İngilizce Yiyecek ve İçecek İsimleri: Meyve, Sebze ve Mutfak Terimleri

👁 21 kez okundu

Yemek kültürü, bir dili öğrenmenin en keyifli yollarından biridir. İster yurt dışında market alışverişi yapıyor olun, ister bir tarif okuyun ya da bir restoranda menüyü anlamaya çalışın — İngilizce yiyecek, içecek ve mutfak terimlerini bilmek hayatınızı çok kolaylaştıracaktır. Bu kapsamlı rehberde meyvelerden sebzelere, et türlerinden tahıllara, pişirme yöntemlerinden mutfak aletlerine kadar İngilizce gıda dünyasının tüm terimlerini bir öğretmen eşliğinde öğreneceksiniz.

Temel Gıda Kategorileri Hızlı Referans Tablosu

Kategori (Türkçe) Kategori (İngilizce) Okunuşu Örnek Kelimeler
Meyveler Fruits fruuts Apple, Banana, Orange
Sebzeler Vegetables vec'tıbılz Tomato, Potato, Onion
Et ürünleri Meat miit Beef, Chicken, Lamb
Deniz ürünleri Seafood sii'fuud Fish, Shrimp, Salmon
Süt ürünleri Dairy products der'i prodakts Milk, Cheese, Yogurt
Tahıllar Grains greynz Bread, Rice, Pasta
Baharatlar Spices spay'siz Salt, Pepper, Cumin
İçecekler Beverages bev'ıriciz Water, Tea, Coffee
Tatlılar Desserts / Sweets dizörts / sviits Cake, Ice cream, Cookie
Atıştırmalıklar Snacks sneks Chips, Crackers, Nuts

Markette İşinize Yarayacak Temel Cümleler:

  • Where can I find the...? (veır ken ay faynd dı...?) – ...nerede bulabilirim?
  • How much is this? (hav maç iz dis?) – Bu ne kadar?
  • Is this fresh? (iz dis freş?) – Bu taze mi?
  • Do you have organic...? (du yu hev orgenik...?) – Organik ... var mı?
  • I'd like half a kilo of... (ayd layk haf ı kilo ov...) – Yarım kilo ... istiyorum.
  • Can I taste this? (ken ay teyst dis?) – Bunu tadabilir miyim?

1. Meyveler (Fruits)

Meyve isimleri, İngilizce öğrenirken ilk öğrenilen kelime gruplarındandır. Hem günlük hayatta hem de seyahatlerde sıkça ihtiyaç duyacağınız terimlerdir.

Elma – Apple

İngilizce: Apple | Okunuşu: A-pıl

  • I eat an apple every day. – Her gün bir elma yerim.
  • Would you like a green or red apple? – Yeşil mi kırmızı mı elma istersiniz?

Armut – Pear

İngilizce: Pear | Okunuşu: per

  • Pears are in season right now. – Armutlar şu an mevsiminde.
  • This pear is very juicy. – Bu armut çok sulu.

Portakal – Orange

İngilizce: Orange | Okunuşu: O-rinc

  • Can I have a glass of orange juice? – Bir bardak portakal suyu alabilir miyim?
  • Oranges are rich in vitamin C. – Portakallar C vitamini bakımından zengindir.

Mandalina – Tangerine / Mandarin

İngilizce: Tangerine / Mandarin | Okunuşu: tan-cı-RİİN / MAN-dı-rin

  • Tangerines are easier to peel than oranges. – Mandalinalar portakallardan daha kolay soyulur.

Muz – Banana

İngilizce: Banana | Okunuşu: bı-NA-nı

  • I always have a banana for breakfast. – Kahvaltıda her zaman bir muz yerim.
  • Bananas are a great source of potassium. – Muzlar harika bir potasyum kaynağıdır.

Çilek – Strawberry

İngilizce: Strawberry | Okunuşu: STRO-be-ri

  • Strawberries with cream is a classic dessert. – Kremalı çilek klasik bir tatlıdır.
  • Fresh strawberries are available in summer. – Taze çilek yazın bulunur.

Kiraz – Cherry

İngilizce: Cherry | Okunuşu: ÇE-ri

  • I love cherries! – Kirazı çok seviyorum!
  • Cherry season is in June. – Kiraz mevsimi Haziran'dadır.

Üzüm – Grape

İngilizce: Grape | Okunuşu: greyp

  • Would you like red or green grapes? – Kırmızı mı yeşil mi üzüm istersiniz?
  • Wine is made from grapes. – Şarap üzümden yapılır.

