İngilizce Spor Terimleri: Spor Dalları, Ekipmanlar ve Egzersiz İfadeleri

👁 11 kez okundu

İngilizce Spor Kelimeleri: Spor Dalları, Ekipmanlar ve Fitness Terimleri

Spor, dünya genelinde insanları bir araya getiren evrensel bir dildir. İster bir futbol maçı izlerken, ister spor salonunda egzersiz yaparken, ister bir spor etkinliğine katılırken İngilizce spor terimlerini bilmek çok önemlidir. Bu rehberde popüler spor dallarından ekipmanlara, fitness terimlerinden spor diyaloglarına kadar spor dünyasının tüm İngilizce kelimelerini öğreneceksiniz.

Spor Temel Kelime Tablosu

Türkçe İngilizce Okunuşu
Spor Sport sport
Futbol Football / Soccer fut'bol / sok'ır
Basketbol Basketball bas'kitbol
Tenis Tennis ten'is
Yüzme Swimming svim'ming
Koşu Running ran'ning
Oyuncu Player pley'ır
Takım Team tiim
Hakem Referee refırii'
Antrenör Coach koç
Maç Match / Game meç / geym
Gol Goal gol
Skor Score skor
Kazanmak To win tu vin
Kaybetmek To lose tu luuz
Berabere Draw / Tie dro / tay
Egzersiz Exercise ek'sırsayz
Antrenman Training / Workout trey'ning / vörk'aut
Şampiyon Champion çem'piın
Stadyum Stadium stey'diım

"Play", "Go" ve "Do" farkı: İngilizcede spor yaparken hangi fiili kullanacağınız spor dalına göre değişir:

  • Play + takım/top sporları: play football, play basketball, play tennis
  • Go + -ing ile biten sporlar: go swimming, go running, go cycling, go hiking
  • Do + bireysel/dövüş sporları: do karate, do yoga, do gymnastics, do exercise

1. Popüler Spor Dalları (Popular Sports)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Futbol Football / Soccer FUUT-bol / SO-kır
Basketbol Basketball BAS-kıt-bol
Voleybol Volleyball VO-li-bol
Tenis Tennis TE-nis
Yüzme Swimming SVİ-ming
Koşu Running RA-ning
Bisiklet Cycling SAY-kling
Boks Boxing BOK-sing
Güreş Wrestling RES-ling
Atletizm Athletics / Track and field at-LE-tiks
Jimnastik Gymnastics cim-NAS-tiks
Beyzbol Baseball BEYS-bol
Amerikan futbolu American football ı-ME-ri-kın FUUT-bol
Kriket Cricket KRİ-kit
Golf Golf golf
Hokey Hockey HO-ki
Buz pateni Ice skating ays SKEY-ting
Kayak Skiing SKİİ-ing
Snowboard Snowboarding SNOV-bor-ding
Sörf Surfing SÖR-fing
Masa tenisi Table tennis / Ping pong TEY-bıl TE-nis
Badminton Badminton BAD-min-tın
Okçuluk Archery AR-çı-ri
Eskrim Fencing FEN-sing
Halter Weightlifting VEYT-lif-ting

Örnek cümleler:

  • Football is the most popular sport in the world. – Futbol dünyada en popüler spordur.
  • I play basketball every weekend. – Her hafta sonu basketbol oynarım.
  • She is a professional swimmer. – O profesyonel bir yüzücü.
  • He goes running every morning. – Her sabah koşuya çıkar.
  • I started learning tennis last month. – Geçen ay tenis öğrenmeye başladım.
  • They go skiing in winter. – Kışın kayak yapmaya giderler.

💡 Dikkat: Amerikan İngilizcesinde "football" Amerikan futbolunu, "soccer" ise bizim bildiğimiz futbolu ifade eder. İngiliz İngilizcesinde "football" bizim bildiğimiz futbol demektir.

2. Dövüş Sporları (Martial Arts / Combat Sports)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Karate Karate kı-RA-ti
Judo Judo CUU-do
Taekwondo Taekwondo tay-KVON-do
Kung fu Kung fu kang fuu
Kick boks Kickboxing KİK-bok-sing
Karma dövüş sanatları MMA (Mixed Martial Arts) em-em-ey

Örnek cümleler:

  • My son is learning karate. – Oğlum karate öğreniyor.
  • She has a black belt in judo. – Judoda siyah kuşağı var.
  • MMA is becoming very popular. – MMA çok popüler hale geliyor.

