Almanca Doğa ve Çevre Kelimeleri: Hayvanlar, Bitkiler ve Ekoloji Terimleri

👁 86 kez okundu

Almanca Doğa ve Çevre Kelimeleri: Hayvanlar, Bitkiler ve Ekoloji Terimleri

Almanca öğrenirken en keyifli konulardan biri hiç kuşkusuz doğa ve çevre kelimeleridir. Bir ormanda yürürken gördüğünüz ağaçların, bir hayvanat bahçesinde karşılaştığınız hayvanların ya da bahçenizdeki çiçeklerin Almanca isimlerini bilmek, dili gerçek hayatla bağlamanızı sağlar. Bu kapsamlı rehberde, doğadan coğrafyaya, hayvanlardan bitkilere, bahçecilikten ekolojiye kadar tüm doğa ve çevre kelimelerini öğreneceksiniz. Her kelimenin artikeli, okunuşu, örnek cümleleri ve kültürel notlarıyla birlikte Almanca doğa dünyasına adım atıyoruz!

Almanca Doğa ve Coğrafya Kelimeleri

Doğayı anlamak, önce temel coğrafi kavramları bilmekle başlar. Almancada doğa ve coğrafya kelimeleri günlük hayatta, haberlerde ve seyahatlerde sıkça karşınıza çıkar.

die Natur (okunuş: "natua") – Doğa
Almancada doğa kelimesi die Natur olarak söylenir ve dişil bir isimdir. Almanlar doğaya büyük saygı duyar ve "Zurück zur Natur!" (Doğaya dönüş!) sloganı çok yaygındır.
Die Natur ist wunderschön. – Doğa harika güzel.
Wir müssen die Natur schützen. – Doğayı korumalıyız.
In der Natur fühle ich mich frei. – Doğada kendimi özgür hissediyorum.

die Umwelt (okunuş: "umvelt") – Çevre
Umwelt, çevre anlamına gelir ve Almanya'da çevre koruma konusu son derece önemsenir. Umweltschutz (çevre koruma) Almanya'nın temel politikalarından biridir.
Die Umwelt ist in Gefahr. – Çevre tehlikede.
Umweltschutz ist sehr wichtig. – Çevre koruma çok önemli.
Wir sollten die Umwelt nicht verschmutzen. – Çevreyi kirletmemeliyiz.

der Berg (okunuş: "berh") – Dağ, çoğulu: die Berge
Almanya, Avusturya ve İsviçre'nin Alp Dağları dünyaca ünlüdür. Almanlar dağ yürüyüşüne (Wandern) bayılır!
Der Berg ist sehr hoch. – Dağ çok yüksek.
Wir wandern gern in den Bergen. – Dağlarda yürüyüş yapmayı seviyoruz.
Die Zugspitze ist der höchste Berg Deutschlands. – Zugspitze, Almanya'nın en yüksek dağıdır.

der Wald (okunuş: "valt") – Orman, çoğulu: die Wälder
Almanlar ormanlarına çok değer verir. Schwarzwald (Kara Orman) Almanya'nın en ünlü orman bölgesidir. Ormanda yürüyüş yapmak Alman kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır.
Der Wald ist dunkel und geheimnisvoll. – Orman karanlık ve gizemli.
Im Wald gibt es viele Tiere. – Ormanda birçok hayvan var.
Wir machen einen Spaziergang im Wald. – Ormanda bir yürüyüş yapıyoruz.

Öğretmen notu: Almancada "dağda" derken in den Bergen (çoğul), "ormanda" derken im Wald (tekil) kullanılır. Dikkat edin: auf dem Berg = dağın üstünde, in den Bergen = dağlarda (genel olarak).

der See (okunuş: "zee") – Göl, çoğulu: die Seen
Dikkat: der See (eril) = göl, ama die See (dişil) = deniz! Bu Almanca öğrenenler için en kafa karıştırıcı kelimelerden biridir. Artikele dikkat edin!
Der See ist sehr tief. – Göl çok derin.
Wir schwimmen im See. – Gölde yüzüyoruz.
Der Bodensee liegt an der Grenze zu drei Ländern. – Bodensee üç ülkenin sınırında yer alır.

der Fluss (okunuş: "flus") – Nehir, çoğulu: die Flüsse
Almanya'nın en önemli nehirleri Rhein, Elbe, Donau ve Main'dir.
Der Fluss fließt ins Meer. – Nehir denize akar.
Am Fluss kann man spazieren gehen. – Nehir kenarında yürüyüş yapılabilir.
Der Rhein ist der längste Fluss Deutschlands. – Ren, Almanya'nın en uzun nehridir.

das Meer (okunuş: "mea") – Deniz, çoğulu: die Meere
Das Meer ist heute ruhig. – Deniz bugün sakin.
Wir fahren ans Meer. – Denize gidiyoruz.
Die Nordsee und die Ostsee liegen in Deutschland. – Kuzey Denizi ve Baltık Denizi Almanya'dadır.

der Ozean (okunuş: "otseaan") – Okyanus, çoğulu: die Ozeane
Der Ozean ist riesig. – Okyanus devasa.
Im Ozean leben viele verschiedene Tiere. – Okyanusta birçok farklı hayvan yaşar.
Der Atlantische Ozean trennt Europa und Amerika. – Atlantik Okyanusu Avrupa ile Amerika'yı ayırır.

das Tal (okunuş: "taal") – Vadi, çoğulu: die Täler
Das Tal ist grün und fruchtbar. – Vadi yeşil ve verimli.
Im Tal fließt ein kleiner Bach. – Vadide küçük bir dere akıyor.
Das Rheintal ist wunderschön. – Ren Vadisi harika güzel.

das Becken (okunuş: "beken") – Havza
Das Becken sammelt das Regenwasser. – Havza yağmur suyunu toplar.
Das Flussbecken ist sehr groß. – Nehir havzası çok büyük.

der Hügel (okunuş: "hügel") – Tepe, çoğulu: die Hügel
Auf dem Hügel steht ein Baum. – Tepenin üstünde bir ağaç var.
Wir laufen den Hügel hinauf. – Tepeyi tırmanıyoruz.
Von dem Hügel hat man eine tolle Aussicht. – Tepeden harika bir manzara var.

die Wüste (okunuş: "vüste") – Çöl, çoğulu: die Wüsten
In der Wüste gibt es kaum Wasser. – Çölde neredeyse hiç su yok.
Die Sahara ist die größte Wüste der Welt. – Sahra, dünyanın en büyük çölü.
Nachts wird es in der Wüste sehr kalt. – Geceleri çölde çok soğuk olur.

