Almanca Yiyecek ve İçecek Kelimelerini Öğrenmeye Başlayalım
Almanya'ya taşınan, orada okuyan ya da sadece tatile giden herkes bilir: dil öğrenmenin en keyifli yollarından biri mutfaktan ve sofradan geçer. Bir bakkalda alışveriş yaparken, bir restoranda sipariş verirken ya da bir arkadaşınızla kahvaltı ederken doğru kelimeleri bilmek hem pratik hem de özgüven verici bir deneyimdir. Bu rehberde Almanca yiyecek ve içecek isimlerini, restoran ifadelerini, kahvaltıdan akşam yemeğine kadar sofra kültürünü detaylı şekilde öğreneceksiniz. Her kelimenin artikelini, telaffuzunu ve gerçek hayattan örnek cümlelerle kullanımını göreceksiniz.
Öğretmen notu: Almancada yiyecek ve içecek kelimelerini öğrenirken mutlaka artikelleriyle birlikte ezberleyin. "Brot" değil, "das Brot" olarak aklınıza kazıyın. Artikelsiz öğrenilen her kelime, ileride cümle kurarken sizi zorlayacaktır. Ayrıca bu kelimeleri sadece liste halinde değil, cümle içinde kullanarak pratik yapın.
Almanca Temel Gıda Maddeleri ve Artikelleri
Günlük hayatta en sık karşılaşacağınız gıda maddelerini öğrenmekle başlayalım. Bu kelimeler markette, mutfakta ve sofrada sürekli karşınıza çıkacak:
das Brot (daz brot) – Ekmek
Almanya'da ekmek kültürü inanılmaz zengindir. 300'den fazla ekmek çeşidi olan bu ülkede das Brot sofranın vazgeçilmezidir.
Ich kaufe jeden Morgen frisches Brot. – Her sabah taze ekmek alırım.
Das Brot schmeckt sehr gut. – Ekmek çok lezzetli.
Kültürel not: Almanya, dünyada en çok ekmek çeşidine sahip ülkedir. Alman ekmek kültürü 2014'te UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alınmıştır. Bir Alman için ekmek sadece yiyecek değil, kültürel kimliğin bir parçasıdır.
das Roggenbrot (daz rogınbrot) – Çavdar ekmeği
Almanya'nın en geleneksel ekmek türlerinden biridir. Koyu renkli ve yoğun aromalıdır.
Roggenbrot ist typisch deutsch. – Çavdar ekmeği tipik Almandır.
Möchtest du Roggenbrot oder Weißbrot? – Çavdar ekmeği mi beyaz ekmek mi istersin?
das Vollkornbrot (daz folkornbrot) – Tam buğday ekmeği
Sağlıklı beslenmeye önem veren Almanlar tam buğday ekmeğini çok tercih eder.
Vollkornbrot ist sehr gesund. – Tam buğday ekmeği çok sağlıklı.
Ich esse am liebsten Vollkornbrot. – En çok tam buğday ekmeği yemeyi severim.
das Croissant (daz kruvasan) – Kruvasan
Fransız mutfağından Almanya'ya geçmiş olan bu lezzet, özellikle kahvaltıda sevilir.
Zum Frühstück esse ich ein Croissant mit Marmelade. – Kahvaltıda reçelli kruvasan yerim.
der Simit (dea zimit) – Simit
Almanya'daki Türk fırınlarında kolayca bulabileceğiniz simit, Almancaya da girmiştir.
In der türkischen Bäckerei gibt es frische Simit. – Türk fırınında taze simit var.
das Fleisch (daz flayş) – Et
Das Fleisch ist sehr zart. – Et çok yumuşak.
Ich esse nicht so viel Fleisch. – Çok fazla et yemiyorum.
der Fisch (dea fiş) – Balık
Freitags essen viele Deutsche Fisch. – Cuma günleri birçok Alman balık yer.
Der Fisch ist frisch vom Markt. – Balık pazardan taze.
Dikkat: "Fleisch" (et) das artikelini, "Fisch" (balık) ise der artikelini alır. Bu iki kelime hem yazılış hem anlam olarak birbirine benzediği için artikellerine özellikle dikkat edin!
das Hähnchen (daz henşın) – Tavuk
Ich hätte gerne ein halbes Hähnchen. – Yarım tavuk istiyorum lütfen.
Hähnchen mit Reis ist mein Lieblingsgericht. – Pirinçli tavuk en sevdiğim yemek.
Tavsiyem: Almancada tavuk için "das Hähnchen" (pişmiş/yemeklik tavuk) ve "das Huhn" (genel olarak tavuk/canlı tavuk) ayrımını bilin. Restoranda Hähnchen kullanılır.
das Ei (daz ay) – Yumurta, çoğulu: die Eier
Zum Frühstück esse ich zwei Eier. – Kahvaltıda iki yumurta yerim.
Möchtest du ein gekochtes Ei? – Haşlanmış yumurta ister misin?
der Käse (dea keyze) – Peynir
Almanya aynı zamanda bir peynir ülkesidir. Süpermarketlerde onlarca peynir çeşidi bulursunuz.
Ich mag Käse sehr gern. – Peyniri çok severim.
Welchen Käse empfehlen Sie? – Hangi peyniri tavsiye edersiniz?
der Frischkäse (dea frişkeyze) – Krem peynir
Frischkäse schmeckt gut auf Brot. – Krem peynir ekmeğin üstünde güzel olur.
Ich nehme Frischkäse mit Kräutern. – Otlu krem peynir alıyorum.
der Weißkäse / der Feta (dea vayskeyze / dea feta) – Beyaz peynir
In der Türkei isst man viel Weißkäse. – Türkiye'de çok beyaz peynir yenir.