Karpuz – Watermelon

İngilizce: Watermelon | Okunuşu: VO-tır-me-lın

  • Watermelon is the perfect summer fruit. – Karpuz mükemmel bir yaz meyvesidir.
  • This watermelon is so sweet! – Bu karpuz çok tatlı!

Kavun – Melon

İngilizce: Melon | Okunuşu: ME-lın

  • Melon with ham is a popular appetizer in Italy. – Jambonlu kavun İtalya'da popüler bir başlangıçtır.

💡 Öğretmen Notu – Meyve İsimleri Hakkında: İngilizce'de meyve isimleri genellikle sayılabilir isimdir: "an apple", "two bananas". Ancak bazı durumlarda sayılamaz isim olarak kullanılır: "I like fruit" (Meyve severim — genel anlamda). "Fruits" çoğul hali ise farklı meyve türlerinden bahsederken kullanılır: "Tropical fruits include mango and papaya."

2. Sebzeler (Vegetables)

Domates – Tomato

İngilizce: Tomato | Okunuşu: tı-MEY-to (AmE) / tı-MAA-to (BrE)

  • I need two tomatoes for the salad. – Salata için iki domates lazım.
  • Tomato soup is my favorite. – Domates çorbası favorim.

💡 İlginç Bilgi: "Tomato" kelimesinin okunuşu Amerikan ve İngiliz İngilizcesinde farklıdır. Bu kadar ünlüdür ki bir şarkı bile vardır: "You say tomato (tı-MEY-to), I say tomato (tı-MAA-to)."

Biber – Pepper

İngilizce: Pepper | Okunuşu: PE-pır

  • Green peppers are less sweet than red peppers. – Yeşil biberler kırmızı biberlerden daha az tatlıdır.
  • Add some black pepper to the soup. – Çorbaya biraz karabiber ekle.

💡 Dikkat: "Pepper" hem sebze (bell pepper / dolmalık biber) hem de baharat (black pepper / karabiber) anlamına gelir. Karıştırmamak için:
• Bell pepper = Dolmalık biber (sebze)
• Chili pepper = Acı biber
• Black pepper = Karabiber (baharat)

Patlıcan – Eggplant / Aubergine

İngilizce: Eggplant (AmE) / Aubergine (BrE) | Okunuşu: EG-plant / O-bır-jiin

  • Grilled eggplant is delicious. – Izgara patlıcan nefis.
  • Aubergine is used a lot in Mediterranean cooking. – Patlıcan Akdeniz mutfağında çok kullanılır.

Patates – Potato

İngilizce: Potato | Okunuşu: pı-TEY-to

  • Baked potatoes are very popular in England. – Fırında patates İngiltere'de çok popüler.
  • Mashed potatoes go well with steak. – Patates püresi biftek ile çok iyi gider.

Soğan – Onion

İngilizce: Onion | Okunuşu: AN-yın

  • Chopping onions always makes me cry. – Soğan doğramak beni her zaman ağlatır.
  • French onion soup is a classic. – Fransız soğan çorbası bir klasiktir.

Sarımsak – Garlic

İngilizce: Garlic | Okunuşu: GAR-lik

  • Garlic bread is my weakness! – Sarımsaklı ekmek benim zaafım!
  • Add two cloves of garlic to the sauce. – Sosa iki diş sarımsak ekleyin.

💡 Not: Sarımsak dişi İngilizce'de "clove of garlic" olarak adlandırılır. Bir baş sarımsak ise "a head / a bulb of garlic"tır.

Salatalık – Cucumber

İngilizce: Cucumber | Okunuşu: KYUU-kam-bır

  • Cucumber salad is very refreshing. – Salatalık salatası çok ferahlatıcı.
  • As cool as a cucumber. – Çok sakin, soğukkanlı. (İngilizce deyim)

Zeytin – Olive

İngilizce: Olive | Okunuşu: O-liv

  • I prefer black olives over green ones. – Siyah zeytini yeşile tercih ederim.
  • Olive oil is essential in Mediterranean cuisine. – Zeytinyağı Akdeniz mutfağında vazgeçilmezdir.

3. Et, Balık ve Protein Kaynakları

Et – Meat

İngilizce: Meat | Okunuşu: miit

  • Do you eat meat? – Et yer misin?
  • Red meat should be consumed in moderation. – Kırmızı et ölçülü tüketilmeli.

