İngilizce Restoran Cümleleri: Sipariş Verme ve Menü İfadeleri
Yurt dışına çıktığınızda en keyifli deneyimlerden biri yerel restoranları keşfetmektir. Ancak İngilizce menü okumak, sipariş vermek, garson çağırmak ve hesap istemek bazen zorlayıcı olabilir. Bu kapsamlı rehberde, restoranda ihtiyaç duyacağınız tüm İngilizce cümleleri, terimleri ve pratik diyalogları öğretmen eşliğinde detaylı bir şekilde öğreneceksiniz. Restoran rezervasyonundan hesap ödemeye, özel diyet taleplerinizden bahşiş vermeye kadar her konuda kendinizi güvende hissedeceksiniz.
Restoran ve Yemek Temel Kelime Tablosu
| Türkçe | İngilizce | Okunuşu |
|---|---|---|
| Restoran | Restaurant | res'tırant |
| Garson | Waiter / Server | vey'tır / sör'vır |
| Menü | Menu | men'yuu |
| Sipariş | Order | or'dır |
| Hesap | Bill / Check | bil / çek |
| Bahşiş | Tip | tip |
| Masa | Table | tey'bıl |
| Koltuk / Yer | Seat | siit |
| Mutfak | Kitchen | kiç'ın |
| Şef / Aşçıbaşı | Chef | şef |
| Porsiyon | Portion | por'şın |
| Alerji | Allergy | el'ırci |
| Lezzet | Flavor / Taste | fley'vır / teyst |
| Tarif | Recipe | res'ıpi |
| Malzeme | Ingredient | ingrii'diınt |
| Pişirmek | To cook | tu kuk |
| Servis | Service | sör'vis |
| Paket servis | Takeaway / To go | teyk'ıvey / tu go |
1. Restoran Bulma ve Tavsiye İsteme
Restoran Önerisi / Restoran Tavsiyesi – Restaurant Recommendation
Türkçe: Restoran önerisi / Restoran tavsiyesi
İngilizce: Restaurant recommendation
Okunuşu: RES-tı-rant re-ko-men-DEY-şın
Örnek cümleler:
- Can you recommend a good restaurant nearby? – Yakınlarda iyi bir restoran önerebilir misiniz?
- What restaurant do you recommend for local food? – Yerel yemekler için hangi restoranı önerirsiniz?
- Is there a nice restaurant within walking distance? – Yürüme mesafesinde güzel bir restoran var mı?
- Do you know any affordable restaurants around here? – Buralarda uygun fiyatlı restoran biliyor musunuz?
💡 Pratik İpucu: Otel resepsiyonuna veya yerel halka restoran tavsiyesi sorabilirsiniz. "Locals' favorite" (yerel halkın favorisi) veya "hidden gem" (gizli mücevher / bilinmeyen harika yer) gibi ifadeler duyabilirsiniz.
Yerel Mutfak / Yerel Yemekler – Local Cuisine / Local Dishes
Türkçe: Yerel mutfak / Yerel yemekler
İngilizce: Local cuisine / Local dishes / Local food
Okunuşu: LO-kıl kwi-ZİİN / LO-kıl Dİ-şiz
Örnek cümleler:
- I'd like to try the local cuisine. – Yerel mutfağı denemek istiyorum.
- What are the local dishes you recommend? – Hangi yerel yemekleri önerirsiniz?
- We want to experience authentic local food. – Otantik yerel yemekleri deneyimlemek istiyoruz.
- This restaurant serves traditional local cuisine. – Bu restoran geleneksel yerel mutfak sunuyor.
💡 Faydalı Terimler:
• Cuisine (kwi-ZİİN) = Mutfak (yemek kültürü anlamında)
• Dish = Yemek (tabak/porsiyon anlamında)
• Authentic = Otantik, gerçek
• Traditional = Geleneksel
• Street food = Sokak yemeği
• Fine dining = Lüks yemek deneyimi
2. Restoran Rezervasyonu
Restoran Rezervasyonu – Restaurant Reservation / Table Booking
Türkçe: Restoran rezervasyonu
İngilizce: Restaurant reservation / Table booking
Okunuşu: RES-tı-rant re-zır-VEY-şın
Örnek cümleler:
- I'd like to make a reservation for tonight. – Bu akşam için rezervasyon yapmak istiyorum.
- Can I book a table for four at 7 PM? – Saat 19:00'da dört kişilik bir masa ayırtabilir miyim?
- Do you take reservations? – Rezervasyon kabul ediyor musunuz?
- I have a reservation under the name Demir. – Demir adına bir rezervasyonum var.
- We don't have a reservation. Do you have a table available? – Rezervasyonumuz yok. Boş masanız var mı?