Ich möchte Salat mit Feta. – Beyaz peynirli salata istiyorum.
der Schnittkäse (dea şnitkeyze) – Kaşar peyniri (dilimlenebilir peynir)
Almancada birebir "kaşar" karşılığı yoktur ama en yakın ifade Schnittkäse ya da der Gouda gibi spesifik peynir isimleridir.
Ich hätte gerne 200 Gramm Schnittkäse. – 200 gram kaşar peyniri istiyorum.
die Butter (di buta) – Tereyağı
Kannst du mir die Butter reichen? – Bana tereyağını uzatır mısın?
Ich backe den Kuchen mit Butter. – Pastayı tereyağıyla pişiriyorum.
Sık yapılan hata: Tereyağı Almancada die Butter'dır, yani dişil artikellidir. Birçok öğrenci yanlışlıkla das Butter der – bu hatalıdır. Die Butter olarak ezberleyin!
der Honig (dea honig) – Bal
Ich trinke meinen Tee mit Honig. – Çayımı balla içerim.
Türkischer Honig ist weltberühmt. – Türk balı dünyaca ünlüdür.
die Marmelade (di marmelade) – Reçel
Zum Frühstück esse ich Brot mit Marmelade. – Kahvaltıda reçelli ekmek yerim.
Hast du selbstgemachte Marmelade? – Ev yapımı reçelin var mı?
die Olive (di olive) – Zeytin, çoğulu: die Oliven
Schwarze Oliven schmecken mir besser. – Siyah zeytin bana daha çok yakışıyor.
In der Türkei gibt es die besten Oliven. – En iyi zeytinler Türkiye'de bulunur.
der Reis (dea rays) – Pirinç
Reis ist eine wichtige Beilage. – Pirinç önemli bir garnitürdür.
Ich koche Reis mit Gemüse. – Sebzeli pilav pişiriyorum.
die Nudeln (di nudıln) – Makarna (çoğul kullanılır)
Kinder lieben Nudeln mit Tomatensoße. – Çocuklar domates soslu makarnayı sever.
Nudeln kochen ist ganz einfach. – Makarna pişirmek çok kolay.
die Kartoffel (di kartofl) – Patates, çoğulu: die Kartoffeln
Almanya'nın en temel gıdalarından biri patatestir. Haşlanmış, kızartılmış, püre halinde her öğünde karşınıza çıkabilir.
Kartoffeln sind ein typisch deutsches Essen. – Patates tipik bir Alman yemeğidir.
Ich esse gerne Bratkartoffeln. – Kızarmış patates yemeyi severim.
Kültürel not: Almanya'da patates gerçekten her yerde karşınıza çıkar. Kartoffelsalat (patates salatası), Kartoffelpuffer (patates mücveri), Kartoffelsuppe (patates çorbası), Pommes frites (patates kızartması)... Bir Alman için patates, Türkler için ekmek ne ise odur!
der Zucker (dea tsuka) – Şeker
Nehmen Sie Zucker in den Kaffee? – Kahvenize şeker alır mısınız?
Zu viel Zucker ist ungesund. – Çok fazla şeker sağlıksızdır.
das Salz (daz zalts) – Tuz
Kannst du mir das Salz geben? – Bana tuzu verir misin?
Die Suppe braucht mehr Salz. – Çorbanın daha fazla tuza ihtiyacı var.
das Gewürz (daz gevürts) – Baharat, çoğulu: die Gewürze
Türkisches Essen hat viele Gewürze. – Türk yemeklerinde çok baharat vardır.
Welche Gewürze benutzt du beim Kochen? – Yemek yaparken hangi baharatları kullanırsın?
Almanca Sebze ve Meyve İsimleri
Sağlıklı beslenmenin temeli olan sebze ve meyveler, markette ve mutfakta en çok ihtiyaç duyacağınız kelimeler arasındadır. Almanya'da hemen her köşe başında bir sebze-meyve standı ya da Wochenmarkt (haftalık pazar) bulabilirsiniz.
Sebzeler – das Gemüse
das Gemüse (daz gemüze) – Sebze (genel, tekil olarak kullanılır)
Ich esse jeden Tag frisches Gemüse. – Her gün taze sebze yerim.
Gemüse ist sehr gesund. – Sebze çok sağlıklıdır.
die Tomate (di tomate) – Domates, çoğulu: die Tomaten
Ich brauche ein Kilo Tomaten. – Bir kilo domatese ihtiyacım var.
Die Tomaten sind sehr reif. – Domatesler çok olgun.
Dikkat: Avusturya Almancasında domatese der Paradeiser denir. Avusturya'da iseniz bu kelimeyi de bilin!
die Gurke (di gurke) – Salatalık, çoğulu: die Gurken
Ich möchte einen Gurkensalat. – Salatalık salatası istiyorum.
Salatgurken sind größer als Einlegegurken. – Salatalıklar turşuluk salatalıklardan daha büyüktür.
der Pfeffer / die Paprika – Biber
Almancada biber için iki farklı kelime vardır:
der Pfeffer (dea pfefa) – Karabiber (baharat olarak)
die Paprika (di paprika) – Dolmalık biber / sivri biber (sebze olarak)
Gib bitte etwas Pfeffer dazu. – Lütfen biraz karabiber ekle.
Rote Paprika schmeckt süßer als grüne. – Kırmızı biber yeşilden daha tatlıdır.