3. Spor Ekipmanları (Sports Equipment)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Top Ball bol
Raket Racket RA-kit
Kale Goal göul
Ağ / File Net net
Kask Helmet HEL-mit
Eldiven Gloves glavz
Spor ayakkabı Sneakers / Trainers SNİİ-kırz / TREY-nırz
Krampon Cleats / Boots kliits / buuts
Forma Jersey / Kit CÖR-zi / kit
Şort Shorts şorts
Eşofman Tracksuit TRAK-suut
Pota / Basket Hoop / Basket huup / BAS-kit
Sopa Bat / Stick bat / stik
Düdük Whistle Vİ-sıl
Skor tahtası Scoreboard SKOR-bord
Gözlük (yüzme) Goggles GO-gılz
Mayo Swimsuit SVİM-suut
Bisiklet Bicycle / Bike BAY-si-kıl / bayk
Paten Roller skates RO-lır skeyts
Kaykay Skateboard SKEYT-bord

Örnek cümleler:

  • I need a new pair of sneakers. – Yeni bir çift spor ayakkabıya ihtiyacım var.
  • Don't forget to wear your helmet! – Kaskını takmayı unutma!
  • He bought a new tennis racket. – Yeni bir tenis raketi aldı.
  • The ball went into the goal! – Top kaleye girdi!
  • She's wearing her team's jersey. – Takımının formasını giyiyor.
  • I left my goggles at the pool. – Gözlüğümü havuzda unuttum.

💡 İpucu: "Sneakers" Amerikan İngilizcesinde, "trainers" ise İngiliz İngilizcesinde spor ayakkabısı demektir.

4. Spor Alanları ve Mekanlar (Sports Venues)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Stadyum Stadium STEY-di-ım
Saha / Alan Field / Pitch fiild / piç
Kort Court kort
Havuz Swimming pool SVİ-ming puul
Spor salonu Gym / Gymnasium cim / cim-NEY-zi-ım
Koşu pisti Track / Running track trak
Ring Ring ring
Kayak merkezi Ski resort skii ri-ZORT
Buz pateni pisti Ice rink ays rink
Tribün Stand / Grandstand stand

Örnek cümleler:

  • The stadium was full of fans. – Stadyum taraftarlarla doluydu.
  • I go to the gym three times a week. – Haftada üç kez spor salonuna gidiyorum.
  • The tennis court is over there. – Tenis kortu şurada.
  • Let's go to the swimming pool. – Yüzme havuzuna gidelim.
  • The football pitch is wet from the rain. – Futbol sahası yağmurdan ıslak.

💡 Fark: "Field" ve "pitch" ikisi de saha demek. "Pitch" İngiliz İngilizcesinde futbol sahası için kullanılır. "Court" ise tenis, basketbol gibi sporlar için kullanılır.

5. Maç ve Müsabaka Terimleri (Match & Competition Terms)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Maç Match / Game maç / geym
Turnuva Tournament TUR-nı-mınt
Şampiyona Championship ÇAMP-i-ın-şip
Lig League liig
Gol Goal göul
Skor Score skor
Kazanmak Win vin
Kaybetmek Lose luuz
Berabere Draw / Tie dro / tay
Takım Team tiim
Oyuncu Player PLEY-ır
Antrenör / Koç Coach kouç
Hakem Referee / Umpire re-fı-Rİİ / AM-payır
Taraftar Fan / Supporter fan / sı-POR-tır
Yarı final Semifinal SE-mi-fay-nıl
Final Final FAY-nıl
Penaltı Penalty PE-nıl-ti
Faul Foul favl
Sarı kart Yellow card YE-lov kard
Kırmızı kart Red card red kard
Ofsayt Offside OF-sayd
Devre arası Halftime HAF-taym
Uzatma Extra time / Overtime EKS-trı taym
Şampiyon Champion ÇAMP-i-ın
Madalya Medal ME-dıl
Altın madalya Gold medal göld ME-dıl
Gümüş madalya Silver medal SİL-vır ME-dıl
Bronz madalya Bronze medal bronz ME-dıl
Kupa Trophy / Cup TRO-fi / kap

