Türkiye'nin İlk Deniz Milli Parkı Kararına Atina'dan Sert Tepki
Türkiye'nin Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'de deniz milli parkı ilan etmesi kararının ardından atina yönetimi ve basını tepki gösterdi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilke imza atarak denizde milli park alanları ilan etti. 15 Ağustos tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kuzey Ege'de ve Doğu Akdeniz'de iki milli deniz parkı oluşturulurken, 16 Ağustos'ta Resmî Gazete'de yayımlanan karar stratejik bir adım olarak kayda geçti. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi Müdürü Mustafa Başkara, Mavi Vatan'daki egemenlik hakları doğrultusunda atılan bu adımın önemine vurgu yaptı. Türkiye'de hali hazırda 50 farklı milli park bulunmasına rağmen, Milli Park Kanunu çerçevesinde ilk kez bir deniz milli parkı hayata geçirilmiş oldu.
Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'de Yeni Sınırlar
Resmi Gazete'deki karara göre, Muğla'nın Fethiye ilçesi ile Antalya'nın Kaş açıklarında yer alan deniz alanı ve Kuzey Ege'de sınırları belirlenen sahalar koruma altına alındı. Fethiye-Kaş parkı yaklaşık 21 bin 700 kilometrekarelik geniş bir alanı kapsarken, Kuzey Ege'deki park bin 742 kilometrekarelik bir sahaya yayıldı. Bu kararla birlikte ekolojik açıdan önemli olan bu bölgelerdeki varlıkların korunması ve yapılacak balıkçılık faaliyetlerinin izlenmesi yetkisi Türkiye tarafından üstlenildi. Ankara, Doğu Akdeniz ve Ege'deki ihtilaflı konulara hukuki bir çerçeve kazandırma çabalarını bilimsel bir zemine oturturken, 27 Kasım 2019'da Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması bu sürecin ilk adımı olmuştu.
atına'nın İtirazları ve Basındaki Yansımalar
Ankara'nın attığı bu adım, atına basınında ve siyasetinde deprem etkisi yarattı. Komşu ülkenin Dışişleri Bakanlığı Pazartesi günü yaptığı resmi açıklamada, Türkiye'nin iki geniş alanda deniz parkı oluşturma kararını yasa dışı olarak nitelendirerek kınadı. Bakanlık, Ankara'yı uluslararası sular ile Yunanistan'ın kıta sahanlığını ihlal etmekle suçladı. Açıklamada, yetki alanı dışında tek taraflı olarak ilan edilen bu parkların fiili bir durum yaratamayacağı ve uluslararası hukuktan doğan hakları etkileyemeyeceği savunuldu. Yunan tarafı ayrıca, kendi İyon ve Ege denizlerindeki deniz parkı planlarının tamamen deniz hukukuna uyumlu ve yalnızca kendi karasuları dahilinde gerçekleştirildiğini öne sürdü.
'Sakin Sular' Siyaseti Tartışılıyor
Yunan medyasında geniş yer bulan gelişmeler, 2023 yılında iki ülke arasında imzalanan atına anlaşmasıyla yakalanan yumuşama ortamının sona erip ermediği tartışmalarını beraberinde getirdi. Ekolojik açıdan önemli alanların korunmasını hedefleyen milli park kararı sonrasında, Yunan basını dostluk anlaşmasından bu yana süren sakin sular siyasetinin tehlikeye girdiğini yazdı. Türkiye ise son yıllarda artan bölgesel hareketlilik ve İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yakınlaşması karşısında yasal arayışlarını daha yapısal bir metodolojiyle sürdürmeye devam ediyor.