Almanca Tüm Sebze İsimleri Tablosu
Markette ve mutfakta ihtiyaç duyacağınız tüm sebze isimlerinin kapsamlı listesi:
- die Zwiebel – Soğan
- der Knoblauch – Sarımsak
- die Karotte / die Möhre – Havuç
- der Spinat – Ispanak
- der Blumenkohl – Karnabahar
- der Brokkoli – Brokoli
- die Erbse – Bezelye
- die Bohne – Fasulye
- die Linse – Mercimek
- die Zucchini – Kabak
- die Aubergine – Patlıcan
- der Lauch / die Lauchzwiebel – Pırasa / Yeşil soğan
- der Sellerie – Kereviz
- der Mais – Mısır
- der Spargel – Kuşkonmaz
- der Pilz / der Champignon – Mantar
- der Kohl / das Sauerkraut – Lahana / Turşu lahana
- der Rotkohl – Kırmızı lahana
- die Rübe / die Rote Bete – Pancar
- der Rettich – Turp
- der Kürbis – Balkabağı
Markette kullanabileceğiniz cümleler:
- Ich hätte gerne ein Kilo Tomaten und eine Gurke. – Bir kilo domates ve bir salatalık istiyorum.
- Sind die Erdbeeren aus der Region? – Çilekler yerel mi?
- Was kostet ein Bund Petersilie? – Bir demet maydanoz ne kadar?
- Haben Sie frischen Knoblauch? – Taze sarımsağınız var mı?
Meyveler – das Obst
das Obst (daz opst) – Meyve (genel, tekil olarak kullanılır)
Obst und Gemüse sind wichtig für die Gesundheit. – Meyve ve sebze sağlık için önemlidir.
Öğretmen notu: Almancada "meyve" için iki kelime vardır: das Obst (yenilebilir meyveler, genel kategori) ve die Frucht (botanik anlamda meyve, çoğulu die Früchte). Günlük konuşmada genellikle Obst kullanılır.
der Apfel (dea apfl) – Elma, çoğulu: die Äpfel
Ein Apfel am Tag hält den Doktor fern. – Günde bir elma doktoru uzak tutar. (Almanca atasözü)
Möchtest du einen Apfel? – Bir elma ister misin?
die Orange (di oranje) – Portakal, çoğulu: die Orangen
Ich trinke jeden Morgen frischen Orangensaft. – Her sabah taze portakal suyu içerim.
Orangen haben viel Vitamin C. – Portakallar çok C vitamini içerir.
Not: Güney Almanya ve Avusturya'da portakal için die Apfelsine de denir.
die Banane (di banane) – Muz, çoğulu: die Bananen
Bananen geben viel Energie. – Muzlar çok enerji verir.
Ich esse gerne Bananen zum Frühstück. – Kahvaltıda muz yemeyi severim.
die Erdbeere (di erdbeere) – Çilek, çoğulu: die Erdbeeren
Im Sommer gibt es frische Erdbeeren. – Yazın taze çilek bulunur.
Erdbeeren mit Sahne schmecken wunderbar. – Kremalı çilek harika lezzetlidir.
Kelime analizi: Erd (toprak) + Beere (meyve/üzümsü) = Erdbeere. Yani "toprak meyvesi" anlamına gelir – çilek toprağa yakın yetiştiği için bu ismi almıştır.
die Traube (di traube) – Üzüm, çoğulu: die Trauben
Aus Trauben macht man Wein. – Üzümden şarap yapılır.
Ich kaufe rote und grüne Trauben. – Kırmızı ve yeşil üzüm alıyorum.
Almanca Tüm Meyve İsimleri Tablosu
Almancada bilmeniz gereken tüm meyve isimleri:
- die Birne – Armut
- die Kirsche – Kiraz
- der Pfirsich – Şeftali
- die Aprikose – Kayısı
- die Pflaume – Erik
- die Zitrone – Limon
- die Limette – Misket limonu
- die Mandarine – Mandalina
- die Grapefruit – Greyfurt
- die Wassermelone – Karpuz
- die Honigmelone – Kavun
- die Himbeere – Ahududu
- die Heidelbeere / die Blaubeere – Yaban mersini
- die Brombeere – Böğürtlen
- die Feige – İncir
- der Granatapfel – Nar
- die Ananas – Ananas
- die Mango – Mango
- die Kokosnuss – Hindistancevizi
- die Kiwi – Kivi
Öğretmen notu: Almancada meyve isimlerinin büyük çoğunluğu die (dişil) artikelini alır. Erkek artikelli meyveler çok azdır: der Apfel, der Pfirsich, der Granatapfel. Bu kalıbı bilmek ezberlemenizi kolaylaştırır!
Almanca Kahvaltı Kelimeleri ve Alman Kahvaltı Kültürü
Alman kahvaltısı (das Frühstück) Türk kahvaltısından oldukça farklıdır. Tipik bir Alman kahvaltısında ekmek, tereyağı, reçel, bal, peynir, salam ve yumurta bulunur. Büyük bir sofra yerine genellikle sade ve pratik bir kahvaltı tercih edilir.
das Frühstück (daz früştük) – Kahvaltı
Das Frühstück ist die wichtigste Mahlzeit des Tages. – Kahvaltı günün en önemli öğünüdür.
Was möchtest du zum Frühstück? – Kahvaltıda ne istersin?
frühstücken (früştükın) – Kahvaltı yapmak
Wir frühstücken jeden Morgen zusammen. – Her sabah birlikte kahvaltı yaparız.
Hast du schon gefrühstückt? – Kahvaltı yaptın mı?
Tavsiyem: "Frühstücken" fiilini mutlaka öğrenin. Almancada "kahvaltı yapmak" için ayrı bir fiil var – bu fiili kullanmak sizi çok daha doğal gösterir.
die Wurst (di vurst) – Sosis / Sucuk genel karşılığı
Almanya bir sosis cennetidir! 1500'den fazla sosis çeşidi vardır.