Örnek cümleler:

  • Our team won the match 3-1. – Takımımız maçı 3-1 kazandı.
  • The score is 2-2. It's a draw! – Skor 2-2. Berabere!
  • The referee gave a red card to the player. – Hakem oyuncuya kırmızı kart verdi.
  • He scored two goals in the final. – Finalde iki gol attı.
  • The fans are cheering for their team. – Taraftarlar takımlarını destekliyor.
  • She won the gold medal at the Olympics. – Olimpiyatlarda altın madalya kazandı.
  • The coach is very experienced. – Antrenör çok deneyimli.
  • It went to extra time because the score was tied. – Skor eşit olduğu için uzatmaya gidildi.

6. Futbol Terimleri (Football / Soccer Terms)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Kaleci Goalkeeper / Goalie GÖL-kii-pır / GÖ-li
Defans Defender di-FEN-dır
Orta saha Midfielder MİD-fiil-dır
Forvet Forward / Striker FOR-vırd / STRAY-kır
Serbest vuruş Free kick frii kik
Korner Corner kick KOR-nır kik
Taç atışı Throw-in TROV-in
Pas Pass pas
Şut Shot şot
Kafa vuruşu Header HE-dır
Dribling Dribbling DRİB-ling
Oyundan atılmak Get sent off get sent of
Yedek Substitute SAB-sti-tyuut
Oyuncu değişikliği Substitution sab-sti-TYUU-şın

Örnek cümleler:

  • The goalkeeper saved the penalty! – Kaleci penaltıyı kurtardı!
  • He made a great pass to the striker. – Forvete harika bir pas verdi.
  • The player was sent off after two yellow cards. – Oyuncu iki sarı karttan sonra oyundan atıldı.
  • That was an amazing header! – O harika bir kafa vuruşuydu!
  • The coach made three substitutions in the second half. – Koç ikinci yarıda üç oyuncu değişikliği yaptı.

7. Fitness ve Egzersiz (Fitness & Exercise)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Egzersiz Exercise EK-sır-sayz
Antrenman Training / Workout TREY-ning / VÖRK-aut
Isınma Warm-up VORM-ap
Soğuma Cool-down KUUL-daun
Esneme Stretching STREÇ-ing
Şınav Push-up PUŞ-ap
Mekik Sit-up / Crunch SİT-ap / kranç
Squat Squat skvot
Barfiks Pull-up PUL-ap
Plank Plank plank
Koşu bandı Treadmill TRED-mil
Dambıl Dumbbell DAM-bel
Halter Barbell BAR-bel
Ağırlık Weight veyt
Set Set set
Tekrar Rep (repetition) rep
Kardiyo Cardio KAR-di-o
Kas Muscle MA-sıl
Kalori Calorie KA-lı-ri
Kilo vermek Lose weight luuz veyt
Kilo almak Gain weight geyn veyt
Kas yapmak Build muscle bild MA-sıl
Diyet Diet DAY-ıt
Protein Protein PRO-tiin

Örnek cümleler:

  • I do 30 push-ups every morning. – Her sabah 30 şınav çekiyorum.
  • Don't forget to warm up before exercise. – Egzersiz öncesi ısınmayı unutma.
  • I run on the treadmill for 20 minutes. – Koşu bandında 20 dakika koşuyorum.
  • He wants to build muscle. – Kas yapmak istiyor.
  • She lost 5 kilos by doing cardio. – Kardiyo yaparak 5 kilo verdi.
  • Do 3 sets of 10 reps. – 10 tekrarlık 3 set yap.
  • Stretching after workout is important. – Antrenmandan sonra esneme önemlidir.
  • I'm on a diet to lose weight. – Kilo vermek için diyet yapıyorum.

💡 Spor salonunda kullanışlı ifadeler:
• Can I use this machine? = Bu aleti kullanabilir miyim?
• How many sets do you have left? = Kaç setin kaldı?
• Can you spot me? = Bana yardım eder misin? (ağırlık kaldırırken)
• I need a rest day. = Dinlenme günüme ihtiyacım var.