Tavuk – Chicken

İngilizce: Chicken | Okunuşu: Çİ-kin

  • Grilled chicken is a healthy option. – Izgara tavuk sağlıklı bir seçenektir.
  • Chicken soup is good when you're sick. – Tavuk çorbası hastayken iyi gelir.

Balık – Fish

İngilizce: Fish | Okunuşu: fiş

  • I love fried fish. – Kızarmış balık severim.
  • Fish and chips is a British classic. – Balık ve patates kızartması İngiliz klasiği.

Yumurta – Egg

İngilizce: Egg | Okunuşu: eg

  • How would you like your eggs? – Yumurtanızı nasıl istersiniz?
  • I'll have scrambled eggs, please. – Çırpılmış yumurta alayım, lütfen.

💡 Yumurta Pişirme Türleri:
• Scrambled eggs = Çırpılmış yumurta
• Fried egg = Sahanda yumurta
• Boiled egg = Haşlanmış yumurta
• Poached egg = Poşe yumurta
• Omelette = Omlet
• Sunny-side up = Tek tarafı pişmiş yumurta

Sucuk – Turkish Sausage / Sucuk

İngilizce: Turkish sausage / Sucuk | Okunuşu: TÖR-kiş SO-sic

  • Sucuk and eggs is a traditional Turkish breakfast. – Sucuklu yumurta geleneksel Türk kahvaltısı.
  • Turkish sausage is spicier than regular sausage. – Türk sucuğu normal sosisten daha baharatlıdır.

Protein – Protein

İngilizce: Protein | Okunuşu: PRO-tiin

  • Chicken is a great source of protein. – Tavuk harika bir protein kaynağıdır.
  • You need to eat more protein. – Daha fazla protein yemen gerekiyor.

Vitamin – Vitamin

İngilizce: Vitamin | Okunuşu: VAY-tı-min (AmE) / Vİ-tı-min (BrE)

  • Oranges are full of vitamin C. – Portakallar C vitamini dolu.
  • Do you take any vitamin supplements? – Vitamin takviyesi alıyor musun?

4. Tahıllar, Bakliyat ve Temel Gıdalar

Ekmek – Bread

İngilizce: Bread | Okunuşu: bred

  • Can I have some bread, please? – Biraz ekmek alabilir miyim, lütfen?
  • Whole wheat bread is healthier than white bread. – Tam buğday ekmeği beyaz ekmekten daha sağlıklı.

💡 Ekmek Türleri:
• White bread = Beyaz ekmek
• Whole wheat bread = Tam buğday ekmeği
• Sourdough = Ekşi maya ekmek
• Baguette = Baget
• Flatbread = Yassı ekmek / Lavaş
• Rye bread = Çavdar ekmeği

Pirinç / Pilav – Rice

İngilizce: Rice | Okunuşu: rays

  • I'd like rice as a side dish. – Yan yemek olarak pilav istiyorum.
  • Basmati rice goes well with curry. – Basmati pirinci köri ile çok iyi gider.

💡 Not: Türkçe'de "pirinç" (çiğ hali) ve "pilav" (pişmiş hali) farklı kelimelerdir. İngilizce'de her ikisi için de "rice" kullanılır. Pişmiş pilav için "cooked rice" veya "steamed rice" diyebilirsiniz.

Bulgur – Bulgur

İngilizce: Bulgur / Bulgur wheat | Okunuşu: BUL-gır

  • Bulgur is a staple in Turkish cuisine. – Bulgur Türk mutfağının temel gıdalarındandır.
  • Bulgur salad is known as "kısır" in Turkey. – Bulgur salatası Türkiye'de "kısır" olarak bilinir.

Un – Flour

İngilizce: Flour | Okunuşu: flau-ır

  • You need flour to make bread. – Ekmek yapmak için una ihtiyacın var.
  • All-purpose flour is the most common type. – Çok amaçlı un en yaygın türdür.

Makarna – Pasta

İngilizce: Pasta | Okunuşu: PAS-tı

  • I love pasta with tomato sauce. – Domates soslu makarna severim.
  • Spaghetti, penne, and fusilli are types of pasta. – Spagetti, penne ve fusilli makarna türleridir.

Baklagiller – Legumes / Pulses

İngilizce: Legumes / Pulses | Okunuşu: LE-gyuumz / PAL-siz

  • Legumes are an important source of protein. – Baklagiller önemli bir protein kaynağıdır.
  • Lentils, chickpeas, and beans are all legumes. – Mercimek, nohut ve fasulye hep bakliyattır.