Bratwurst ist in Deutschland sehr beliebt. – Kızarmış sosis Almanya'da çok popüler.
die Salami (di zalami) – Salam
Ich esse gerne Brot mit Salami. – Salamlı ekmek yemeyi severim.
die Knackwurst / die Bockwurst – Sosis çeşitleri
Almancada sosis için birçok spesifik isim vardır. Genel olarak die Wurst kullanabilirsiniz.
An der Imbissbude kaufe ich eine Bockwurst. – Büfeden bir sosis alıyorum.
die Sucuk (di sucuk) – Sucuk
Almanya'daki büyük Türk nüfusu sayesinde sucuk artık Alman süpermarketlerinde de bulunur.
Sucuk mit Ei ist ein beliebtes türkisches Frühstück. – Sucuklu yumurta popüler bir Türk kahvaltısıdır.
der Schinken (dea şinkın) – Pastırma / Jambon
Schinken und Käse auf Brot – ein typisch deutsches Frühstück. – Ekmek üstünde jambon ve peynir – tipik bir Alman kahvaltısı.
Kültürel not: Almanya'da "Aufschnitt" (soğuk kesim) kavramı çok önemlidir. Kahvaltıda ve akşam yemeğinde ekmek üzerine çeşitli salam, jambon, peynir dilimleri konarak yenir. Buna das Abendbrot (akşam ekmeği) denir – Almanlar akşam yemeğinde sıcak yemek yerine sıklıkla soğuk ekmek sofrası kurar!
Almanca İçecek İsimleri ve Telaffuzları
Almanya'da içecek kültürü de oldukça zengindir. Kahveden biraya, çaydan meyve suyuna kadar her şeyin kendine özgü bir yeri vardır.
Sıcak İçecekler
der Tee (dea tee) – Çay
Ich trinke gerne schwarzen Tee. – Siyah çay içmeyi severim.
Möchten Sie Tee oder Kaffee? – Çay mı kahve mi istersiniz?
Kültürel not: Almanya'da çay denilince genellikle bitki çayları (Kräutertee) ya da meyve çayları (Früchtetee) akla gelir. Siyah çay (schwarzer Tee) Türkiye'deki kadar yaygın değildir. Kuzey Almanya'da (özellikle Ostfriesland bölgesinde) ise çay kültürü çok güçlüdür.
der Kaffee (dea kafe) – Kahve
Ich brauche morgens meinen Kaffee. – Sabahları kahveme ihtiyacım var.
Einen Kaffee mit Milch, bitte. – Sütlü bir kahve lütfen.
Almanya dünyanın en çok kahve tüketen ülkelerinden biridir. Ortalama bir Alman yılda yaklaşık 160 litre kahve içer!
Soğuk İçecekler
das Wasser (daz vasa) – Su
Kann ich ein Glas Wasser haben? – Bir bardak su alabilir miyim?
Ich trinke jeden Tag zwei Liter Wasser. – Her gün iki litre su içerim.
Dikkat: Almanya'da restoranda "Wasser" isterseniz genellikle Mineralwasser (maden suyu) gelir ve ücretlidir! Musluk suyu isterseniz Leitungswasser (laytungsvasa) demeniz gerekir. Bu çok önemli bir pratik bilgidir.
das Mineralwasser (daz mineralvasa) – Maden suyu
Ein Mineralwasser mit Kohlensäure, bitte. – Gazlı maden suyu lütfen.
Mineralwasser ohne Kohlensäure – Gazsız maden suyu
Tavsiyem: Almanya'da "mit Kohlensäure" (gazlı) ve "ohne Kohlensäure" ya da "still" (gazsız) ayrımını mutlaka bilin. Almanya'da çoğu kişi gazlı su tercih eder.
die Milch (di milh) – Süt
Kinder sollen viel Milch trinken. – Çocuklar çok süt içmeli.
Ich nehme Milch in den Kaffee. – Kahveye süt koyarım.
der Saft (dea zaft) – Meyve suyu
Orangensaft ist mein Lieblingssaft. – Portakal suyu en sevdiğim meyve suyu.
Möchtest du Apfelsaft oder Orangensaft? – Elma suyu mu portakal suyu mu istersin?
Kelime türetme: Almancada meyve adı + Saft = meyve suyu. Örnek: Apfel + Saft = Apfelsaft (elma suyu), Trauben + Saft = Traubensaft (üzüm suyu).
die Limonade (di limonade) – Limonata
An heißen Tagen trinke ich gerne Limonade. – Sıcak günlerde limonata içmeyi severim.
Dikkat: Almancada "Limonade" sadece limonlu içeceği değil, genel olarak tatlı gazlı içecekleri de ifade edebilir.
die Cola (di kola) – Kola
Eine Cola, bitte! – Bir kola lütfen!
Ich trinke lieber Cola als Saft. – Meyve suyundan çok kola içmeyi tercih ederim.
die Brause / das Sodawasser – Gazoz / Soda
Kinder trinken gerne Brause. – Çocuklar gazoz içmeyi sever.
Ich möchte ein Sodawasser. – Bir soda istiyorum.
der Ayran (dea ayran) – Ayran
Almanya'da Türk kültürünün etkisiyle ayran artık birçok süpermarkette bulunur.
Ayran passt gut zu türkischem Essen. – Ayran Türk yemeklerinin yanına çok yakışır.
Ich trinke Ayran, wenn es heiß ist. – Hava sıcak olduğunda ayran içerim.
der Şalgam – Şalgam suyu
Almanya'daki Türk marketlerinde bulunabilen şalgam suyu, Almanlar için egzotik bir içecektir.
Şalgam ist ein traditionelles türkisches Getränk. – Şalgam geleneksel bir Türk içeceğidir.
Alkollü İçecekler
das Bier (daz bia) – Bira
Deutschland ist berühmt für sein Bier. – Almanya birasıyla ünlüdür.
