar, kaybedilen suyu yerine koymak için en iyi seçim su içme olduğundan, gün boyunca belirtilen ölçülerde su içilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun dışında uzmanlar, yemeğe bir kase çorba ile başlanılması ve yemek sırasında da en az bir bardak su içilmesi gerektiğini kaydediyor. Diğer bir dikkat edilmesi gereken noktanın ise fiziksel aktivite sırasında vücuttaki su kaybının, dolayısıyla su ihtiyacının artması olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Bu nedenle, fiziksel aktiviteye su içerek başlamanın ve aktiviteyi su içerek sürdürmenin, vücuttaki su dengesinin bozulmaması açısından önemi büyüktür. Kişi, fiziksel aktivite bittiğinde dahi su içmeye devam ederek, vücudunda oluşan su kaybını eski dengesine kavuşturmaya çalışmalıdır. Otomobilde, trende, uçakta, kısacası tüm yolculuklarda da kişinin yanında mutlaka içme suyu bulundurması gerekir. Özellikle uçak yolculuğu ve dağ tırmanışları gibi yüksek rakımlara çıkılan durumlarda, vücudun su kaybı artar. Fark edilmese de, uçakta ortamın nemi düşer. Yolculukta vücudun kaybettiği suyu hızla geri kazanabilmek için su veya limonla tatlandırılan sıcak su içmek önerilir" diye görüş belirtiyor






Benimde seni bir yerden gözüm isiriyor hatta dördüde.(Dört gözlüyümde ;D )

esma 41 06.07.2008 04:14:25



Bugün  3 litre su icmisimdir.

3 litrede yemek.  ;D

06.07.2008 04:26:20

Alıntı yapılan: esma 41 - Temmuz 06, 2008, 04:14:25 ÖÖ


Bugün  3 litre su icmisimdir.

3 litrede yemek.  ;D
O zaman git tartil koligee.Cikan kilodan yaklasik 6 kilo cikar.O senin kilon.. ;D




esma 41 06.07.2008 04:28:58




Alıntı yapılan: jentzsch - Temmuz 06, 2008, 04:26:20 ÖÖ
Alıntı yapılan: esma 41 - Temmuz 06, 2008, 04:14:25 ÖÖ


Bugün  3 litre su icmisimdir.

3 litrede yemek.  ;D
O zaman git tartil koligee.Cikan kilodan yaklasik 6 kilo cikar.O senin kilon.. ;D

Cikarmasam olmazmi ( kilo almak istiyorum da 9)  ... :D

06.07.2008 04:36:50

O zaman 6 kilo ekle. Ne diim sana koligee. ;D

Herkes gider Mersine,koligee gider tersine.. ;D

esma 41 06.07.2008 04:45:04

Alıntı yapılan: jentzsch - Temmuz 06, 2008, 04:36:50 ÖÖ
O zaman 6 kilo ekle. Ne diim sana koligee. ;D

Herkes gider Mersine,koligee gider tersine.. ;D

Hahaah  ya bu cümle cok hosuma gitti.  ;D

"Herkes gider Mersine,koligee gider tersine"  ;D

Koligeee  bunu imza olarak kullanabilirmiyim acaba ?  ;D

06.07.2008 04:47:51

Al senin olsun.. ;D

Benimde su cümle cok hosunma gitmisti.

''Wie gehtsleriniz nasil bakim?''  ;D ;D ;D


esma 41 06.07.2008 04:50:35

Alıntı yapılan: jentzsch - Temmuz 06, 2008, 04:47:51 ÖÖ
Al senin olsun.. ;D

Benimde su cümle cok hosunma gitmisti.