Rezervasyon Yapmak – To Make a Reservation / To Book a Table
Türkçe: Rezervasyon yapmak
İngilizce: To make a reservation / To book a table
Rezervasyon sırasında sorulabilecek sorular:
- How many people? – Kaç kişi?
- What time would you like? – Saat kaçı tercih edersiniz?
- Indoor or outdoor seating? – İç mekan mı, dış mekan mı?
- Do you have any dietary requirements? – Diyet gereksiniminiz var mı?
- Would you prefer a window seat? – Cam kenarı masa tercih eder misiniz?
💡 Kültür Notu: Popüler restoranlarda özellikle hafta sonları rezervasyon yapmak önemlidir. "Walk-in" (rezervasyonsuz gelen müşteri) kabul etmeyen restoranlar da vardır. Rezervasyon uygulamaları (OpenTable gibi) yurt dışında çok yaygındır.
Özel Etkinlik – Special Event / Private Event
Türkçe: Özel etkinlik
İngilizce: Special event / Private event / Private dining
Okunuşu: SPE-şıl i-VENT
Örnek cümleler:
- We'd like to arrange a private dining event. – Özel bir yemek etkinliği düzenlemek istiyoruz.
- Do you host special events? – Özel etkinliklere ev sahipliği yapıyor musunuz?
- We're planning a dinner party for 20 people. – 20 kişilik bir akşam yemeği organizasyonu planlıyoruz.
Doğum Günü Kutlaması – Birthday Celebration
Türkçe: Doğum günü kutlaması
İngilizce: Birthday celebration / Birthday dinner / Birthday party
Okunuşu: BÖRZ-dey se-lı-BREY-şın
Örnek cümleler:
- We're celebrating a birthday tonight. – Bu akşam bir doğum günü kutluyoruz.
- Can you prepare a birthday cake? – Doğum günü pastası hazırlayabilir misiniz?
- It's my friend's birthday. Can you do something special? – Arkadaşımın doğum günü. Özel bir şey yapabilir misiniz?
- Could you bring a cake with candles? – Mumlu bir pasta getirebilir misiniz?
Yıl Dönümü – Anniversary
Türkçe: Yıl dönümü
İngilizce: Anniversary
Okunuşu: a-ni-VÖR-sı-ri
Örnek cümleler:
- We're celebrating our wedding anniversary. – Evlilik yıl dönümümüzü kutluyoruz.
- It's our 10th anniversary. Do you have any special arrangements? – 10. yıl dönümümüz. Özel bir düzenlemeniz var mı?
- Happy anniversary! – Mutlu yıl dönümleri!
💡 Kültür Notu: Birçok restoran doğum günü ve yıl dönümü kutlamaları için özel hizmetler sunar: ücretsiz tatlı, masa süslemesi, özel müzik vb. Rezervasyon sırasında belirtirseniz güzel bir sürpriz hazırlayabilirler.
3. Garson Çağırma ve Menü İsteme
Garson Çağırmak – Calling the Waiter
Türkçe: Garson çağırmak
İngilizce: Calling the waiter/waitress / Getting the server's attention
Okunuşu: VEY-tır / VEY-tris / SÖR-vır
Garson çağırırken kullanabileceğiniz ifadeler:
- Excuse me! – Bakar mısınız! (En yaygın ve kibar yöntem)
- Excuse me, could we get some help? – Bakar mısınız, yardımcı olabilir misiniz?
- When you have a moment, please. – Müsait olduğunuzda, lütfen.
- Could we see the waiter, please? – Garsonla görüşebilir miyiz, lütfen?
💡 Önemli Uyarı: İngilizcede garsona asla "garson!" diye bağırılmaz. "Waiter!" diye seslenmek kaba kabul edilir. Bunun yerine:
• Göz teması kurun ve elinizi hafifçe kaldırın
• "Excuse me" deyin
• Amerikan İngilizcesinde "server" cinsiyetten bağımsız kullanılır
• İngiliz İngilizcesinde "waiter" (erkek) / "waitress" (kadın) hâlâ kullanılır
Menü İstiyorum – Can I See the Menu?
Türkçe: Menü istiyorum / Menüyü görebilir miyim?
İngilizce: Can I see the menu? / Could we have the menu, please?
Okunuşu: ken ay sii dı MEN-yuu
Örnek cümleler:
- Could we have the menu, please? – Menüyü alabilir miyiz, lütfen?
- Do you have an English menu? – İngilizce menünüz var mı?
- Is there a children's menu? – Çocuk menüsü var mı?
- Can I see the drinks menu? – İçecek menüsünü görebilir miyim?
Menü Nedir? – What's on the Menu?
Türkçe: Menüde neler var?
İngilizce: What's on the menu? / What do you have on the menu?