Ein Bier vom Fass, bitte. – Fıçıdan bir bira lütfen.
Kültürel not: Almanya'nın bira kültürü 500 yılı aşkın bir tarihe sahiptir. 1516'da çıkarılan Reinheitsgebot (Saflık Yasası), biranın sadece su, arpa ve şerbetçiotu ile yapılmasını zorunlu kılmıştır. Almanya'da 1300'den fazla bira fabrikası ve 5000'den fazla bira çeşidi vardır. Bavyera bölgesi özellikle bira kültürüyle ünlüdür.
das Bierbrauen (daz biabrauın) – Bira yapımı
Bierbrauen ist in Deutschland eine lange Tradition. – Bira yapımı Almanya'da köklü bir gelenektir.
Mein Nachbar braut sein eigenes Bier. – Komşum kendi birasını yapıyor.
der Wein (dea vayn) – Şarap
Möchten Sie Rotwein oder Weißwein? – Kırmızı şarap mı beyaz şarap mı istersiniz?
Deutsche Weine sind weltbekannt. – Alman şarapları dünyaca bilinir.
Almanya'nın Rhein ve Mosel nehirleri boyunca uzanan şarap bölgeleri muhteşemdir.
die Weinprobe (di vaynprobe) – Şarap tadımı
Wir machen eine Weinprobe an der Mosel. – Mosel'de şarap tadımı yapıyoruz.
Bei der Weinprobe habe ich fünf Sorten probiert. – Şarap tadımında beş çeşit denedim.
der Rakı (dea rakı) – Rakı
Rakı ist das Nationalgetränk der Türkei. – Rakı Türkiye'nin ulusal içeceğidir.
Rakı trinkt man traditionell mit Wasser. – Rakı geleneksel olarak suyla içilir.
der Whisky (dea viski) – Viski
Er trinkt seinen Whisky pur. – Viskisini sek içer.
der Wodka (dea vodka) – Votka
Wodka kommt ursprünglich aus Osteuropa. – Votka aslında Doğu Avrupa'dan gelir.
Almanca Restoran ve Sipariş İfadeleri
Almanya'da bir restorana gittiğinizde kendinizi rahat hissetmeniz için bu bölümdeki kelimeleri ve kalıp ifadeleri çok iyi öğrenmelisiniz. Restoran deneyimi, dil pratiği için harika bir fırsattır!
das Restaurant (daz restoron) – Restoran
Wir gehen heute Abend ins Restaurant. – Bu akşam restorana gidiyoruz.
Kennen Sie ein gutes Restaurant in der Nähe? – Yakında iyi bir restoran biliyor musunuz?
die Speisekarte / die Menükarte – Menü
Kann ich bitte die Speisekarte haben? – Menüyü alabilir miyim lütfen?
Was empfehlen Sie von der Speisekarte? – Menüden ne tavsiye edersiniz?
Tavsiyem: "Speisekarte" daha yaygın kullanılır. "Menü" kelimesi Almancada bazen "günün menüsü" anlamında dar kapsamlı kullanılır.
der Kellner / die Kellnerin – Garson (erkek / kadın)
Der Kellner ist sehr freundlich. – Garson çok nazik.
Entschuldigung, können Sie bitte kommen? – Affedersiniz, gelir misiniz lütfen?
Dikkat: Almanya'da garsonu çağırırken "Kellner!" diye bağırmak kaba sayılır. Göz teması kurun veya nazikçe "Entschuldigung" (affedersiniz) deyin.
bestellen (beştelın) – Sipariş vermek
Ich möchte bestellen, bitte. – Sipariş vermek istiyorum lütfen.
Haben Sie schon bestellt? – Sipariş verdiniz mi?
die Bestellung (di beştelung) – Sipariş
Ihre Bestellung kommt gleich. – Siparişiniz hemen geliyor.
Kann ich meine Bestellung ändern? – Siparişimi değiştirebilir miyim?
die Rechnung (di rehnung) – Hesap
Die Rechnung, bitte! – Hesap lütfen!
Kann ich mit Karte zahlen? – Kartla ödeyebilir miyim?
Hesap lütfen – Zahlen, bitte!
Zahlen, bitte! – Hesap lütfen! (En kısa ve doğal ifade)
Wir möchten bitte zahlen. – Ödeme yapmak istiyoruz lütfen.
Pratik bilgi: Almanya'da "Die Rechnung, bitte" ya da kısaca "Zahlen, bitte" demek en yaygın kullanımdır. İkisi de aynı anlama gelir.
das Trinkgeld (daz trinkgeld) – Bahşiş
In Deutschland gibt man meistens 5 bis 10 Prozent Trinkgeld. – Almanya'da genellikle yüzde 5-10 bahşiş verilir.
Das Trinkgeld ist freiwillig, aber üblich. – Bahşiş isteğe bağlıdır ama yaygındır.
Kültürel not: Almanya'da bahşiş vermek zorunlu değildir ama beklenir. Genellikle hesabı yuvarlarlar. Örneğin hesap 18,50 € ise 20 € verip "Stimmt so" (üstü kalsın) derler. Bu ifadeyi mutlaka öğrenin!
Almanca Restoranda Kullanılan Pratik Cümleler
Aşağıdaki cümleler, Almanya'da herhangi bir restoranda rahatça sipariş vermenizi sağlayacak kalıp ifadelerdir:
Ich hätte gerne... – ...istiyorum lütfen (kibar sipariş kalıbı)
Ich hätte gerne ein Schnitzel mit Pommes. – Patates kızartmalı şnitzel istiyorum.
Ich hätte gerne einen Apfelsaft. – Bir elma suyu istiyorum.
Ich nehme... – ...alıyorum (daha kısa sipariş kalıbı)
Ich nehme die Tomatensuppe. – Domates çorbasını alıyorum.