8. Olimpiyat ve Büyük Turnuvalar (Olympics & Major Tournaments)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Olimpiyat Oyunları Olympic Games ı-LİM-pik geymz
Dünya Kupası World Cup vörld kap
Avrupa Şampiyonası European Championship yu-rı-Pİ-ın ÇAMP-i-ın-şip
Şampiyonlar Ligi Champions League ÇAMP-i-ınz liig
Açılış töreni Opening ceremony O-pı-ning SE-rı-mo-ni
Kapanış töreni Closing ceremony KLO-zing SE-rı-mo-ni
Rekor Record RE-kord
Dünya rekoru World record vörld RE-kord
Sporcu Athlete AT-liit

Örnek cümleler:

  • The Olympic Games are held every four years. – Olimpiyat Oyunları her dört yılda bir düzenlenir.
  • He broke the world record in the 100 meters. – 100 metrede dünya rekorunu kırdı.
  • The World Cup is the biggest football tournament. – Dünya Kupası en büyük futbol turnuvasıdır.
  • She is a great athlete. – O harika bir sporcu.

9. Spor Fiilleri (Sports Verbs)

Türkçe İngilizce Okunuşu
Oynamak Play pley
Koşmak Run ran
Yüzmek Swim svim
Atlamak / Zıplamak Jump camp
Atmak / Fırlatmak Throw trov
Yakalamak Catch kaç
Tekmelemek Kick kik
Vurmak Hit hit
Tırmanmak Climb klaym
Sıçramak Leap liip
Kaymak Slide slayd
Sürmek (bisiklet) Ride rayd
Geçmek / Pas vermek Pass pas
Savunmak Defend di-FEND
Saldırmak / Hücum Attack ı-TAK
Antrenman yapmak Train / Practice treyn / PRAK-tis
Yarışmak Compete kım-PİİT

Örnek cümleler:

  • He kicked the ball into the net. – Topu ağlara tekmeledi.
  • She can swim very fast. – Çok hızlı yüzebiliyor.
  • The player jumped high to head the ball. – Oyuncu topa kafa vurmak için yükseğe sıçradı.
  • We train every day after school. – Her gün okuldan sonra antrenman yapıyoruz.
  • She will compete in the national championship. – Ulusal şampiyonada yarışacak.

💡 Play, Do, Go farkı:
• Play + takım sporları ve top sporları: play football, play basketball, play tennis
• Do + bireysel / dövüş sporları: do karate, do judo, do gymnastics
• Go + "-ing" ile biten aktiviteler: go swimming, go running, go skiing, go cycling

10. Örnek Diyalog: Spor Hakkında Konuşma (Talking About Sports)

A: Do you like sports?
B: Yes, I love sports! I play football every weekend.
A: Really? What position do you play?
B: I'm a midfielder. What about you?
A: I prefer individual sports. I go swimming three times a week.
B: That's great! Swimming is very good for health.
A: Did you watch the match last night?
B: Yes! It was amazing. The score was 3-2.
A: Who scored the winning goal?
B: The striker scored in the last minute. It was incredible!
A: I wish I had watched it. Was the stadium full?
B: Absolutely! The fans were going crazy.

Türkçe çevirisi:
A: Sporu sever misin?
B: Evet, sporu çok severim! Her hafta sonu futbol oynarım.
A: Gerçekten mi? Hangi pozisyonda oynuyorsun?
B: Orta sahayım. Sen?
A: Ben bireysel sporları tercih ediyorum. Haftada üç kez yüzmeye gidiyorum.
B: Harika! Yüzme sağlık için çok iyi.
A: Dün geceki maçı izledin mi?
B: Evet! Harikaydı. Skor 3-2'ydi.
A: Galibiyet golünü kim attı?
B: Forvet son dakikada attı. İnanılmazdı!
A: Keşke izleseydim. Stadyum dolu muydu?
B: Kesinlikle! Taraftarlar çıldırıyordu.

