Kira Karşılığı Gelir Hesaptan Çıkarıldığında Türkiye'de Yoksulluk Oranı Yüzde 23,2'ye Yükseldi

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın hazırladığı yeni rapora göre, kira karşılığı gelir kaleminin hesap dışı bırakılmasıyla yoksulluk oranı yüzde 23,2'ye çıktı.

231 kez okundu

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü kapsamında dikkat çeken bir araştırmaya imza attı. Vakıf, yoksulluk notları serisinin ilk çalışmasında Türkiye'deki mevcut ölçüm yöntemlerini masaya yatırdı ve konut sahipliği ile bölgesel farklılıkların bu oranları nasıl doğrudan etkilediğini inceledi.

Hazırlanan raporda, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hane gelirine dahil ettiği ve sıklıkla tartışma konusu olan "kira karşılığı" kavramına özel bir parantez açıldı. Kendi evinde ya da herhangi bir kira ödemeden başkasına ait bir konutta yaşayan kişilerin elde ettiği varsayılan kira değeri, hanelerin barınma avantajını gösterse de günlük market, fatura veya diğer temel ihtiyaçları karşılamak için cebe giren nakit bir gelir anlamına gelmiyor. Bu durumun resmi veriler üzerindeki yansımaları da detaylıca analiz edildi.

Kira Değeri Hesaptan Çıkarıldığında Oranlar Değişiyor

Araştırma bulgularına göre, söz konusu kira karşılığı tutarı gelir hesabından tamamen çıkarıldığında, 2025 yılı için yüzde 20,6 olarak açıklanan resmi yoksulluk oranı yüzde 23,2 seviyesine tırmanıyor. Bu oran, Avrupa İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) benzer kalemi dışarıda bırakarak Türkiye için hesapladığı yüzde 23,4'lük seviyeyle de büyük ölçüde örtüşüyor. Uzmanlar, iki hesaplama biçimi arasındaki makasın özellikle kiraların hane halkı gelirlerinden çok daha hızlı yükseldiği dönemin ardından, 2024 ve 2025 anketlerinde çok daha belirgin hale geldiğine dikkat çekiyor.

Mevcut hesaplama yöntemindeki bu detay, milyonlarca vatandaşın resmi istatistiklerdeki yerini de doğrudan etkiliyor. Araştırmaya göre, kira karşılığının gelir kalemine eklenmesi sayesinde yoksulluk sınırının hemen üzerinde kalmayı başaran kişi sayısı da yıllara göre artış gösterdi. 2014 ila 2021 yılları arasında 1,5 milyon ile 2 milyon arasında değişen bu kritik nüfus, 2025 yılı itibarıyla 3,5 milyon kişiye ulaştı. Söz konusu kitlenin yaklaşık dörtte üçünü ev sahibi olan haneler oluştururken, kalanı ise kira ödemeden farklı konutlarda yaşayan vatandaşlardan meydana geliyor.

Ölçüm Yöntemleri ve Yeni Yaklaşımlar

TEPAV tarafından yayımlanan bu ilk çalışma, ekonomik göstergelerin ve refah seviyesinin doğru okunabilmesi adına metodolojik tartışmaların önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Nakit akışı sağlamayan varsayımsal gelirlerin, hane halkının gerçek alım gücünü ne ölçüde yansıttığı ekonomi çevrelerinde uzun süredir tartışılıyor. Özellikle büyükşehirlerde hızla artan konut maliyetleri, kira ödemeyen veya ev sahibi olan kesimlerle kirada yaşayan dar gelirli vatandaşlar arasındaki makası açarken, resmi kurumların gelecekte bu tür parametreleri nasıl ele alacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

Ekonomi editörü. Piyasalar, döviz-altın ve şirket haberleri üzerine yazıyor.