Ich nehme das Tagesgericht. – Günün yemeğini alıyorum.
Für mich bitte... – Benim için lütfen...
Für mich bitte einen Salat. – Benim için bir salata lütfen.
Ich bin hungrig / Ich habe Hunger – Acıktım
Ich habe großen Hunger! – Çok acıktım!
Hast du auch Hunger? – Sen de aç mısın?
Not: "Ich bin hungrig" ve "Ich habe Hunger" aynı anlama gelir. İkisini de kullanabilirsiniz.
Guten Appetit! / Mahlzeit! – Afiyet olsun!
Das Essen ist fertig. Guten Appetit! – Yemek hazır. Afiyet olsun!
Almanlar yemek öncesinde mutlaka "Guten Appetit" der. İş yerlerinde öğle yemeğinde "Mahlzeit!" demek de çok yaygındır ve hem "afiyet olsun" hem selamlaşma anlamı taşır.
Prost! / Zum Wohl! – Şerefe!
Prost! Auf eine schöne Zeit! – Şerefe! Güzel zamanlara!
Zum Wohl! – Şerefe! (Daha resmi ortamlarda)
Kültürel not: Almanya'da kadeh kaldırırken göz teması kurmak çok önemlidir. Göz teması kurmamanın 7 yıl kötü şans getireceğine dair bir batıl inanç vardır! "Prost" bira için, "Zum Wohl" şarap için daha yaygın kullanılır.
Almanca Öğün İsimleri ve Yemek Kültürü
Almanya'daki yemek düzeni Türkiye'den farklıdır. Bu bölümde öğün isimlerini ve Alman yemek kültürünü öğreneceksiniz.
das Frühstück (daz früştük) – Kahvaltı
Alman kahvaltısı genellikle sade ve pratiktir: ekmek, tereyağı, reçel, peynir, salam.
das Mittagessen (daz mitagessın) – Öğle yemeği
Um 12 Uhr gibt es Mittagessen. – Saat 12'de öğle yemeği var.
Was gibt es heute zum Mittagessen? – Bugün öğle yemeğinde ne var?
Almanya'da öğle yemeği günün ana sıcak öğünüdür.
zu Mittag essen – Öğle yemeği yemek
Wir essen um eins zu Mittag. – Saat birde öğle yemeği yiyoruz.
Wo esst ihr heute zu Mittag? – Bugün öğle yemeğini nerede yiyorsunuz?
das Abendessen (daz abendessın) – Akşam yemeği
Was kochen wir zum Abendessen? – Akşam yemeğinde ne pişiriyoruz?
Das Abendessen ist um sieben Uhr. – Akşam yemeği saat yedide.
das Abendessen vorbereiten – Akşam yemeği hazırlamak
Ich bereite das Abendessen vor. – Akşam yemeğini hazırlıyorum.
Kannst du mir beim Abendessen vorbereiten helfen? – Akşam yemeği hazırlamada bana yardım edebilir misin?
Kültürel not: Almanya'da akşam yemeğine das Abendbrot da denir. Birçok Alman ailede akşam yemeği sıcak bir yemek değil, ekmek, peynir, salam ve salatadan oluşan soğuk bir sofradır. Bu Türk kültüründen çok farklıdır – bunu bilmek kültürel şok yaşamanızı önler!
Almanca Yemek Çeşitleri: Çorba, Salata ve Tatlılar
die Suppe (di zupe) – Çorba
Eine heiße Suppe im Winter ist wunderbar. – Kışın sıcak bir çorba harikadır.
Ich nehme die Kartoffelsuppe. – Patates çorbasını alıyorum.
Almanya'da popüler çorbalar: Kartoffelsuppe (patates çorbası), Erbsensuppe (bezelye çorbası), Linsensuppe (mercimek çorbası), Tomatensuppe (domates çorbası).
der Salat (dea zalat) – Salata
Ich hätte gerne einen gemischten Salat. – Karışık bir salata istiyorum lütfen.
Der Salat ist frisch und lecker. – Salata taze ve lezzetli.
die Nachspeise / der Nachtisch / das Dessert – Tatlı
Tatlı için üç farklı kelime kullanılır, hepsi aynı anlama gelir:
Was haben Sie als Nachspeise? – Tatlı olarak neleriniz var?
Zum Nachtisch nehme ich Eis. – Tatlı olarak dondurma alıyorum.
Das Dessert war köstlich. – Tatlı nefisti.
das Essen / das Gericht – Yemek
Das Essen war ausgezeichnet! – Yemek mükemmeldi!
Was ist Ihr Lieblingsgericht? – En sevdiğiniz yemek nedir?
Fark: "Essen" genel olarak yemek/yeme eylemi, "Gericht" ise spesifik bir yemek tarifi/tabak anlamındadır.
Almanca Mutfakta Kullanılan Fiiller
Yemek yapmayı seviyorsanız bu fiilleri bilmeniz gerekir. Almanca yemek tariflerini okuyabilmek için bu bölüm çok önemlidir.
kochen (kohın) – Yemek pişirmek / Kaynatmak
Ich koche heute Abend für die ganze Familie. – Bu akşam bütün aile için yemek pişiriyorum.
Kannst du gut kochen? – İyi yemek yapabilir misin?
Das Wasser kocht. – Su kaynıyor.
backen (bakın) – Fırında pişirmek / Pasta yapmak
Meine Mutter backt den besten Kuchen. – Annem en güzel pastayı yapar.
Wir backen zusammen Plätzchen. – Birlikte kurabiye yapıyoruz.