11. Örnek Diyalog: Spor Salonunda (At the Gym)

A: Hi! Is this your first time at this gym?
B: Yes, I just signed up today. I want to lose weight and build muscle.
A: Great! What's your plan?
B: I'm not sure. Can you give me some advice?
A: Sure! First, always start with a warm-up. Maybe 10 minutes on the treadmill.
B: Okay, and then?
A: Then you can do some push-ups, squats, and planks. 3 sets of 10 reps each.
B: That sounds tough!
A: Don't worry, start slow and increase gradually. And don't forget to stretch after your workout.
B: Thanks for the tips! How often do you come here?
A: I come five days a week. Rest days are important too.
B: I'll try to come three times a week to start.

Türkçe çevirisi:
A: Merhaba! Bu spor salonuna ilk kez mi geliyorsun?
B: Evet, bugün kaydoldum. Kilo vermek ve kas yapmak istiyorum.
A: Harika! Planın ne?
B: Emin değilim. Bana biraz tavsiye verir misin?
A: Tabii! Önce her zaman ısınmayla başla. Belki koşu bandında 10 dakika.
B: Tamam, sonra?
A: Sonra biraz şınav, squat ve plank yapabilirsin. Her birinden 10 tekrarlık 3 set.
B: Zor gibi görünüyor!
A: Merak etme, yavaş başla ve kademeli olarak artır. Ve antrenman sonrası esnemeyi unutma.
B: Tavsiyeler için teşekkürler! Ne sıklıkla geliyorsun buraya?
A: Haftada beş gün geliyorum. Dinlenme günleri de önemli.
B: Başlangıç için haftada üç kez gelmeye çalışacağım.

12. Alıştırma / Pratik (Practice)

A) Aşağıdaki Türkçe kelimelerin İngilizcelerini yazın:

  1. Futbol → ___________
  2. Kaleci → ___________
  3. Hakem → ___________
  4. Kazanmak → ___________
  5. Spor salonu → ___________
  6. Şınav → ___________
  7. Koşu bandı → ___________
  8. Altın madalya → ___________
  9. Antrenman → ___________
  10. Berabere → ___________

B) Boşlukları uygun kelimeyle doldurun:

  1. I ___________ football every weekend. (play / do / go)
  2. She ___________ swimming on Mondays. (plays / does / goes)
  3. He ___________ karate after school. (plays / does / goes)
  4. The ___________ saved the penalty. (striker / midfielder / goalkeeper)
  5. Don't forget to ___________ before exercising. (cool down / warm up / stretch out)

C) Aşağıdaki cümleleri İngilizceye çevirin:

  1. Takımımız maçı 2-0 kazandı.
  2. Her sabah koşuya çıkıyorum.
  3. Hakem oyuncuya sarı kart verdi.
  4. Haftada üç kez spor salonuna gidiyorum.
  5. O harika bir sporcu.

Cevaplar:

A) 1. Football / Soccer 2. Goalkeeper 3. Referee 4. Win 5. Gym 6. Push-up 7. Treadmill 8. Gold medal 9. Training / Workout 10. Draw / Tie

B) 1. play 2. goes 3. does 4. goalkeeper 5. warm up

C) 1. Our team won the match 2-0. 2. I go running every morning. 3. The referee gave the player a yellow card. 4. I go to the gym three times a week. 5. He/She is a great athlete.

13. Özet: Temel Spor Kelimeleri

Kategori Temel Kelimeler
Spor Dalları football, basketball, tennis, swimming, running, boxing
Ekipman ball, racket, helmet, gloves, sneakers, net
Mekanlar stadium, gym, court, field, pool, track
Maç Terimleri goal, score, win, lose, draw, foul, penalty
Kişiler player, coach, referee, fan, athlete, champion
Futbol goalkeeper, defender, midfielder, striker, corner, offside
Fitness exercise, workout, push-up, squat, cardio, weight, muscle
Fiiller play, run, swim, kick, throw, catch, compete, train

💡 Son İpucu: Spor kelimelerini en iyi şekilde öğrenmek için İngilizce spor yayınları izleyin! Premier League, NBA, NFL gibi ligleri İngilizce yorumcularla dinlemek hem kelime haznenizi geliştirir hem de eğlenceli olur.