Menü bölümleri:
| Türkçe | İngilizce |
|---|---|
| Başlangıçlar / Mezeler | Starters / Appetizers |
| Ana yemekler | Main courses / Entrées |
| Yan lezzetler | Side dishes / Sides |
| Çorbalar | Soups |
| Salatalar | Salads |
| Tatlılar | Desserts |
| İçecekler | Beverages / Drinks |
| Günün özel menüsü | Today's special / Daily special |
| Şefin önerisi | Chef's recommendation |
Önerilen Yemekler – Recommended Dishes
Türkçe: Önerilen yemekler
İngilizce: Recommended dishes / House specialties
Okunuşu: re-ko-MEN-did Dİ-şiz
Örnek cümleler:
- What do you recommend? – Ne önerirsiniz?
- What's the most popular dish? – En popüler yemek hangisi?
- What's today's special? – Günün özel yemeği ne?
- What's your signature dish? – Restoranın imza yemeği ne?
- What's good here? – Burada ne güzel? (Günlük, samimi soru)
4. Sipariş Verme
Sipariş Vermek – To Order / To Place an Order
Türkçe: Sipariş vermek / Yemek siparişi vermek
İngilizce: To order / To place an order
Okunuşu: tu OR-dır
Sipariş verirken kullanabileceğiniz kalıplar:
- I'd like to order, please. – Sipariş vermek istiyorum, lütfen.
- I'll have the grilled chicken, please. – Izgara tavuk alayım, lütfen.
- Can I have the pasta with tomato sauce? – Domates soslu makarna alabilir miyim?
- I'd like the steak, medium rare. – Biftek istiyorum, az pişmiş.
- For me, the fish and chips, please. – Bana balık ve patates lütfen.
- We're ready to order. – Sipariş vermeye hazırız.
- We need a few more minutes, please. – Birkaç dakika daha lazım, lütfen.
Garsonun Sorları ve Cevaplar
| Garsonun Sorusu (İngilizce) | Türkçe Anlamı | Olası Cevabınız |
|---|---|---|
| Are you ready to order? | Sipariş vermeye hazır mısınız? | Yes, please. / Not yet, give us a moment. |
| What would you like to drink? | İçecek olarak ne istersiniz? | I'll have water / a Coke / an orange juice. |
| Would you like still or sparkling water? | Sade su mu, maden suyu mu? | Still water, please. / Sparkling, please. |
| How would you like your steak? | Bifteğinizi nasıl istersiniz? | Medium, please. / Well done. |
| Anything else? | Başka bir şey var mı? | No, that's all. Thank you. |
| Would you like any sides? | Yanında bir şey ister misiniz? | Yes, a side salad, please. |
💡 Et Pişirme Dereceleri:
- Rare = Çiğe yakın (kan kırmızı)
- Medium rare = Az pişmiş (pembe, sulu)
- Medium = Orta pişmiş (ortası pembe)
- Medium well = Ortanın üstü pişmiş
- Well done = İyi pişmiş (tamamen pişmiş)
Su İstiyorum – I'd Like Some Water
Türkçe: Su istiyorum
İngilizce: I'd like some water / Can I have water, please?
Örnek cümleler:
- Can I have a glass of water, please? – Bir bardak su alabilir miyim, lütfen?
- Could we get a bottle of water? – Bir şişe su alabilir miyiz?
- Still water or sparkling water? – Sade su mu maden suyu mu?
- Just tap water is fine, thank you. – Musluk suyu yeterli, teşekkürler.
💡 Önemli Fark:
• Still water = Sade su (gazsız)
• Sparkling water = Maden suyu (gazlı)
• Tap water = Musluk suyu (çoğu Batı ülkesinde ücretsiz ikram edilir)
• Bottled water = Şişe su (ücretli)
Acıktım / Susadım – I'm Hungry / I'm Thirsty
Türkçe: Acıktım / Susadım
İngilizce: I'm hungry / I'm thirsty
Okunuşu: aym HANG-gri / aym ZÖR-sti
Örnek cümleler:
- I'm so hungry! Let's find a restaurant. – Çok acıktım! Bir restoran bulalım.
- I'm starving! – Açlıktan ölüyorum! (Abartılı, günlük ifade)
- I'm a bit thirsty. Can we get something to drink? – Biraz susadım. Bir şeyler içebilir miyiz?
- Are you hungry? Should we grab a bite? – Aç mısın? Bir şeyler atıştıralım mı?
💡 Günlük İfadeler:
• I'm starving = Çok açım (abartılı)
• I could eat a horse = Kurt gibi açım (deyim)
• Grab a bite = Hızlıca bir şeyler yemek
• Let's eat out = Dışarıda yiyelim
Kahve – Coffee
Türkçe: Kahve
İngilizce: Coffee
Okunuşu: KO-fi
Kahve sipariş ederken:
- Can I have a coffee, please? – Bir kahve alabilir miyim, lütfen?