Fark: "Kochen" ocakta pişirmek, "backen" fırında pişirmek demektir. Bu ayrımı bilin!
braten (bratın) – Kızartmak / Tavada pişirmek
Ich brate das Hähnchen in der Pfanne. – Tavuğu tavada kızartıyorum.
grillen (grilın) – Izgara yapmak
Im Sommer grillen wir oft im Garten. – Yazın bahçede sıkça ızgara yaparız.
Kültürel not: Almanlar ızgara yapmayı çok sever! Yaz aylarında parklarda ve bahçelerde ızgara yapmak ulusal bir hobi gibidir. Buna "Grillen" veya "Barbecue" derler.
Diğer önemli mutfak fiilleri:
- schneiden – Kesmek, doğramak. Ich schneide die Zwiebeln. – Soğanları doğruyorum.
- rühren – Karıştırmak. Rühr die Soße um. – Sosu karıştır.
- schälen – Soymak (kabuk). Kannst du die Kartoffeln schälen? – Patatesleri soyar mısın?
- würzen – Baharatlamak. Würz das Fleisch mit Salz und Pfeffer. – Eti tuz ve biberle baharatla.
- dünsten – Buğulamak. Ich dünste das Gemüse. – Sebzeyi buğuluyorum.
- frittieren – Yağda kızartmak. Pommes frites werden frittiert. – Patates kızartması yağda kızartılır.
- aufwärmen – Isıtmak (yeniden). Ich wärme das Essen auf. – Yemeği ısıtıyorum.
- abschmecken – Tadına bakmak. Schmeck die Suppe ab. – Çorbanın tadına bak.
Almanca Yemek ve Mutfak Sohbet Kalıpları
Günlük hayatta yemek konusu hakkında en çok kullanılan soru-cevap kalıpları:
- Was kochst du heute? – Bugün ne pişiriyorsun?
→ Ich mache Linsensuppe und Reis. – Mercimek çorbası ve pilav yapıyorum. - Hast du Hunger? – Aç mısın?
→ Ja, ich bin am Verhungern! – Evet, açlıktan ölüyorum! - Schmeckt es dir? – Beğeniyor musun? / Lezzetli mi?
→ Ja, es schmeckt wunderbar! – Evet, harika lezzetli! - Möchtest du noch etwas? – Daha bir şey ister misin?
→ Nein danke, ich bin satt. – Hayır teşekkürler, doydum. - Kannst du kochen? – Yemek yapabilir misin?
→ Ja, ich koche gerne türkisch. – Evet, Türk yemekleri yapmayı severim. - Was ist dein Lieblingsgericht? – En sevdiğin yemek ne?
→ Mein Lieblingsgericht ist Döner Kebab. – En sevdiğim yemek döner kebaptır. - Bist du Vegetarier/Veganer? – Vejetaryen/Vegan mısın?
→ Ja, ich esse kein Fleisch. – Evet, et yemiyorum. - Wollen wir zusammen essen gehen? – Birlikte yemeğe çıkalım mı?
→ Ja, gerne! Kennst du ein gutes Restaurant? – Evet, memnuniyetle! İyi bir restoran biliyor musun?
Yemek beğenmediğinizde kullanabileceğiniz kibar ifadeler:
- Das ist nicht so mein Geschmack. – Bu pek benim damak tadıma uygun değil.
- Es ist mir ein bisschen zu salzig. – Benim için biraz fazla tuzlu.
- Kann ich stattdessen etwas anderes bekommen? – Bunun yerine başka bir şey alabilir miyim?
Almanca Yiyecek-İçecek Konulu Pratik Diyalog
Aşağıdaki diyalog, bir restoranda sipariş verme senaryosunu canlandırmaktadır. Bu diyaloğu sesli okuyarak pratik yapmanızı öneririm:
Im Restaurant – Restoranda
Kellner: Guten Abend! Haben Sie reserviert?
(İyi akşamlar! Rezervasyonunuz var mı?)
Gast: Guten Abend! Ja, auf den Namen Yılmaz, für zwei Personen.
(İyi akşamlar! Evet, Yılmaz adına, iki kişilik.)
Kellner: Sehr gut, bitte folgen Sie mir. Hier ist Ihr Tisch. Möchten Sie die Speisekarte?
(Çok iyi, lütfen beni takip edin. İşte masanız. Menüyü ister misiniz?)
Gast: Ja, bitte. Und könnten wir schon etwas zu trinken bestellen?
(Evet, lütfen. Ve şimdiden içecek sipariş edebilir miyiz?)
Kellner: Natürlich. Was darf es sein?
(Tabii ki. Ne olsun?)
Gast: Ich hätte gerne ein Mineralwasser ohne Kohlensäure und meine Frau nimmt einen Apfelsaft.
(Gazsız bir maden suyu istiyorum ve eşim bir elma suyu alacak.)
Kellner: Gerne. Ich bringe Ihnen auch die Speisekarte.
(Memnuniyetle. Size menüyü de getireyim.)
(Birkaç dakika sonra)
Gast: Wir möchten bestellen. Ich nehme die Tomatensuppe als Vorspeise und dann das Hähnchen mit Reis.
(Sipariş vermek istiyoruz. Başlangıç olarak domates çorbasını, sonra pirinçli tavuğu alıyorum.)
Gast 2: Für mich bitte den gemischten Salat und die Nudeln mit Gemüse.
(Benim için karışık salata ve sebzeli makarna lütfen.)
Kellner: Sehr gute Wahl! Möchten Sie auch ein Dessert?
(Çok iyi seçim! Tatlı da ister misiniz?)
Gast: Vielleicht später. Danke!
(Belki sonra. Teşekkürler!)
(Yemekten sonra)
Gast: Zahlen, bitte! Kann ich mit Karte zahlen?
(Hesap lütfen! Kartla ödeyebilir miyim?)
Kellner: Selbstverständlich. Das macht zusammen 34 Euro 50.