die Insel (okunuş: "inzel") – Ada, çoğulu: die Inseln
Almanya'nın en büyük adası Rügen'dir ve Baltık Denizi'nde yer alır.
Die Insel ist klein, aber schön. – Ada küçük ama güzel.
Wir machen Urlaub auf einer Insel. – Bir adada tatil yapıyoruz.
Sylt ist eine beliebte Insel in der Nordsee. – Sylt, Kuzey Denizi'nde popüler bir ada.

der Strand (okunuş: "ştrant") – Kumsal / Plaj, çoğulu: die Strände
Der Strand ist weiß und lang. – Kumsal beyaz ve uzun.
Am Strand liegen und die Sonne genießen. – Kumsalda uzanmak ve güneşin tadını çıkarmak.
Die Kinder bauen eine Sandburg am Strand. – Çocuklar kumsalda kumdan kale yapıyor.

der Wasserfall (okunuş: "vaserfal") – Şelale, çoğulu: die Wasserfälle
Der Wasserfall ist beeindruckend. – Şelale etkileyici.
Wir hören das Rauschen des Wasserfalls. – Şelalenin çağıltısını duyuyoruz.
Der Rheinfall ist der größte Wasserfall Europas. – Ren Şelalesi Avrupa'nın en büyük şelalesi.

Kültürel not: Almanlar doğa yürüyüşünü (Wandern) ulusal bir hobi olarak görür. Hafta sonları ormanlara, dağlara ve göl kenarlarına gitmek çok yaygındır. "Wanderlust" kelimesi, doğada gezme arzusu anlamına gelir ve İngilizce dahil birçok dile geçmiştir.

Almanca Hava Durumu ve Mevsimler Tablosu

Almanca hava durumu, mevsimler, hayvanlar, doğa

Doğa kelimelerinin yanı sıra hava durumu ve mevsim kelimelerini bilmek de çok önemlidir. Almanya'da hava durumu en çok konuşulan günlük konulardan biridir:

Almanca Mevsim İsimleri

  • der Frühling – İlkbahar → Im Frühling blühen die Blumen. – İlkbaharda çiçekler açar.
  • der Sommer – Yaz → Im Sommer ist es heiß. – Yazın hava sıcak.
  • der Herbst – Sonbahar → Im Herbst werden die Blätter bunt. – Sonbaharda yapraklar rengarenk olur.
  • der Winter – Kış → Im Winter schneit es oft. – Kışın sık kar yağar.

Almanca Hava Durumu Kelimeleri

  • die Sonne – Güneş → Die Sonne scheint. – Güneş parlıyor.
  • der Regen – Yağmur → Es regnet. – Yağmur yağıyor.
  • der Schnee – Kar → Es schneit. – Kar yağıyor.
  • der Wind – Rüzgâr → Der Wind weht stark. – Rüzgâr güçlü esiyor.
  • der Sturm – Fırtına → Ein Sturm kommt. – Fırtına geliyor.
  • das Gewitter – Gök gürültülü fırtına → Es gibt ein Gewitter. – Gök gürültülü fırtına var.
  • der Nebel – Sis → Im Herbst gibt es oft Nebel. – Sonbaharda sık sis olur.
  • der Frost – Don → Heute Nacht gibt es Frost. – Bu gece don olacak.
  • die Wolke – Bulut → Der Himmel ist voller Wolken. – Gökyüzü bulutlarla dolu.
  • der Regenbogen – Gökkuşağı → Nach dem Regen sehen wir einen Regenbogen. – Yağmurdan sonra gökkuşağı görüyoruz.

Hava durumu hakkında günlük konuşma:

Wie ist das Wetter heute? – Bugün hava nasıl?
Es ist sonnig und warm. – Hava güneşli ve sıcak.
Es ist bewölkt und kalt. – Hava bulutlu ve soğuk.
Morgen soll es regnen. – Yarın yağmur yağması bekleniyor.
Zieh dich warm an, es ist kalt draußen! – Sıcak giyin, dışarısı soğuk!

Almanca Hayvan İsimleri: Evcil, Yabani ve Çiftlik Hayvanları

Hayvan isimleri Almanca öğrenmenin en eğlenceli kısımlarından biridir. Almanya'da hayvan sevgisi çok yaygındır ve Almanların yaklaşık yüzde 45'inin evinde evcil hayvan bulunur.

Almanca Evcil Hayvan İsimleri

das Tier (okunuş: "tia") – Hayvan, çoğulu: die Tiere
Tier, hayvan anlamına gelen genel kelimedir. Almancada nötr artikelle kullanılır.
Das Tier lebt im Wald. – Hayvan ormanda yaşıyor.
Welche Tiere magst du? – Hangi hayvanları seviyorsun?
Haustiere brauchen viel Pflege. – Evcil hayvanlar çok bakım gerektirir.

die Katze (okunuş: "katse") – Kedi, çoğulu: die Katzen
Almanya'da en popüler evcil hayvandır. Yaklaşık 16 milyon kedi Alman evlerinde yaşar!
Die Katze schläft auf dem Sofa. – Kedi kanepede uyuyor.
Unsere Katze heißt Minka. – Kedimizin adı Minka.
Die Katze fängt eine Maus. – Kedi bir fare yakalıyor.

der Hund (okunuş: "hunt") – Köpek, çoğulu: die Hunde
Almanya'da köpek beslemek ciddi bir sorumluluktur ve Hundesteuer (köpek vergisi) ödenmesi gerekir!
Der Hund bellt laut. – Köpek yüksek sesle havlıyor.
Ich gehe mit dem Hund spazieren. – Köpekle yürüyüşe çıkıyorum.
Der Hund ist der beste Freund des Menschen. – Köpek insanın en iyi arkadaşıdır.

Kültürel not: Almanya'da köpek sahipleri yıllık Hundesteuer (köpek vergisi) ödemek zorundadır. Bu vergi şehirlere göre 50-300 Euro arasında değişir. Ayrıca köpeklerin sokakta tasmasız dolaşması birçok yerde yasaktır.

das Pferd (okunuş: "pfert") – At, çoğulu: die Pferde
Das Pferd galoppiert über die Wiese. – At çayırda dört nala koşuyor.
Reiten lernen macht Spaß. – Ata binmeyi öğrenmek eğlenceli.
Das Pferd frisst Heu und Hafer. – At saman ve yulaf yer.

Sık yapılan hata: Almancada hayvanlar için "yemek" fiili fressen (hayvan için), insanlar için ise essen kullanılır. Bir insana fressen demek büyük kabalıktır!