''Wie gehtsleriniz nasil bakim?''  ;D ;D ;D




Aslinda o cümle tam olarak böyle .

esma 41 in babasi der ki : wie gehtslerin gutmu ?  ;D
lazcasida söyle : wie cetslerin gutmu   ;D

06.07.2008 04:54:16

Alıntı yapılan: esma 41 - Temmuz 06, 2008, 04:50:35 ÖÖ
Alıntı yapılan: jentzsch - Temmuz 06, 2008, 04:47:51 ÖÖ
Al senin olsun.. ;D

Benimde su cümle cok hosunma gitmisti.

''Wie gehtsleriniz nasil bakim?''  ;D ;D ;D




Aslinda o cümle tam olarak böyle .

esma 41 in babasi der ki : wie gehtslerin gutmu ?  ;D
lazcasida söyle : wie cetslerin gutmu   ;D
Bu hali daha güzelmis. ;D

esma 41 07.07.2008 00:55:51

Kene ısırığında ne yapalım?





“Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörleri büyük önem taşıyor.



İSTANBUL - Uzmanlar piknik sezonunun başlaması sebebiyle son günlerde çocuklarda görülen kene ısırması vakalarında artış olduğuna dikkat çekerek ebeveynleri uyarıyor.


Dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım’da saptanan ve daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” (KKKA) hastalığına karşı alınabilecek önlemler konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kene tarafından ısırılma ile “Nairovirus” adı verilen bir RNA virüsünün vücuda girmesiyle oluştuğunu ifade ediyor.

Uzmanlar, bazı durumlarda virüsü taşıyan canlıların kanı veya vücut salgılarıyla temas sonucu hastalığın bulaşıcı risk taşıyabileceğini de belirtiyor. 30 kadar farklı kene türünün virüs taşıyabildiğini söyleyen uzmanlar, “Nairovirus” virüsünü çoğunlukla “Hyalomma” cinsi kenelerin taşıdığını açıklıyor.

Uzmanların verdiği bilgiye göre; kene ısırması sonucu birkaç -en geç 9- gün sonra, virüsü içeren kan veya vücut salgılarıyla temastan genellikle 5-6 -en geç 13- gün sonra hastalık belirtileri görülüyor. Hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, iştahsızlıkla başlayıp; bulantı kusma, ishal gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor. İlk günlerde yüz boyun ve göğüste cilt içi kanamaları, gözlerde kızarıklık ile kollarda bacaklarda morluklar oluşabiliyor. Hastalık nedeni ile burun idrar ve bağırsaklarda kanamalar da görülebiliyor. Karaciğer yetmezliğinin de gelişebildiği vakaların yaklaşık %30’u ölümle sonuçlanıyor. Hastalığın genellikle 2. haftasında ölüm vakaları meydana gelmekle beraber; iyileşme de hastalığın 9. ve 10. günlerinde gerçekleşiyor.

VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu, kanda virüse karşı oluşan antikorların gösterilmesiyle tanı konduğunu; bu antikorların, virüsün alınmasından sonra 6. günden itibaren kanda belirdiğini ifade ediyor.

Ayrıca diğer laboratuvar tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme ile kanama testlerinde bozukluk görülebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, hastalık ile ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor: “Hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi gibi destek tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Dr. Gülsemin Güloğlu, kenenin vücuttan çıkartılması için profesyonel yardım gerektiğinin altını çiziyor.

Dr. Gülsemin Güloğlu, “Özel pensetler yardımı ile kene bütün olarak vücuttan çıkartılmaya çalışılmalıdır. Eter veya başka bir anestezik madde kullanılarak kenenin çıkartılması tercih edimemelidir. Kene ısırığı sonrasında hemen koruyucu bir antibiyotik kullanılmaya başlanmasına gerek yoktur. Ancak kişi, ısırık sonrası 10 gün süreyle ateş yüksekliği açısından dikkatle izlenmelidir. Ateş yüksekliği veya başka herhangi bir klinik belirti durumunda zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” dedi.

“Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörlerinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, korunma yöntemlerini şu şekilde sıralıyor:
* Kırsal alanlarda çalışan ve hayvancılıkla uğraşanlar, pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalı,
* Böcek uzaklaştırıcı ilaçlar vücuda veya kıyafetlere uygulanmalı,
* Hayvandan kene çıkarmaya çalışırken eldiven kullanılmalı,
* Kırsal alanlarda bulunduktan sonra vücut, kene açısından dikkatle incelenmeli,
* Vücuda kene yapışması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.


07.07.2008 01:59:54

Arkadasalr sinire karsi güzel tavsiyeliceren bir yazi.Okumanizi tavsiye ediyorum.

Sinirlendiğiniz anlarda basit hareketlerle kendinizi kontrol altına alabilirsiniz..

Yolda trafiğe, işyerinde patrona, evde karıya veya kocaya, kafede sevgiliye, akşamları çocuğa sinirlenir dururuz sürekli... Derken elektrikler kesilir, maç varken lüzumsuz bir şeyle uğraşmak zorunda kalırsınız, sevdiğiniz dizinin en heyecanlı bölümünü kaçırırsınız, benzine yine zam gelir... Yani gün içinde sizi sinirlendirecek bir şey mutlaka olur. Ama "kriz yönetimi" tabiri gibi, bir de "sinir yönetimi" tabiri var tıp dünyasında... Yani sinirleri kontrol edip bu işten en az hasarla kurtulmanın yöntemleri... Peki bunun için ne yapmalı?

Amerika´nın 1801 yılındaki Başkanı Thomas Jefferson´un bu konudaki tavsiyesi şöyle: "Kızgınsan konuşmadan önce 10, çok kızgınsan 100´e kadar say."

Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Profesörü Metin Sevimli, Jefferson´ın 200 yıl önce yaptığı bu önerinin günümüzde hâlâ geçerli olduğunu söylüyor.

Diyor ki: "Saymak sinir yönetimidir. Sayarken zaman geçiyor, konuya dikkatimiz etkileniyor ve sakinleşme sürecine geçiyoruz. En azından o andaki gibi değiliz artık. Sinirlilik anında ortaya çıkan enerji, zaten gergin olan durumu daha da kötüye götürüyor ve saldırgan davranış ve sözlere neden oluyor. Ama örneğin 10´a kadar saydığınız zaman hem zaman geçiyor hem de sizi sinirlendiren olaydan uzaklaşmanızı sağlıyor. Böyle bir durumda derin nefes almak da sinirliliği azaltıyor. Bilerek yavaş ama derin bir nefes almak, hem yatıştırıcı etki yapıyor hem de dikkatimizi nefes sonrası ana odaklıyor. Dolayısıyla ilk başta anormal sinirleneceğimiz duruma artık o kadar sinirlenmiyoruz."

Sinirlenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini artık herkes biliyor. Bu durumda uzmanlar olaya "reaksiyon göstermenizi değil" ama "cevap vermenizi" öneriyor. Bunu yapmak için de üç noktaya dikkat etmek gerekiyor:

Bu sayede karşınızdaki kişinin yerine kendinizi koyup onun gözleri ile olaya bakabilirsiniz. Böylece anlaşmazlığın kaynağını daha iyi anlarsınız. Cevabınız da o oranda yumuşak olur. Kendine güvenerek cevap vermek, sinirlendiğiniz anda ortaya çıkan saldırgan tutumunuzdan tamemen değişiktir, duygularınızı doğrudan, dürüst ve doğru kelimeleri seçerek ifade edersiniz. Bu tutum, anlayış ve karşınızdaki kişi ile ortak bir nokta bulmanıza yardımcı olur.

Önce neye sinirlendiğinizi, karşınızdaki insanın size ne söylediğini iyice anladığınızdan emin olur. Böylece sorunu yanlış anlamamış olur ve bu sayede de reaksiyon göstermek yerine düşünme sürecine girersiniz. Duygularınızı kontrol etmek için konuyu ilerki bir zamanda karşınızdakiyle tartışmanız da iyi bir yöntem. Bu süreçte kısa bir yürüyüş bile çok işe yarar.

