Halk TV'ye Kayyım Atanması ve Soruşturma Gündemi
Halk TV'ye kayyım atanması ve Cafer Mahiroğlu hakkındaki rüşvet ve ihale soruşturması, siyaset ve basın dünyasında geniş yankı uyandırdı.
Türkiye'nin gündeminde son günlerde basın özgürlüğü, medya kuruluşlarına yönelik operasyonlar ve hukuki süreçler önemli bir yer tutuyor. Bu bağlamda, basın camiasının kıdemli isimlerinden emin çölaşan gibi figürlerin de takip ettiği gelişmeler, kamuoyunda geniş bir tartışma alanı yaratmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürüttüğü rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve karapara aklama soruşturması, sürecin hukuki ayağını oluştururken, yaşanan gelişmeler sokaktaki tepkilere ve siyasi tartışmalara da doğrudan yansımaktadır. Soruşturma dosyasında yer alan iddialar, bir televizyon kanalından ziyade bir araç bakım şirketi üzerinden yürütülen mali ilişkileri merkeze alıyor.
Soruşturmanın Detayları ve BUSTECH A.Ş. İddiaları
Savcılık dosyasına göre; Cafer Mahiroğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdindeki bağlantılarını kullanarak BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri A.Ş.’nin kurulmasını sağladığı, yönetimi belirlediği kişilere devrettiği ve belediye ihaleleri üzerinden haksız menfaat temin ettiği belirtiliyor. Dosyadaki beyan ve kayıtlarda, ihale süreçleriyle bağlantılı olarak 14 milyon 464 bin TL tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı, şirket üzerinden alınan işlerde ihale bedellerinin üzerinde fahiş fiyatlamalara gidildiği ifade ediliyor. Soruşturmadaki ihale kronolojisi de dikkat çekici detaylar barındırıyor. Savcılık, Mahiroğlu’nun 10 Mart 2025’te yurtdışına çıktığını bildirirken, şirketin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden 164.7 milyon lira bedelli “yedek parça değişimi” ihalesini bu tarihten sadece 18 gün sonra, pazarlık usulüyle aldığı ortaya çıktı. Haziran 2025’te hakkında yakalama kararı çıkarılmasına karşın, Temmuz 2025’te aynı kapsamda BUSTECH firmasına 332.6 milyon liralık bir ihale daha verilmesi göze çarptı.
Halk TV'ye Kayyım Atanması ve Siyasi Tepkiler
Mali soruşturmalar ve hukuki süreçlerin yanı sıra, kanalın yönetimine kayyım atanması ve yayın akışının durdurulması basında ve siyaset sahnesinde sert tepkilere neden oldu. Çorlu Cumhuriyet Meydanı'nda bir araya gelen Çorlu Emek ve Demokrasi Güçleri, karara karşı eylem düzenleyerek basın hürriyetinin kısıtlanamayacağını vurguladı. Platform adına açıklamayı okuyan Emek Partisi ilçe yöneticisi Meryem Koçar, sabah saatlerinde polis baskınıyla kanala girilmesini, çalışanların engellenmesini ve yayınların durdurulmasını halkın haber alma hakkına yönelik bir gasp olarak nitelendirdi.
Siyasi arenadan da karara çok sert eleştiriler geldi. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri’de Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen İBB davasını izlemeden önce yaptığı basın açıklamasında, kayyım kararını ve kanalın kapatılmasını iktidarın çaresizliği olarak değerlendirdi. Özel, fon meselesinin tartışıldığı ve muhalefet sesinin duyulduğu mecraların tamamen kapatılmak istendiğini belirterek, bu tür müdahalelerin iktidarın tükenmişliğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Yaşanan bu gelişmeler, hem medya özgürlüğü tartışmalarını hem de yargı süreçlerini önümüzdeki günlerde de Türkiye'nin ana gündem maddesi olmaya devam ettireceğini gösteriyor.