💡 Bakliyat Türleri:
• Lentils = Mercimek
• Chickpeas = Nohut
• Beans = Fasulye
• Kidney beans = Barbunya
• White beans = Kuru fasulye
• Green peas = Bezelye

Maya – Yeast

İngilizce: Yeast | Okunuşu: yiist

  • You need yeast to make the dough rise. – Hamurun kabarması için mayaya ihtiyacın var.
  • Active dry yeast is used in baking. – Kuru aktif maya fırıncılıkta kullanılır.

5. Süt Ürünleri ve Diğer Temel Gıdalar

Peynir – Cheese

İngilizce: Cheese | Okunuşu: çiiz

  • What kind of cheese would you like? – Ne tür peynir istersiniz?
  • I'd like a cheese omelette. – Peynirli omlet istiyorum.

💡 Peynir Türleri:
• Cheddar = Çedar
• Mozzarella = Mozarella
• Parmesan = Parmezan
• Feta = Beyaz peynir (Türk beyaz peynirine benzer)
• Cream cheese = Krem peynir
• Cottage cheese = Süzme peynir

Tereyağı – Butter

İngilizce: Butter | Okunuşu: BA-tır

  • Can I have some bread and butter? – Biraz ekmek ve tereyağı alabilir miyim?
  • Melt the butter in a pan. – Tereyağını tavada eritebildirim.

Kaymak – Cream / Clotted Cream

İngilizce: Cream / Clotted cream | Okunuşu: kriim

  • Turkish clotted cream is famous worldwide. – Türk kaymağı dünya çapında ünlüdür.
  • Strawberries and cream is a classic British dessert. – Çilek ve krema klasik İngiliz tatlısı.

Yağ – Oil / Fat

İngilizce: Oil (sıvı yağ) / Fat (katı yağ) | Okunuşu: oyl / fat

  • Use olive oil for the salad dressing. – Salata sosu için zeytinyağı kullan.
  • This food is too oily. – Bu yemek çok yağlı.

💡 Yağ Türleri:
• Olive oil = Zeytinyağı
• Sunflower oil = Ayçiçeği yağı
• Vegetable oil = Bitkisel yağ
• Coconut oil = Hindistan cevizi yağı
• Butter = Tereyağı

Bal – Honey

İngilizce: Honey | Okunuşu: HA-ni

  • Turkish honey is among the best in the world. – Türk balı dünyanın en iyileri arasındadır.
  • Would you like honey or jam on your toast? – Tostunuza bal mı reçel mi istersiniz?

💡 Kültür Notu: "Honey" aynı zamanda sevgi hitabı olarak da kullanılır: "Hi, honey!" = "Merhaba tatlım!"

Reçel – Jam / Marmalade

İngilizce: Jam / Marmalade | Okunuşu: cem / MAR-mı-leyd

  • Strawberry jam is my favorite. – Çilek reçeli favorim.
  • Marmalade is made from citrus fruits. – Marmelat narenciye meyvelerinden yapılır.

💡 Fark: "Jam" her türlü meyveden yapılan reçeldir. "Marmalade" ise sadece turunçgillerden (portakal, limon, greyfurt) yapılan reçeldir.

Şeker – Sugar

İngilizce: Sugar | Okunuşu: ŞU-gır

  • Do you take sugar in your tea? – Çayına şeker alır mısın?
  • I'm trying to reduce my sugar intake. – Şeker alımımı azaltmaya çalışıyorum.

Tuz – Salt

İngilizce: Salt | Okunuşu: solt

  • Can you pass the salt, please? – Tuzu uzatır mısın, lütfen?
  • This soup needs a little more salt. – Bu çorbaya biraz daha tuz lazım.

6. Öğünler ve Yemek Türleri

Kahvaltı – Breakfast

İngilizce: Breakfast | Okunuşu: BREK-fest

  • What time is breakfast? – Kahvaltı saat kaçta?
  • I usually have a light breakfast. – Genellikle hafif bir kahvaltı yaparım.
  • Turkish breakfast is famous for its variety. – Türk kahvaltısı çeşitliliğiyle ünlüdür.

