Almanya başvuruları için yeminli tercüme hizmeti

İsrail Seçimleri Öncesinde 'Apartheid' Tartışması ve Siyasi Bölünme

İsrail genel seçimleri öncesinde Amnesty International oylamayı 'sandık başında apartheid' olarak nitelendirirken, ülke içindeki Filistinli vatandaşlar ise siyasi ikilem yaşıyor.

392 kez okundu

İsrail elections süreci, uluslararası insan hakları örgütlerinin sert eleştirileri ve ülke içindeki derin siyasi bölünmelerin gölgesinde ilerliyor. Ülke genelinde 27 Ekim tarihinde yapılması planlanan genel seçimler, İsrail'in siyasi ve toplumsal yapısındaki kaymaları bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir tarafta mevcut Başbakan Benjamin Netanyahu ile ona karşı duran ve eski general Gadi Eisenkot liderliğindeki güçler arasındaki kıyasıya iktidar mücadelesi sürerken, diğer tarafta milyonlarca Filistinlinin oy hakkından mahrum bırakılması uluslararası kamuoyunun tepkisini çekiyor. Seçim atmosferi, ülkenin sağa kayan politik çizgisi ve güvenlik politikaları ekseninde şekilleniyor.

Amnesty International'dan 'Sandık Başında Apartheid' Suçlaması

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Birleşik Krallık şubesi, Salı günü yaptığı açıklamada parlamenter seçimleri 'sandık başında apartheid' olarak nitelendirdi. Hak örgütü, işgal altında yaşayan milyonlarca Filistinlinin oy verme hakkından mahrum bırakıldığını, buna karşın Filistin topraklarında yaşayan İsrailli yerleşimcilerin oy kullanabildiğini belirtti. Örgütün kriz müdahale yöneticisi Kristyan Benedict, bu durumun sistematik ayrımcılığı gözler önüne serdiğini vurguladı. Benedict, oy verme işleminin başladığı sırada Batı Şeria'daki El Halil kentinde Filistinlilerin evlerinden zorla çıkarıldığını ve kendi şehirlerinde karantinaya alındığını ifade etti. Ayrıca Gazze'de, Ekim 2025'te varıldığı belirtilen ateşkesin ilanından bu yana 1.500'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.

Amnesty International yetkilisi Benedict, seçimleri kimin kazanacağından bağımsız olarak İngiltere hükümetinin somut adımlar atması gerektiğinin altını çizdi. İngiltere'nin İsrail'e yönelik tüm silah transferlerini derhal durdurması, uluslararası suçlara karışan İsrailli yetkililere yaptırım uygulaması ve Gazze'ye engelsiz insani erişim sağlanması çağrısında bulundu. Londra yönetiminin uluslararası adli mekanizmaları desteklemesi ve İsrail'in hukuka aykırı işgaliyle olan tüm bağlarını koparması gerektiği yinelendi.

Filistinli Vatandaşların Sandık İkilemi ve Siyasi Durum

İsrail nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan Filistinli vatandaşlar için ise yaklaşan oylama farklı bir siyasi ikilem yaratıyor. Siyasal akımın giderek aşırı sağa kayması, bu kesimin siyasi ve kolektif haklarına yönelik tehditleri artırıyor. Filistinli topluluklar artan şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalırken, yerleşimciler sınır bölgelerine doğru yayılmaya devam ediyor. Sivil yaşamın askerîleştirilmesi ve polis müdahalelerinin artırılması da Filistinli nüfus içindeki kaygıları körükleyen diğer faktörler arasında yer alıyor.

Bu tablo karşısında, Netanyahu karşıtı blok politika değişikliği veya yönelim farkı vadetmiyor. Dolayısıyla birçok Filistinlinin akıllarında, sandıkta oy kullanmanın mevcut durumu değiştirip değiştiremeyeceği sorusu yer alıyor. 1948 Nekbe'sinden bu yana, ilan edilen yeni İsrail devleti sınırları içinde kalmayı başaran Filistinliler, Batı Şeria ve Gazze'dekilerden farklı bir süreçten geçti. 1952 yılında vatandaşlık verilen ve 1966'da sıkıyönetimi geride bırakan bu topluluk, kağıt üzerinde oy verme hakkına sahip olsa da, güncel koşullarda siyasi sistem içinde ne ölçüde temsil edilebildikleri tartışılmaya devam ediyor.

Dünya haberleri editörü. Uluslararası gelişmeleri ve dış politikayı yazıyor.