Sular Altında Kalma Tehlikesi Yaşayan Ada Ülkesi Tuvalu Dijital Kopyasını Çıkarıyor
Küresel ısınmaya bağlı yükselen deniz seviyeleri nedeniyle sular altında kalma tehlikesi yaşayan ada ülkesi Tuvalu, halkını tahliye ederken dijital kopyasını oluşturuyor.
Küresel ısınmaya bağlı olarak yükselen deniz seviyeleri, deniz seviyesine yakın alçak rakımlı ada ülkelerinin coğrafi ve hukuki varlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Topraklarının önemli bir bölümü sular altında kalma riskiyle karşı karşıya kalan Pasifik ve Hint Okyanusu’ndaki devletler; resmi göç anlaşmaları, başka ülkelerden toprak satın alma ve yapay adalar inşa etme gibi yöntemlerle nüfuslarının geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu doğrultuda atılan adımlar, iklim krizinin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
Tuvalu ve Diğer Ada Ülkelerinin İklim Krizi Mücadelesi
Büyük Okyanus’ta yer alan ve ortalama yüksekliği deniz seviyesinden yaklaşık iki metre olan Tuvalu, halkını başka bir ülkeye kademeli olarak tahliye etmek üzere resmi anlaşma imzalayan ilk devlet oldu. Avustralya ile imzalanan 'Falepili Anlaşması' kapsamında her yıl belirlenen kontenjan dahilinde Tuvalu vatandaşlarına Avustralya’da daimi ikamet ve çalışma hakkı tanındı. Ülkenin toplam nüfusu 11 bin kişiden oluşurken, bazı projeksiyonlara göre bu ülke 2100'e kadar tamamen suların altında kalabilir. Deniz seviyesi son 30 yılda çoktan 21 santimetre yükseldi bile.
Pasifik'in ortasında, Avustralya ile Hawaii'nin tam arasında duran bu coğrafyada halk artık şiddetli gelgitlerle, sıklaşan fırtınalarla ve ağır hava olaylarıyla mücadele ediyor. Şubat aylarında yaşanan 'kral gelgitleri' son yıllarda tanınmaz hale geldi. Niuone Eliuta 2024'te yaşananları aktarırken, o hafta adanın tek ana yolunun doğanın öfkesine yenik düşerek deniz suyu sellerinin altında kaldığını belirtmişti. Su kıtlığı, mercan ağarması, sıcak iklimin getirdiği vektör kaynaklı hastalıklar ve sertleşen hava olayları adadaki hayatın her alanını tehdit ediyor.
Farklı Yöntemler ve Dijital Kopyalama Çalışmaları
Nüfusun geleceğini güvence altına almak amacıyla farklı yöntemler uygulayan bir diğer devlet ise 33 mercan adasından oluşan Kiribati oldu. Tatlı su kaynaklarının tuzlanması ve kıyı erozyonu nedeniyle gelecekte yaşanabilecek olası kitlesel tahliyelere hazırlık yapan Kiribati hükümeti, ilerleyen dönemde halkın yerleşimi ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla Fiji sınırları içerisindeki Vanua Levu Adası’ndan yaklaşık 20 kilometrekarelik arazi satın aldı. Ortalama rakımı iki metrenin altında olan Marshall Adaları’nda ise yükselen deniz seviyesi kıyı yerleşimlerini doğrudan etkiledi. Marshall Adaları’nın ABD ile yaptığı 'Serbest İttifak Anlaşması' (COFA) kapsamında vatandaşlara sağlanan vizesiz ikamet hakkı, nüfusun kademeli olarak yerleşmesine imkan tanıyor.
Dünyanın en düşük ortalama rakımlı devletlerinden biri olan Maldivler de iklim risklerine karşı mühendislik çözümleri geliştiriyor. Nüfusu daha güvenli alanlarda toplamak amacıyla deniz seviyesinden daha yüksek şekilde inşa edilen Hulhumale gibi yapay adalar inşa ediliyor. Tüm bu fiziksel ve hukuki hazırlıkların yanı sıra, Tuvalu hükümeti çok farklı bir projeyi hayata geçiriyor: Topraklarının sular altında kalma ihtimaline karşı ülkenin dijital bir kopyası çıkarılıyor.