Almanca Çiftlik Hayvanı İsimleri

die Kuh (okunuş: "kuu") – İnek, çoğulu: die Kühe
Almanya ve özellikle Avusturya'da inek çayırları (Almwiese) kültürün bir parçasıdır.
Die Kuh gibt Milch. – İnek süt verir.
Auf der Weide stehen viele Kühe. – Otlakta birçok inek duruyor.
Die Kühe kommen im Herbst von der Alm. – İnekler sonbaharda yayladan iner.

das Schaf (okunuş: "şaaf") – Koyun, çoğulu: die Schafe
Das Schaf hat weiße Wolle. – Koyunun beyaz yünü var.
Der Schäfer hütet die Schafe. – Çoban koyunları güdüyor.
Aus der Wolle der Schafe macht man Pullover. – Koyunların yününden kazak yapılır.

die Ziege (okunuş: "tsiige") – Keçi, çoğulu: die Ziegen
Die Ziege klettert auf den Felsen. – Keçi kayalığa tırmanıyor.
Ziegenkäse schmeckt sehr gut. – Keçi peyniri çok lezzetli.
Ziegen sind sehr kluge Tiere. – Keçiler çok zeki hayvanlardır.

Almanca Yabani Hayvan İsimleri

der Löwe (okunuş: "löve") – Aslan, çoğulu: die Löwen
Aslan, Almancada n-deklinasyonuna tabi eril bir isimdir: den Löwen, dem Löwen, des Löwen.
Der Löwe ist der König der Tiere. – Aslan hayvanların kralıdır.
Im Zoo haben wir einen Löwen gesehen. – Hayvanat bahçesinde bir aslan gördük.
Der Löwe brüllt laut. – Aslan yüksek sesle kükrüyor.

der Tiger (okunuş: "tiiga") – Kaplan, çoğulu: die Tiger
Der Tiger ist eine bedrohte Tierart. – Kaplan nesli tehlike altında olan bir hayvan türü.
Tiger leben in Asien. – Kaplanlar Asya'da yaşar.
Der Tiger jagt nachts. – Kaplan gece avlanır.

der Bär (okunuş: "bea") – Ayı, çoğulu: die Bären
Berlin'in sembolü ayıdır! Şehrin her yerinde ayı heykelleri görürsünüz.
Der Bär schläft im Winter. – Ayı kışın uyur.
Bären fressen gern Honig. – Ayılar bal yemeyi sever.
Der Berliner Bär ist das Wahrzeichen der Stadt. – Berlin ayısı şehrin simgesi.

der Elefant (okunuş: "elefant") – Fil, çoğulu: die Elefanten
Fil de aslan gibi n-deklinasyonuna tabidir: den Elefanten, dem Elefanten, des Elefanten.
Der Elefant ist das größte Landtier. – Fil en büyük kara hayvanıdır.
Elefanten haben ein gutes Gedächtnis. – Fillerin iyi bir hafızası vardır.
Der Elefant trinkt mit seinem Rüssel. – Fil hortumundan su içer.

Öğretmen notu: Almancada bazı hayvan isimleri n-Deklination (zayıf çekim) kuralına uyar: der Löwe → den Löwen, der Elefant → den Elefanten, der Bär → den Bären, der Affe → den Affen. Bu hayvan isimleri, Akkusativ, Dativ ve Genitiv hallerinde -n/-en eki alır.

die Giraffe (okunuş: "jirafe") – Zürafa, çoğulu: die Giraffen
Die Giraffe hat einen langen Hals. – Zürafanın uzun bir boynu var.
Giraffen sind die größten Tiere der Welt. – Zürafalar dünyanın en uzun hayvanları.
Im Zoo bewundern die Kinder die Giraffen. – Hayvanat bahçesinde çocuklar zürafaları hayranlıkla izliyor.

der Affe (okunuş: "afe") – Maymun, çoğulu: die Affen
Der Affe klettert auf den Baum. – Maymun ağaca tırmanıyor.
Affen sind sehr intelligent. – Maymunlar çok zeki.
Im Zoo gibt es verschiedene Affenarten. – Hayvanat bahçesinde farklı maymun türleri var.

der Wolf (okunuş: "volf") – Kurt, çoğulu: die Wölfe
Almanya'da kurtlar son yıllarda doğaya geri dönmüştür ve bu büyük tartışma konusudur.
Der Wolf heult in der Nacht. – Kurt geceleyin ulur.
Wölfe leben in Rudeln. – Kurtlar sürü halinde yaşar.
In Deutschland gibt es wieder Wölfe. – Almanya'da tekrar kurtlar var.

der Fuchs (okunuş: "fuks") – Tilki, çoğulu: die Füchse
Der Fuchs ist schlau. – Tilki kurnaz.
In der Stadt sieht man manchmal Füchse. – Şehirde bazen tilkiler görülür.
Der Fuchs hat rotes Fell. – Tilkinin kızıl kürkü var.

der Hase (okunuş: "haaze") – Tavşan, çoğulu: die Hasen
Almancada tavşan için iki kelime vardır: der Hase (yabani tavşan) ve das Kaninchen (evcil tavşan).
Der Hase springt über das Feld. – Tavşan tarlanın üzerinden atlıyor.
Der Osterhase bringt die Ostereier. – Paskalya tavşanı Paskalya yumurtalarını getirir.
Hasen können sehr schnell laufen. – Tavşanlar çok hızlı koşabilir.

die Maus (okunuş: "maus") – Fare, çoğulu: die Mäuse
Die Maus versteckt sich im Loch. – Fare delikte saklanıyor.
Die Katze jagt die Maus. – Kedi fareyi kovalıyor.
Mäuse sind sehr klein und schnell. – Fareler çok küçük ve hızlı.

Almanca Sürüngen, Amfibi ve Su Hayvanları

die Schlange (okunuş: "şlange") – Yılan, çoğulu: die Schlangen
Die Schlange kriecht durch das Gras. – Yılan çimenlerin arasından sürünüyor.
Manche Schlangen sind giftig. – Bazı yılanlar zehirli.
Ich habe Angst vor Schlangen. – Yılanlardan korkuyorum.

die Schildkröte (okunuş: "şiltkröte") – Kaplumbağa, çoğulu: die Schildkröten
Bu kelime Schild (kalkan) + Kröte (kurbağa) bileşiminden oluşur: kalkanlı kurbağa!
Die Schildkröte bewegt sich langsam. – Kaplumbağa yavaş hareket eder.
Meeresschildkröten können sehr alt werden. – Deniz kaplumbağaları çok yaşlı olabilir.
Die Schildkröte versteckt sich in ihrem Panzer. – Kaplumbağa kabuğunun içine saklanır.

der Frosch (okunuş: "froş") – Kurbağa, çoğulu: die Frösche
Der Frosch sitzt am Teich. – Kurbağa gölcüğün kenarında oturuyor.
Frösche quaken laut. – Kurbağalar yüksek sesle vraklar.
Im Frühling hört man die Frösche. – İlkbaharda kurbağalar duyulur.

der Fisch (okunuş: "fiş") – Balık, çoğulu: die Fische
Der Fisch schwimmt im Wasser. – Balık suda yüzer.
Am Freitag essen viele Deutsche Fisch. – Cuma günü birçok Alman balık yer.
Im See gibt es viele verschiedene Fische. – Gölde birçok farklı balık var.

