Marmara Denizi Deprem Riski: Prof. Dr. Osman Bektaş'tan 7 Üstü Deprem Açıklaması

Marmara Denizi'nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, fay mimarisi ve 7 üzeri deprem riski hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki sarsıntının ardından deprem uzmanları bölgenin risk haritasına yönelik yeni bilimsel verileri paylaşmaya devam ediyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, son çalışmalar ışığında bölgedeki fay mimarisinin beklenenden farklı bir davranış sergileyebileceğini vurguladı. Erdik ve Temblor tarafından 2025 yılında hazırlanan çalışmaya atıfta bulunan uzman isim, sarsıntının izlediği hattın jeolojik bir sınırlamaya işaret ettiğini belirtti.

Analizlere göre 6,2 büyüklüğündeki sarsıntı, Kumburgaz Çukuru’nun batı sırtında başlayarak çukur boyunca ilerleme kaydetti ve doğu sırtına ulaştığı noktada son buldu. Bölgedeki havza ve sırt anatomisinin kırılma mekanizması üzerindeki etkisini değerlendiren Bektaş, zemindeki fiziksel süreci şu sözlerle aktardı: Göreceli olarak dayanıklı yapıdaki sırtlar yüksek gerilme biriktirerek kırılmayı başlatıyor; buna karşın gaz ve sıcak akışkan yönünden yoğun olan çukur alanları ise sürünme yani creep hareketi sergileyerek fayın ilerleyişini kesebiliyor.

Ana Marmara Fayı Tek Parça Değil

Beklenen büyük depreme ilişkin değerlendirmelerinde Ana Marmara Fayı’nın tek parça ve homojen biçimde kilitli olmadığını dile getiren Bektaş, 7 ve üzerindeki yıkıcı bir deprem olasılığının ciddi oranda zayıfladığını ifade etti. Fayın 125 kilometre uzunluğunda tek ve bütün bir hattan oluşmadığına dikkat çekildi. Parçalı bir kırılma yapısına sahip olan bu hat, uzunluğu ve derinliği boyunca her noktada homojen olarak kilitlenmiyor ve dolayısıyla her bölgede aynı oranda deprem enerjisi üretmiyor.

Alman ekolü dahil olmak üzere tüm bilim dünyasının uzlaştığı yeni bir tabloya işaret eden deneyimli jeoloji mühendisi, özellikle Batı ve Orta Marmara’da fay hatlarının enerji kaybettiğini belirtti. Fayın kilitli kalmayıp enerji harcaması, bölgede biriken stresi azaltıyor ve olası bir depremin şiddetini küçültüyor. Ortaya konulan bu model, fayların tek bir hat halinde M7 ve üzerinde dev bir deprem üreteceği varsayımını yeniden tartışmaya açıyor.

Havza ve Sırt Yapısı Deprem Senaryolarını Değiştiriyor

Marmara’daki deniz tabanının sahip olduğu havza ve sırt yapıları, kırılma mekanizmalarının anlaşılmasında kritik bir rol oynuyor. 2025 yılındaki 6,2 büyüklüğündeki sarsıntının Kumburgaz Çukuru çevresindeki hareketi, bölgedeki geleneksel "fayın tek parça halinde kırılması" senaryosunun yeniden ele alınması gerektiğini gösterdi. Güçlü sırt bölgeleri gerilim biriktirerek kırılmaya zemin hazırlarken, gaz ve sıcak akışkan içeren çukur alanlarındaki sürünme hareketleri kırılmanın ilerleyişini yavaşlatıp durdurabiliyor.

Tüm bu güncel bilimsel bulgular, bölgedeki deprem tehlikesi tahminlerini doğrudan etkiliyor. Havza ve sırt yapısının getirdiği doğal sınır, Ana Marmara Fayı’nın tamamının tek seferde kırılarak 7'nin üzerinde büyük bir deprem üretmesi beklentisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor. Uzmanlar, bölgedeki risk analizlerinin bu yeni veriler ışığında güncellendiğini belirtiyor.

Gündem ve politika editörü. Yurt içi haberleri ve siyaset gündemini takip ediyor.