(Elbette. Toplam 34 Euro 50.)
Gast: Hier, bitte. Stimmt so.
(Buyurun. Üstü kalsın.)
Kellner: Vielen Dank! Einen schönen Abend noch!
(Çok teşekkür ederim! İyi akşamlar!)
Almanca Yiyecek-İçecek Öğrenirken Tavsiyeler
Bu bölümde, yılların öğretmenlik tecrübesiyle size vereceğim pratik öneriler var:
1. Markette Almanca konuşun: Almanya'da yaşıyorsanız markete her gidişinizde ürünlerin Almanca isimlerini okuyun. Ambalajlar üzerindeki Almanca yazılar en iyi öğretmenlerinizden biridir.
2. Almanca yemek tarifleri deneyin: YouTube'da "einfache deutsche Rezepte" (kolay Alman tarifleri) aratın. Hem yemek yapmayı hem Almanca öğrenmeyi birleştirmiş olursunuz.
3. Restoranda Almanca sipariş verin: İlk seferinde heyecanlanabilirsiniz ama her seferinde daha rahat olacaksınız. Başlangıç olarak "Ich hätte gerne..." kalıbını kullanın – bu sizi her durumda kurtarır.
4. Artikellere dikkat edin: Yiyecek-içecek kelimelerinde artikeller karışık dağılır: der Käse, die Milch, das Brot. Kural yoktur, ezberlemek zorundasınız. Her kelimeyi artikeliyle birlikte bir karta yazıp tekrar edin.
5. Bileşik kelimeleri çözümleyin: Almancada yiyecek kelimeleri birleştirilerek yeni kelimeler türetilir. Bu sistemi anlamak binlerce kelimeyi öğrenmenizi kolaylaştırır:
Kartoffel (patates) + Suppe (çorba) = Kartoffelsuppe (patates çorbası)
Apfel (elma) + Saft (su/meyve suyu) = Apfelsaft (elma suyu)
Erdbeer (çilek) + Marmelade (reçel) = Erdbeermarmelade (çilek reçeli)
6. Kültürel farkları öğrenin: Almanya'da yemek kültürü Türkiye'den çok farklıdır. "Abendbrot" kavramı, öğle yemeğinin ana öğün olması, bahşiş kültürü – bunları bilmek dil öğrenmenin ötesinde kültürel uyum sağlamanıza yardımcı olur.
Almanca Yiyecek ve İçecek Kelime Listesi: Hızlı Başvuru Tablosu
Son olarak, bu makalede öğrendiğiniz tüm kelimeleri hızlıca gözden geçirebileceğiniz bir özet liste sunuyorum:
Temel Gıdalar:
- das Brot – Ekmek
- das Roggenbrot – Çavdar ekmeği
- das Vollkornbrot – Tam buğday ekmeği
- das Croissant – Kruvasan
- der Simit – Simit
- das Fleisch – Et
- der Fisch – Balık
- das Hähnchen – Tavuk
- das Ei / die Eier – Yumurta
- der Reis – Pirinç
- die Nudeln – Makarna
- die Kartoffel – Patates
- der Zucker – Şeker
- das Salz – Tuz
- das Gewürz – Baharat
- die Butter – Tereyağı
Peynir ve Şarküteri:
- der Käse – Peynir
- der Frischkäse – Krem peynir
- der Weißkäse – Beyaz peynir
- der Schnittkäse – Kaşar peyniri
- die Salami – Salam
- die Wurst – Sosis
- die Sucuk – Sucuk
- der Schinken – Pastırma / Jambon
- der Honig – Bal
- die Marmelade – Reçel
- die Olive – Zeytin
Sebzeler:
- das Gemüse – Sebze
- die Tomate – Domates
- die Gurke – Salatalık
- die Paprika – Biber
Meyveler:
- das Obst – Meyve
- der Apfel – Elma
- die Orange – Portakal
- die Banane – Muz
- die Erdbeere – Çilek
- die Traube – Üzüm
İçecekler:
- der Tee – Çay
- der Kaffee – Kahve
- die Milch – Süt
- das Wasser – Su
- das Mineralwasser – Maden suyu
- der Saft – Meyve suyu
- die Limonade – Limonata
- die Cola – Kola
- die Brause – Gazoz
- das Sodawasser – Soda
- der Ayran – Ayran
- das Bier – Bira
- der Wein – Şarap
- der Rakı – Rakı
- der Whisky – Viski
- der Wodka – Votka
Restoran ve Öğünler:
- das Restaurant – Restoran
- die Speisekarte – Menü
- der Kellner – Garson
- die Bestellung – Sipariş
- die Rechnung – Hesap
- das Trinkgeld – Bahşiş
- das Frühstück – Kahvaltı
- das Mittagessen – Öğle yemeği
- das Abendessen – Akşam yemeği
- die Suppe – Çorba
- der Salat – Salata
- das Dessert – Tatlı
Önemli İfadeler:
- Ich habe Hunger – Acıktım
- Guten Appetit! – Afiyet olsun!
- Prost! – Şerefe!
- Zahlen, bitte! – Hesap lütfen!
- Stimmt so. – Üstü kalsın.
- Ich hätte gerne... – ...istiyorum lütfen
Bu rehberi düzenli olarak tekrar ederek Almanca yiyecek-içecek kelimelerini kısa sürede öğrenebilirsiniz. Unutmayın, dil öğrenmenin en etkili yolu onu gerçek hayatta kullanmaktır. Bir dahaki sefere bir Alman restoranına gittiğinizde ya da markette alışveriş yaparken bu kelimeleri kullanmayı deneyin – her seferinde biraz daha rahat hissedeceksiniz. Viel Erfolg beim Lernen! (Öğrenmede başarılar!)
