MSCI'dan Türkiye Kararı ve Fon Krizi: Borsa İstanbul İçin Uyarı
Yurt içinde yüz binlerce mağdur yaratan fon krizi ve küresel endeks sağlayıcısı MSCI'ın Borsa İstanbul kararları Türkiye'nin piyasa statüsünü riske attı.
Yurt içinde yüz binlerce mağdur yaratan fon krizi, finans dünyasında derin yankılar uyandırırken Türkiye’nin küresel alandaki güven kaybını da artırdı. ABD merkezli Morgan Stanley Capital International adlı finans şirketi, Türkiye hisse senedi piyasası endekslerindeki bazı işlemleri ikinci bir karara kadar dondurduğunu duyurdu. 15 Ekim'de yayımlanan yazılı açıklamada, fon holdingleri ile yakın ilişkili bazı küçük ölçekli şirketler arasındaki muhtemel koordineli satışlara dair kurumsal yatırımcılar tarafından dile getirilen ciddi endişeler karar gerekçe gösterildi.
Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, bu durumun halka açıklık oranlarının güvenilirliğine ve piyasa bütünlüğüne zarar verdiğini ifade etti. Alınan karar doğrultusunda şirket, Yabancı Yatırımcı Oranı ve endeks hesaplamalarında kullanılan hisse sayısı artışlarını gerçekleştirmeyecek. Ayrıca Borsa İstanbul Yatırım Yapılabilir Endeksi'ne yeni hisse eklenmeyecek ve şirketler büyüklük segmentlerinde üst kategorilere geçemeyecek. Uzmanlar ve siyasi arenada ali babacan gibi isimlerin de yakından takip ettiği bu gelişmeler, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsünden düşürülmesi riskini beraberinde getirdi.
Borsa İstanbul'da Şaibeli İşlem Tartışmaları ve Düşüş
MSCI, Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme sağlanamaması halinde Türkiye’nin mevcut 'gelişmekte olan piyasa' statüsünden 'sınır piyasa', 'öncü piyasa' veya 'bağımsız piyasa' statüsüne geçişinin değerlendirileceğini bildirdi. Bu uyarı ve fon krizi iddialarıyla birlikte Borsa İstanbul’daki düşüş gün içinde yüzde 3’ü aştı. Yaklaşık 6.6 milyon yatırımcısı bulunan borsada yaşanan bu sarsıntı, denetleyici kurumların yönetimini ve alınan önlemleri yeniden tartışmaya açtı.
Ekonomistler, geçen yıldan bu yana yapılan tüm uyarılara rağmen fon krizinin önüne geçemeyen kurumları eleştirirken, bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakın ilişkili fonların gerçekleştirebileceği olası koordineli işlemlerin endişe yarattığını vurguladı. Bu tür işlemlerin hisse senetlerinin serbest dolaşım oranlarına ilişkin hesaplamaları olumsuz etkilediği belirtiliyor. Ekonomist Emre Şirin, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, önü gelen her şirketin halka arz edildiğini, manipülasyonun sıradanlaştığını ve yabancı yatırımcının kaçırıldığını ifade ederek iktidara yönelik eleştirilerde bulundu.
20 Milyar Dolarlık Fon Krizi ve Güven Kaybı
Son bir aydır Türkiye ekonomisini sarsan ve büyüklüğünün 20 milyar doları bulduğu öne sürülen fon krizi, yurt içinde yüz binlerce yatırımcının mağdur olmasına yol açtı. Şirketlerin değerlerinin nasıl şiştiği, denetim mekanizmalarının nasıl işlevsiz kaldığı ve yatırımcının parasının ne kadarının geri döneceği soruları henüz yanıt bulmuş değil. Düzenleyici kurumların yetkililerine ilişkin iddialar kamuoyunda tartışılırken, yüz binlerce vatandaş parasının akıbetini öğrenmeye çalışıyor.
Uluslararası arenadaki güven kaybı ve iç piyasadaki bu büyük skandal karşısında şeffaf bir soruşturma yürütülmesi beklenirken, gazetecilere yönelik baskılar da kuşkuları artırıyor. Bahadır Özgür, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz gibi isimlerin maruz kaldığı baskılar ve Halk TV’ye yönelik iddialar gündemdeki yerini koruyor. Ülke içindeki sesleri kısma çabalarının uluslararası borsalardaki güven kaybını durduramadığı, MSCI’ın son hamlesiyle bir kez daha tescillenmiş oldu.