- I'd like a black coffee. – Sade kahve istiyorum.
- Could I have a latte with oat milk? – Yulaf sütlü latte alabilir miyim?
- Do you have decaf? – Kafeinsiz kahveniz var mı?
💡 Kahve Türleri:
• Espresso = Espresso
• Americano = Amerikan kahvesi (espresso + sıcak su)
• Latte = Sütlü kahve
• Cappuccino = Kapuçino
• Black coffee = Sade kahve (sütsüz, şekersiz)
• Decaf = Kafeinsiz
• Iced coffee = Buzlu kahve
• Turkish coffee = Türk kahvesi
5. Özel Diyet ve Alerjiler
Yemek alerjiniz veya özel diyet tercihiniz varsa, bunu restoranda mutlaka belirtmelisiniz. Bu bölüm hayati öneme sahip olabilir.
Yemek Alerjisi / Alerjim Var – Food Allergy / I Have an Allergy
Türkçe: Yemek alerjisi / Alerjim var
İngilizce: Food allergy / I have an allergy
Okunuşu: fuud A-lır-ci / ay hev en A-lır-ci
Örnek cümleler:
- I have a food allergy. – Yemek alerjim var.
- I'm allergic to nuts. – Fındık/kuruyemişe alerjim var.
- I'm allergic to shellfish. – Kabuklu deniz ürünlerine alerjim var.
- Does this dish contain gluten? – Bu yemek gluten içeriyor mu?
- I have a severe allergy to peanuts. – Yer fıstığına ciddi alerjim var.
- Can you make this dish without dairy? – Bu yemeği süt ürünsüz yapabilir misiniz?
💡 Yaygın Alerjenler:
• Nuts = Kuruyemiş
• Peanuts = Yer fıstığı
• Gluten = Gluten
• Dairy / Lactose = Süt ürünleri / Laktoz
• Eggs = Yumurta
• Shellfish = Kabuklu deniz ürünleri
• Soy = Soya
• Wheat = Buğday
⚠️ Önemli: Ciddi alerjiniz varsa, "I have a severe allergy to [allergen]. It could be life-threatening." (Ciddi bir [alerjen] alerjim var. Hayati tehlike oluşturabilir.) cümlesini mutlaka kurun.
İçinde Ne Var? – What's in It?
Türkçe: İçinde ne var?
İngilizce: What's in it? / What are the ingredients?
Okunuşu: vats in it / vat ar dı in-GRİ-di-ınts
Örnek cümleler:
- What's in this dish? – Bu yemeğin içinde ne var?
- What are the ingredients? – Malzemeler neler?
- Does this contain any nuts? – Bunun içinde kuruyemiş var mı?
- Is there any meat in this? – Bunun içinde et var mı?
- Can you check with the chef if this is gluten-free? – Şefe bunun glutensiz olup olmadığını sorabilir misiniz?
Vejetaryen Yemek – Vegetarian Food
Türkçe: Vejetaryen yemek
İngilizce: Vegetarian food / Vegetarian options
Okunuşu: ve-ci-TER-i-ın fuud
Örnek cümleler:
- Do you have vegetarian options? – Vejetaryen seçenekleriniz var mı?
- I'm vegetarian. What can I order? – Ben vejetaryenim. Ne sipariş edebilirim?
- Is this dish vegetarian? – Bu yemek vejetaryen mi?
- Can you make this without meat? – Bunu etsiz yapabilir misiniz?
💡 Diyet Türleri:
• Vegetarian = Vejetaryen (et yemez, süt/yumurta yer)
• Vegan = Vegan (hiçbir hayvansal ürün tüketmez)
• Pescatarian = Pesketaryen (balık yer, et yemez)
• Gluten-free = Glutensiz
• Dairy-free = Süt ürünsüz
• Halal = Helal
• Kosher = Koşer
Özel Diyet – Special Diet / Dietary Requirements
Türkçe: Özel diyet
İngilizce: Special diet / Dietary requirements / Dietary restrictions
Okunuşu: SPE-şıl DAY-ıt
Örnek cümleler:
- I have special dietary requirements. – Özel diyet gereksinimlerim var.
- I'm on a low-sodium diet. – Düşük tuzlu diyet uyguluyorum.
- I can't eat sugar. Do you have sugar-free desserts? – Şeker yiyemiyorum. Şekersiz tatlınız var mı?
- Do you cater to special diets? – Özel diyetlere uygun yemek sunuyor musunuz?
Yemek Tercihleri – Food Preferences
Türkçe: Yemek tercihleri
İngilizce: Food preferences / Taste preferences
Tercihlerinizi belirtirken:
- I prefer spicy food. – Acılı yemek tercih ederim.