Öğle Yemeği – Lunch

İngilizce: Lunch | Okunuşu: lanç

  • What are you having for lunch? – Öğle yemeğinde ne yiyeceksin?
  • Let's have lunch together. – Birlikte öğle yemeği yiyelim.
  • Lunch break is from 12 to 1. – Öğle yemeği arası 12'den 1'e.

Akşam Yemeği – Dinner / Supper

İngilizce: Dinner / Supper | Okunuşu: Dİ-nır / SA-pır

  • What's for dinner tonight? – Bu akşam yemekte ne var?
  • We're having friends over for dinner. – Akşam yemeğine arkadaşlarımız gelecek.
  • Dinner is ready! – Akşam yemeği hazır!

💡 Fark: "Dinner" daha resmi ve genel, "supper" ise daha hafif ve geç saatte yenen akşam yemeğini ifade eder. ABD'de genellikle "dinner", İngiltere'nin bazı bölgelerinde "supper" tercih edilir.

Yemek – Meal / Food

İngilizce: Meal (öğün) / Food (yiyecek) | Okunuşu: miil / fuud

  • That was a wonderful meal! – Harika bir öğündü!
  • I love Turkish food. – Türk yemeklerini seviyorum.
  • How many meals do you eat a day? – Günde kaç öğün yersin?

7. Popüler Yiyecekler ve Türk Mutfağı Terimleri

Çorba – Soup

İngilizce: Soup | Okunuşu: suup

  • I'd like a bowl of soup, please. – Bir kase çorba istiyorum, lütfen.
  • Lentil soup is a Turkish classic. – Mercimek çorbası Türk klasiği.

Salata – Salad

İngilizce: Salad | Okunuşu: SA-lıd

  • I'll have a Caesar salad. – Sezar salatası alayım.
  • Can I get a side salad? – Yanında salata alabilir miyim?

Sandviç – Sandwich

İngilizce: Sandwich | Okunuşu: SAND-viç

  • I'll have a chicken sandwich, please. – Bir tavuklu sandviç alayım.
  • Would you like your sandwich toasted? – Sandviçinizi kızarmış ister misiniz?

Tost – Toast / Toasted Sandwich

İngilizce: Toast / Toasted sandwich | Okunuşu: tost

  • Can I have a cheese toast? – Peynirli tost alabilir miyim?
  • I'd like two slices of toast with butter. – Tereyağlı iki dilim tost istiyorum.

💡 Dikkat: İngilizce'de "toast" genellikle kızarmış ekmek dilimi anlamına gelir. Türkiye'deki gibi tost makinesiyle yapılan peynirli sandviç için "toasted sandwich" veya "grilled cheese sandwich" kullanın.

Pizza – Pizza

İngilizce: Pizza | Okunuşu: PİT-sa

  • Let's order a pizza. – Pizza sipariş edelim.
  • I'd like a margherita pizza, please. – Bir margarita pizza istiyorum, lütfen.

Hamburger – Hamburger / Burger

İngilizce: Hamburger / Burger | Okunuşu: HAM-bör-gır / BÖR-gır

  • I'll have a cheeseburger with fries. – Bir cheeseburger ve patates kızartması alayım.
  • Can I have a veggie burger? – Vejetaryen burger alabilir miyim?

Nugget – Nugget

İngilizce: Nugget / Chicken nuggets | Okunuşu: NA-git

  • Kids love chicken nuggets. – Çocuklar tavuk nugget sever.
  • Can I have six chicken nuggets? – Altı tavuk nugget alabilir miyim?

Patates Kızartması – French Fries / Chips

İngilizce: French fries (AmE) / Chips (BrE) | Okunuşu: frenç frayz / çips

  • Can I have fries with that? – Yanında patates kızartması alabilir miyim?
  • Fish and chips is Britain's national dish. – Balık ve patates kızartması İngiltere'nin ulusal yemeğidir.

💡 Karışıklık Uyarısı:
• AmE "fries" = BrE "chips" = Patates kızartması
• AmE "chips" = BrE "crisps" = Cips (paketten)

Köfte – Meatball / Köfte

İngilizce: Meatball / Köfte | Okunuşu: MİİT-bol

  • Turkish köfte is world-famous. – Türk köftesi dünyaca ünlüdür.
  • Swedish meatballs are also very popular. – İsveç köftesi de çok popülerdir.

Döner – Döner Kebab / Doner

İngilizce: Döner kebab / Doner | Okunuşu: DÖ-nır kı-BAB

  • I'd like a chicken doner, please. – Bir tavuk döner istiyorum, lütfen.
  • Döner kebab is popular all over Europe. – Döner kebap tüm Avrupa'da popülerdir.