Almanca Kuş İsimleri

der Vogel (okunuş: "fogel") – Kuş, çoğulu: die Vögel
Der Vogel singt auf dem Baum. – Kuş ağaçta şarkı söylüyor.
Im Frühling kommen die Vögel zurück. – İlkbaharda kuşlar geri gelir.
Vögel können fliegen. – Kuşlar uçabilir.

der Adler (okunuş: "aadler") – Kartal, çoğulu: die Adler
Kartal, Almanya'nın ulusal simgesidir ve Bundesadler (Federal Kartal) Alman devlet armalarında yer alır.
Der Adler fliegt hoch am Himmel. – Kartal gökyüzünde yüksekte uçar.
Der Adler ist das Wappentier Deutschlands. – Kartal Almanya'nın arma hayvanıdır.
Adler haben sehr scharfe Augen. – Kartalların çok keskin gözleri vardır.

der Papagei (okunuş: "papagay") – Papağan, çoğulu: die Papageien
Der Papagei kann sprechen. – Papağan konuşabilir.
Papageien sind bunt und schön. – Papağanlar renkli ve güzel.
Unser Papagei sagt "Hallo!". – Papağanımız "Hallo!" diyor.

Almanca Böcek İsimleri

Doğada yürüyüş yaparken veya bahçede çalışırken karşınıza çıkacak böcek isimlerini de bilmek faydalıdır:

  • die Biene – Arı → Die Biene sammelt Nektar. – Arı nektar topluyor.
  • die Wespe – Eşekarısı → Vorsicht, eine Wespe! – Dikkat, bir eşekarısı!
  • der Schmetterling – Kelebek → Der Schmetterling fliegt von Blume zu Blume. – Kelebek çiçekten çiçeğe uçuyor.
  • die Ameise – Karınca → Ameisen sind sehr fleißig. – Karıncalar çok çalışkan.
  • die Fliege – Sinek → Die Fliege nervt mich. – Sinek beni rahatsız ediyor.
  • die Mücke – Sivrisinek → Im Sommer gibt es viele Mücken. – Yazın çok sivrisinek olur.
  • der Käfer – Böcek / Uğurböceği → Der Marienkäfer ist rot mit schwarzen Punkten. – Uğurböceği siyah benekli kırmızıdır.
  • die Spinne – Örümcek → Die Spinne spinnt ein Netz. – Örümcek ağ örüyor.
  • die Libelle – Yusufçuk → Die Libelle fliegt über den Teich. – Yusufçuk gölcüğün üzerinde uçuyor.
  • der Wurm – Solucan → Der Wurm lebt in der Erde. – Solucan toprakta yaşar.

Öğretmen notu: Almancada "böcek" genel olarak das Insekt (böcek) kelimesiyle ifade edilir. der Käfer ise daha çok kın kanatlı böcekleri ifade eder. Volkswagen'in ünlü araba modeli de der Käfer (Böcek) olarak bilinir!

Almanca Bitki İsimleri: Ağaçlar, Çiçekler ve Bitki Parçaları

Almanca Bitki İsimleri: Ağaçlar, Çiçekler ve Bitki Parçaları

Almanya yeşil bir ülkedir ve Almanlar bitkilerle yakından ilgilenirler. Almancada bitki kelimelerini bilmek, hem doğada hem de günlük konuşmalarda çok işinize yarar.

Almanca Genel Bitki Kelimeleri

die Pflanze (okunuş: "pflantse") – Bitki, çoğulu: die Pflanzen
Die Pflanze braucht Wasser und Licht. – Bitki su ve ışığa ihtiyaç duyar.
Ich gieße meine Pflanzen jeden Tag. – Bitkilerimi her gün suluyorum.
Zimmerpflanzen verbessern die Luft. – Oda bitkileri havayı iyileştirir.

der Baum (okunuş: "baum") – Ağaç, çoğulu: die Bäume
Almanlar ağaçlara büyük saygı duyar. Der deutsche Wald (Alman ormanı) kültürel bir kavramdır.
Der Baum ist sehr alt. – Ağaç çok yaşlı.
Im Herbst verlieren die Bäume ihre Blätter. – Sonbaharda ağaçlar yapraklarını döker.
Unter dem Baum ist Schatten. – Ağacın altında gölge var.

die Blume (okunuş: "blume") – Çiçek, çoğulu: die Blumen
Die Blume duftet wunderbar. – Çiçek harika kokuyor.
Er schenkt ihr einen Strauß Blumen. – Ona bir buket çiçek hediye ediyor.
Im Frühling blühen die Blumen. – İlkbaharda çiçekler açar.

Tavsiyem: Bir Almana konuk olarak giderken çiçek götürmek çok güzel bir gelenektir. Ancak beyaz çiçekler cenaze ile ilişkilendirildiği için renkli çiçekler tercih edin!

Almanca Ağaç Türleri

die Eiche (okunuş: "ayhe") – Meşe (ağacı), çoğulu: die Eichen
Meşe ağacı, Almanya'nın ulusal ağacıdır ve gücü, dayanıklılığı simgeler.
Die Eiche ist ein starker Baum. – Meşe güçlü bir ağaç.
Eichen können über 1000 Jahre alt werden. – Meşe ağaçları 1000 yıldan fazla yaşayabilir.
Die deutsche Eiche ist ein nationales Symbol. – Alman meşesi ulusal bir simge.

die Kiefer (okunuş: "kiifer") – Çam (ağacı), çoğulu: die Kiefern
Almancada çam ağacı için die Kiefer veya die Tanne (köknar) kullanılır.
Die Kiefer bleibt im Winter grün. – Çam ağacı kışın yeşil kalır.
Kiefern wachsen schnell. – Çam ağaçları hızlı büyür.
Aus Kiefernholz macht man Möbel. – Çam ağacından mobilya yapılır.

die Weide (okunuş: "vayde") – Söğüt (ağacı), çoğulu: die Weiden
Dikkat: die Weide hem söğüt ağacı hem de otlak/mera anlamına gelir! Cümle bağlamından anlarsınız.
Die Weide steht am Fluss. – Söğüt ağacı nehrin kenarında duruyor.
Die Zweige der Weide hängen herunter. – Söğüdün dalları aşağı sarkıyor.

die Pappel (okunuş: "papel") – Kavak (ağacı), çoğulu: die Pappeln
Die Pappel ist ein hoher Baum. – Kavak uzun bir ağaç.
Pappeln wachsen oft an Straßen. – Kavaklar genellikle yol kenarlarında yetişir.
Die Blätter der Pappel zittern im Wind. – Kavağın yaprakları rüzgârda titrer.

die Palme (okunuş: "palme") – Palmiye, çoğulu: die Palmen
Palmen wachsen in warmen Ländern. – Palmiyeler sıcak ülkelerde yetişir.
Unter der Palme ist ein schöner Schatten. – Palmiyenin altında güzel bir gölge var.
Kokospalmen tragen Kokosnüsse. – Hindistancevizi palmiyeleri hindistancevizi taşır.