- I don't like seafood. – Deniz ürünleri sevmiyorum.
- I'd prefer something light. – Hafif bir şey tercih ederim.
- Do you have anything for kids? – Çocuklar için bir şeyiniz var mı?
6. Acılık Derecesi ve Tat İfadeleri
Acılı mı? – Is It Spicy?
Türkçe: Acılı mı?
İngilizce: Is it spicy?
Okunuşu: iz it SPAY-si
Örnek cümleler:
- Is this dish spicy? – Bu yemek acılı mı?
- How spicy is it? – Ne kadar acı?
- I like spicy food. – Acılı yemek severim.
- I can't eat spicy food. – Acılı yemek yiyemiyorum.
Benim İçin Çok Acılı / Fazla Acılı Olmasın – Too Spicy / Not Too Spicy
Türkçe: Benim için çok acılı / Fazla acılı olmasın
İngilizce: It's too spicy for me / Not too spicy, please
Okunuşu: its tuu SPAY-si for mi
Örnek cümleler:
- This is too spicy for me. – Bu benim için çok acılı.
- Can you make it less spicy? – Daha az acılı yapabilir misiniz?
- Not too spicy, please. – Fazla acılı olmasın, lütfen.
- Mild, please. I can't handle spicy food. – Hafif acılı, lütfen. Acılı yemek yiyemiyorum.
- Can you make it extra spicy? – Ekstra acılı yapabilir misiniz?
💡 Acılık Seviyeleri:
• Mild = Hafif (acısız)
• Medium = Orta acılı
• Hot / Spicy = Acılı
• Extra hot / Very spicy = Çok acılı
Porsiyon Büyüklüğü – Portion Size
Türkçe: Porsiyon büyüklüğü
İngilizce: Portion size / Serving size
Okunuşu: POR-şın sayz
Örnek cümleler:
- How big are the portions? – Porsiyonlar ne kadar büyük?
- Is the portion big enough for two? – Porsiyon iki kişiye yeter mi?
- Can I have a smaller portion? – Daha küçük porsiyon alabilir miyim?
- The portions here are very generous. – Buradaki porsiyonlar çok cömert.
7. Tatlı Menüsü ve İçecekler
Tatlı Menüsü – Dessert Menu
Türkçe: Tatlı menüsü
İngilizce: Dessert menu
Okunuşu: di-ZÖRT MEN-yuu
Örnek cümleler:
- Could we see the dessert menu, please? – Tatlı menüsünü görebilir miyiz, lütfen?
- What desserts do you have? – Hangi tatlılarınız var?
- I'll have the chocolate cake for dessert. – Tatlı olarak çikolatalı kek alayım.
- Can we share a dessert? – Bir tatlıyı paylaşabilir miyiz?
Şarap Listesi – Wine List
Türkçe: Şarap listesi
İngilizce: Wine list / Wine menu
Okunuşu: vayn list
Örnek cümleler:
- Could we see the wine list? – Şarap listesini görebilir miyiz?
- What wine do you recommend with fish? – Balıkla hangi şarabı önerirsiniz?
- I'll have a glass of red wine. – Bir kadeh kırmızı şarap alayım.
- Can we get a bottle of white wine? – Bir şişe beyaz şarap alabilir miyiz?
💡 Şarap Terimleri:
• Red wine = Kırmızı şarap
• White wine = Beyaz şarap
• Rosé = Roze şarap
• Dry wine = Sek şarap
• Sweet wine = Tatlı şarap
• House wine = Evin şarabı (genellikle en uygun fiyatlı)
Alkol Servisi Var mı? – Do You Serve Alcohol?
Türkçe: Alkol servisi var mı?
İngilizce: Do you serve alcohol? / Is alcohol available?
Okunuşu: du yuu sörv AL-kı-hol
Örnek cümleler:
- Do you serve alcohol? – Alkollü içecek servis ediyor musunuz?
- Is there a bar area? – Bar bölümü var mı?
- Can I get a beer, please? – Bir bira alabilir miyim, lütfen?
- What cocktails do you have? – Hangi kokteyller var?
- Do you have non-alcoholic options? – Alkolsüz seçenekleriniz var mı?
Şerefe! – Cheers!
Türkçe: Şerefe!
İngilizce: Cheers!
Okunuşu: çiirz
Örnek cümleler:
- Cheers! – Şerefe!
- Let's raise a toast! – Kadeh kaldıralım!
- Cheers to a wonderful evening! – Harika bir akşama şerefe!
- Here's to good health! – Sağlığımıza!
💡 Kültür Notu: "Cheers" İngiliz kültüründe sadece kadeh kaldırırken değil, günlük hayatta "teşekkürler" ve "hoşça kal" yerine de kullanılır. Ancak restoranda kadeh tokuşturma anlamında kullanılır.