Endişeliyim, çok şaşırdım, sinirliyim" cümleleri ile başlayın.

îki: Sorunu açıkça ortaya koyun. Karşınızdakini yargılar bir tavır almayın. O türlü yorumlardan kaçının. Örneğin "sen zaten hiçbir zaman işe vaktinde gelmezsin" demek yerine "Bu hafta senden üç kere şu konuda ropor istedim. Ama daha önüme gelmedi. Neler oluyor?" deyin.

Üç: Niye sinirli olduğunuzu izah edin. Karşınızdakinin yaptığı hatanın yol açtığı etkinin sizin de geleceğinizi olumsuz etkileyeceğini anlatın.

Dört: Karşınızdaki insana içinde bulunduğu durumu anladığınızı hissettirecek kelimeler seçin.

Beş: Yanınızda, baktığınız zaman sizi mutlu hissettiren bir fotoğraf taşıyın.

HUZUR ÖNERİLERİ

" Sinirliyseniz bir şey yapmadan veya söylemeden önce 10´a çok sinirliyseniz 100´e kadar sayın
" Cevap vermeden önce derin ve yavaş bir nefes alın
" Kişileri yargılar şekilde konuşmayın
" Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun, onun gözüyle bakın
" Onun durumunu anlamaya çalışın
" Sinirlendiren alışkanlıklarınızı bir anda değil ama yavaşça terk edin
" Trafikte araba kullanırken asla cep telefonu ile konuşmayın
" Sinirlenmeye başladığınız mekanı hızla değiştirin
" Bir Walkman, discman edinin

SİNİRE KARşI BİLE HOşGÖRÜLÜ OLMALI

Çok fazla sinirlenip de bu yazıdaki hiçbir öneriyi uygulayamazsanız, o zaman ne yapmalısınız?

Size bir şeytanın avukatı lazım. Onunla ciddi anlamda sinirlenme kontrolü deneyimi yapın. Öncelikle araba kullanırken ve de o korkunç trafiğin içinde cep telefonunuzla asla konuşmayın. Gelen telefon sizi daha da çıldırtabilir. Kendi zayıf noktalarınızı, nelerin sizi sinirlendirdiğini bilin. Trafik mi? O zaman erken işe gidip, geç çıkın. Eve gitmeden önce bir saat jimnastik yapın veya bir yere gidip o günün stresini atın. Bu sayede eviniz veya çocuk gürültüsü üzerinize gelmez. Ve unutmayın ki sinir de gündelik hayatımızın bir parçası. Sinire karşı bile hoşgörülü olmak lazım.
alinti

esma 41 07.07.2008 02:11:50

Paylasim icin tesekkürler Jentzsch.

Bence bu yöntem bana göre cok etkili

Bu sayede karşınızdaki kişinin yerine kendinizi koyup onun gözleri ile olaya bakabilirsiniz. Böylece anlaşmazlığın kaynağını daha iyi anlarsınız.

Ben böyle yapmaya calisiyorum, bazen basarili oluyor bazende olmuyor. :-\
Saymayi hic denemedim ,  ;D  firsatim olursa bir denerim artik.

bir ,iki ............................  1500.............. 2999 ve devam anca sakinlesirim ben.  ;D

Kasus 08.07.2008 00:00:34

Evet güzel bir yazi onca sey okumama ragmen böyle birseyi ilk defa okuyorum.
Cok sinirli bir insan olarak sanirim isime yarayacaktir. Su an bile icimde bir sinir var ama sebebini bilmiyorum.  ;D
Sanirim yorgunluk. Stresi üzerimden atamiyorum. Cok sükür yanimda su an kimse yok.  ;D
Ama bu önerileri kulagima küpe edecegim. Tesekkürler jentzsch  :)


Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5