Almanca Çiçek İsimleri

die Rose (okunuş: "roze") – Gül, çoğulu: die Rosen
Gül, Almanya'da da aşkın simgesidir ve en popüler çiçektir.
Rote Rosen sind ein Zeichen der Liebe. – Kırmızı güller aşkın işareti.
Im Garten blühen die Rosen. – Bahçede güller açıyor.
Rosen duften herrlich. – Güller muhteşem kokuyorlar.

die Tulpe (okunuş: "tulpe") – Lale, çoğulu: die Tulpen
Tulpen blühen im Frühling. – Laleler ilkbaharda açar.
In Holland gibt es riesige Tulpenfelder. – Hollanda'da devasa lale tarlaları var.
Rote und gelbe Tulpen sind besonders schön. – Kırmızı ve sarı laleler özellikle güzel.

das Gänseblümchen / die Margerite (okunuş: "genzebliümhen" / "margerite") – Papatya
Papatya için günlük dilde das Gänseblümchen (küçük papatya) ve büyük papatya için die Margerite kullanılır.
Gänseblümchen wachsen auf der Wiese. – Papatyalar çayırda yetişir.
Das Kind pflückt Gänseblümchen. – Çocuk papatya topluyor.
Gänseblümchen sind weiß mit einem gelben Kern. – Papatyalar sarı bir çekirdeğiyle beyazdır.

die Orchidee (okunuş: "orhidee") – Orkide, çoğulu: die Orchideen
Die Orchidee ist eine exotische Blume. – Orkide egzotik bir çiçek.
Orchideen brauchen besondere Pflege. – Orkideler özel bakım gerektirir.
Orchideen sind bei den Deutschen sehr beliebt. – Orkideler Almanlar arasında çok popüler.

das Veilchen (okunuş: "faylhen") – Menekşe, çoğulu: die Veilchen
Das Veilchen ist lila und klein. – Menekşe mor ve küçük.
Veilchen wachsen im Schatten. – Menekşeler gölgede yetişir.
Veilchen duften zart und süß. – Menekşeler narin ve tatlı kokar.

Almanca Bitki Parçaları

das Blatt (okunuş: "blat") – Yaprak, çoğulu: die Blätter
Das Blatt ist grün. – Yaprak yeşil.
Im Herbst werden die Blätter bunt. – Sonbaharda yapraklar rengarenk olur.
Die Blätter fallen von den Bäumen. – Yapraklar ağaçlardan düşüyor.

der Ast / der Zweig (okunuş: "ast" / "tsvayg") – Dal
Ast kalın dal, Zweig ince dal anlamında kullanılır.
Der Ast ist abgebrochen. – Dal kırılmış.
Ein Vogel sitzt auf dem Zweig. – Bir kuş dalın üzerinde oturuyor.
Der Ast ist so dick wie mein Arm. – Dal kolum kadar kalın.

die Wurzel (okunuş: "vurtsel") – Kök, çoğulu: die Wurzeln
Die Wurzel reicht tief in die Erde. – Kök toprağın derinlerine uzanır.
Bäume haben starke Wurzeln. – Ağaçların güçlü kökleri var.
Die Wurzeln nehmen Wasser auf. – Kökler su emer.

der Samen (okunuş: "zaamen") – Tohum, çoğulu: die Samen
Der Samen keimt im Frühling. – Tohum ilkbaharda filizlenir.
Wir säen Samen in die Erde. – Toprağa tohum ekiyoruz.
Aus einem kleinen Samen wird ein großer Baum. – Küçük bir tohumdan büyük bir ağaç olur.

der Setzling (okunuş: "zetsling") – Fide, çoğulu: die Setzlinge
Der Setzling wächst schnell. – Fide hızlı büyüyor.
Wir pflanzen die Setzlinge ins Beet. – Fideleri tarhaya dikiyoruz.
Die Setzlinge brauchen viel Sonne. – Fideler çok güneşe ihtiyaç duyar.

Almanca Zemin Bitkileri

das Gras (okunuş: "graas") – Çim / Çimen, çoğulu: die Gräser
Almancada das Gras hem çim hem de çimen anlamında kullanılır. der Rasen ise bakımlı çim alan anlamına gelir.
Das Gras ist grün und weich. – Çim yeşil ve yumuşak.
Die Kinder spielen auf dem Rasen. – Çocuklar çimenlerin üzerinde oynuyor.
Bitte den Rasen nicht betreten! – Lütfen çimlere basmayın!

das Kraut (okunuş: "kraut") – Ot, çoğulu: die Kräuter
Das Kraut wächst überall. – Ot her yerde yetişir.
Kräuter wie Basilikum und Rosmarin sind lecker. – Fesleğen ve biberiye gibi otlar lezzetli.
Unkraut muss man regelmäßig entfernen. – Yabani otları düzenli olarak temizlemek gerekir.

der Busch / der Strauch (okunuş: "buş" / "ştrauh") – Çalı, çoğulu: die Büsche / die Sträucher
Der Busch blüht im Mai. – Çalı mayısta çiçek açar.
Hinter dem Busch versteckt sich ein Hase. – Çalının arkasında bir tavşan saklanıyor.
Wir pflanzen Sträucher im Garten. – Bahçeye çalılar dikiyoruz.

Almanca Bahçecilik ve Tarım Kelimeleri

Almanlar bahçeciliğe (Gärtnern) büyük tutku duyar. Schrebergarten (tahsis bahçesi) kültürü Almanya'ya özgüdür: şehir sakinleri küçük bahçe parsellerini kiralayarak sebze ve çiçek yetiştirir. Bu bölümde tarım ve bahçecilik kelimelerini öğreneceğiz.