Wi-Fi Şifresi – Wi-Fi Password
Türkçe: Wi-Fi şifresi
İngilizce: Wi-Fi password
Örnek cümleler:
- What's the Wi-Fi password? – Wi-Fi şifresi ne?
- Do you have free Wi-Fi? – Ücretsiz Wi-Fi var mı?
- Can I connect to your Wi-Fi? – Wi-Fi'nize bağlanabilir miyim?
8. Hesap ve Ödeme
Hesap İstiyorum / Hesabı İstiyorum – Can I Have the Bill?
Türkçe: Hesap istiyorum / Hesabı istiyorum
İngilizce: Can I have the bill? (BrE) / Can I have the check? (AmE)
Okunuşu: ken ay hev dı bil / ken ay hev dı çek
Örnek cümleler:
- Could we have the bill, please? – Hesabı alabilir miyiz, lütfen? (İngiliz İngilizcesi)
- Check, please. – Hesap, lütfen. (Amerikan İngilizcesi, kısa ve yaygın)
- Can I pay, please? – Ödeyebilir miyim, lütfen?
- We'd like to settle the bill. – Hesabı kapatmak istiyoruz.
- Can we have separate bills? – Ayrı ayrı hesap alabilir miyiz?
- We'll pay together. – Birlikte ödeyeceğiz.
💡 Önemli Fark:
• Bill = Hesap (İngiliz İngilizcesi)
• Check = Hesap (Amerikan İngilizcesi)
Her ikisi de anlaşılır. "Bill" dünyada daha yaygındır.
Kredi Kartı Kabul Ediyor musunuz? – Do You Accept Credit Cards?
Türkçe: Kredi kartı kabul ediyor musunuz?
İngilizce: Do you accept credit cards? / Can I pay by card?
Okunuşu: du yuu ık-SEPT KRE-dit kards
Örnek cümleler:
- Do you accept credit cards? – Kredi kartı kabul ediyor musunuz?
- Can I pay by card? – Kartla ödeyebilir miyim?
- Do you take Visa/Mastercard? – Visa/Mastercard geçiyor mu?
- I'll pay in cash. – Nakit ödeyeceğim.
- Can I pay with my phone? Do you accept Apple Pay? – Telefonumla ödeyebilir miyim? Apple Pay geçiyor mu?
- Sorry, we only accept cash. – Üzgünüz, sadece nakit kabul ediyoruz.
Bahşiş Vermek – Tipping / Leaving a Tip
Türkçe: Bahşiş vermek
İngilizce: Tipping / Leaving a tip / Gratuity
Okunuşu: Tİ-ping / tıp / grı-TYU-ı-ti
Örnek cümleler:
- Is the tip included in the bill? – Bahşiş hesaba dahil mi?
- Keep the change. – Üstü kalsın.
- How much should I tip? – Ne kadar bahşiş bırakmalıyım?
- I'd like to add a tip to the card payment. – Kart ödemesine bahşiş eklemek istiyorum.
- The service was excellent. Here's a tip for you. – Hizmet mükemmeldi. İşte size bir bahşiş.
💡 Bahşiş Kültürü – Ülkelere Göre:
| Ülke | Bahşiş Oranı | Not |
|---|---|---|
| ABD | %15-20 | Neredeyse zorunlu, garsonların geliri buna bağlı |
| İngiltere | %10-15 | İsteğe bağlı, "service charge" dahil olabilir |
| Almanya | %5-10 | Yuvarlatarak bırakılır |
| Japonya | Yok | Bahşiş hakaret sayılabilir! |
| Türkiye | %5-10 | İsteğe bağlı |
⚠️ ABD'de bahşiş bırakmamak büyük bir nezaketsizlik olarak kabul edilir. Garsonlar düşük sabit maaşla çalışır ve gelirlerinin büyük bölümü bahşişlerden oluşur.
9. Yemek Sonrası İfadeler
Afiyet Olsun – Enjoy Your Meal / Bon Appétit
Türkçe: Afiyet olsun
İngilizce: Enjoy your meal / Bon appétit
Okunuşu: en-COY yor miil / bon a-pe-Tİİ
Örnek cümleler:
- Enjoy your meal! – Afiyet olsun!
- Bon appétit! – Afiyet olsun! (Fransızcadan alıntı, İngilizce'de de kullanılır)
- Everything looks delicious! – Her şey lezzetli görünüyor!
💡 Kültür Notu: İngiliz kültüründe yemek başlamadan önce "afiyet olsun" demek Türk kültüründe olduğu kadar yaygın değildir. Garson yemeği getirdiğinde "Enjoy!" diyebilir. Ancak "Bon appétit" Fransızca olmasına rağmen İngilizce konuşulan ülkelerde de sıkça kullanılır.