Dolma – Stuffed (Vine Leaves / Vegetables)

İngilizce: Stuffed vine leaves / Stuffed vegetables | Okunuşu: staft vayn liivz

  • Stuffed vine leaves are a traditional Turkish dish. – Yaprak sarması geleneksel bir Türk yemeğidir.
  • Stuffed peppers and tomatoes are my favorite. – Biber ve domates dolması favorim.

Dürüm – Wrap

İngilizce: Wrap | Okunuşu: rap

  • Can I have a chicken wrap? – Bir tavuk dürüm alabilir miyim?
  • Wraps are a quick and easy meal. – Dürümler hızlı ve kolay bir öğün.

Güveç – Casserole / Stew

İngilizce: Casserole / Stew | Okunuşu: KA-sı-rol / styuu

  • Turkish güveç is a slow-cooked casserole. – Türk güveci yavaş pişirilen bir güveç yemeğidir.
  • Beef stew is comfort food on a cold day. – Dana güveç soğuk bir günde ferah yemek.

Lokum – Turkish Delight

İngilizce: Turkish Delight | Okunuşu: TÖR-kiş di-LAYT

  • Would you like to try some Turkish Delight? – Biraz lokum denemek ister misiniz?
  • Rose-flavored Turkish Delight is the most traditional variety. – Gül aromalı lokum en geleneksel çeşittir.

Revani – Revani / Semolina Cake

İngilizce: Revani / Semolina cake (with syrup) | Okunuşu: se-mı-Lİ-nı keyk

  • Revani is a Turkish semolina cake soaked in syrup. – Revani, şerbetli bir Türk irmik tatlısıdır.

8. Pişirme Yöntemleri (Cooking Methods)

Menü okurken veya tarif takip ederken pişirme yöntemlerini bilmek çok önemlidir.

Pişirmek / Yemek Pişirmek / Yemek Yapmak – To Cook

İngilizce: To cook | Okunuşu: tu kuk

  • I love cooking. – Yemek yapmayı seviyorum.
  • Can you cook? – Yemek yapabilir misin?
  • My mother cooks the best food. – Annem en güzel yemekleri yapar.

Temel Pişirme Yöntemleri Tablosu

Türkçe İngilizce Açıklama
Kızartmak (yağda) To fry / Deep fry Yağda kızartma
Izgara yapmak To grill / To barbecue Ateş/ızgara üzerinde pişirme
Fırınlamak To bake / To roast Fırında pişirme
Haşlamak To boil Suda kaynatma
Buğulamak To steam Buharla pişirme
Kavurmak / Sotelmek To sauté / To stir-fry Az yağda çevirme
Doğramak To chop / To dice Kesme / Küp küp doğrama
Karıştırmak To stir / To mix Karıştırma
Ölçmek To measure Miktarını ölçme

Kızartma – Fried / Deep-fried

İngilizce: Fried / Deep-fried | Okunuşu: frayd / diip frayd

  • Fried chicken is very popular in the US. – Kızarmış tavuk ABD'de çok popüler.
  • Deep-fried foods are not very healthy. – Kızartılmış yiyecekler çok sağlıklı değildir.

Izgara – Grilled

İngilizce: Grilled | Okunuşu: grild

  • I prefer grilled fish over fried fish. – Kızarmış balık yerine ızgara balığı tercih ederim.
  • Grilled vegetables are a healthy side dish. – Izgara sebzeler sağlıklı bir yan yemektir.

Fırın / Fırınlamak – Oven / To Bake

İngilizce: Oven (fırın) / To bake (fırınlamak) | Okunuşu: A-vın / tu beyk

  • Preheat the oven to 180 degrees. – Fırını 180 dereceye ön ısıtma yapın.
  • Bake the cake for 30 minutes. – Keki 30 dakika fırınlayın.

💡 Fark:
• Bake = Genellikle ekmek, kek, pasta gibi hamur işleri için
• Roast = Genellikle et ve sebzeler için fırında pişirme
• Grill = Doğrudan ateş/ısı kaynağı üzerinde pişirme
• Broil (AmE) = Fırının üst ısıtıcısıyla pişirme

Haşlama / Haşlamak – Boiled / To Boil

İngilizce: Boiled / To boil | Okunuşu: boyld / tu boyl

  • Boiled eggs are a healthy snack. – Haşlanmış yumurta sağlıklı bir atıştırmalık.
  • Boil the pasta for 10 minutes. – Makarnayı 10 dakika haşlayın.