Almanca Tarım Kelimeleri

die Landwirtschaft (okunuş: "lantvirtşaft") – Tarım
Die Landwirtschaft ist wichtig für die Ernährung. – Tarım beslenme için önemli.
In der Landwirtschaft arbeiten viele Menschen. – Tarımda birçok insan çalışır.
Die moderne Landwirtschaft nutzt Maschinen. – Modern tarım makineler kullanır.

die Aussaat / die Saat (okunuş: "auszaat" / "zaat") – Ekim
Die Aussaat beginnt im Frühling. – Ekim ilkbaharda başlar.
Die Saat ist in die Erde gelegt. – Tohum toprağa ekildi.
Die richtige Zeit für die Aussaat ist wichtig. – Ekim için doğru zaman önemli.

die Ernte (okunuş: "ernte") – Hasat
Die Ernte war dieses Jahr sehr gut. – Bu yıl hasat çok iyi oldu.
Im Herbst ist Erntezeit. – Sonbaharda hasat zamanı.
Die Bauern freuen sich über die reiche Ernte. – Çiftçiler bol hasattan memnun.

die Bewässerung / gießen (okunuş: "beveserung" / "giisen") – Sulama
Die Bewässerung der Felder ist notwendig. – Tarlaların sulanması gerekli.
Im Sommer muss man die Pflanzen oft gießen. – Yazın bitkileri sık sulamak gerekir.
Die Bewässerungsanlage funktioniert automatisch. – Sulama sistemi otomatik çalışıyor.

der Schnitt / beschneiden (okunuş: "şnit" / "beşnayden") – Budama
Der Schnitt der Bäume erfolgt im Winter. – Ağaçların budaması kışın yapılır.
Man muss die Rosen regelmäßig beschneiden. – Gülleri düzenli olarak budamak gerekir.
Ein guter Schnitt fördert das Wachstum. – İyi bir budama büyümeyi teşvik eder.

Almanca Bahçe Kelimeleri

der Garten (okunuş: "garten") – Bahçe, çoğulu: die Gärten
Unser Garten ist groß und schön. – Bahçemiz büyük ve güzel.
Im Garten wachsen Tomaten und Gurken. – Bahçede domates ve salatalık yetişiyor.
Er arbeitet gern im Garten. – Bahçede çalışmayı seviyor.

Kültürel not: Almanya'da Schrebergarten (veya Kleingarten) çok popülerdir. Bunlar şehir içinde kiralanan küçük bahçe parselleridir. Yaklaşık 1 milyon Alman'ın Schrebergarten'ı vardır! Buralarda çiçek ve sebze yetiştirmek, barbekü yapmak ve dinlenmek için kullanılır.

das Blumenbeet (okunuş: "blumenbeet") – Çiçeklik, çoğulu: die Blumenbeete
Das Blumenbeet ist bunt und schön. – Çiçeklik renkli ve güzel.
Wir legen ein neues Blumenbeet an. – Yeni bir çiçeklik oluşturuyoruz.
Im Blumenbeet wachsen Tulpen und Rosen. – Çiçeklikte laleler ve güller yetişiyor.

der Blumentopf (okunuş: "blumentopf") – Saksı, çoğulu: die Blumentöpfe
Der Blumentopf steht auf dem Balkon. – Saksı balkonda duruyor.
Ich brauche einen größeren Blumentopf. – Daha büyük bir saksıya ihtiyacım var.
Die Pflanze wächst aus dem Blumentopf heraus. – Bitki saksıdan dışarı büyüyor.

das Gewächshaus (okunuş: "gevekshavs") – Sera, çoğulu: die Gewächshäuser
Im Gewächshaus wachsen Tomaten. – Serada domates yetişir.
Das Gewächshaus hält die Wärme. – Sera sıcaklığı muhafaza eder.
Im Gewächshaus kann man auch im Winter Gemüse anbauen. – Serada kışın bile sebze yetiştirilebilir.

die Laube / die Pergola (okunuş: "laube" / "pergola") – Çardak
Unter der Laube sitzen wir im Schatten. – Çardağın altında gölgede oturuyoruz.
Die Laube ist mit Wein bewachsen. – Çardak asmalarla kaplı.
In der Laube trinken wir nachmittags Kaffee. – Çardakta öğleden sonra kahve içeriz.

der Zaun (okunuş: "tsaun") – Çit, çoğulu: die Zäune
Der Zaun trennt die beiden Gärten. – Çit iki bahçeyi birbirinden ayırıyor.
Wir bauen einen neuen Zaun. – Yeni bir çit yapıyoruz.
Der Zaun ist aus Holz. – Çit tahtadan yapılmış.

Almanca Bahçe Aletleri

die Schaufel / der Spaten (okunuş: "şaufel" / "şpaaten") – Kürek
Mit der Schaufel grabe ich ein Loch. – Kürekle bir çukur kazıyorum.
Der Spaten ist das wichtigste Gartenwerkzeug. – Kürek en önemli bahçe aleti.
Nimm die Schaufel und hilf mir! – Küreği al ve bana yardım et!

die Hacke (okunuş: "hake") – Çapa, çoğulu: die Hacken
Mit der Hacke lockert man die Erde. – Çapayla toprak gevşetilir.
Die Hacke brauche ich für das Unkraut. – Yabani otlar için çapaya ihtiyacım var.
Er arbeitet mit der Hacke im Beet. – Tarhada çapayla çalışıyor.

die Gartenschere (okunuş: "gartenşeere") – Bahçe Makası, çoğulu: die Gartenscheren
Mit der Gartenschere schneide ich die Rosen. – Bahçe makasıyla gülleri kesiyorum.
Die Gartenschere muss scharf sein. – Bahçe makası keskin olmalı.
Wo ist die Gartenschere? – Bahçe makası nerede?

der Dünger (okunuş: "dünger") – Gübre
Der Dünger hilft den Pflanzen zu wachsen. – Gübre bitkilerin büyümesine yardımcı olur.
Natürlicher Dünger ist besser als chemischer. – Doğal gübre kimyasaldan daha iyi.
Im Frühling brauchen die Pflanzen Dünger. – İlkbaharda bitkiler gübreye ihtiyaç duyar.

die Erde / der Boden (okunuş: "erde" / "booden") – Toprak
Die Erde im Garten ist fruchtbar. – Bahçedeki toprak verimli.
Der Boden muss feucht gehalten werden. – Toprak nemli tutulmalı.
Die Erde riecht nach Regen. – Toprak yağmur kokuyor.

Öğretmen notu: die Erde hem "toprak" hem de "Dünya gezegeni" anlamına gelir. Cümle bağlamından hangisi kastedildiğini anlarsınız: Die Erde dreht sich um die Sonne. (Dünya Güneş'in etrafında döner.) vs. Die Erde im Garten ist trocken. (Bahçedeki toprak kuru.)