Ellerine Sağlık – Compliments to the Chef
Türkçe: Ellerine sağlık
İngilizce: Compliments to the chef / My compliments to the chef
Okunuşu: KOM-pli-ments tu dı şef
Örnek cümleler:
- My compliments to the chef. The food was amazing! – Şefe tebriklerimi iletir misiniz? Yemekler muhteşemdi!
- Please send my compliments to the chef. – Lütfen şefe tebriklerimi iletin.
- The meal was outstanding. Compliments to the kitchen! – Yemek olağanüstüydü. Mutfağa tebrikler!
- That was the best steak I've ever had! – Hayatımda yediğim en iyi biftekti!
💡 Övgü İfadeleri:
• Delicious! = Nefis!
• Amazing! = Muhteşem!
• Mouth-watering! = Ağız sulandırıcı!
• This is to die for! = Ölmek var bunun için! (çok lezzetli)
• Finger-licking good! = Parmak yalatan lezzet!
10. Pratik Diyalog: Restoranda Akşam Yemeği
Waiter: Good evening! Welcome to La Bella. Do you have a reservation?
(İyi akşamlar! La Bella'ya hoş geldiniz. Rezervasyonunuz var mı?)
Guest: Yes, I have a reservation for two under the name Yılmaz at 7:30.
(Evet, 7:30'da Yılmaz adına iki kişilik rezervasyonum var.)
Waiter: Yes, here it is. Please follow me. Would you prefer indoor or outdoor seating?
(Evet, burada. Lütfen beni takip edin. İç mekan mı dış mekan mı tercih edersiniz?)
Guest: Outdoor, please. It's a beautiful evening.
(Dış mekan, lütfen. Harika bir akşam.)
Waiter: Here's your table. Can I get you something to drink first?
(İşte masanız. Önce içecek bir şey getireyim mi?)
Guest: Could we see the wine list? And a bottle of still water, please.
(Şarap listesini görebilir miyiz? Ve bir şişe sade su, lütfen.)
Waiter: Of course. Here's the wine list. I'll bring the water right away.
(Tabii. İşte şarap listesi. Suyu hemen getireceğim.)
(Birkaç dakika sonra...)
Guest: We'll have a bottle of the house red, please. Also, what do you recommend for the main course?
(Bir şişe evin kırmızı şarabını alalım. Ayrıca ana yemek olarak ne önerirsiniz?)
Waiter: Our signature dish is the grilled sea bass. It's very popular. Also, tonight's special is lamb chops with roasted vegetables.
(İmza yemeğimiz ızgara levrek. Çok popüler. Ayrıca bu gecenin özel yemeği kızarmış sebzeli kuzu pirzola.)
Guest: I'll have the sea bass. But I should mention — I'm allergic to shellfish. Is there any in the dish?
(Ben levrek alayım. Ama belirtmeliyim — kabuklu deniz ürünlerine alerjim var. Yemekte var mı?)
Waiter: No, the sea bass is served with lemon butter sauce and seasonal vegetables. No shellfish at all.
(Hayır, levrek limonlu tereyağı sosu ve mevsim sebzeleriyle servis ediliyor. Hiç kabuklu deniz ürünü yok.)
Guest: Perfect. And for my wife, the lamb chops, please. Not too spicy.
(Mükemmel. Eşim için de kuzu pirzola lütfen. Fazla acılı olmasın.)
Waiter: Absolutely. Mild seasoning. Anything to start?
(Kesinlikle. Hafif baharatlı. Başlangıç olarak bir şey?)
Guest: We'll share the mixed salad.
(Karışık salatayı paylaşacağız.)
Waiter: Wonderful. I'll put your order in right away.
(Harika. Siparişinizi hemen ileteceğim.)
11. Pratik Diyalog: Hesap İsteme
Guest: Excuse me, could we have the bill, please?
(Bakar mısınız, hesabı alabilir miyiz, lütfen?)
Waiter: Of course. Here you are. The total is €78.
(Tabii. Buyurun. Toplam 78 Euro.)
Guest: Do you accept credit cards?
(Kredi kartı kabul ediyor musunuz?)
Waiter: Yes, we accept all major cards.
(Evet, tüm ana kartları kabul ediyoruz.)
Guest: Great. Can I add a tip to the card payment?
(Harika. Kart ödemesine bahşiş ekleyebilir miyim?)
Waiter: Yes, of course. How much would you like to add?
(Evet, tabii. Ne kadar eklemek istersiniz?)
Guest: Add 10 euros, please. The food was excellent. My compliments to the chef!
(10 Euro ekleyin lütfen. Yemekler mükemmeldi. Şefe tebriklerimi iletin!)
