Adalet Bakan Yardımcısından Osman Kavala Açıklaması: Yargı Kararlarına Saygı Duyulmalı

Adalet Bakan Yardımcısı Burak Ceyhan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nde Osman Kavala hakkında konuşarak iç hukuk yollarına ve yargı kararlarına dikkat çekti.

Adalet Bakan Yardımcısı Burak Ceyhan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin İnsan Hakları toplantısında, Gezi davası sebebiyle cezaevinde bulunan sivil toplum aktivisti osman kavala dosyasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Toplantıda yaptığı konuşmada, bağımsız ve tarafsız yargının verdiği kararlara saygı duymanın hukukun üstünlüğünün temel bir gereği olduğunu hatırlatan bakanlık temsilcisi, süreçle ilgili güncel bilgileri komiteyle paylaşmaya devam edeceklerini belirtti.

Ceyhan, yaptığı değerlendirmede Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 311. maddesi gereğince başvuranın 1 yıl içerisinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkının bulunduğunu ifade etti. Nitekim bu kapsamda, söz konusu başvuru 8 Eylül 2026 tarihinde yeniden yargılama talebiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine yapıldı. Hukuk sistemine göre son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının ardından başvurucunun müracaat edebileceği iç hukuk yollarının bulunduğunu belirten yetkili, hükümet temsilcisi olarak bu süreçlerin ne şekilde ilerleyebileceği veya sonuçlanabileceği üzerine daha fazla yorum yapmasının uygun olmayacağını kaydetti.

Osman Kavala Davasının Arka Planı ve Yargı Süreci

Sivil toplum ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan iş insanı, 20 Eylül 2026 tarihi itibarıyla 3 bin 246 gündür cezaevinde bulunuyor. Süreç, 18 Ekim 2017'de Gaziantep'te gözaltına alınıp İstanbul'a götürülmesiyle başladı. Soruşturmanın gizli yürütülmesi ve gözaltı gerekçesinin ilk anda öğrenilememesinin ardından, 1 Kasım 2017'de tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderildi. Tutuklamaya gerekçe olarak Gezi eylemleri bağlamında 'hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs' ve 15 Temmuz darbe girişimi bağlamında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçlamaları gösterildi.

Olayların ardından Gezi eylemlerine ilişkin ilk iddianame 19 Şubat 2019 tarihinde hazırlandı. AİHM, 10 Aralık 2019'da verilen kararda derhal salıverilmesi yönünde çağrıda bulundu. 18 Şubat 2020 tarihindeki altıncı duruşmada mahkeme, 'hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçlamasıyla yürütülen davada sekiz sanıkla birlikte beraat ve tahliye kararı verdi. Ancak hemen ardından İstanbul Başsavcılığı, darbe girişimi bağlamında yürütülen başka bir soruşturmada gözaltı kararı bulunduğunu duyurdu ve tahliyesi beklenen aktivist yeniden gözaltına alındı. Ekim 2019'da bu soruşturmada tahliye kararı verilmiş olmasına rağmen, 19 Şubat 2020'de yeniden tutuklandı.

AİHM ve Uluslararası Gelişmeler

Yargılama süreci ilerleyen yıllarda da üst mahkemeler nezdinde devam etti. 22 Ocak 2021 tarihli kararla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi beraat kararını bozdu. Dava, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava ile birleştirilip sonradan ayrıldı. 22 Nisan 2022'de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan aktivist, tutuklandığı 18 Ekim 2017 tarihinden bu yana sekiz buçuk yıldan uzun bir süredir özgürlüğünden yoksun bırakıldı.

25 Mart 2026 tarihindeki duruşmanın ardından AİHM Büyük Dairesi, dosya hakkındaki 25 Ağustos 2026 tarihli kararını açıkladı. Başvurucu taraf; işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, ifade özgürlüğü, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü ile haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması maddelerinin ihlal edildiği iddiasında bulundu. Avrupa Konseyi toplantısında yapılan son açıklamalarla birlikte, iç hukuk yollarının işletilmesi ve yeniden yargılama talepleri uluslararası platformlarda ve ulusal yargıda gündemin merkezindeki yerini koruyor.

Gündem ve politika editörü. Yurt içi haberleri ve siyaset gündemini takip ediyor.