Almanca Ekoloji ve Çevre Koruma Terimleri

Almanya, çevre koruma konusunda dünyada öncü ülkelerden biridir. Geri dönüşüm (Recycling), yeşil enerji (grüne Energie) ve sürdürülebilirlik (Nachhaltigkeit) Alman toplumunun temel değerlerindendir. Bu bölümde çevre ve ekoloji ile ilgili Almanca terimleri öğreneceksiniz.

die Ökologie (okunuş: "ökoloji") – Ekoloji
Die Ökologie untersucht die Beziehungen in der Natur. – Ekoloji, doğadaki ilişkileri inceler.
Ökologie ist ein wichtiges Fach an der Universität. – Ekoloji üniversitede önemli bir ders.
Die Ökologie hilft uns, die Natur besser zu verstehen. – Ekoloji, doğayı daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

das Ökosystem (okunuş: "ökozüsteem") – Ekosistem, çoğulu: die Ökosysteme
Das Ökosystem des Waldes ist komplex. – Orman ekosistemi karmaşıktır.
Jedes Ökosystem hat sein eigenes Gleichgewicht. – Her ekosistemin kendi dengesi var.
Wir dürfen das Ökosystem nicht zerstören. – Ekosistemi tahrip etmemeliyiz.

der Lebensraum / das Habitat (okunuş: "leebensraum" / "habitaat") – Habitat / Yaşam Alanı
Der Wald ist der Lebensraum vieler Tiere. – Orman birçok hayvanın yaşam alanı.
Wir müssen die Lebensräume der Tiere schützen. – Hayvanların yaşam alanlarını korumalıyız.
Das Habitat des Eisbären schmilzt. – Kutup ayısının habitatı eriyor.

die Biodiversität / die Artenvielfalt (okunuş: "biodiversiteet" / "artenfiilfalt") – Biyoçeşitlilik
Die Biodiversität ist für das Ökosystem wichtig. – Biyoçeşitlilik ekosistem için önemli.
Die Artenvielfalt nimmt leider ab. – Biyoçeşitlilik ne yazık ki azalıyor.
Wir müssen die Biodiversität erhalten. – Biyoçeşitliliği korumalıyız.

das Naturschutzgebiet (okunuş: "natuurşutsgebiit") – Koruma Alanı / Doğa Koruma Bölgesi
Im Naturschutzgebiet darf man nicht jagen. – Koruma alanında avlanmak yasaktır.
Das Naturschutzgebiet beherbergt seltene Tiere. – Koruma alanı nadir hayvanlara ev sahipliği yapıyor.
Deutschland hat viele Naturschutzgebiete. – Almanya'nın birçok doğa koruma bölgesi var.

das Feuchtgebiet (okunuş: "foyhtgebiit") – Sulak Alan, çoğulu: die Feuchtgebiete
Das Feuchtgebiet ist ein wichtiger Lebensraum für Vögel. – Sulak alan kuşlar için önemli bir yaşam alanı.
Feuchtgebiete filtern das Wasser. – Sulak alanlar suyu filtreler.
Feuchtgebiete müssen geschützt werden. – Sulak alanlar korunmalıdır.

der Regenwald (okunuş: "reegenvalt") – Yağmur Ormanı, çoğulu: die Regenwälder
Der Regenwald ist die grüne Lunge der Erde. – Yağmur ormanı Dünya'nın yeşil akciğeri.
Im Regenwald leben Millionen von Tierarten. – Yağmur ormanında milyonlarca hayvan türü yaşar.
Die Abholzung des Regenwaldes muss aufhören. – Yağmur ormanlarının kesilmesi durmalı.

die Umweltverschmutzung (okunuş: "umveltferşmutsunğ") – Çevre Kirliliği
Die Umweltverschmutzung ist ein großes Problem. – Çevre kirliliği büyük bir sorun.
Wir müssen die Umweltverschmutzung reduzieren. – Çevre kirliliğini azaltmalıyız.
Plastik verursacht viel Umweltverschmutzung. – Plastik çok fazla çevre kirliliğine neden oluyor.

die Erosion (okunuş: "erozioon") – Erozyon
Die Erosion zerstört fruchtbaren Boden. – Erozyon verimli toprağı yok eder.
Bäume pflanzen hilft gegen Erosion. – Ağaç dikmek erozyona karşı yardımcı olur.
Wind und Wasser verursachen Erosion. – Rüzgâr ve su erozyana neden olur.

das Recycling / die Wiederverwertung (okunuş: "risaykling" / "viiderferveetung") – Geri Dönüşüm
Almanya, geri dönüşüm konusunda dünyada birinci sırada yer alır!
Recycling schützt die Umwelt. – Geri dönüşüm çevreyi korur.
In Deutschland gibt es ein strenges Recycling-System. – Almanya'da sıkı bir geri dönüşüm sistemi var.
Bitte werfen Sie die Flaschen in den Recycling-Container. – Lütfen şişeleri geri dönüşüm konteynerine atın.

Kültürel not: Almanya'daki çöp ayırma sistemi (Mülltrennung) dünyaca ünlüdür. Çöpler renk kodlu konteynerlere ayrılır: Gelbe Tonne/Gelber Sack (sarı: ambalajlar), Blaue Tonne (mavi: kağıt), Braune/Grüne Tonne (kahverengi/yeşil: organik atık), Restmüll (gri/siyah: genel çöp), Glascontainer (cam konteyneri). Bu sisteme uymak zorunludur ve uymayanlar ceza alabilir!

Ayrıca Almanya'da Pfandsystem (depozito sistemi) vardır: şişe ve kutu satın aldığınızda üzerine 8-25 cent depozito eklenir. Boş şişeyi marketteki otomata (Pfandautomat) iade ettiğinizde paranızı geri alırsınız. Bu sistem geri dönüşümü teşvik eder.

Almanca Doğa Kelimeleri ile Pratik Diyalog

Aşağıda doğa ve çevre kelimelerini içeren günlük bir diyalog bulabilirsiniz. Bu diyaloğu sesli okuyarak pratik yapmanızı tavsiye ederim!

Ormanda Yürüyüş – Wanderung im Wald

Anna: Was für ein schöner Tag! Lass uns im Wald spazieren gehen.
(Ne güzel bir gün! Ormanda yürüyüşe çıkalım.)

Markus: Gute Idee! Ich packe Wasser und Snacks ein. Welchen Weg nehmen wir?
(İyi fikir! Su ve atıştırmalık hazırlıyorum. Hangi yoldan gideceğiz?)

Anna: Den Weg am See entlang. Dort gibt es schöne Bäume und Blumen.
(Göl boyunca olan yoldan. Orada güzel ağaçlar ve çiçekler var.)

Markus: Schau mal, eine Eiche! Wie alt die wohl ist?
(Bak, bir meşe ağacı! Acaba kaç yaşında?)

Anna: Bestimmt mehrere hundert Jahre. Und sieh mal die Veilchen am Wegesrand!
(Kesinlikle birkaç yüz yıllık. Ve yol kenarındaki menekşelere bak!)

Markus: Wunderschön! Oh, hörst du die Vögel? Ich glaube, das ist ein Specht.
(Harika güzel! Kuşları duyuyor musun? Sanırım o bir ağaçkakan.)