Waiter: Thank you so much! That's very kind. Have a wonderful evening!
(Çok teşekkür ederim! Çok naziksiniz. Harika bir akşam geçirin!)
12. Öğretmen Notları ve Sık Yapılan Hatalar
Sık Yapılan Hatalar
| Yanlış ❌ | Doğru ✅ | Açıklama |
|---|---|---|
| Give me the menu. | Could I have the menu, please? | Emir kipi kaba durur, kibar kalıp kullanın |
| I want eat. | I'd like to eat. / I want to eat. | "want" fiilinden sonra "to" gelir |
| The food is delicate. | The food is delicious. | "Delicate" hassas/nazik demek, "delicious" lezzetli |
| Garson! | Excuse me! | "Garson" Fransızca/Türkçe, İngilizce'de kaba |
| I am allergia. | I have an allergy. / I'm allergic to... | Doğru yapı: "I'm allergic to + [alerjen]" |
| How much costs? | How much is it? / How much does it cost? | Doğru soru yapısı kullanılmalı |
| One coffee more. | One more coffee, please. | "More" sıfattan önce gelir |
Sofra ve Restoran Ek Kelimeleri
| Türkçe | İngilizce | Okunuşu |
|---|---|---|
| Çatal | Fork | fork |
| Bıçak | Knife | nayf |
| Kaşık | Spoon | spuun |
| Tabak | Plate | pleyt |
| Bardak | Glass | glas |
| Fincan | Cup | kap |
| Peçete | Napkin | nep'kin |
| Tuz | Salt | solt |
| Biber | Pepper | pep'ır |
| Şeker | Sugar | şu'gır |
| Sos | Sauce | sos |
| Ketçap | Ketchup | keç'ap |
| Hardal | Mustard | mas'tırd |
| Zeytinyağı | Olive oil | ol'iv oyl |
| Paket servis | Takeaway / To go | teyk'ıvey / tu go |
13. Özet ve Son Sözler
Bu kapsamlı rehberde İngilizce restoran ve yemek siparişi ile ilgili bilmeniz gereken tüm ifadeleri, terimleri ve pratik diyalogları detaylı şekilde inceledik:
- Restoran bulma: "Can you recommend a good restaurant?" ile tavsiye isteyebilirsiniz.
- Rezervasyon: "I'd like to book a table for..." ile masa ayırtabilirsiniz.
- Sipariş verme: "I'll have the..." ve "I'd like the..." kalıplarıyla sipariş verebilirsiniz.
- Diyet ve alerji: "I'm allergic to..." ve "Do you have vegetarian options?" ile özel ihtiyaçlarınızı belirtebilirsiniz.
- Hesap: "Could we have the bill/check?" ile hesap isteyebilirsiniz.
- Bahşiş: Ülkeye göre değişen bahşiş kültürünü öğrendiniz.
14. Alıştırma / Pratik
1. Aşağıdaki durumlar için İngilizce ne dersiniz?
- a) Garsondan menü istiyorsunuz → ________________
- b) Izgara tavuk sipariş etmek istiyorsunuz → ________________
- c) Kuruyemişe alerjiniz olduğunu söylüyorsunuz → ________________
- d) Hesabı istiyorsunuz → ________________
- e) Vejetaryen seçenek olup olmadığını soruyorsunuz → ________________
- f) Yemek hakkında şefe iltifat ediyorsunuz → ________________
2. Doğru kelimeyi seçin:
- a) The food is ________ (delicious / delicate).
- b) Could we have the ________ (bill / paper), please?
- c) I'm ________ (allergic / allergia) to nuts.
- d) I'd like a ________ (still / calm) water, please.
- e) How would you like your steak? ________ (Medium / Middle), please.
3. Menü bölümlerini eşleştirin:
- a) Başlangıçlar → ________________
- b) Ana yemekler → ________________
- c) Tatlılar → ________________
- d) İçecekler → ________________
Cevap Anahtarı:
1. a) Could we have the menu, please? b) I'll have the grilled chicken, please. c) I'm allergic to nuts. d) Could we have the bill, please? e) Do you have vegetarian options? f) My compliments to the chef!
2. a) delicious b) bill c) allergic d) still e) Medium
3. a) Starters / Appetizers b) Main courses / Entrées c) Desserts d) Beverages / Drinks
Restoranda rahat iletişim kurmanın sırrı, birkaç temel kalıbı iyi bilmektir. "I'd like...", "Could I have...", "Do you have..." kalıplarıyla neredeyse her durumla başa çıkabilirsiniz. Mükemmel İngilizce konuşmanız gerekmez — gülümseyerek ve kibarca iletişim kurmak her zaman yeterlidir. Afiyet olsun ve bol pratikler!
