Türkiye İlk Kez Deniz Milli Parkı İlan Etti: Ege ve Akdeniz'de Yeni Statü

Türkiye'nin Resmi Gazete'de yayımlanan kararla Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz'de ilk kez deniz milli parkı ilan etmesi komşu ülkede geniş yankı uyandırdı.

Türkiye'nin Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz'deki iki ayrı bölgeyi milli deniz parkı olarak koruma altına alması, uluslararası kamuoyunda ve Yunan basınında geniş yankı uyandırdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlar doğrultusunda, ülkedeki milli park sayısına yenileri eklenirken Millî Park Kanunu çerçevesinde ilk kez resmi olarak deniz milli parkı statüsü uygulanmaya başlandı. Toplamda 50 milli parkın bulunduğu ülkede atılan bu idari adım, deniz yetki alanları ve çevresel koruma başlıklarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.

Resmi Gazete Kararıyla İki Hayati Koridor Koruma Altına Alındı

Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeye göre koruma altına alınan alanlar iki kritik koridoru kapsıyor. Kuzey Ege Deniz Milli Parkı; Çanakkale ve Gökçeada açıklarını kapsayarak Limni ile Semadirek adaları arasındaki hatta uzanan bir coğrafyada yer alırken, Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ise Muğla ve Antalya il sınırlarının deniz uzantılarını birleştirerek Rodos ile Meis arasındaki sulara ulaşıyor. Fethiye ve Kaş ilçeleri arasındaki kıyı şeridini kapsayan Fethiye-Kaş bölgesi ile Gelibolu Yarımadası, Gökçeada ve Tekirdağ kıyılarına uzanan Kuzey Ege sahası, bundan böyle Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından yönetilecek. Daha önce Gökçeada Sualtı Milli Parkı gibi daha küçük alanlar ve özel deniz koruma bölgeleri bulunmasına rağmen, bu kapsamlı karar ilk olma özelliği taşıyor.

Yunan Basınında ve Atina'da Geniş Yankı Uyandırdı

Ankara'nın attığı bu adım, komşu Yunanistan'da ve Yunan basınında stratejik bir hamle olarak değerlendirildi. Yunanistan'ın önde gelen yayın organlarından Liberal gazetesi, bu kararın üç temel hedef taşıdığını öne sürdü. Buna göre söz konusu hamle; kalıcı hak iddialarını haritalardan idari uygulamalar düzeyine taşıma, çevresel izleme, balıkçılık kısıtlamaları ve bilimsel faaliyetler için idari bir varlık oluşturma ve müzakereler için yeni bir başlangıç noktası yaratma amacı güdüyor. To Vima gazetesi ise bu kararın, Atina yönetiminin Güney Ege'de ilan etmeyi planladığı deniz parkları ve Deniz Mekansal Planlaması hamlelerine doğrudan diplomatik bir yanıt niteliği taşıdığını aktardı. Yunan Dışişleri Bakanlığı, ilan edilen hatların kendi kıta sahanlığı ve uluslararası sularla kesiştiğini savunarak karara tepki gösterdi.

Mavi Vatan Yaklaşımında İdari Boyut

Yunan basınındaki analizlerde, Ankara'nın uzun süredir haritalar, siyasi açıklamalar, askeri faaliyetler ve araştırma çalışmalarıyla yürüttüğü Mavi Vatan yaklaşımını bu idari düzenlemelerle güçlendirdiği vurgulandı. Kuzeydoğu Ege'nin, 1973 yılında Taşoz Adası açıklarında hidrokarbon yataklarının keşfedilmesiyle başlayan yetki alanı anlaşmazlıklarının merkez üssü olduğuna dikkat çekilirken, Doğu Akdeniz'in ise 2019'da Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakatı çerçevesinde şekillendiği hatırlatıldı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamalarda, Yunanistan'ın çevre programlarını siyasi hamlelere alet ettiğini, uluslararası anlaşmalarla egemenliği devredilmemiş coğrafi formasyonlar üzerinde fiili durum yaratmaya çalıştığını ve bu adımların hukuken geçersiz olduğunu belirtmişti.

Gündem ve politika editörü. Yurt içi haberleri ve siyaset gündemini takip ediyor.