Anna: Ja! Und dort drüben am Bach sitzt ein Frosch.
(Evet! Ve şurada derenin kenarında bir kurbağa oturuyor.)

Markus: Im Wald fühle ich mich immer so frei. Die Natur ist einfach wunderbar.
(Ormanda kendimi her zaman çok özgür hissediyorum. Doğa gerçekten harika.)

Anna: Stimmt. Wir müssen die Natur schützen. Hast du den Müll eingepackt?
(Doğru. Doğayı korumalıyız. Çöpü topladın mı?)

Markus: Natürlich! Wir lassen keinen Müll im Wald. Umweltschutz ist wichtig.
(Tabii ki! Ormanda çöp bırakmıyoruz. Çevre koruma önemli.)

Anna: Schau, ein Reh! Wie süß! Es frisst Gras auf der Wiese.
(Bak, bir karaca! Ne tatlı! Çayırda ot yiyor.)

Markus: Fantastisch! Das ist der schönste Spaziergang seit Langem.
(Muhteşem! Bu uzun zamandır yapılan en güzel yürüyüş.)

Almanca Doğa ve Çevre Hakkında Günlük Sohbet Kalıpları

Doğa ve çevre konuları Almanya'da günlük sohbetin önemli bir parçasıdır. Aşağıdaki kalıplarla bu konularda rahatça konuşabilirsiniz:

Doğa ve Açık Hava Aktiviteleri

Hast du Lust, am Wochenende wandern zu gehen? – Hafta sonu yürüyüşe gitmek ister misin?
→ Ja, gerne! Wo sollen wir hingehen? – Evet, memnuniyetle! Nereye gidelim?

Der Wald sieht im Herbst wunderschön aus. – Orman sonbaharda harika görünüyor.
→ Stimmt, die bunten Blätter sind toll! – Doğru, renkli yapraklar harika!

Hast du ein Haustier? – Evcil hayvanın var mı?
→ Ja, ich habe eine Katze und einen Hund. – Evet, bir kedim ve bir köpeğim var.
→ Nein, aber ich hätte gerne einen Hund. – Hayır, ama bir köpek isterdim.

Çevre Koruma Hakkında Konuşma

Trennst du deinen Müll? – Çöplerini ayırıyor musun?
→ Ja, natürlich! Papier, Plastik und Biomüll getrennt. – Evet, tabii! Kağıt, plastik ve organik atık ayrı.

Fährst du oft mit dem Fahrrad? – Sık bisiklet kullanıyor musun?
→ Ja, ich fahre jeden Tag mit dem Rad zur Arbeit. – Evet, her gün bisikletle işe gidiyorum.

Was machst du für die Umwelt? – Çevre için ne yapıyorsun?
→ Ich versuche, weniger Plastik zu benutzen. – Daha az plastik kullanmaya çalışıyorum.
→ Ich kaufe regionale Produkte. – Yerel ürünler satın alıyorum.

Bahçe ve Bitkiler Hakkında Konuşma

Hast du einen Garten? – Bahçen var mı?
→ Ja, ich baue Tomaten und Kräuter an. – Evet, domates ve bitkisel otlar yetiştiriyorum.

Deine Blumen sind wunderschön! – Çiçeklerin çok güzel!
→ Danke! Ich gieße sie jeden Tag. – Teşekkürler! Her gün suluyorum.

Almanca Doğa ve Çevre Kelimeleri Özet Tablosu

Aşağıda bu makalede öğrendiğiniz tüm kelimelerin hızlı referans listesi bulunmaktadır:

Coğrafya:
die Natur (doğa) • die Umwelt (çevre) • der Berg (dağ) • der Wald (orman) • der See (göl) • der Fluss (nehir) • das Meer (deniz) • der Ozean (okyanus) • das Tal (vadi) • das Becken (havza) • der Hügel (tepe) • die Wüste (çöl) • die Insel (ada) • der Strand (kumsal) • der Wasserfall (şelale)

Hayvanlar:
das Tier (hayvan) • die Katze (kedi) • der Hund (köpek) • das Pferd (at) • die Kuh (inek) • das Schaf (koyun) • die Ziege (keçi) • der Löwe (aslan) • der Tiger (kaplan) • der Bär (ayı) • der Elefant (fil) • die Giraffe (zürafa) • der Affe (maymun) • der Wolf (kurt) • der Fuchs (tilki) • der Hase (tavşan) • die Maus (fare) • die Schlange (yılan) • die Schildkröte (kaplumbağa) • der Frosch (kurbağa) • der Fisch (balık) • der Vogel (kuş) • der Adler (kartal) • der Papagei (papağan)

Bitkiler:
die Pflanze (bitki) • der Baum (ağaç) • die Blume (çiçek) • die Eiche (meşe) • die Kiefer (çam) • die Weide (söğüt) • die Pappel (kavak) • die Palme (palmiye) • die Rose (gül) • die Tulpe (lale) • das Gänseblümchen (papatya) • die Orchidee (orkide) • das Veilchen (menekşe) • das Blatt (yaprak) • der Ast/Zweig (dal) • die Wurzel (kök) • der Samen (tohum) • der Setzling (fide) • das Gras (çim/çimen) • das Kraut (ot) • der Busch (çalı)

Bahçecilik ve Tarım:
die Landwirtschaft (tarım) • die Aussaat (ekim) • die Ernte (hasat) • die Bewässerung (sulama) • beschneiden (budama) • der Garten (bahçe) • das Blumenbeet (çiçeklik) • der Blumentopf (saksı) • das Gewächshaus (sera) • die Laube (çardak) • der Zaun (çit) • die Schaufel (kürek) • die Hacke (çapa) • die Gartenschere (makas) • der Dünger (gübre) • die Erde (toprak)

Ekoloji:
die Ökologie (ekoloji) • das Ökosystem (ekosistem) • der Lebensraum (habitat) • die Biodiversität (biyoçeşitlilik) • das Naturschutzgebiet (koruma alanı) • das Feuchtgebiet (sulak alan) • der Regenwald (yağmur ormanı) • die Umweltverschmutzung (çevre kirliliği) • die Erosion (erozyon) • das Recycling (geri dönüşüm)

Tavsiyem: Doğa kelimelerini en iyi şekilde öğrenmek için doğaya çıkın! Bir parkta yürürken gördüğünüz her ağacı, çiçeği ve hayvanı Almanca olarak adlandırmaya çalışın. Cep telefonunuza bir not uygulaması yükleyerek yeni öğrendiğiniz kelimeleri kaydedin ve her gün 10 dakika tekrar edin. Ayrıca Alman doğa belgeselleri (Naturdokumentationen) izlemek hem kelime dağarcığınızı genişletir hem de kulağınızı Almanca seslere alıştırır. Viel Erfolg! (Bol başarılar!)