Boşanma Davalarında Altın Kararı: Kesinleşme Beklenmeden İcra Takibi Yapılabilecek

Yargıtay ve ilgili yüksek mahkeme organları, boşanma davalarında hükmedilen ziynet alacaklarının tahsiliyle ilgili milyonlarca kişiyi ilgilendiren emsal bir karara imza attı.

Yıllar süren evliliğin ardından evliliklerini sonlandırma kararı alan bir çiftin yaşadığı hukuki anlaşmazlık, milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren emsal nitelikte bir yargı kararına dönüştü. 1. Aile Mahkemesi'nin ziynet alacağına dair kararına rağmen hak ettiği altınları alamayan mağdur taraf, eski eşi hakkında icra takibi başlatmıştı. Ancak davalı eski koca, İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak boşanma davasının henüz kesinleşmediğine dikkat çekmiş ve icra takibine itiraz etmişti. Boşanma ilamı kesinleşmeden onun ferisi niteliğindeki alacakların talep edilemeyeceğini savunan borçlu taraf, takibin iptaline karar verilmesini talep etmişti.

Yerel mahkemenin şikayeti reddetmesi üzerine dosya istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takibin dayanağının 1. Aile Mahkemesi'nin 2025/17 K. sayılı ilamı olduğunu vurguladı. Takipte ilamda hüküm altına alınan ziynet iadesinin yanı sıra bu konuya ilişkin yargılama gideri ile vekalet ücretinin tahsilinin de talep edildiği belirtildi. Şikayetin niteliği itibarıyla süresiz şikayete tabi olduğuna vurgu yapan yüksek yargı mercii, aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümlerin kesinleşmedikçe takibe konu edilemeyeceğini hatırlattı.

Boşanma ve Ziynet Alacaklarında Yeni Dönem

Hukuki süreçte dikkat çeken en önemli detay, boşanma kararının eklentisi niteliğindeki tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin durumu oldu. İlgili dairenin incelemesinde, boşanma davası ile birlikte görülen ve hüküm altına alınan bazı alacak kalemlerinin hukuki niteliği ayrıştırıldı. Alınan bu karar, benzer hukuki uyuşmazlıklar yaşayan ve hak arayan vatandaşlar için yol gösterici nitelik taşıyor.

Öte yandan, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de düğünde takılan ya da mehir olarak verilmesi taahhüt edilen altınların iadesine ilişkin davalarda kritik bir eşiğe işaret etti. Dairenin değerlendirmelerine göre, varlığı ve niteliği ispatlanan altınların aynen iadesi talebi herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedilemiyor. Eğer altınların aynen geri verilmesi fiilen mümkün değilse, talep sınırları içinde kalmak kaydıyla bedeli konusunda karar verilmesi gerekliliği vurgulanıyor. Bu durum, senedi bulunmayan mehir ve ziynet alacakları açısından da yargı pratiklerini şekillendiriyor.

Hukuki Süreçler ve Delil Durumu

Uzmanlar, mehir alacağı veya düğünde takılan ziynet eşyalarının geri alınması süreçlerinde yazılı belgelerin önemine dikkat çekiyor. Evlilik birliği içinde kadına verilmesi taahhüt edilen altın veya ekonomik değerlerin verilmemesi durumunda yazılı mehir senedi güçlü bir delil oluşturuyor. Ancak belgenin bulunmaması her durumda talebin kesin olarak reddedileceği anlamına gelmiyor. Uyuşmazlığın mahiyetine göre diğer yazılı belgeler, ödeme kayıtları ve hukuken geçerli diğer deliller de dava dosyasına sunulabiliyor.

Son açıklanan yargı kararlarıyla birlikte, boşanma aşamasındaki kişilerin hak kaybı yaşamaması adına icra ve mahkeme süreçlerini yakından takip etmesi gerekiyor. Kesinleşme şartının hangi alacak türleri için geçerli olduğu, hangilerinin ise hemen icraya konulabileceği hususu, bundan sonraki yargılama faaliyetlerinde temel kılavuzlardan biri olacak.

Gündem ve politika editörü. Yurt içi haberleri ve siyaset gündemini takip ediyor.