7 Ekim Saldırıları ve Gazze'deki Savaşın Üçüncü Yılı: Bilinenler ve Yeni İddialar
7 ekim 2023'te başlayan ve büyük bir yıkıma yol açan çatışmaların üzerinden üç yıl geçerken, İsrail'de yayımlanan iddialar ve bölgedeki insani kriz derinleşiyor.
Hamas'ın 7 ekim 2023 tarihinde düzenlediği ve büyük çoğunluğu İsrail vatandaşı yaklaşık 1200 kişinin hayatını kaybettiği saldırıların üzerinden üç yıl geçti. Bu operasyon, Ortadoğu'da yeni bir şiddet sarmalına ve bölgedeki tüm dengelerin bozulmasına yol açarken, aradan geçen zamanda Gazze Şeridi'nde yaşanan yıkımın ve insan trajedisinin boyutları da giderek arttı. Bölgedeki bu tarihi kırılma noktası, hem uluslararası diplomasiyi hem de ülkeler arası ilişkileri derinden sarstı.
Gazze'deki Yıkım ve Üç Yıllık Süreç
Çatışmaların başlamasından bu yana geçen sürede, 75 bin kişinin katledildiği ve yüzde 90'ından fazlasının yerle bir edildiği Gazze'de 2 milyon insan hala devam eden İsrail saldırıları altında evsiz ve gıdasız bir yaşam savaşı veriyor. 7 Ekim sonrası İsrail'in askeri operasyonlarında ve saldırılarında 73 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi. Bölgedeki operasyonlar 2025 ve 2026 yıllarında İran, Suriye ve Lübnan'ı da kapsayacak şekilde genişletildi. Bu süreç sadece yerel bir çatışma olmaktan çıkıp küresel ve bölgesel bir kriz haline gelirken, Türkiye-İsrail ilişkilerinde de derin bir kırılmaya neden oldu. Türkiye, askeri operasyonlara en sert tepki veren ülkeler arasında yer alırken, yönetim sivil kayıpların artmasını ve temel gereksinimlerin karşılanamayacak hale gelmesini sert bir dille eleştirdi.
Haaretz Gazetesinden Çarpıcı İstihbarat İddiaları
Üç yıldır devam eden krizin başlangıcıyla ilgili detaylar zaman geçtikçe ortaya çıkmaya devam ediyor. İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun saldırıyı önceden haber aldığını; engellemek için istihbarat kuruluşlarıyla Genelkurmay’ı bilgilendirmek yerine Gazze’de operasyonlara girişmek için kendi vatandaşlarının öldürüldüğü eyleme göz yumduğunu yazdı. Habere göre, 2023 yılının başından itibaren ablukanın hafifletilmesi konusunda geçici ateşkes görüşmeleri yürütülmüş, yaz aylarında bu temaslar yoğunlaşmıştı. Şin Bet’in rehine ve kayıplardan sorumlu yetkilisi Adi Rotem ile Hamas siyasi büro üyesi Gazi Hamad'ın katıldığı görüşmelerde ablukanın hafifletilmesi, gıda ve ham madde girişi, ticaret bölgelerinin kurulması ve doğalgaz sahasının kullanılması gibi başlıklar ele alınmıştı. Ancak ekonomik konularda ilerleme sağlanmasına rağmen rehinelerin iadesi tartışmaları sürerken yaşanan olaylar, bölgenin kaderini tamamen değiştirdi.
Uluslararası Yansımalar ve Politik Boyut
Yaşanan bu süreç, BM yetkilileri ve uzmanlar tarafından da geniş bir perspektifle değerlendiriliyor. BM Genel Sekreter Danışmanı Prof. Jeffrey Sachs, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail’in onlarca yıldır Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalıştığını belirtti. Sachs, rejim değiştirme operasyonları fikrinden doğan savaşların tercih edildiğini ifade etti. Öte yandan Türkiye liderliği, İsrail yönetimini soykırım yapmakla suçlarken; İsrail tarafı ise bu suçlamaları reddederek ülkenin Hamas'ın saldırılarının ardından meşru müdafaa hakkını kullandığını savunmaya devam ediyor. 7 Ekim tarihi, hem askeri ve insani hem de siyasi boyutlarıyla tarih sayfalarında derin bir iz bırakmayı sürdürüyor.