Ocak – Stove / Cooktop

İngilizce: Stove / Cooktop / Hob (BrE) | Okunuşu: stov

  • Put the pot on the stove. – Tencereyi ocağa koy.
  • Turn off the stove when you're done. – İşin bitince ocağı kapat.

Tarif – Recipe

İngilizce: Recipe | Okunuşu: RE-sı-pi

  • Can you share the recipe? – Tarifi paylaşabilir misin?
  • I found a great recipe online. – İnternette harika bir tarif buldum.
  • This is my grandmother's recipe. – Bu babaannemin tarifi.

Malzemeler – Ingredients

İngilizce: Ingredients | Okunuşu: in-GRİ-di-ınts

  • What ingredients do I need? – Hangi malzemelere ihtiyacım var?
  • All the ingredients are listed on the packaging. – Tüm malzemeler ambalajda yazılı.

9. Sağlıklı Beslenme ve Diyet

Sağlıklı Beslenme – Healthy Eating / Healthy Diet

İngilizce: Healthy eating / Healthy diet / Balanced diet
Okunuşu: HEL-zi İİ-ting

Örnek cümleler:

  • I'm trying to eat healthier. – Daha sağlıklı beslenmye çalışıyorum.
  • A balanced diet includes fruits, vegetables, and protein. – Dengeli bir diyet meyve, sebze ve protein içerir.
  • Healthy eating doesn't mean you can't enjoy food. – Sağlıklı beslenme yemekten zevk alamayacağınız anlamına gelmez.

Diyet – Diet

İngilizce: Diet | Okunuşu: DAY-ıt

  • I'm on a diet. – Diyet yapıyorum.
  • The Mediterranean diet is very healthy. – Akdeniz diyeti çok sağlıklıdır.
  • What diet do you follow? – Hangi diyeti uyguluyorsun?

💡 İlgili Terimler:
• Low-carb diet = Düşük karbonhidrat diyeti
• Calorie = Kalori
• Organic food = Organik gıda
• Processed food = İşlenmiş gıda
• Whole foods = Doğal, işlenmemiş gıdalar
• Superfoods = Süper gıdalar (chia, kinoa, vb.)

10. Karşılaştırma Tablosu: Amerikan ve İngiliz İngilizcesi Farkları

Yiyecek-içecek konusunda Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasında önemli farklar vardır:

Türkçe Amerikan İngilizcesi (AmE) İngiliz İngilizcesi (BrE)
Patates kızartması French fries Chips
Cips (paketten) Chips Crisps
Patlıcan Eggplant Aubergine
Kabak Zucchini Courgette
Bisküvi Cookie Biscuit
Şeker / Tatlı Candy Sweets
Paket servis To go / Takeout Takeaway
Konserve Canned Tinned

11. Pratik Diyalog: Markette Alışveriş

Customer: Excuse me, where can I find fresh vegetables?
(Bakar mısınız, taze sebzeleri nerede bulabilirim?)

Staff: The produce section is in aisle 3, on your left.
(Meyve-sebze bölümü 3. koridorda, solunuzda.)

Customer: Thank you. Do you have organic tomatoes?
(Teşekkürler. Organik domatesniz var mı?)

Staff: Yes, the organic section is at the end of the aisle. You'll also find organic peppers and cucumbers there.
(Evet, organik bölüm koridorun sonunda. Orada organik biber ve salatalık da bulabilirsiniz.)

Customer: Great. I also need eggs, flour, and yeast. I'm making bread at home.
(Harika. Ayrıca yumurta, un ve mayaya ihtiyacım var. Evde ekmek yapıyorum.)

Staff: Eggs are in the dairy section, aisle 5. Flour and yeast are in the baking aisle, number 7.
(Yumurtalar süt ürünleri bölümünde, koridor 5. Un ve maya fırıncılık bölümünde, koridor 7.)

Customer: Perfect, thank you so much!
(Mükemmel, çok teşekkür ederim!)

12. Pratik Diyalog: Tarif Paylaşma

Friend: This lentil soup is amazing! Can you share the recipe?
(Bu mercimek çorbası muhteşem! Tarifi paylaşır mısın?)

You: Of course! First, chop the onions and garlic. Then sauté them in olive oil until golden.
(Tabii ki! Önce soğanları ve sarımsağı doğra. Sonra zeytinyağında altın rengi olana kadar kavur.)

Friend: What ingredients do I need?
(Hangi malzemeler lazım?)

You: You need red lentils, onion, garlic, tomato paste, olive oil, salt, and cumin. Boil everything for about 20 minutes, then blend it.
(Kırmızı mercimek, soğan, sarımsak, salça, zeytinyağı, tuz ve kimyon lazım. Her şeyi yaklaşık 20 dakika haşla, sonra blenderdan geçir.)

Friend: That sounds easy! I'll try it this weekend.
(Kolay gibi görünüyor! Bu hafta sonu deneyeceğim.)

13. Öğretmen Notları ve Sık Yapılan Hatalar

Sık Yapılan Hatalar

Yanlış ❌ Doğru ✅ Açıklama
I want eat rice. I want to eat rice. "want" + to + fiil
I like cook. I like cooking. / I like to cook. "like" + fiil-ing veya to + fiil
I ate a bread. I ate some bread. / I ate a piece of bread. "Bread" sayılamaz isimdir, "a" almaz
Give me a water. Can I have some water? "Water" sayılamaz, "some" kullanılır
The food is very spice. The food is very spicy. "Spice" isim, "spicy" sıfattır
I cooked a cake. I baked a cake. Kek için "bake" kullanılır

💡 Sayılabilir ve Sayılamaz İsimler:

Sayılabilir (a/an, çoğul) Sayılamaz (some, a piece of)
an apple, two apples bread → some bread, a slice of bread
an egg, three eggs rice → some rice, a bowl of rice
a tomato, four tomatoes water → some water, a glass of water
a banana, five bananas cheese → some cheese, a piece of cheese
a grape, a bunch of grapes meat → some meat, a slice of meat

14. Özet ve Son Sözler

Bu kapsamlı rehberde İngilizce yiyecek, içecek ve mutfak terimlerini detaylı şekilde öğrendiniz:

  • Meyveler: Apple, pear, orange, banana, strawberry, cherry, grape, watermelon, melon ve daha fazlası.
  • Sebzeler: Tomato, pepper, eggplant, potato, onion, garlic, cucumber, olive.
  • Et ve protein: Meat, chicken, fish, egg ve pişirme dereceleri.
  • Tahıllar: Bread, rice, bulgur, flour, pasta ve bakliyat türleri.
  • Öğünler: Breakfast, lunch, dinner ve ilgili ifadeler.
  • Popüler yemekler: Soup, salad, pizza, burger, döner, köfte ve Türk mutfağı terimleri.
  • Pişirme yöntemleri: Fry, grill, bake, boil, steam, sauté ve daha fazlası.
  • Sağlıklı beslenme: Healthy eating, diet, organic food terimleri.

15. Alıştırma / Pratik

1. Aşağıdaki Türkçe kelimelerin İngilizce karşılıklarını yazın:

  • a) Elma → ________________
  • b) Domates → ________________
  • c) Tavuk → ________________
  • d) Pirinç → ________________
  • e) Soğan → ________________
  • f) Çilek → ________________
  • g) Ekmek → ________________
  • h) Peynir → ________________

2. Doğru pişirme yöntemini seçin:

  • a) Kek yapmak → ________ (bake / fry)
  • b) Yumurta kızartmak → ________ (boil / fry)
  • c) Makarna haşlamak → ________ (grill / boil)
  • d) Et ızgara yapmak → ________ (steam / grill)

3. Sayılabilir mi sayılamaz mı? "a/an" veya "some" ile tamamlayın:

  • a) ________ apple
  • b) ________ bread
  • c) ________ egg
  • d) ________ rice
  • e) ________ banana
  • f) ________ water

Cevap Anahtarı:

1. a) Apple b) Tomato c) Chicken d) Rice e) Onion f) Strawberry g) Bread h) Cheese

2. a) bake b) fry c) boil d) grill

3. a) an apple b) some bread c) an egg d) some rice e) a banana f) some water

Yiyecek ve içecek kelimeleri, günlük hayatta en çok kullanacağınız İngilizce kelime gruplarından biridir. Yurt dışında alışveriş yaparken, restoranda menü okurken veya bir arkadaşınıza tarif anlatırken bu kelimelere mutlaka ihtiyaç duyacaksınız. Her gün birkaç yeni yiyecek kelimesi öğrenerek başlayın ve pratik yapmaya devam edin!